Brisin

15 Temmuz Darbe Girişimi 8



 
İşte TBMM'yi vuran hain
Kalkışma gecesi TBMM’yi vurma emrini Akıncı Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim verdi. Bombalayan ise F-16 pilotu Yüzbaşı Hüseyin Türk.
 
Kalkışma gecesi TBMM’yi vurma emrini Akıncı Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim verdi. Bombayı ise bu emirle kalkan F-16 pilotu Yüzbaşı Hüseyin Türk bıraktı
FETÖ'nün darbe girişiminde Gazi Meclis'i F-16 ile vuran hainin kim olduğu tespit edildi. Milletin Meclisine gözünü kırpmadan bomba yağdıran kişinin TSK'dan ihraç edilen 4'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı Hava Pilot Kurmay Yüzbaşı Hüseyin Türk olduğu belirlendi. Türk ifadesinde, talimatı Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a terörist Fethullah Gülen ile görüştürmeyi talep eden Akıncı Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim'den aldığını itiraf etti.
105 PİLOT GÖZALTINDA
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen darbe soruşturması FETÖ'nün üssü olarak kullanılan Akıncılar'ı mercek altına aldı. Bu kapsamda 4'üncü Ana Jet Üst Komutanlığında görevli olan ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ihraç edilen 105 pilot gözaltına alındı. Bu pilotların emniyetteki sorguları yapılmaya devam ederken önceki gün sorgusu biten 5 kişi Sincan Batı Adliyesine sevk edildi. Pilotlardan Kurmay Yüzbaşı Hüseyin Türk ile Üst Teğmen Halil İbrahim G. darbeye teşebbüsten tutuklanırken 3 pilot da adli kontrolle serbest bırakıldı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Dairesi ekiplerince yürütülen sorgularda FETÖ'nün darbe girişimindeki kilit isimler de netlik kazanıyor.
TBMM'yi F16 ile bombalayan FETÖ militanı da Emniyet sorgusunda kendini açık etti. Hainin TSK'dan ihraç edilen 4'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı Hava Pilot Kurmay Yüzbaşı Hüseyin Türk olduğu belirlendi. Emniyette sorguları süren 105 pilot arasında olan Türk önce kendini gizledi. Hain, KOM Dairesi ekiplerince yapılan çapraz sorguda TBMM'yi bombaladığını itiraf etti.
"EMİRLE TBMM'Yİ VURDUM"
Hüseyin Türk ifadesinde, talimatı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı terörist Fethullah Gülen ile görüştürmeyi talep eden Akıncı Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim'den aldıklarını belirtti.
Akın Öztürk'ün damadı olan Hava Pilot Kurmay Yarbay Hakan Karakuş ve Hava Pilot Kurmay Binbaşı Mustafa Azimetli'nin konuyla ilgili kendileriyle toplantı yaptığını kaydeden Türk, o toplantıda kendine koordinatların verildiğini belirtti.
Türk ifadesinin sonunda ise "Komutanlarımın verdiği emirle hedefimde olan Türkiye Büyük Millet Meclisini vurdum" dedi.
Kaynak Haber7.com 03.08.2016 03.40 Son Güncellenme 06.08.2016



Akıncılar Üssü'ndeki ikinci sivil
Akıncılar Üssü'ndeki ikinci sivil
Ankara’yı bombalayan uçakların kalktığı Akıncı Üssü’nde Anafartalar Koleji'nin sahibi Hakan Çiçek'in de ağırlandığı ortaya çıktı. 
harekat merkezi olarak kullandığı ve komutanların rehin tutulduğu Akıncı 4. Ana Jet Üssü'nde, 'hava imamı' Adil Öztürk'ün yanısıra önemli bir ismin daha bulunduğu ortaya çıktı.
16 Temmuz sabaha karşı yapılan operasyonla Akıncı Üssü darbecilerden geri alınırken, aralarında sivillerin de bulunduğu çok sayıda şüpheli kaçmaya çalışırken yakalanmıştı. Bunlardan birisinin, FETÖ'cü subay çocukları için 'Kemalist' maskeyle kurulan Anafartalar Koleji'nin sahibi Hakan Çiçek olduğu öğrenildi. Tutuklanarak cezaevine gönderilen Çiçek'in savcılık ifadesine ulaşıldı.
SOSYAL ETKİNLİĞE GİTMİŞ
Darbe girişiminden 3 gün önce Ankara'ya geldiğini anlatan Çiçek, okuldan bir öğrencinin velisi olan Albay Ahmet Özçetin'in kendisini cuma günü saat 20.30 sıralarında 'sosyal etkinlik' için Akıncı Üssü'ne davet ettiğini öne sürdü. Bu davet üzerine üsse gittiğini söyleyen Çiçek, “Bulunduğum yerde Albay Özçetin'le bir iki şahıs daha vardı. Ben gittikten birkaç dakika sonra askeri hareketlilik başladı. Sosyal etkinlik yapılacağını söylemişlerdi ancak ben içeriğinin ne olduğunu bilmiyordum” dedi.
'KAÇARKEN YAKALANDIM'
Çiçek, hareketlilik başlayınca çıkamadığını ve sabaha kadar orada kaldığını öne sürerek, “Saat 08.00 sıralarında gün aydınlanınca çitten atlayıp kaçanları gördüm. Ben de beton duvarının üzerindeki tellerden atlayıp köye doğru yürümeye başladım. Ben bu şekilde hava üssünden kaçarken jandarma görevlilerince yakalandım. Kaçanların kimler olduğunu bilmiyorum. Akıncı Üssü'nde rütbeli ya da sivil Ahmet Özçetin dışında kimseyi tanımıyorum” ifadelerini kullandı.
Çiçek, velisi olduğunu iddia ettiği Özçetin'in Anafartalar Koleji'nde okuyan çocuğunun ismini ise bilemedi. Çiçek, “Albay Ahmet Özçetin'in oğlunun ismini bilmiyorum. Aslında ismini ve cinsiyetini de bilmiyorum” diye konuştu.
TERÖRİST FETULLAH GÜLEN'İ TANIMADI
FETÖ üyesi olmadığını ileri süren Çiçek, “Fetullah Gülen'i tanımam, kitaplarını da okumadım. Amerika'ya 1 ay önce oğlumu götürdüm. Mermer satışlarımının 1 milyon dolarlık kısmı Ameriya'ya yapılmaktadır. Her yıl 2 veya 3 kez Amerika'ya gidip geliyorum. Pensilvanya'ya hiç gitmedim. Gülen ile hiç konuşmadım” şeklinde kendini savundu.
Savcının “Darbenin merkezi Akıncı Hava Üssü'ndeki rütbeli askerlerden hangisine FETÖ adına ağabeylik yapıyorsun?” sorusuna Çiçek, “Ben kimsenin, hiçbir subayın abisi değilim. Yapılan bu faaliyeti de kınıyorum. Ben üste akşamdan sabaha kadar dışarıda bir bankın üzerinde bekledim. Neler olduğunu bilmiyorum. Oraya çok defa uçak ve helikopter inip kalktı ancak net sayıyı bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
Kaynak Yeni Şafak 04.08.2016 / 12:05  Son güncelleme: 06.08.2016


Darbe riski henüz geçmedi, işte Emniyet'in yazısı
Başbakan Yıldırım'ın 'Darbe riski henüz geçmedi, riskleri ortadan kaldırmak için çalışıyoruz' sözlerinin altında yatan istihbarat bilgileri ortaya çıktı.
 
Güvenlik birimleri, 15 Temmuz'daki başarısız darbe girişiminin ardından şimdi yeni bir tehdit olup olmadığı araştırmasına koyuldu. Ortaya çıkan sonuçlar, Başbakan'ın 'endişe etmesini' gerektirecek kadar önemli... Türkiye'nin uçurumun kenarından dönmesinin ardından muhalefetin bilgilendirilmesi çerçevesinde Başbakan Binali Yıldırım, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli ile bir araya geldi.
"DARBE RİSKİ HENÜZ GEÇMEDİ"
Yıldırım'ın her iki görüşmede, "Darbe riski henüz geçmedi, riskleri ortadan kaldırmak için çalışıyoruz" açıklaması dikkat çekici.15 Temmuz'un oluşturduğu süreçte ilk şokun atlatılmasıyla birlikte, güvenlik birimleri başarısız darbe girişiminin ardından şimdi yeni bir tehdit olup olmadığı araştırmasına koyuldu.
Ortaya çıkan sonuçlar, Başbakan Binali Yıldırım'ın "endişe etmesini" gerektirecek kadar önemli.
İŞTE EMNİYET'İN YAZISI
Devletin resmi yazışmalarına konu olan darbe girişimi tehditleri kapsamında elde edilen ilk sonuçları şöyle özetlemek mümkün:
- "Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 17 Temmuz tarihli yazısında, "Darbe kalkışması neticesi başarısız olan FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarında her şeyi kayıp vermiş olmanın psikolojisi ile bir takım eylemlerin gerçekleştirilebileceği, bu kapsamda özellikle vatandaşlarımızın hassasiyetini de dikkate alarak ülkemizde bulunan Suriyeliler ile bu şahısların konut, işyeri ve araçlarına yönelik çatışma ortamı oluşturma amaçlı saldırıların düzenlenebileceği, aynı şekilde dini duygular istismar edilmek suretiyle bir takım mezhepsel çatışmalara zemin hazırlayacak faaliyetlere girişebilecekleri, (Özellikle Sünni ve Alevi vatandaşlarımızın karşı karşıya getirilmeye çalışılabileceği)."
ADLİYE BİNALARI, EMNİYET, ASKERİ TESİSLER...
- Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 18 Temmuz tarihli yazısında "Darbe girişimi ile ilgili olarak asker kişiler ile bazı emniyet teşkilatı mensupları ve yargı mensupları gözaltına alınmış ve halen gözaltı işlemleri devam etmektedir. Bu kişilerin gözaltına alınması ile ilgili olarak başta adliye binaları, emniyet binaları ve askeri tesisler içinde ve civarında provokasyon amaçlı şahısların ifade vermek, teslim olmak ve benzeri sebeplerle gelerek silahlı ve bombalı eylemler gerçekleştirebileceğinin değerlendirildiği."
DEŞİFRE OLMAYANLAR
- Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 21 Temmuz tarihli yazısında, "FETÖ/PDY'nin deşifre edilen sözde askeri kanadı tarafından silahlı kuvvetlerde hâlâ deşifre olmamış unsularının bulundukları yerlerde ellerindeki tüm imkanları seferber etmeleri, asla geri adım atmamaları, nokta operasyon kabiliyeti olanların derhal uygulamaya geçmeleri, deşifre olmayan unsurları ile yeniden kalkışmaya geçilmesinin yanı sıra başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere siyasi, askeri ve mülki idarecilere suikast gibi provokatif girişimlere başvurabileceğinin değerlendirildiği."
BÜYÜKŞEHİRLERE SİLAH VE MÜHİMMAT
- Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 21 Temmuz tarihli yazısında, "FETÖ/PDY tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra oluşabilecek güvenlik zafiyetinden faydalanmak isteyen PKK terör örgütünün eylemlerde kullanmak maksadıyla başta Ankara olmak üzere büyükşehirlere silah ve mühimmat aktarımı yaptığı bilgilerinin elde edildiği."
AİLELER ALIKONULABİLİR
- EGM İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nın 21 Temmuz tarihli yazısında, "FETÖ/PDY mensupları tarafından önümüzdeki günlerde darbe karşıtı asker ve polis ailelerinin evlerine gidilip, 'eşiniz görevde rahatsızlandı/hastalandı' gibi söylemlerde bulunularak hastaneye götürme bahanesiyle ailelerin alıkonulacağı." belirtildi."
(Kaynak: Milliyet/ Tolga Şardan) 03.08.2016 - 09:17   Son güncelleme: 06.08.2016
 

Hüseyin Avni Mutlu hakkındaki suçlama belli oldu
Darbe girişimi sonrası gözaltına alınan eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu hakkındaki suçlama ortaya çıktı.

Hüseyin Avni Mutlu hakkındaki suçlama belli oldu
 
Hain darbe girişiminin ardından gözaltına alınan eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Diyarbakır Valiliği yaptığı dönemde, yoksul çocuklar için gönderilen yarım milyonu, FETÖ dershanelerine aktarmakla suçlanıyor
Diyarbakır Başsavcılığı, darbe girişiminin ardından gözaltına alınan ve mal varlığına tedbir konulan eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun Diyarbakır Valiliği yaptığı dönemde kamu kaynaklarını FETÖ dershanelerine gönderdiği fezleke hazırlanıpYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Dosyayı inceleyen Yargıtay Başsavcılığı, İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma izni vermesi üzerine, Mutlu ile o dönemdeki yardımcısı Mehmet Yeşilbaş ve 17 Aralık darbe girişiminden sonra açığa alınan eski Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam hakkında, "Denetim görevinin ihmali, kamu kaynaklarının silahlı terör örgütüne aktarılması" suçlarından son soruşturma açılması için dosyayı Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne gönderdi.
DERSHANEYE AKTARILDI
Dosyaya göre, valilik bünyesindeki SODES projesi kapsamında 500 yoksul çocuğun eğitim masraflarını karşılamak için Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı'nca 500 bin lira ödenek çıkarıldı. Projede görev alan emniyet içindeki FETÖ'ye bağlı polis ve emniyet amirleri, yaklaşık maliyet çıkarmayıp, idari ve teknik şartname hazırlamadı. Daha uygun teklif veren başka dershaneler olmasına rağmen ihale 425 bin lira bedelle ruhsatsız olan ve şartnameye uymayan FETÖ bünyesindeki Kardelen Pratik SBS dershanesine verildi. Para, ihale dokümanı hazırlanmadan, maliyet çıkarılmadan, ilan işlemleri yapılmadan ve açık ihaleye çıkılmadan mevzuata aykırı biçimde doğrudan FETÖ'nün dershanesinin hesabına aktarıldı.
İKİ KATI BEDELLE...
Kaydı yapılan öğrencilerin bir kısmı eğitimi yetersiz bulup dershaneye gitmemesine rağmen, kayıtları silinmeden farklı kimlik bilgileriyle yeni listeler oluşturularak fazladan haksız kazanç sağlandı. İhaleyi, Diyarbakır'daki 20 dershaneden alınan yıllık rayiç bedelin iki katı bedelle alan dershane, ruhsatsız binada MEBP izni olmayan yetersiz öğrencilerle ders verdi. Projeden sorumlu vali yardımcısı, emniyet müdürü ile vali de tüm bunlara göz yumdu
Kaynak SABAH 03.08.2016 07.36   Son güncelleme: 06.08.2016
 
 
Kışlaları dolaşan beyaz elbiseli kişi aranıyor
İfade veren asker ve askeri öğrenciler içtima alanlarına inen helikopterdeki beyaz bir elbiseli şahsın komutanlarla görüştüğünü anlattı.

Kışlaları dolaşan beyaz elbiseli kişi aranıyor
 
Darbe girişimi sonrasında gözaltına alınan bazı askerlerin ifadeleri kafaları karıştırdı. Askerler bulundukları birlikteki içtima alanlarına darbe girişimi öncesi helikopter indiğini, helikopterden de beyaz elbiseli bir kişinin inerek bölükte bulunan komutanlarıyla görüştüklerini söylediler. Bu görüşmenin ardından iseİstanbul’un çeşitli yerlerine gönderildiklerini anlattılar.
‘ERDOĞAN TUTUKLANDI’ DEDİ
Gözaltında bulunan Emre A. ifadesinde, “1. taburda  askerlik görevimi yapmaktayım. Araçlara bindirildikten sonra bölük komutanımız, ‘Recep Tayyip Erdoğan tutuklandı. Araçtan inmek isteyenlere kurşun en yakınlarından gelir. Jandarma ve polis kılıklı teröristler olabilir. Görevlendirildiğiniz yerlerde bunlarla birlikte gerekirse sivil vatandaşları da vurun’ diye emir verdi. Bu arada içtima alanına helikopter indi. Beyaz elbiseli bir şahıs inerek bölük komutanı ile görüştü. Daha sonra görev yerlerimize gittik” dedi.
‘ARAÇTAN İNEN KURŞUNU YER’
8 yıldır Hava Harp Okulu öğrencisi olduğunu söyleyen Zafer A. da, “Bizi otobüslere bindirdiler. Başımızdaki komutan, ‘Recep Tayyip Erdoğan yakalandı. Araçtan inen olursa başına kurşunu yer’ diyerek bizleri Sabiha Gökçen Havalimanı’na gönderdi. Burada vatandaşların ‘asker sen öldün’ şeklindeki tepkileriyle karşılaştık. Ne olduğunu bilmediğimiz için yaya olarak kaçmak zorunda kaldık” dedi.
‘TOPKULE’DE İŞGAL VAR GİDİYORUZ’
66. Mekanize Birliği’nde asker olduğunu söyleyen Oğuzhan Y. de olay günü atış talimi yaptıklarını belirterek, “Akşam saatlerinde birlikteki garajda içtima olduğunu ve toplanmamızı söylediler. Bölük komutanı üsteğmen Hakan Aydemir ‘Topkule’de işgal var. Atatürk Havalimanı’nda işgal var oraya gidiyoruz’ dedi. İstediğimiz kadar mühimmat yanımıza alabileceğimizi söylediler. Halk direnişi ile karşılaştık. Neler olduğundan haberimiz yoktu. Ağabeyimi aradım o da darbe girişimi olduğunu söyleyerek, “Mühimmat verildiyse şarjörü takma’ diyerek beni uyardı. Durumu arkadaşlarıma anlatarak halkın üzerine ateş etmeden sevgi gösterileriyle polise teslim edildik” dedi.
Kaynak Vatan 03.08.2016 07:51   Son güncelleme: 06.08.2016

Kripto kolejin sahibi de Akıncı’da yakalandı
Ankara’yı bombalayan uçakların kalktığı Akıncı Üssü’nün özel bir misafiri daha ağırladığı ortaya çıktı. İsyan bastırıldığında FETÖ’nün Hava Kuvvetleri İmamı Adil Öksüz’le birlikte duvardan atlayıp kaçmaya çalışanlardan biri Anafartalar Koleji’nin sahibi Hakan Çiçek’ti.

 
Türkiye'yi kana bulayan FETÖ'cü kalkışmanın yaşandığı gece cuntacıların hava harekat merkezi olarak kullandığı ve komutanların rehin tutulduğu Akıncı 4. Ana Jet Üssü'nde, 'hava imamı' Adil Öztürk'ün yanısıra önemli bir ismin daha bulunduğu ortaya çıktı. 16 Temmuz sabaha karşı yapılan operasyonla Akıncı Üssü darbecilerden geri alınırken, aralarında sivillerin de bulunduğu çok sayıda şüpheli kaçmaya çalışırken yakalanmıştı. Bunlardan birisinin, FETÖ'cü subay çocukları için 'Kemalist' maskeyle kurulan Anafartalar Koleji'nin sahibi Hakan Çiçek olduğu öğrenildi. Tutuklanarak cezaevine gönderilen Çiçek'in savcılık ifadesine ulaşıldı. 
SOSYAL ETKİNLİĞE GİTMİŞ Darbe girişiminden 3 gün önce Ankara'ya geldiğini anlatan Çiçek, okuldan bir öğrencinin velisi olan Albay Ahmet Özçetin'in kendisini cuma günü saat 20.30 sıralarında 'sosyal etkinlik' için Akıncı Üssü'ne davet ettiğini öne sürdü. Bu davet üzerine üsse gittiğini söyleyen Çiçek, “Bulunduğum yerde Albay Özçetin'le bir iki şahıs daha vardı. Ben gittikten birkaç dakika sonra askeri hareketlilik başladı. Sosyal etkinlik yapılacağını söylemişlerdi ancak ben içeriğinin ne olduğunu bilmiyordum” dedi.
'KAÇARKEN YAKALANDIM'Çiçek, hareketlilik başlayınca çıkamadığını ve sabaha kadar orada kaldığını öne sürerek, “Saat 08.00 sıralarında gün aydınlanınca çitten atlayıp kaçanları gördüm. Ben de beton duvarının üzerindeki tellerden atlayıp köye doğru yürümeye başladım. Ben bu şekilde hava üssünden kaçarken jandarma görevlilerince yakalandım. Kaçanların kimler olduğunu bilmiyorum. Akıncı Üssü'nde rütbeli ya da sivil Ahmet Özçetin dışında kimseyi tanımıyorum” ifadelerini kullandı. Çiçek, velisi olduğunu iddia ettiği Özçetin'in Anafartalar Koleji'nde okuyan çocuğunun ismini ise bilemedi. Çiçek, “Albay Ahmet Özçetin'in oğlunun ismini bilmiyorum. Aslında ismini ve cinsiyetini de bilmiyorum” diye konuştu.
TERÖRİST FETULLAH GÜLEN'İ TANIMADI FETÖ üyesi olmadığını ileri süren Çiçek, “Fetullah Gülen'i tanımam, kitaplarını da okumadım. Amerika'ya 1 ay önce oğlumu götürdüm. Mermer satışlarımının 1 milyon dolarlık kısmı Ameriya'ya yapılmaktadır. Her yıl 2 veya 3 kez Amerika'ya gidip geliyorum. Pensilvanya'ya hiç gitmedim. Gülen ile hiç konuşmadım” şeklinde kendini savundu. Savcının “Darbenin merkezi Akıncı Hava Üssü'ndeki rütbeli askerlerden hangisine FETÖ adına ağabeylik yapıyorsun?” sorusuna Çiçek, “Ben kimsenin, hiçbir subayın abisi değilim. Yapılan bu faaliyeti de kınıyorum. Ben üste akşamdan sabaha kadar dışarıda bir bankın üzerinde bekledim. Neler olduğunu bilmiyorum. Oraya çok defa uçak ve helikopter inip kalktı ancak net sayıyı bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
Kaynak : Yeni Şafak  03.08.2016 - 09:02    Son güncelleme: 06.08.2016


Linç edildiği öne sürülen eri binbaşı vurmuş!
Boğaziçi Köprüsü’nde darbe girişiminin sabaha linç edilerek öldürüldüğü öne sürülen er Kurtuluş Kaya’nın silah arkadaşları gerçeği anlattı.

Linç edildiği öne sürülen eri binbaşı vurmuş!
 
Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) mensup askerlerin 15 Temmuz'da yeltendiği darbe sırasında daha sonra adı Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen Boğaziçi Köprüsü'nde öldürülen er Kurtuluş Kaya'nın halka ateş etmediği için komutanı tarafından vurulduğu ortaya çıktı. İstanbul'daki Kuleli Askeri Lisesi Lojistik Destek Komutanlığı emrinde kantinci olarak vatani görevini yapan Kaya'nın nasıl katledildiğiyle ilgili detayları aynı komutanlıkta askerlik yapan koğuş arkadaşları anlattı.
"AHMET BİNBAŞI YAPTI"Er İsmail Yurdakul ifadesinde "Önce tatbikat alarmı verdiler. Akşam 8-9 sıralarında Boğaz Köprüsü'ne götürüp yolu kestirdiler. Koğuş arkadaşım Kurtuluş Kaya gözünden vurularak yere düştü. Binbaşı Ahmet Taştan halka sıkıyordu. Fakat biz de kaçmayı denesek bizi de vuracaktı. Bunu Binbaşı Ahmet Taştan'ın yaptığını düşünüyorum. Gözlerini kan bürümüştü. İnsan evladı değiller. Ben korkudan silahımı alarak geri çekildim" dedi.
Er Mehmet Emre ise  aynı şekilde kışladan çıkarıldıklarını anlattı. Beylerbeyi Sarayı önünde trafiği kestiklerini söyleyen Emre, Binbaşı Ahmet Taştan'ın polisle tartışıp havaya ateş açtığını söyledi. Sonrasında Boğaz Köprüsü'nde durup yolu kestiklerini söyleyen Emre, "Motosikletli bir kişi askerleri geçmeye çalıştı. Binbaşı Ahmet Taştan taradı. Yine Binbaşı Taştan ateş etmemizi etmezsek bizi vuracağını söyledi. Arkadaşımız Kurtuluş'u emre uymadığı için komutanın vurduğunu duyduk. Sabah silahlarımızı bırakıp teslim olduk" ifadelerini kullandı.
RÜTBELERİNİ SÖKTÜLER
Er Adem Buruk da şu ifadeleri kullandı: (Beylerbeyi Sarayı önünde) Yarbay Turgay Ödemiş, Binbaşı Ahmet Taştan birlikte ölümüne halka ateş ediyorlardı. Gece saat 1 buçuk 2 sularında arkadaşımız Kurtuluş gözünden vurularak düştü. Polis ise bizi vurmaya çalışsa vururdu ama polis ateş açmıyordu. Komutan hiç gelip ne oldu diye bakmadı bile. Biz geri çekildik, rütbeliler ise arkaya geçip rütbelerini söküyordu."
'BU CİNAYETİN PEŞİNİ BIRAKMAM'
Oğlunun asker arkadaşlarının sosyal medyada da benzer ifadeler yazdığını söyleyen Çankırı Germece köyünden baba Satılmış Kaya, "Onu tatbikat var diyerek alıp götüren komutanların hepsinden davacı olacağım. Ve bu işin peşini sonuna kadar bırakmayacağım" dedi.
Kaynak SABAH  03.08.2016 09:58   Son güncelleme: 06.08.2016
 

 
Darbeci general PKK'ya çalışmış!
Darbe gecesi öldürülen FETÖ’cü Tuğgeneral Terzi’nin Özel Kuvvetler’in operasyonlarını yönettiği Suriye’de PKK lehine çalıştığı öne sürüldü.
 
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, önceki gün bir televizyon kanalında darbe girişiminde cuntacıların arasında olan Tuğgeneral Semih Terzi için “O katil, o vatan haini TSK’nın Suriye’deki operasyonlarını yöneten kişiydi” dedi.
Başbuğ’u destekleyen bir açıklama da eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümamiral Suat Polat'dan geldi. Polat, FETÖ üyesi Terzi’nin, Suriye’de Türkiye aleyhine ve ABD lehine faaliyet yaptığının tartışmasız olduğunu söyledi. Başbuğ ile Polat’ın sözleri, PKK’nın neden bu bölgede zemin kazanmaya başladığını da ortaya çıkardı.
15 Temmuz’da Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda komutayı ele almak isterken Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir tarafından başından tek kurşunla vurularak öldürülen darbeci Terzi’nin, Türkiye’nin Suriye’de Özel Kuvvetler Komutanlığı aracılığıyla düzenlediği operasyonlar ya da olası harekat planları ile muhaliflerle kurmaya çalıştığı iletişimin başında olduğu tespit edildi.
Durumu ‘vahim’ olarak niteleyen emekli Tümamiral Polat, FETÖ üyesi Terzi’nin, Suriye’de Türkiye aleyhine ve ABD lehine faaliyet yaptığının tartışmasız olduğunu söyledi.
GÖZÜ KARA BİR HAİN
Polat, “Şöyle düşünün, FETÖ’nün bağlantılı olduğu kurum ABD istihbaratı olan CIA. PKK’nın Suriye kolu olan PYD kiminle irtibatlı, o da CIA. İkisinin de üst aklı CIA. O zaman Suriye’de Türkiye lehine mi bir şey yapar yoksa ABD lehine mi? 15 Temmuz gecesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na giderek ‘Komutanınız ben oldum’ diyecek kadar gözü kara olan bir hainin Suriye’de Türkiye lehine bir şey yapması beklenemez” diye konuştu.
KAYNAKSTAR    Son güncelleme: 06.08.2016 03.08.2016 10:10
 
TÜBİTAK'ın Gebze yerleşkesinde baskın
FETÖ soruşturması kapsamında TÜBİTAK'ın Gebze'deki yerleşkesinde polis arama yapıyor....
 
FETÖ/PDY terör örgütü soruşturması kapsamında polis Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜBİTAK'a operasyon düzenledi. Operasyonda çok sayıda kişi gözaltına alındı.
EKİPLER OPERASYON GERÇEKLEŞTİRDİ
Kocaeli'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Gebze Yerleşkesi'nde, polis ekiplerince operasyon yapıldı.
POLİSLER ARAMA YAPTI
Soruşturma doğrultusunda İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi'ndeki birimlerde arama gerçekleştirdi.
DÖKÜMAN VE BELGELERE EL KONULDU Ekipler tarafından bazı dokümanlar ve belgelere el konuldu.
ŞÜPHELİLER GÖZALTINA ALINDI Arama kapsamında bazı şüphelilerin gözaltına alındığı öğrenildi.
Kaynak TürkiyeGazetesi  03.08.2016 - 11:57  Son güncelleme:06.08.2016
 
 
FETÖ'nün 'yapılacaklar listesi' ele geçirildi!
Bursa'da gerçekleştirilen FETÖ operasyonunda,polis baskınlarında ve öncesinde yapılması gerekenlere ilişkin liste ele geçirildi.
 
Bursa'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında örgüte finansal destek sağlayan bir firmaya yapılan operasyonda, polis baskını ve öncesinde yapılması gerekenleri içeren bir liste bulundu.
Firmada yapılan incelemede, polis baskını ve öncesinde yöneticiler, şef ve birçok çalışanın özellikle dikkat etmesi gerekenlerin bulunduğu bir liste ele geçirildi.
MADDE MADDE SIRALANMIŞ
İlk maddesi "Polisin belge ve kağıtları inceleme yetkisi yok, savcılara götürme yetkisi var" olan listede, yapılması gerekenler şöyle sıralanıyor:
"155 aranıp telefon açık tutulmalı, avukat isteyeceksin, susma hakkını kullanacaksın, bilgisayarlara şifre konulmalı, müdür odalarının temizliği ve takibi olmalı, sıkıntılı bilgisayarların harddiskleri değiştirilmeli, el konulan zarf ya da poşetin üstlerine imza atılmalı, aramalarda mutlaka güvenliğe sorulmalı ve yetkililere haber verilmeli, kimlik sorulmalı, arama kararı, başlangıç ve bitiş tarihi ile sebebine bakılmalı, avukat aranmalı ve gelene kadar polisler bekletilmeli, kötü bir durum varsa zabıt kameraya alınmalı, polisler tek başına bir yere girmemeli muhakkak yanlarında olmalıyız, parmak izine dikkat edilmeli."
Söz konusu liste, firma hakkında, "terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak, FETÖ/PDY'ye finansman desteği sağlamak amacıyla dini duyguların istismar edilmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlamalarını içeren dosyaya konuldu.
Kaynak tgrthaber.com  03.08.2016 - 11:43   Son güncelleme:06.08.2016


Uludağ Üniversitesi'nde 150 akademisyen ve personel açığa alındı
Uludağ Üniversitesi'nde FETÖ/PDY'ye yönelik devam eden soruşturma kapsamında, aralarında akademisyenlerin de bulunduğu 150 kişinin açığa alındı.

uludag universitesi.jpg
 
Başarısız darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY yönelik soruşturmalar Bursa'da da devam ediyor. Yaklaşık 5 bin öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve çalışanı bulunan Uludağ Üniversitesi'nde, aralarında çeşitli fakültelerden akademisyen ve yöneticilerinde bulunduğu 150 kişi açığa alındı. Bu sayının önümüzdeki günlerde çok daha artabileceğini belirten yetkililer, yapılacak incelemenin ardından nihai kararın YÖK tarafından verileceğini ve üniversiteninde uygulayacağını belirttiler.
Kaynak Dha 03.08.2016 Son güncellenme 06.08. 2016


Sudan FETÖ okullarını kapatıyor
Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Beşir ülkesindeki FETÖ okullarının kapatılmasına dair emir verdi.
Türkiye'nin Sudan Hartum Büyükelçisi Cemaletten Aydın Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Beşir'in FETÖ ile bağlantılı okulların kapatılmasına dair talimat verdiğini söyledi.Sputnik’in haberine göre; Büyükelçi Aydın, Ankara’nın Sudan’ın bu meseledeki dayanışmasını takdirle karşıladığını söyledi. Büyükelçi Aydın, el Beşir’in darbe sonrası Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a kişisel olarak telefon açan birkaç isimden biri olduğunu da sözlerine ekledi.
Kaynak tgrthaber.com 03.08.2016 10.38  Son güncelleme:06.08.2016



FETÖ'cü askerlerden kalemli parola!
FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında konuşan mağdur Harbiye öğrencileri FETÖ'cü subaylar için dikkat çeken bir detaydan bahsetti.

FETÖ'cü askerlerden kalemli parola!
 
Kara Harp Okulu'nda subay olmak için eğitim görürken Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi komutanların baskıları sonucu istifa etmek zorunda kalan öğrenciler, yaşadıkları baskılara ilk kez 'kulak verildiğini' belirterek sadece kendilerinin değil aile yaşamlarının da alt üst olduğunu, buna yol açanların kendilerini Harbiye'den uzaklaştırmanın da yargı önünde hesabını vermesini istedi. Öğrenciler, şimdi ortaya çıkan F serisi bir dolarlar gibi geçmişte de kendi okullarında pahalı marka bir dolma kalemin Fetullahçılar arasında parola gibi kullanıldığını anlattı.
Harp okullarından ayrılmak zorunda kalan ya da atılan, her birinin gelecek rüyaları karartılan gençler 2 bin 500 kişilik bir platform oluşturarak yeniden seslerini duyurmaya başladı. Daha önceki yakınmalarına karşılık bulamadıklarından şikayet eden gençlerden Adana'da yaşayan Cumali Neşeliler, Engin Güngör, Tayhan Karadan ve Abdullah Okan Eryiğit, 2006-2014 yılları arasında İstanbul'daki Kuleli Askeri Lisesi ile İzmir'deki Maltepe Askeri Lisesi'nden mezun olup Ankara'daki Kara Harp Okulu'nu kazandı. Subay olmak için eğitime başlayan öğrenciler, okullarındaki FETÖ/PDY üyesi takım, bölük ve alay komutanlarının baskı ve yıldırma girişimlerine uğradı. FETÖ/PDY çizgisinde bulunmayan öğrenciler, ağır askeri eğitimler, disiplin soruşturmaları, sınav notlarının düşürülmesi ve sağlık raporlarıyla okuldan uzaklaştırıldı. O dönem Öğrenci Alay Komutanı olarak görev yapan Tuğgeneral Mehmet Şükrü Eken'in de aralarında bulunduğu çok sayıda komutanın 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrası FETÖ'cü oldukları anlaşıldı, tutuklanıp ordudan atıldı.
Kaynak Haber7.com 03.08.2016  15:37  Son Güncellenme 06.08.2016 
 

7 kurşuna rağmen kışlasını teslim etmeyen komutan konuştu
Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında çıkan çatışmada vücuduna 7 kurşun isabet etmesine rağmen kahramanca direniş göstererek kışlasını darbe yanlısı askerlere teslim etmedi.

57a1b69818c7741130987eb7.jpg
 
FETÖ mensuplarına boyun eğmeyerek canı pahasına darbe girişimine engel olan askerlerin kahramanlık hikayeleri gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Bunlardan biri olan Kartaltepe Kışlası Komutanı Ala'nın darbe girişimi sırasında canını hiçe sayarak gösterdiği direniş, dinleyenleri gururlandırıyor. 
Olay gecesi, polislerin lojmandan çıkışlara izin vermemesine rağmen bir yolunu bulup dışarı çıkan Ala, çeşitli zorlukların üstesinden gelerek kışlasına gitmeyi başardı. Burada önce darbe yanlısı askerleri ikna etmek için uzun süre çaba sarf eden Ala, bazıları üzerinde etkili oldu. 
Bununla yetinmeyen Ala, teslim olmamakta direnen FETÖ mensuplarına karşı kahramanca çatışmaya girdi. Vatan uğrunda vücudunun farklı yerlerine 7 kurşun isabet etmesine rağmen darbecilere boyun eğmeyen Ala, "sancağı" düşürmeyerek kışlasını teslim etmedi. 
"OLAY GÜNÜ KIŞLADA ÇOK GARİP DURUMLAR YAŞADIK"
Davut Ala, normalde başka yerde görevli olduğunu ancak Ramazan Bayramı'ndan kısa süre önce, bir generalin kendisini Kartaltepe Kışlası Komutanı olarak görevlendirdiğini söyledi. 
Olay günü kışlada çok garip durumlar yaşadıklarını anlatan Ala, "Mesela, topluca tüm tugaya atış yaptırıldı. Meğer tugay komutanı bizden habersiz tugaya gelmiş. Kışla komutanı olduğum halde haberim yok. Telsiz çevrimi yapmışlar. Bir nevi hazırlık yapmışlar. Akşam mesai biterken silah kaybolduğu yönünde bir haber geldi. Normalde gündüz vakti asla öyle bir şey olmaz. Akşam saatlerinde bulunduğunu söylediler. Bundan çok şüphelendim." diye konuştu.
Ala, daha sonra ikamet ettiği Zeytinburnu'ndaki lojmanına gitmek üzere yola çıktığını belirterek, şöyle devam etti:
"GATA psikiyatriye giden bir ere refakatçi olarak gönderdiğimiz bir astsubayımız aradı ve TSK'nın darbe yaptığını söyledi. Biz de güldük, inanmadık. Meğer çocuk doğru diyormuş. Sonra, Vatan Caddesi'nin girişinde askerleri gördük. Bu sefer tedirgin olmaya başladım. Eve gittik. Televizyonu açtık, ortalık kaynıyor. Tanklara baktık. Bizim tugayın tankları. Meğer kendi adamlarıyla tanklara, Zırhlı Personel Taşıyıcılarına (ZPT) mühimmat yükletip sağa sola yollamışlar. Kendi kışlamıza ulaşıp el koymamız lazım diye düşünmeye başladık. Rahmetli olan Kurmay Albay Sait Ertürk beni aradı. 'Ne yapacağız? Gel konuşalım' dedi. Evine gittim. İstişare ettik. Darbecilerin değil, darbeci olmayan komutanlarımızın bilgisi dahilinde verilen emirleri yapmaya karar verdik. Bu arada polis ekipleri nizamiyeyi kapatmış. Dışarı çıkmaya izin vermiyor. Dışarı çıkma şansımız kalmadı. Sonra aklıma akrabam da olan Vali Yardımcımız geldi. Durumu anlattım. 'Kışlaya gitmemiz lazım. Polis ekibi yollar mısın? dedim."
Ala, zamanla kışlasında olan bitenlerle ilgili bilgiler geldiğini ve olayın vahametini daha iyi anlamaya başladıklarını kaydetti.
"DARBECİLERDEN KURTARMAK İÇİN HEMEN KIŞLAYA DÖNDÜM"
"Nurullah ağabey, kışlamıza gönderilmemiz için Zeytinburnu emniyet müdürüne talimat vermiş. Bir süre sonra Zeytinburnu Emniyet Müdürlüğünden 3 kişilik polis ekibi bizi almaya geldi" diyen Ala, Piyade Kurbay Albay Sait Ertürk ile yola çıktıklarını dile getirdi.
Ala, yolların kapalı olduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yolda bizim tugaya ait ZPT'ler gördüm. Onlarla ilgilendim. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Yolda yaklaşık 1-2 kilometre kadar, tanklar araçların üzerinden geçmiş. İnsanlar feryat figan... Sonra kışlaya gittik. Silahları kuşandık. Sivil haldeydik. Birkaç kişilik takviye ekiple Top Kule Kışlasına gittik. Kulenin emniyetini almak ve komutanlarımızca verilen emir gereği Nail generali tutuklamak için polis arkadaşlarla beraber aşağı inmeye başladık. Pistin orada ışıkları kapalı bir helikopter gördük. Bizi fark ettiler. Piste inmeyip daha aşağıya indiler. Helikopterin içindeki tüm müştemilat sökülmüş. Yani bununla yük taşımışlar. 3-5 kişi aşağıya indik. Mescidin olduğu yerde bir tank gördük. Çocuklarla konuştum, durumu anlattım. Tankın namlusunu helikoptere çevirdik. Aşağıya inmek için takviye ekip beklerken çok hızlı şekilde bir askeri ambulans geldi. Durmak istemiyordu ancak durdurduk. Kapıyı açtık. İçeride Mehmet Kocatepe dahil 3 hain vurulmuş şekilde duruyor. 'Bizi bırak. Seni yargılatırız. Gitmemiz lazım' dediler. Ben de 'Buradan ancak ölünüz çıkar. Hepiniz bu kalkışmanın cezasını göreceksiniz' dedim. Oranın emniyetini aldıktan sonra askerleri ikna etmeye çalıştık."
Davut AIa, bu arada yaklaşık 30 kişi olduklarını, helikopter pistinin etrafında güvenlik önlemi aldırdıklarını söyledi.
Ellerinde zırhlı araç olarak sadece bir tank ile de ZPT olduğunu ifade eden Ala, plan yapıp emir gereği tugay komutanı başta olmak üzere tüm hainleri yakalamaya karar verdiklerini belirtti.
Ala, daha sonra tugay karargahına gittiklerini anlatarak, "Her yeri aradık ancak hain kaçmıştı. Polis telsizinden yukarıda bir polisin vurulduğu anonsu geçti. Mecburen geri döndük ama yolda karşımıza 2-3 kişi çıktı. 'Teslim olun' dedim. 'Siz kimsiniz' dediler ve ateş açtılar. Sait Albayı yerde yatarken gördüm. Vurulan bir de polis vardı. Onların yanına gittik hemen. Oradayken ateş gelmeye başladı. Sağ işaret parmağı ve dizimden vuruldum. Çatışmaya devam ettik. Her yerden mermi geliyordu. Sait Albay’a ulaşamadım. Bağırdım ama ses vermedi. Şehit olduğunu düşündüm. Polis arkadaş da vurulmuştu." diye konuştu.
SAĞ TARAFI PARAMPARÇA OLDU
Çatışmanın bir süre daha devam ettiğini dile getiren Ala, şunları kaydetti:
"Vurulduğumu hissettikten sonra, helikopterin yanına gidip 'o hainleri helikoptere girerken vururum, şehit olurken de en azından bu hainleri vurup şehit olurum' diye oraya gitmeye karar verdim. Sonra maalesef karnımdan da vuruldum. Yere düştüm. Silahım yere düştü. Sonra vali yardımcımızı arayıp, 'evlatlarımı önce Allah’a sonra sana emanet ediyorum. Ben ölüyorum' dedim. Kendimden geçmişim. Gözümü açınca hastanedeydim. Bir parmağım koptu. Karaciğerimin yarısı gitti. Diyaframım delinmiş. Kaburgamın bir bölümü yok. Bir bölümü kırık. Sağ tarafım tamamen paramparça olmuş. 10 gün yoğun bakımda kaldım."
Ala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi aradığını aktararak, "Gece 02.00 gibi beni aradı. Geçmiş olsun ve şifa dileklerini iletti. Sayın Cumhurbaşkanımız önce Allah'a sonra millete ve bize güvensin. Memleketle, o gece ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili benimle sohbet etti. Zaten dünürü ve damadı Selçuk Bayraktar da gelmişti. Kendisinden Allah razı olsun. Bu Haşhaşiler her yere sızmış durumda. Allah Cumhurbaşkanımızı korusun ve yardımcısı olsun. Şu ortamda kimin ne olduğu belli değil. Kendisine dikkat etsin. Allah'a emanet olsun. Çok yerde çalıştım. Gerçek Türk askeri bizleriz. Benim, milletimiz ve vatanımız için parmağım, ciğerim, vücudumun her yeri, hatta canım feda olsun ancak şunu unutmasınlar, askerine düşman olan düşmanının askeri olur. Bu günler askeri kötüleme zamanı değil, aksine askerin daha çok sevilme ve güvenilme zamanıdır. Biz milletimizin bize emanet ettiği üniformanın şerefini korumaya çalıştık. Biz milletimiz için varız." ifadelerini kullandı. ​
Kaynak  AA,Ntvhaber 03.08.2016 Son güncellenme 06.08.2016


 
'Sahte belgeyle üsteğmenlikten atıldım'
Fetullahçı Terör Örgütü tarafından 2008 yılında sahte olduğunu düşündüğü belgeyle görevinden edilen Kıdemli Üsteğmen Songül Arslan (36), yeniden görevine dönmek istiyor.
 
Kıdemli Üsteğmen Songül Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2000 yılında Hava Harp Okulu'ndan, FETÖ üyesi komutanların yaşatmış oldukları tüm zorluklara rağmen başarı derecesiyle mezun olduğunu söyledi.
Göreve başladıktan sonra bir takım sıkıntılarla karşılaştığını ve komutanları tarafından çeşitli cezalara çarptırıldığını belirten Arslan, mesaiye zamanında gittiği halde "geç" kaldınız denilerek cezalar verildiğini anlattı.
Öğrencilik yıllarında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanmasına rağmen pilotluk hayalinin peşinden gittiğini ancak yaşanan sürecin ardından pişmanlık yaşadığını dile getiren, Arslan, şunları kaydetti:
"8 yıl hava kuvvetlerinde görev yaptım başta çok sıkıntılar yaşamadım ama 2003-2005 yılları arasında 11. Hava Ulaştırma Üst Komutanlığındayken Gülen Cemaatine üye olduğunu düşündüğüm komutanlar tarafından çok fazla cezalar almaya başladım. Kendi aralarına almak istediler, örneğin ailelerin sohbetlerine çağırdılar fakat ben bunu reddedince benim üzerime oynamaya başladılar. Mesaiye zamanında gittiğimiz halde geç kaldınız, şeklinde sudan bahanelerle çok şiddetli cezalara çarptırıldım. Yıldırma çalışmaları başarısız olunca 2008 ağustos ayında, cumhurbaşkanımızın ve başbakanımızın imzasının olduğu söylenilen ama imzasız sadece isimlerinin yer aldığı mühürsüz sahte olduğunu düşündüğümüz bir evrakla ilişiğimi kestiler. Bu kişilerle ilgili cezai işlemlerin yapılmasını istiyorum. Hakkımı sonuna kadar arayacağım, hakkımı helal etmiyorum, gereken cezaları almalarını istiyorum. Artık olaylar daha bir aydınlandı, göreve geri dönmek istiyorum, mağduriyetimin giderilmesini istiyorum."
"Kıdemli üst teğmenlik rütbesinden ayrılıp çay kahve dağıttım"
Songül Arslan, en büyük hayalinin Türk Yıldızlarında uçmak olduğunu fakat şu an işsiz olduğunu aktararak, şöyle devam etti:
"Ailemin desteği olmasaydı şu anda çok ciddi sıkıntılar çekiyor olabilirdim. Hiçbir hak iddia edemedim, Yüksek İdare Mahkemesinde de bu örgütün bağlantısı olduğu için hiçbir şekilde yasal hakkımızı kullanamadık. Açtığımız davalar reddedildi. Daha sonra bir süre özel bir hava yolu şirketinde kabin memurluğu yaptım, kıdemli üst teğmenlik rütbesinden ayrılıp çay kahve dağıttım, uçakta pilot olmak hayali varken uçakta çay kahve dağıttım. Kopya çektiğim söylenerek asılsız iftiralarla hafta sonu izinlerimde ceza çektirdiler. Askeri kimliğim, Albay rütbesinde bir Askerlik Şube Başkanı tarafından sahte olduğu söylenerek yere fırlatıldı, "Kim sizi askere alıyor, elinizin hamuruyla erkek işinde ne işiniz var" gibi sözlerle psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladılar."
Kaynak AA 03.08.2016  19:48 SON GÜNCELLENEM 06.08.2016



İşte darbenin bittiği an
Erdoğan’ı Dalaman’dan İstanbul’a taşıyan TC-ATA uçağı Balıkesir üzerindeyken darbecilerin kullandığı F-16 tarafından fark edildi.
 
Erdoğan’ı taşıyan uçağa yönelen F-16 kilitlenebilecek mesafeye kadar yaklaştı.
TC-ATA’yı düşürmek için hamle yapan savaş uçağının yakıtı azalınca geri dönmek zorunda kaldı.
15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan TC-ATA uçağı büyük tehlike atlattı. Dalaman'dan havalandıktan sonra İstanbul'a doğru yola çıkan uçağı darbeci pilotların kullandığı F-16'lardan biri fark etti.
Bandırma üzerindeyken uçaklardan biri TC-ATA'ya kilitlenebilecek mesafeye kadar yaklaştı.
Uçağı düşürmek için hamle yapan F-16'nın yakıtı bitince geri dönmek zorunda kaldı. Eğer o uçağın yakıtı bitmeseydi Türkiye 16 Temmuz sabahı kaosa uyanacaktı.
SAVAŞ UÇAĞIYLA SUİKAST PLANI
15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından soruşturmalar devam ederken, o gün yaşananların ayrıntıları da ortaya çıkıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı İstanbul'a sağ salim ulaştıran hava yolculuğunun detaylarına ulaşıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan TC-ATA Dalaman Hava Meydanı'ndan 01.43'te kalkış yaptı
. Hem sivil hem askeri uçuşlarda kullanılan Dalaman Meydanı'nın darbeciler tarafından ele geçirilmesini engelleyen Albay Murat Selçuk Çol, Erdoğan'ın uçuşu için gerekli tüm hazırlıkları büyük bir gizlilikle gerçekleştirdi.
Dalaman Garnizon Komutanı Albay Murat Selçuk Çol, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyacak uçak kalkıncaya kadar bir başka uçağın inmemesi için pisti kararttı, pist üzerine araçlar çekilerek kullanılmaz hale getirildi. Bir süre meydana hiçbir uçağın inmesine ve kalkmasına izin verilmedi.
BİLGİ AKIŞINI KESTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan TC-ATA'nın kalkışı için darbecilere uçuş bilgisi akışının kesilmesi beklendi. Darbe karşıtı havacı subayların çabalarıyla darbeciler, F-16'lara Erdoğan'ın uçuş bilgilerini ulaştıramadı. Darbecilerin ele geçirdiği F-16'lar bir süre kör uçuş yapmak zorunda kaldı. Böylelikle suikaste hazırlanan darbeciler Erdoğan'ı taşıyan uçağı havada yakalayamadılar. Erdoğan'ın uçağı Dalaman'dan Türk Hava Yolları'na ait sivil uçuş koduyla havalandı.
Doğrudan İstanbul'a yönelmesi beklenen ATA uçağı, Akıncı'dan kalkan uçakların Atatürk Havaalanı üzerinden sert dalışları nedeniyle rota değişikliğine gitti. Kulenin dost-düşman ayrımı yapamadığı F-16'ların havaalanında uçuşları riske atması nedeniyle ATA uçağı İzmir'e yöneldi.
Ardından da Bandırma üzerinde yarım saat turladı. Trafik güvenliğinin sağlanmasının ardından Erdoğan'ı taşıyan uçak Bandırma'dan İstanbul'a yöneldi. Tam bu sırada, İstanbul boğazını taciz eden F-16 uçağı Bandırma'ya yöneldi. F-16, Erdoğan'ı taşıyan ATA adlı Gulf-stream tipi uçağı fark etti.
YAKITI BİTİNCE FÜZE KİLİTLEYEMEDİ
 
TC-ATA'yı tanıyan F-16 radarla kilitlenebilen füze taşıyordu. TC-ATA'yı gördüğü anda füze atacak menzile ulaşmak üzere harekete geçti. Ancak füze kilitleyebileceği yakınlığa ulaştığında F-16'nın yakıtı bitti. Böyle olunca da darbeci subayın kullandığı F-16 menzilini değiştirerek tanker uçağa yönelmek zorunda kaldı. F-16'ya hızla yakıt ikmali yapılırken, bu sırada Erdoğan'ı taşıyan uçak Atatürk Havalimanı'na indi. Erdoğan'a saldırı böylelikle bir mucize eseri gerçekleştirilemedi. Eğer F-16 suikasti başarıya ulaşsaydı Türkiye 16 Temmuz sabahı kaosa uyanacaktı.
 
F-16'larla havada taciz
 
Erdoğan'ı havada yakalayamayan darbeciler, Atatürk Havalimanı'na indiğinde F-16'ları havalimanına yönlendirdi. Yalova'da karargâh kuran darbeciler, Erdoğan'ın uçağının Atatürk Havalimanı'na indiği bilgisini vermesinin ardından havada yakıtı bittiği için uçağa füze atamayan F-16'ya, bu kez taciz görevi verildi. Savaş uçağı uzunca bir süre havalimanı üzerinde alçak uçmak suretiyle Erdoğan'ı tehdidi sürdürdü. Bu tehdit süresince uçak iki kez yakıt ikmali yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı'na indikten sonra uzun süre uçağın içinde kalmıştı.
 
15 dakika sonra Eskişehir'e kaçtı
 
 
 
HASAN DEMİRASLAN
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan uçağın Atatürk Havaalanına inmesinin ardından planları bozulan darbecilerin kaçıştığı ortaya çıktı.
 
İzmir'in Çiğli ilçesinde bulunan ve Türk Hava Kuvvetleri'nin 2. Ana Jet Üs Komutanlığı'na bağlı üsten suikast planını yöneten cuntacı Hava Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Hasan Hüseyin Demiraslan, F-16 pilotlarından Erdoğan'ın uçağının indiği haberini aldı. Bunun üzerine alelacele helikoptere yönelen Demiraslan, emrindeki pilotlardan kendisini Eskişehir'deki üsse götürmesini istedi.
 
Demiraslan ve beraberindeki cuntacılar, Erdoğan'ın uçağının indiği haberini aldıktan 15 dakika sonra Eskişehir'e gitti. 1. Hava Kuvveti Komutanlığı üssüne gelen Demiraslan, cuntacılardan ayrı bir görüntü çizmeye çalıştı. Ancak gerçek kısa süre sonra ortaya çıktı. Gözaltına alınan Demiraslan, tutuklandı. OHAL kapsamından çıkarılan KHK ile ordundan da ihraç edildi.
 
TANER BERBER
 
Suikastçılar aynı ifadeyi veriyor
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele saldırı düzenleyen darbeci askerlerden yakalanan ve tutuklanan Binbaşı Taner Berber'in savcılıkta verdiği ifadede, tüm emirleri Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'ten aldıklarını, helikoptere binerken herkesin nereye gittiğini bildiğini söylediği öne sürüldü. Binbaşı Taner Berber'in savcılıktaki ifadesinde konuştukları da ortaya çıktı.
 
'PKK LİDERİNİ ALACAĞIZ' DEDİ
 
Berber'in, ifadesinde şunları söylediği ileri sürüldü: “Gökhan Şahin Sönmezateş bir operasyona katılacağını kendisine destek vermemiz gerektiğini söyledi. 50 kişilik gerekli malzemelerin hazır olduğunu söyledi. Bize deniz kenarında gökyüzünden çekilmiş bir fotoğraf gösterdiler. PKK'nın üst düzey bir sorumlusunun burada kaldığını onu paket yapıp geleceğimiz söylendi. Daha sonra yanımıza Gökhan Paşa geldi. 'İstanbul'dan 14 kişilik bir ekip gelecek. İşi detayıyla biliyorlar. Ekibe destek vereceksiniz' dedi. Bir süre sonra içerisinde 14 kişinin olduğu helikopter geldi. Hepsi kamuflaj giymişti. Gelen ekibin üzerinde teçhizat yoktu. Helikopterden inen Şükrü Binbaşı gelen ekibe 'Teçhizatları alın' emrini verdi. Biz helikopterlere binerken bir tartışma yaşandı. Tartışma sonrasında Tuğgeneral Gökhan Sönmezateş bağırarak 'Ben Genelkurmay Başkanı adına buradayım. Cumhurbaşkanını alıp geleceksiniz' dedi."
 
YENİ ŞAFAK 03.08.2016 Son Güncellenme 06.08.2016 


'Gün hesap günü'
“Zalime merhamet etmek, mazluma zulümdür. Bunu şimdi yapmazsak yarın benzer başka sapkınlıklarla uğraşmaya devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, FETÖ ile ilgili herhangi bir şüphelerinin olmadığını belirterek, “Mücadele dönemi başlamıştır, artık her alanda hesap sorulacak” dedi.
Erdoğan, “15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi” gündemi ile toplanan Diyanet İşleri Başkanlığı Olağanüstü Din Şurası’nın açılışına katıldı. Erdoğan, buradaki konuşmasında FETÖ’yü bitirmeye kararlı olduklarını belirterek özetle şunları kaydetti:
- Özellikle 2012’de TSK’ya yönelik operasyonlar ve davalarla ilgili ciddi şüphelerim oluştu, bazı komutanlara yönetilen suçlamalar beni ikna etmiyordu. Fakat o sıralarda meseleyi kendi arkadaşlarımıza dahi anlatmakta güçlük çekiyorduk. Onlara, ‘Bunlar ordu içinde yuvalandılar, vakti saati geldiğinde oradaki silahları millete doğrultabilecek karakterde olan bir örgüttür’ derdim İnanmazlardı. Tabii bunları kalkıp meydanlarda açık açık söyleyebilecek noktada değildik. Sadece bunlar özel toplantılarımız, görüşmelerdi. Şimdi bu ortaya çıkınca o dostlar gelip ‘Haklıymışsın.’ demeye başladılar. Ama hâlâ inanmayanların olduğunu da biliyorum.
- Her şeye rağmen bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin.
- Bu katillere hala masumiyet atfetmek, gayretullaha dokunur. Zalime merhamet etmek, mazluma zulümdür. Bunu şimdi yapmazsak yarın benzer başka sapkınlıklarla uğraşmaya devam ederiz. 
- Bu salondan ilan ediyorum, şu saatten sonra, Pensilvanya’daki şarlatanın, terörist başının hezeyanlarına kulak vermeye devam eden herkes başına gelecekleri peşinen kabul etmiş demektir.
- Biz ikaz görevimizi yıllardır yerine getirdik. Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet diye de bunu tanımladık, tarif ettik. Bundan sonra artık tabanı ibadet de bile çekinmeye başlıyorum. Niye? Çünkü o görevi yerine getirmekte bile endişe edenler var. Aklını ve iradesini Allah’a değil Amerika’da yaşayan bir faniye ipotek eden kişi itikadi olarak yanlış yoldadır. 
-Bu yapının mayasında ikiyüzlülük olduğu için pişman olduklarını söyleyenler konusunda ciddi tereddütlerimiz var. Gerçekten pişman mı oldular? Yoksa içinde bulundukları ihanet şebekesinin alameti farikası haline dönüşen riyakarlık içindeler mi? Anlamakta zorlanıyoruz. Elbette asıl olan beyandır diyeceğiz. Ama hiç kusura bakmasınlar bu tür kişilere karşı gardımızı da sonuna kadar indirmeyeceğiz.
- Türkiye’nin, yaşadığı bu tecrübeden yola çıkarak her alanda olduğu gibi dini hayat, dini müesseseler konusunda da kendine çekidüzen vermeye ihtiyacı vardır. 100 bin gibi bir kadroya sahip olan diyanet camiamız, artık bu işi üstü örtülü götürmemelidir.
ERDOĞAN GENELKURMAY KARARGAHINDA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’da FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminde hedef olan Genelkurmay Başkanlığını ziyaret etti. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın bando takımınca karşılanan Erdoğan için sıkı emniyet tedbirleri dikkat çekti. Erdoğan ziyaretin ardından Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’ı kabul etti.
KELİME-İ TEVHİD'İ PARÇALADILAR
Tarihinde ilk defa tek bir gündem maddesiyle toplanan Din Şurası’nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, FETÖ’nün 40 yıldır bu topraklarda din görüntüsü altında fitne-fesat tohumu ektiğini söyledi. Örgütün ikiyüzlülüğüne dikkat çeken Görmez, özetle şunları kaydetti:
- Örgüt kendi meşrebini yıllarca ‘ılımlı İslam, Protestan Müslümanlık, dinler arası diyalog ve benzeri ambalajlarla sunarken, 15 Temmuz gecesi giriştiği ihanet ile görünür meşrebi ortaya çıkmıştır.
- Bunlar, Allah’ın ayetlerini, Resul-i Ekrem’in hadislerini, ulemanın hikmet ve irfan erlerinin bilgi mirasını kendi gizli emel ve gayeleri için araç olarak kullanmıştır. Gözlerimizin önünde dini cemaat taklidi yapan bir Truva atı, dini, cemaatleşmeyi, hayır faaliyetlerini istismar ederek şer güçlere hizmet etmiştir.
- Diyalog adına ortak bir dini teoloji veya dini kültür birliği oluşturma çabası kabul edilemez. Hele bunun için kelime-i tevhid parçalanarak, Hazret-i Muhammed’in risaleti görmezden gelinerek bir ilişki geliştirilemez.
- Örgüt elebaşlarını imam, kendisini de kâinat imamı olarak isimlendiren bu kişi, ‘Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüştür’ hükmünce muamele görmelidir. Bir gecede topyekûn millete bomba yağdıran, masum insanları katleden bir örgütün ne İslam’la ne de insanlıkla bir ilişkisi olamaz.
- Diyanet ve ilahiyat camiası olarak bunu oldukça geç idrak etmenin derin teessürü içindeyiz. Bu örgüt karşısında dini ve akademik suskunluğun bir açıklaması olamaz.
ÇAVUŞOĞLU'NDAN AB'YE: DÜRÜST OLUN
Darbe girişiminin ardından hükümetin değil, darbecilerin yanında yer alan Avrupa, 19 gün sonra Türk hükümetini hatırladı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından Dışişleri Konutu’nda ağırlandı. “AB’nin ve birçok Avrupa ülkesinin, siyasetçilerin ve özellikle de basının bugüne kadarki yaklaşımları son derece negatifti” vurgusu yapan Çavuşoğlu, “Biz, ‘Bizim tarafımızda olun’ demiyoruz. Doğru ne ise o. Objektif ve dengeli olun. Dürüst olalım” mesajı verdi.
Jagland ise konuşmasında darbecilere destek çıkarak, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan en önemli maddelerden biri masumiyet karinesidir” dedi. Daha sonra TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile görüşen Jagland, “Türkiye’de Meclisin ve siyasi partilerin halkla beraber bu darbe girişimine karşı nasıl ayakta durduklarını görmek çok etkileyici” diye konuştu. Jagland, Meclisin bombalanan ve hasar gören bazı bölümlerini de gezdi.
BAHÇELİ PAZAR GÜNÜ YENİKAPI'DA
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Ağustos Pazar günü İstanbul Yenikapı’da yapılacak “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne katılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davet ettiği Bahçeli, dün Başbakan Yıldırım’ın da kendisini aramasının ardından “Geliyorum” dedi. Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Hainlere ve hasım odaklara karşı Türkiye’nin safında duracak, 79 milyonu, katılımcı devlet ve siyaset adamlarıyla birlikte kucaklayacağım. Ümitsizliği aşmak, tereddütleri silmek, birlik ve beraberliği canlı tutmak, yeni bir talih ve tarih kapısı açmak için Yenikapı’da bulunacağım.”
"GÜLEN, USAME BİN LADEN'DEN DAHA TEHLİKELİ"
AB Bakanı Ömer Çelik, Fetullah Gülen’in Usame bin Ladin’den daha tehlikeli bir örgüt lideri olduğunu belirterek, “Bunlar sinsi bir yapı, yeri geldiğinde tanklarla, F-16’larla kendi milletine bile silah çekiyor” diye konuştu.
Kaynak Türkiyegazetesi.com.tr 04.08.2016 - 08:11 SON güncellenme 08.06.2016 


İşte darbe sabahı Çiğli Üssü'nde yaşananlar
Darbe girişiminin en önemli merkezlerinden olan Çiğli 2'nci Ana Jet Üssü'nde 16 Temmuz sabahı yaşananların görüntüleri ortaya çıktı.

 
Görüntülerde Marmaris'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı otele saldırı sırasında yaralanan SAT komandosu Yüzbaşı Harun Gülmez'in helikopterden ambulansa alınma anlarının yanı sıra, Foça Deniz Üs Komutanı amirallerin şortlu şekilde gözaltına alınıp Ankara'ya götürülmek üzere helikoptere bindirilmesi ve askerlerin silahını çekip helikopterin kalkışını engellediği anlar da var.
FETÖ üyelerinin 15 Temmuz'daki darbe girişiminde en önemli merkezlerden bir tanesi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a saldırının planlandığı İzmir Çiğli 2'ci Ana Jet Üs Komutanlığı oldu. Darbe girişiminin yaşandığı gece, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaveri Albay Ali Yazıcı'nın da geldiği Çiğli Ana Jet Üs Komutanlığı'nda 16 Temmuz sabahında yaşanan haraketli anlar an be an kameralara yansıdığı ortaya çıktı. 
MARMARİS SALDIRGANI KAMERADA
Jet üssünün meydanındaki güvenlik kamerası görüntülerine ilk yansıyan görüntü Marmaris saldırısına katılan helikoptere ilişkin oldu. Görüntülere göre, Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı otele saldırıda yaralanan ve üzerinden Fethullah Gülen duası çıkan SAT komandosu Yüzbaşı Harun Gülmez'in helikopterden ambulansa alınma anları ve ilk müdahale anları yer aldı.
Bu müdahale sırasında alanda bulunan ikinci helikoptere ise bu kez Foça Deniz Üs Komutanlığı'ndaki evlerinden şortlu olarak darbeci askerlerce gözaltına alınan Amfibi Görev Kuvvet komutanı Tümamiral Aydın Şirin ile kampta bulunan Tümamiral Hasan Nihat Doğan'ın getirilmeleri yer aldı. 
OKAN BATO'NUN TALİMATIYLA HELİKOPTER KALKMADI
Elleri arkadan bağlı olan iki amiralin helikoptere bindirilmesinden sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato'nun talimatıyla üsteki askerler, harekete geçip darbecilere müdahale etti. Askerlerin silahlı müdahalenin yanı sıra bir asker beylik tabancasını çıkartıp helikopter pilotuna doğru doğrulatması ve kalkışını engellediği anlarda yine görüntülerde yer aldı. Bu görüntülerden sonra üsse gelene polis, çok sayıda darbeci gözaltına aldı.
Kaynak Habertürk 04.08.2016 07:31  Kaynak 06.08.2016
 


Fethullah Gülen için yakalama kararı
İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, FETÖ/PDY'nin kurucusu Fethullah Gülen hakkında "15 Temmuz darbe girişiminin talimatını verdiği" gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılarından Can Tuncay, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) lideri Fethullah Gülen hakkında 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmasını talep etti.
Talebi değerlendiren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi Durmuş Karaçalı, savcılığın isteğini yerinde görerek, Gülen hakkında tutuklamaya yönelik yakalamaya kararı çıkardı. Bu karar, Gülen hakkında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin çıkarılan ilk yakalama kararı olma özelliği taşıyor.
Kararda, 15 Temmuz'da başta İstanbul ve Ankara illeri olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içine sızan örgütün, anayasal düzeni değiştirerek devletin bütün kurumlarını, güvenlik birimlerini ele geçirmeyi amaçladığına dikkati çekildi.
Aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmeyi hedefleyen FETÖ/PDY mensubu bir kısım askerlerce başta Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olmak üzere tüm anayasal kurumlarını ortadan kaldırmaya yönelik darbe girişiminde bulunulduğu, olaylar sırasında birçok suç işlendiği anlatılan kararda, şunlar kaydedildi: 
"Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminde bulunulduğu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga olmak üzere darbeye karşı çıkan birçok asker ve diğer kamu görevlisinin etkisiz hale getirilmesi amacıyla kaçırılarak hürriyetlerinden alıkonuldukları, başta TBMM'nin bombalanarak zarar verildiği, kamu binaları ile yol ve köprülerin işgal edildiği, darbe faaliyetini engelleme amaçlı müdahale eden polis ve asker olmak üzere kamu görevlileri ile vatandaşların şehit edildiği ve yaralandıkları, terör örgütü mensuplarınca kamu ve şahıslara ait araçlara vesair mallara zarar verildiği anlaşılmıştır. 
Darbe girişiminin FETÖ/PDY'nin yönlendirmesiyle ve üyelerinin iştirakiyle gerçekleştiği, şu ana kadar tespit edilebilen terör örgütü üyelerinin darbe girişiminde aktif olarak yer aldıkları ve yakalanan bir kısım asker şahıslardan terör örgütüyle iltisaklarına dair deliller elde edildiği, bu kapsamda terör örgütünün sivil kanadı olan ve silahlı kuvvetlerin personellerinden sorumlu örgüt içerisinde 'abi' olarak tabir edilen şüphelilerin, örgütün askeri personel olan üyelerine darbe mesajını şifreli olarak ilettikleri, durumun bir kısım örgüt üyesinin gerek açık ikrar ve itirafları gerekse de yapılan tespit ve değerlendirmelerden açıkça anlaşıldığı, sonuç olarak darbe girişiminin terör örgütünün faaliyeti olduğuna ve kurucusu şüpheli Fethullah Gülen'in talimatıyla gerçekleştirildiğine dair tereddüt bulunmadığı anlaşılmıştır."
Türk Ceza Kanunu'nun 220/5. maddesinde yer alan "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır." hükmü gereğince örgütsel faaliyet kapsamında işlenen suçlardan dolayı terör örgütünün kurucusu ve yöneticilerinden şüpheli Fethullah Gülen hakkında da atılı suçların faili olması nedeniyle soruşturmaya başlandığı hatırlatılan kararda, şu ifadelere yer verildi: 
"Şüphelinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının dosyasında var olan deliller değerlendirildiğinde şüphelinin Terörle Mücadele Kanunu'nun 1 ve 7. maddeleri kapsamında örgüt kurarak yönettiği yönünde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve şüphelinin 10 yıla aşkın süredir yurt dışında ikamet ettiği, bir daha ülkeye dönmediği, ABD'de yaşadığı dikkate alarak şüpheliye ulaşılamaması ve savunmasının tespitinin mümkün olmaması nedeniyle atılı suçlardan CMK 94 ve 100. maddeleri uyarınca hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar verilmiştir."
SUÇLAMALAR
Kararda, Gülen hakkındaki yakalama kararının "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etme", "Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "Cumhurbaşkanına suikast", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Başka bir suçu işleyememekten kaynaklanan infialle öldürme", "Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme", "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "Yaralama", "Mala zarar verme", "Kamu malına zarar verme" suçlarından çıkarıldığı belirtildi.
Kaynak AA 04.08.2016 Son Güncellnme 06.08.2016



Karanlık gecenin kahramanları doğum acilde ameliyat yaptı
Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, kanlı darbe girişimi sırasında, belki de tarihinde ilk kez ihtisas alanı dışında yardıma ihtiyacı olan başka canlara kapılarını açtı.

Karanlık gecenin kahramanları doğum acilde ameliyat yaptı
 
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerince yapılan ve Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen darbe girişimi sırasında, cuntacıların kurşunlarına maruz kalan vatandaşların hayata tutunmalarını sağlamak için harekete geçirilen hastane, o gece unutulmayacak saatlere ev sahipliği yaptı.
Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ateş Karateke öncülüğündeki sağlık personeli, doktorundan hemşiresine, hasta bakıcısından güvenlik personeline kadar, yaralıları yaşama bağlamak için canla başla saatler boyunca mücadele etti.
Kanlı girişim nedeniyle ameliyathanesinin yanı sıra, doğum acilde dahi sedye üzerinde operasyon yapıldığını dile getiren Karateke, AA muhabirine o gece hastanede yaşananları anlattı.
Karateke, "Öncelikle hayatını kaybeden demokrasi şehitlerine Allah'tan rahmet, yaralanan gazilerimize de şifalar diliyorum. Tabii ki o gece yaşanmaması gereken bir geceydi. Bir kabus gecesi gibiydi." diyerek sözlerine başladı.
Saat 23.00 sıralarında Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Kemal Memişoğlu'nun talimatı üzerine hastaneye gelerek, muhtemel durumlara karşın tedbirler aldıklarını aktaran Karateke, şunları kaydetti:
"O esnada herhangi bir olay yoktu ama bu kadar tankın, topun sokaklarda gezdiği bir gece önlem almamız gerekliydi. Hazırlıklarımızı yaptık, nitekim saat 01.30-02.00'den sonra genelde silahla yaralanmalar olmak üzere ciddi vakalar hastanemize geldi. Bu bizim beklediğimiz bir iş değil, burası bir kadın doğum hastanesi. Bebek doğurtmakla, hayata başlamakla, müjdeler vermekle alışık olduğumuz bir hastanede ne yazık ki o gece kanlar içinde, hayatını kaybeden insanlarla karşılaştık. Bu tanıdık, bildik bir iş değildi ama ekip arkadaşlarımızla iyi bir sınav verdiğimizi düşünüyorum. 17 yaralı geldi, 3'ü burada şehit oldu. Bizim yetişkin morgumuz bir kişilik. Dolayısıyla onlara morg oluşturduk. Gelen yaralılarımızı stabil hale getirdikten sonra, diğer ilgili hastanelerimize gönderdik. Duygu dolu bir geceydi, yani kurşun yiyip 'Korkma hayati tehliken yok' dediğimiz, karşılığında 'Yok ne korkacağım hocam, ben korksam kurşunu kucaklamazdım, bizde korku yok' diyen kişiler gördük. Onlara hizmet etmekten de şeref duyduk."
"Hastamızı acilde sedyenin üzerinde ameliyat etmek zorunda kaldık, kötü bir geceydi"
Doç. Dr. Enis Özkaya da 15 Temmuz gecesi nöbetçi hekim olarak görev yaptığını ifade ederek, "İlk hastamızın ciddi bir yaralanması vardı. Kurşun yaralanması... Hastamızı ameliyata aldık tüm müdahalelerimize rağmen kurtaramadık. Sonrasında toplamda 17 hasta geldi. Çeşitli derecelerde yaralanmaları vardı. Doku kayıpları, kurşun yaralanmaları, çok çeşitli vakalarımız vardı. Hepsinin gerekli müdahalelerini yaptık." diye konuştu.
Özkaya, o gece 112 ekiplerinin de çok büyük başarılara imza attığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Hastalarımıza ilk müdahalelerini yaptıktan sonra gerekli yerlere çok iyi şekilde organize olarak sevk ettik. İyi bir hizmet verdiğimizi düşünüyorum. Hastalarımızın bazıları çok endişelilerdi. Bir hastamızla uzun uzun konuştuk, hastamız çenesinden yaralanmıştı ciddi bir yaralanmaydı. O yaralımız çok endişeliydi, 'Kafamda yara var mı? Başka bir yerimde bir yara var mı?' şeklinde sorular soruyordu. Çok endişeliydi o durum gözümün önünden hiç gitmiyor."
Uzman Doktor Taylan Şenol da rutin başlayan gecenin, televizyondan duydukları haberlerle farklı bir hal aldığını dile getirdi.
Şenol, "İlk önce başhekimimiz, daha sonra yararılar gelmeye başladı. Size şöyle bir duygu ifade edeyim, ben Şırnak'ta askerlik yaptığım dönemde kötü şeyler yaşardık. Aynı öyle bir geceydi. Burası bir savaş ortamı gibiydi. Her taraf kan gölüydü ama iyi organize olduk. Hatta hastamızı acilde sedyenin üzerinde ameliyat etmek zorunda kaldık, kötü bir geceydi." diye konuştu. 
"Yaralılara müdahale ederken doğumhanede 6 normal, 8 sezeryan doğumu gerçekleştirdik"
Doğumhane Sorumlu Ebe Hemşire Seda Küçükoğlu de haberi aldıktan sonra tüm katları dolaşıp ekibi organize ettiklerini belirtti.
Küçükoğlu, "Bir ekip ruhu vardı, canla başla elimizden geleni yapmaya çalıştık. Bize tüm gelen yararılar özeldi hepsi canlarını vatanımız için ortaya koymuşlardı. Biz o gece doğum acilde tabiri caizse savaş cerrahisi yaptık. Aynı zamanda kapıya gelen doğum hastalarımız vardı. Onları kanlı alanların içinden gözlerini kapatarak 'Gelin sizi de alacağız, korkmayın' diyerek yaralıların içinden geçirdik, doğum hizmetlerini vermeye devam ettik. Yaralılara müdahale ederken doğumhanede 6 normal, 8 sezeryan doğumu gerçekleştirdik. Tüm bu hizmetler de aksamadan devam etti." ifadelerini kullandı. 
Kaynak AA 04.08.2016 Son Güncellenme 06.08.2016

Mete Yarar: Marmaris detayı beni şok etti
15 Temmuz'la ilgili kırılma noktasının Marmaris olduğuna işaret eden Mete Yarar, 'bu soruyu çok araştırdım, bulduğumda şok oldum' dedi.

Mete Yarar: Marmaris detayı beni şok etti
 
Güvenlik Uzmanı Mete Yarar, Habertürk TV'de Veyis Ateş'in konuğu olduğu programda, Erdoğan'ın Marmaris'te bulunma sebebini öğrendiğinde şok olduğunu söyledi ancak müsade almadan açıklamayacağını ifade etti.
Erdoğan'ın oraya gidişinin planlı bir tatil olmadığını, kararın yarım saat içinde değiştirildiğini, güvenlik amaçlı da olmadığını belirten Yarar, "Sayın Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’e neden gittiği sorusunu da çok araştırdım. Bulduğumda şok oldum" ifadesini kullandı. 
Mete Yarar şöyle konuştu:Diyorlar ki Marmaris’e giden suikast timi acemi, otelin yerini sormuşlar falan… Anlatayım olanları. Ben buraya gittiğimde Sayın Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’e neden gittiği sorusunu da çok araştırdım. Bulduğumda şok oldum.Sayın Cumhurbaşkanı eğer o gün Marmaris’te değil de İstanbul veya Ankara’da olsaydı çoktan F-16’larla vurmuşlardı.
Çünkü koordinatını biliyor. Ama otelin olduğu yer 1000 dönümlük arazi. Bu otelde 2000 oda var. Sayın Cumhurbaşkanı aslında buraya gitmeyi planlamıyor. Müsaade aldığımda neden değiştiğini yazacağım. Buraya gitme kararı yarım saatte alınıyor. Güvenlik amaçlı da değil. Planlı bir tatil değil.
Başka bir şey daha ilginç. Yanına ekibinden çok az kişiyi alıyor. Yaverlerini hiç almıyor. Otelde de kalmıyor burada. İçinde kaldığı yeri bulamıyorlar. 
SUİKASTÇİLER HİÇ ACEMİ DEĞİLDİ
Oteldekiler bile bilmiyor nerede kaldığını. 4 gün boyunca nerede kaldığını bilmiyorlar. Buradan da Antalya’ya Eto’o maçına gidecek. Cumhurbaşkanı’nın yaverinin yanında şoförlük yapan adamın ifadesine ulaştım: O her şeyi itiraf ediyor. Ona yardımcı olan şahıs özel kuvvetlerden yarbay. Yarbay itirafçı olmuş. O gün saat 14:30’da yarbayı muhafız alayına çağırıyorlar. Gittiğinde Özel Kuvvetler’i ele geçirmeye çalışan albay, yarbay ve yaver masada oturuyor. Masanın üzerinde haritalar serili. Haritalar Marmaris haritası. İşaretli yer bu otel. Burada olduğunu biliyorlar. Ama nerede olduğunu bilmiyorlar. 38 kişiyle girince 2000 odayı arayamazsın. Onu araştırıyorlar. O sırada emir verildi. 14:30’da yola çıkıyor. İfadesindeki “Genelkurmay Başkanı’ndan evrak vereceğim derim, yerini öğrenirim” kısmı doğru. Onu yapmak için Muğla’ya doğru yola çıkıyor. Antalya’ya doğru yola çıkmıyor.
Yani Marmaris’e gidiyorlar. Aslında otele gelecek ve Cumhurbaşkanı’nın kaldığı yeri öğrenecekler.
Bunların hepsi planlamaları sabaha karşı darbe yapılacağı şeklinde yapıyorlar. Fakat erkene alınınca yolda yakalanıyorlar. Hedef Sayın Cumhurbaşkanı’nı uykuda yakalamak.
Muğla’ya yaklaşınca telefon geliyor, yoldan dönüp Çiğli’ye gidiyorlar.
Hani bilmiyorlardı Sayın Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te otelde olduğunu.
İstanbul’dan gelecek bir ekip var biliyorsunuz, beklenen. Özel kuvvetçi değil bu adamlar. O ekip silahsız olarak Çiğli’ye geliyor. MAK timlerinden silah alıyorlar. 37 kişilik bir ekip olarak bekliyorlar.
Bu arada Sayın Cumhurbaşkanı darbe olduğunu öğrenmiş, genelkurmay başkanına MİT müsteşarına ulaşmaya çalışıyor. İki hamle yapılmıştı. 01:25’de TV’ye bağlanmadan önce, otelin girişine Marmaris’teki bütün basın mensuplarını çağırıyor. Hande Fırat’a yaptığı görüşmenin aynısını onlara yapıyor. Fakat hiçbiri servis edilemiyor. Ondan sonra TV’ye bağlanıyor.
MİT’in Külliye’ye gelip füze atan ekibi, darbe olacağı ortaya çıkınca, aynı zamanda Çiğli’den bir ekip tarafından uyarılıyor. Diyorlar ki, “Burada bir ekip var. Marmaris’e gidecekler, içinde operasyona gidecek bir ekip var. O ekip uyarıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın otelden çıkması isteniyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın gidebileceği 4 güzergah vardı. Fakat karayoluyla da gidebilir, havayoluyla da gidebilir veya deniz yolundan gidecek. Denizyolu tartışılırken Aksaz Üssü çok yakın. Oradan kalkan bir helikopter bizi yakalarsa durumu var. Bir tekne de ısıtılıp bekletiliyor. Dalaman’a denizden gitmek için. Karayolunu Muğla valisine soruyorlar. O da “Sayın Cumhurbaşkanım tüm yollar şu anda bizim tarafımızdan kapatılmış durumda” diyor. Tek seçenek helikopterle gitmek.
CUMHURBAŞKANI HELİKOPTERDE 20 DAKİKA BEKLEDİ
Sayın Cumhurbaşkanı saat 02:20’de helikopterin içine biniyor, saat 02:40’a kadar helikopter kalkmıyor. Birçok güvenlik görüşmesi yapılıyor o arada.
Biz sadece Atatürk Havalimanı’nı gördük. Halbuki havalimanlarından çatışmalar çıktı, darbeciler ele geçirildi.
02:30’da Sayın Cumhurbaşkanı’na Çiğli’den suikast timinin bulunduğu helikopterin kalktığı bilgisi geliyor. 02:40 ile 02:50 arasında Sayın Cumhurbaşkanı’nın helikopteri kalkıyor.
İlk gelen operasyon timinin indiği saat 03:20. Gittim bölgeyi gördüm. Adamlar doğru yere inmişler. Otelin hemen yanında otopark var. İlk helikopter oraya tozluk alan olduğu için inemiyor. Biraz daha ileri gidip mısır tarlasının üzerine halatlarla indiriyor. Bir diğer helikopter sahile indiriyor. 3 noktadan otele girmeye çalışıyorlar. Resepsiyondan girmiyorlar içeriye. Hepsi sahile iniyor. Sahilde buluşuyorlar. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı’nın kaldığı yer sahilden hemen ileride. Sahilden yürüyerek gidiyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı’nın koruma ekibi, özel kalem müdürünün ailesi de orada kalıyor.
Polisler 2000 odanın içerisinde kayıtlarını sildirerek çekiliyorlar. Pasif pozisyonda gizleniyor polisler. 2000 odanın içindeki 5 odanın kapısı kırılıyor. Polislerin kaldığı odalar onlar da.
1000 dönüm arazi içerisinde hiç kaybolmamış bu suikast timi. En kısa yoldan gitmişler, 2000 oda içinde polislerin kaldığı 5 tane odaya gitmişler. 1 polis şehit oldu, geri kalanlara da işkence yapmışlar. O polisler yoğun bakımda.
Sabaha karşı çekilip bölgeden çıkıp gidiyorlar.
2000 ODADA POLİSLERİN ODASINI NASIL BULDULAR?
2000 odada nasıl 5 tane odada kaldıklarını buldunuz? En kısa yolu nasıl bildiniz? Sayın Cumhurbaşkanı aslında gittiğinde iki yerde kaldı. Kendi tecrübeme dayanarak buldum. Kaldığı özel mülk ayrı. Kimin misafiri olduğunu vermiyor. Bir de misafir kabul ettiği 4 odalı bir odası var. Birbirinden farklı yerlerde bunlar. Koruma polisleri de ona yakın odalarda kalıyor.
Bu adamlar Sayın Cumhurbaşkanı’nın büyük misafirhanede kaldığını sanıp orayı basıyorlar, orayı kurşunlamışlar. Asıl kaldığı yere gitmiyorlar, çünkü bilmiyorlar. Buradan ne çıkartıyorum?
Muhtemelen misafir olarak kabul ettiği kişilerden bir tanesinin korumasından suikastçilere istihbarat gidiyor. Bunun hem polislere yakın olması gerekiyor ki odalarına girebilsin, hem de Sayın Cumhurbaşkanı’nın misafirhanesine giremesin. 
Kaynak haber7.com 


Mümtazer Türköne hakkında karar verildi
Hakkında gözaltı kararı verilen Zaman Gazetesi eski yazarı ve yöneticisilerinin de aralarında bulunduğu 12 gazeteci tutuklandı.

Mümtazer Türköne hakkında karar verildi
 
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı verilen Zaman Gazetesi eski yazarı ve yöneticisilerinin de aralarında bulunduğu 12 gazeteci tutuklandı.
Tutuklananlar arasında Mümtazer Türköne de var. 2 kişi ise adli kontrol uygulanarak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Kaynak haber7.com 
 

İşte FETÖ'nün mühimmat fabrikası!
FETÖ'nün Balıkesir'e neden merkez seçtiği ortaya çıkmaya başladı... FETÖ'nün Balıkesir'de mühimmat fabrikası bulunuyor.

 
TÜRK Silahlı Kuvvetleri için İstanbul, Ankara ve İzmir'den sonra en stratejik kent olan Balıkesir'de, FETÖ'nün bir 'mühimmat fabrikası' bulunuyor.
Dinamit ve çeşitli çaplarda mermi üretilen, pek çok ülkeye mühimmat gönderilen bu fabrikanın sahibi işadamı İsmail Yavaşça da bu yüzden tutuklandı. FETÖ’nün neden Balıkesir’i ‘pilot bölge’ seçtiği de netleşmeye başladı.
15 Temmuz darbesinden sonra kentte yaşanan tutuklamalara bakılınca, bu daha net bir şekilde anlaşılıyor. Öncelikle tutuklanan 19 işadamından ikisi, mühimmat fabrikasının patronu İsmail Yavaşça ve kardeşi İbrahim Yavaşça...
Şehrin bir diğer önde gelen işadamı ve FETÖ kapsamında tutuklanan Yavaşçalarının ortağı olduğu iddia edilen Faruk Kula’nın da Paralel’le yakın ilişkiler içinde olduğu, Amerika’ya kaçan örgütün Balıkesir ‘İmamı’ İzzet Bilir’le sohbetlere katıldığı söyleniyor. Hatta İzzet Bilir kaçana kadar bu üçlü sürekli bir araya gelerek ekonomik ve siyasi istişarelerde bulunuyormuş. Tıpkı İsmail Yavaşça gibi Faruk Kula’nın da, F. Gülen çevresiyle yakın olan olduğu iddia ediliyor. Operasyondan sonra kayyum atanan Yavaşçalara ait tesisin, Libya’daki dinci örgütlere gizlice silah gönderirken suçüstü yakalandığını hatırlatalım. 1 Eylül 2015’te ele geçirilen gemide, resmi kayıtlarda ‘plastik malzeme’ denildiği halde silah taşındığı ortaya çıkınca, CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, Başbakan’a soru önergesi vermiş ve olayı sorgulamıştı.
2 VALİ YARDIMCISI TUTUKLU
Balıkesir’deki FETÖ tutuklamaları işadamları ile sınırlı kalmadı. İki vali yardımcısı da tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bunlardan biri, Mustafa Üçkuyu oldu. Kamuoyu Üçkuyu’yu Hrant Dink suikastıyla hatırlıyor. Dönemin başmüfettişi Mustafa Üçkuyu, suikastı araştırmakla görevli müfettişti ve ‘ihmal yok’ diye rapor vererek, cinayetin üstünü örtmüştü.
Kaynak Bilgileri Hürriyet yazarı Yalçın Bayer köşesinden paylaştı.



Yaşananları anlattı: Kor mor dinlemem otur!
Kara Kuvvetleri Komutanlığı 4. Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak, 15 Temmuz gecesi Karargah'ta yaşananları anlattı: "Korgeneral morgeneral dinlemem, otur."

"Kor mor dinlemem otur buraya!"
 
Darbe soruşturmasında mağdur sıfatıyla ifade veren Kara Kuvvetleri Komutanlığı 4. Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanlığı'nda yaşananları anlattı.
Darbe girişimi gecesinde tankları ve zırhlı araçları şehre gönderme emrinin Tuğgeneral Ali Kalyoncu tarafından verildiğini söyleyen Gürak, özetle şunları söyledi:
"KORGENERAL MORGENERAL DİNLEMEM"
"Genelkurmay'a saat 22.00 sıralarında vardım. Megafonla biri 'Durma sizi vururuz, aracınıza binip gidin' diye bağırdı. Aracımdan indim, ellerimi kaldırarak 'Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ım. Ne oluyor bakmaya geldim' dedim. 5 kişilik özel kuvvetler personeli üzerime geldi. 'Korgeneral morgeneral dinlemem, oturun burada' diyerek beni sandalyeye oturttu. 4-5 kişi silah doğrultarak 'kes sesini' dediler.
"4 KİŞİ SALDIRDI, GÖZLERİMİ BAĞLAYIP AKINCI ÜSSÜ'NE SALDIRDI"
'Sen artık Garnizon Komutanı değilsin' diye ayağa kaldırdılar. 4 kişi yumrukla saldırdı. Gözlerimi bağlayıp yere yıktılar. Konuşmamam gerektiğini, beni vuracaklarını söylediler. Koluma girip 100 metre kadar yürüttüler, bir odaya soktular, inilti seslerini duydum. Sonra Akıncı Üssü'ne getirdiler. Ertesi gün saat 17.45'e kadar rehin tutuldum. TAİ Güvenlik Müdürü ve benim devrem olan Emekli Topçu Albay Sefa Eman ve personeli beni kurtardı."
Kaynak türkiyegazetesi.com.tr


Eski Milletvekili gözaltında!
Eski AK Parti Trabzon Milletvekili Prof. Dr. Aydın Bıyıklıoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyon kapsamında gözaltına alındı.

 
Karadeniz Teknik Üniversitesine yönelik FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına karar verilen Bıyıklıoğlu, Ankara’dan uçakla bu sabah saatlerinde Trabzon’a getirildi. Bıyıklıoğlu'nun, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şubesindeki sorgusu sürüyor. 
Aydın Bıyıklıoğlu, 24. dönem AK Parti Trabzon Milletvekili olarak görev yapmıştı. 
Kaynak: İHA
 


Darbe girişiminden sonra balık tutmaya gitmiş
FETÖ'nün darbe girişiminin başarılı olması halinde sözde Zonguldak valisi olacağı iddia edilen ve tutuklanan eski Zonguldak Emniyet Müdürü Sazak ifadesinde, darbe girişiminin ertesi günü balık tutmaya gittiğini öne sürdü.
 
FETÖ'nün darbe girişimi soruşturması kapsamında tutuklanan eski Zonguldak Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak ifadesinde, 14 Temmuz'da geldiği kentte bazı ziyaretlerde bulunduğunu ve darbe girişiminin ertesi günü balık tutmaya gittiğini iddia etti.
Zonguldak'ta 2010-2014 yıllarında görev yapan, darbe girişiminden bir gün önce kente gelerek bir otelde resmi kaydı yapılmadan misafir olarak kaldığı tespit edilen, darbe girişiminin başarılı olması halinde sözde Zonguldak valisi yapılacağı öne sürülen emekli emniyet müdürü Sazak ifadesinde, darbe girişiminden önce kendisine açılan davalarla ilgili kente gelmesi gerektiği bilgisinin geldiğini söyledi.
"Balıkçılık hobim vardır. Kentte bulunan bir balıkçıyı aradım ve 'Yarın Zonguldak'a geliyorum. Balık var mı? Çapara getirmeme gerek var mı?' diye sordum." ifadesini kullanan Sazak, daha sonra arkadaşı olan H.A'yı aradığını ve geleceğini söylediğini belirtti.
14 Temmuz'da kente gelerek birkaç ziyarette bulunduğunu aktaran Sazak, ifadesinde şunları kaydetti:
"Daha sonra balık ve av malzemeleri satan iş yerine gittim. Kentte görev yaptığım sırada özel kalem müdürüm olan Saadettin Tospatlıoğlu, beni arayarak yerimi sordu, ben de söyledim. Biraz dükkanda sohbet ettikten sonra olta siparişi verdim. Daha sonra otele gittim. 15 Temmuz'da otelden ayrılıp Zonguldak Adliyesine gelerek takip ettiğim dosyaların son durumunu sordum. Daha sonra bir kafeye giderek oturdum. Yanıma tanıdığım insanlar geldi ve saat 22.00'ye kadar sohbet ettik. Ben daha sonra otele gittim."
"Uçaklar gösteri yapıyordur"
"Darbe girişimi sırasında Ankara'da bulunan akrabam beni arayarak, 'Dayı oğlu üzerimizden uçaklar geçiyor bir şey mi var?' diye sordu. Ben de 'ne olacak gösteri yapıyorlardır' dedim." ifadesini kullanan Sazak, şöyle devam etti:
"Telefonla konuşmamın ardından kentte tanıdığım olan Salih E. beni arayarak, 'Müdürüm darbe marbe diyorlar, haberin var mı?' dedi. Ben de daha sonra televizyonu açtım. Bir kanalda normal yayın akışı devam ediyordu. Üzerimi giyinerek aşağıya indim. Bir odaya geçtim ve 4-5 kişi vardı. Televizyon kanallarından bir kargaşa olduğu belliydi. İlk başta bir şey anlayamadım. Sonrasında bir kalkışma olduğunu anladım. Ben de daha sonra İl Emniyet Müdürünü arayarak, 'Kolay gelsin sıkıntılı bir durum var galiba. Ben senin yanına uğrayacaktım ama böyle olunca şimdi aradım. Benim üzerime düşen bir görev varsa hazırım. Otelde kalıyorum telefonum açık' dedim. Kendisi de bana, 'Sağol Seyfi' dedi ve telefonu kapattı."
Darbe girişimi sabahı balık tutmaya gitmiş
Darbe girişiminden sonra odasına giderek yattığını ve balık tutmak için erken kalktığını anlatan Sazak, "Sabah saatlerinde televizyondan darbe girişimine hükümetin hakim olduğunu öğrendim. Saadettin Tospatlıoğlu, H.A. ve S.U. ile birlikte Kilimli ilçesine balığa gittik. Yaklaşık 2-2,5 saat balıkta kaldıktan sonra geri döndük. Balığı otelin resepsiyonuna bırakarak yemek için hazırlamalarını istedim. Ankara ile yaptığım görüşmelerin ardından yola çıkamadım. Yolların kapalı olduğu söylendi. Otelde kaldım. 16 Temmuz'da ÇATES İşletme Müdürü H.S. ile yanında tanımadığım bir kişi vardı ve yemek yedik. Daha sonra Ankara'ya yola çıktım." şeklinde ifade verdi.
Sazak, Zonguldak'ta görev yaptığı sırada FETÖ ve Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile irtibatlı herhangi bir personeli tanımadığını, FETÖ denilen yapıyla hiçbir bağı, sempatisi ve ideolojik birlikteliği bulunmadığını öne sürdü.
Kaynak AA

 
Darbeci general bu hainliği de yapmış!
Gaziantep’te sınır bölgesinde görevli Tuğgeneral Soysal sınırda kendisine bağlı askerleri karakollara çekerek teröristlerin yolunu boşaltmış.

Darbeci general bu hainliği de yapmış!
 
5 Temmuz günü FETÖ’nün yaptığı ihanetlerin arkası kesilmiyor. Darbecilerin listesinde Gaziantep'ten sıkıyönetim komutanı olarak görülen Tuğgeneral Murat Soysal, Türkiye - Suriye sınır hattındaki en kritik bölgeler olan Karkamış, Elbeyli, Öncüpınar ve Tahta Köprü Barajı bölgesinde bulunan hattı koruyan birliklere, 'Karakollara çekilin' talimatı verdi.
Soysal obüslere de 'hiçbir şartta sınır ötesine top atışı yapmayın' diye emir verdi. İlk başta emri yerine getiren birlikler darbenin püskürtülmesi sonrası yeniden sınır hattına konuşlandı. Soysal'ın 'çekilin' emri verdiği bölgenin karşısında IŞİD'in etkin olduğu Cerablus var. 
Kaynak Akşam

FETÖ'nün gizli tüneli ortaya çıktı!
FETÖ'nün İzmir'deki eğitim kurumu olan ve el konulan Yamanlar Koleji'nde 200 metrelik tünel bulundu.
FETÖ'nün gizli tüneli ortaya çıktı!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından örgütle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan Yamanlar Özel Fen ve Anadolu Lisesinin yer aldığı yerleşkede, cami ile yemekhane arasında tünel olduğu belirlendi.
Yemekhanenin bulunduğu binanın alt katında, kalorifer kazanlarının olduğu bölümde tünel bulundu. Aydınlatma lambaları da olan tünelin, yaklaşık 2 metre yüksekliğinde ve 1 metre genişliğinde olduğu görüldü.
HALININ ALTINDA GİZLİ
Tünelde ilerleyen ekipler, caminin alt katındaki bir odaya ulaştı. Tünelin bu çıkışının tahta bir kapakla kapatıldığı, üzerinin halıyla gizlendiği belirlendi. Hangi amaçla yapıldığı araştırılan tünelin toplam uzunluğunun 200 metreden fazla olduğu ifade edildi.
AYNALARLA KAPATILMIŞ
Öte yandan, okul binasında özel asansörle çıkılabilen 5 ve 6'ncı katta özel toplantı salonları, otel odaları gibi kapılarında numaraların bulunduğu odalar ve mutfağın yer aldığı görüldü. Asansörün sadece bu katlara çıktığı, başka katlarda ise asansörün kapı yerlerinin boy aynalarıyla kapatıldığı kaydedildi.
Kaynak Hbaer 7.com


Darbeci askerlerin silahları kadınlar tuvaletinde bulundu
Yeşilköy Hava Harp Okulu'nda bugün yapılan aramalarda kuvvet komutanlarını rehin alan darbeci askerlerin silahları kadınlar tuvaletindeki gizli bölmede bulundu.


Cephaneliği andıran gizli bölmede çıkanların listesi şu şekilde:
-Dürbün takılı MG4 ibareli ayaklı ağır makineli tüfek,
-HK 416 ibareli üzerinde gece görüş dürbünü ve fener takılı uzun namlulu makineli tüfek,
-HK 416 ibareli dürbünü ve fener takılı uzun namlulu makineli tüfek,
-HK 416 ibareli üzerinde bomba atar takılı uzun namlulu makineli tüfek,
-Beratta marka 9mm çapında 4 tabanca,
-2 el Bombası, 9 sis Bombası,Gaz Bombası,  4 bomba atar fişeği, 150 adet 9mm çapında fişek, 778 adet 5.56 mm çapında fişek,
 5.56 mm çapında 15 adet fişek kapasiteli 26 adet şarjör,9mm çapında 15 adet fişek kapasiteli 10 adet şarjör,2 işaret fişeği tabancası,
- 4 adet üzerinde kamera bulunan askeri kask, 2 askeri kask üzerinde takılan operasyon gözlüğü
Ayrıca hucum yelekleri içerisinde çok sayıda ilk yardım malzemesi çıktı.
Kaynak DHA


Köprüde hainleri çıldırtan kadın: Erdoğan’ı izlettim asker silahını düşürdü
Hatice Kübra Çiftçi, 15 Temmuz gecesi köprüdeki tankların önüne çıktı. Yaralandı fakat geri adım atmadı. Cep telefonundan Erdoğan’ın konuşmasını izlettiği askerlerden bazıları silah bıraktı.

hatice kübra çiftçi ile ilgili görsel sonucu
 
15 Temmuz gecesi darbeye kalkışarak, ülkenin birlik ve beraberliğini bozmaya yeltenen hainlere en güzel cevabı halk verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile sokağa çıkanlar sadece erkekler değildi. Darbecilere anne şefkati ile yaklaşanlardan, yaralılara yardıma koşan binlerce kadın, Türk kadınının gücünü dünyaya gösterdi. Kimisi daha ilk dakikalarda şehit düştü, kimisi de gazi oldu. Türkan Türkmen Tekin,  Ayşe Aykaç, Sevgi Yeşilyurt... akıllara ilk gelen kadın şehitlerimiz.  Ve sayısız gazimiz var. Onlardan biri de Hatice Kübra Çiftçi. Köprüde askerlerin üstüne yürüdüğü görüntülerle hafızalarımıza kazındı. 45 dakika boyunca tartıştığı askerlerin “Git kadın, beynine sıktırtma!...”  diyerek azarladığı, sonra silahla kolundan, bacağından, göğsünden yaraladığı demokrasi gazisi o geceyi anlattı.
Hatice Kübra Çiftçi, darbeleri yakından bilen bir isim. Babası, 60 ve 80 ihtilalleri sonrası idamla yargılanan ilk gazeteci  olarak yıllarca cezaevinde kalmış.  Evlatlarına da o günleri anlatan sayısız hatıralar bırakmış. Çiftçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘sokağa çıkın’ talimatı sonrası köprüye gittiğini belirterek, “Askerler tanklarla köprüye gelmişlerdi. Onlara cep telefonumdan Cumhurbaşkanımızın konuşmasını izlettim. Askerlerden üçü konuşmayı görünce ellerindeki tüfeği yere düşürdü. Korkmuşlardı. Darbenin başarısız olduğunu anlamışlardı. O an cesaretim iyice arttı” dedi. 
Askerlerin sağa sola hedef gözeterek ateş ettiğini söyleyen Çiftçi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tankın üstünde omuzu kalabalık askerlerden biri,  her sivil vurduğunda zafer işareti yaparak seviniyordu. Gözü dönmüştü adeta. Çok yaralı vardı. Ortalık kan gölüne dönmüştü.  O an, ya öleceğiz ya da bu gözü dönmüşlerin eline düşeceğiz diye düşündüm. Tankların üzerine doğru gitmeye başladım.  İçimde çok büyük bir öfke vardı. Çünkü bu FETÖ mensuplarını iyi tanıyordum. Benim eczaneme haraç kesmeye gelmişlerdi. ‘SGK’ya kestiğin aylık fatura miktarının yüzde 20’sini himmet adıyla bize vereceksin’ demişler ben reddedince de ‘Bir gün gelecek idare bizim elimize geçecek. Bu ödemeyi yapmayan eczaneler o zaman kapatmak zorunda kalacaklar. Kainat imamızın fetvasına göre;  Bizden olmayanın malları ganimet, eşleri, kızları da cariye hükmündedir’ demişlerdi. Bunların hakimiyetine girmektense toprağın altına girmeyi tercih ederim düşüncesiyle tankların üzerine yürüdüm.”
 Askerlerin kendisini engellemek için çok çaba gösterdiğini ama yılmadığını söyleyen Çiftçi, “Sonra yaylım ateşine başladılar. Kolumda, bacağımda ve göğsümde sıcaklık hissettim. Albayın biri, ‘takviye asker gönderin’ diye bağırıyordu. Yaralı halde kalabalığın arasına girdim.  Bulunduğumuz yere gelen mavi bir otobüsü görünce albayın sözlerini hatırladım. Çevremdekilere askerler geliyor diye bağırdım. İnsanlar o otobüsü durdurunca içeriden bir yaylım ateşi başladı. Ancak ele geçmeleri uzun sürmedi” dedi. 
Kendi imkanları ile hastaneye giden Çiftçi burada tedavisi tamamlandıktan sonra taburcu olup evine dönüyor. Allah rızası, vatan-millet aşkıyla darbeye karşı durduğunu anlatan Çiftçi, “yine olsa yine yaparım” diyor.
Kaynak Türkiye


FETÖ'den emniyet amirine fuhuş iftirası
Şehit babasının izinden giderek Türk Polis Teşkilatına giren, fakat FETÖ mensuplarının "uyuşturucu kullanma" ve "fuhuş" gibi suçlamalarının ardından, mesleğinden ihraç edilen eski emniyet amiri Derkin Dörtyol, 15 yıl boyunca terlettiği üniformasını yeniden giyebilmenin özlemini çekiyor. 

FETÖ'den emniyet amirine fuhuş iftirası
 
Mesleğinden ihraç edilen eski emniyet amiri Derkin Dörtyol, "Ayakta kalma mücadelesi" olarak tanımladığı zorlu yıllarla ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada, 1998'de mesleğe başladığı Adana'da, 8 yıl çalıştıktan sonra şark görevi için gittiği Tokat'ta 4 yıl boyunca FETÖ mensuplarının asılsız iddialarıyla mücadele ettiğini anlattı.
Tokat'taki ilk mesai gününde, sivil giyimli bir kişinin Emniyet Müdürlüğü içerisinde kendisine bilerek çarparak, "Sen miydin Alevi olan? Zaten sizi bitireceğiz." dediğini ileri süren Dörtyol, "Benimle uğraşmaya o gün başladılar. Değişik bahanelerle soruşturmalar açarak, farklı birimlere vererek, bezdirme, psikolojik baskı ve yıldırmalara başladılar. Cemaatin kendi fikirlerinde olmadığım ve Alevi olduğum için benimle oynadılar, çok kötü günler geçirdim." dedi.
Dörtyol, gördüğü kötü muameleler karşısında yılmayarak görevine devam ettiğini belirterek, Tokat'ın ardından Zonguldak'a tayin edildiğini ve şu an FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunan dönemin Zonguldak Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak'ın tehditlerine uğradığını iddia etti. Tehditlerin ardından bu sefer de uyuşturucu kullanmakla suçlandığını söyleyen Dörtyol, "Zonguldak'ta herhangi bir delil olmamasına rağmen uyuşturucu kullanmakla suçlandım. Kanım alındı, tahliller yapıldı, açığa alındım. Bunların hepsi oyundu. Tahlillerimde bir şey çıkmadı, ceza da almayınca mecburen göreve döndürdüler." diye konuştu.
Dörtyol, kendisiyle birlikte çok sayıda kişinin o dönemde emniyetteki FETÖ'cüler tarafından kendi saflarına çekilmeye çalışıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Cemaatçiler belirli gruplar. Eğer onların fikirlerine uymazsan seni bitirmeye uğraşıyorlar, emniyette seni bir kalemde çiziyorlar. Fetullah'ın her yerde, bütün illerde mensupları var. Buradaki emniyet müdürü, oradaki emniyet müdürünü arıyor, talimatlar veriliyor, nereye gidersen orada devam ediyorlar.
Zonguldak'ta bana her hangi bir şey yapamadılar. Kışın ortasında beni çocuklu halimle Konya'ya sürgün ettiler. Dönemin Zonguldak Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak, Konya'daki cemaatçilere de benimle ilgili direktifler verdi. Şu an benimle ilgili soruşturmalara imza atan, ifademi alan, teftiş kurulundakilerin hepsi FETÖ'den tutuklandı, hepsi hain çıktı."
Adli ceza almamasına rağmen 2013'de meslekten ihraç edildiğini belirten Dörtyol, şunları kaydetti:
"Benimle ilgili yapacak bir şey bulamıyorlar, zaten ihraç edilmişim. Siz hala neden benimle uğraşıyorsunuz? İkinci olarak bir fuhuş çetesi operasyonu nedeniyle yargılanan bir kadınla telefon konuşmamı buluyorlar ve beni fuhuşla tehdit ediyorlar. Konya'daki tanımadığım bazı iş adamlarına benimle ilgili zorla ifade verdirttiler.
Ben bundan da ceza almadım. Memleketime, vatanıma hizmet ettim. Polisliği sevdiğim için bu işe girdim. Görev anlamında da hiç bir başarısızlığım olmadı. Aldığım takdir, teşekkür belgeleri duruyor. Bu insanlar bize hem takdir belgesi verdiler hem de uğraştılar.
Bukalemun bile bu insanlar karşısında az gelir. Görevle ilişiğim kesildiği andan itibaren maddi, manevi çok sıkıntılar çektim. Bütün psikolojim bozuldu, çocuğum etkilendi. Kadın olmam dolayısıyla, anıldığım olaydan dolayı erkeklerin bakış açısı değişti, kötü şeylerle karşılaştım. Ailem ve yakınlarım destek oldu. Çok şükür ayaktayız. Bu hainlerin hain darbe girişimi karşısında el ele ve birlik içerisinde olmalıyız."
Dörtyol, hakkındaki suçlamalarla ilgili Konya 1. İdare Mahkemesine başvurduğunu ve dosyanın Danıştay'a gittiğini anlatarak, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bazı polislerin FETÖ mensubu oldukları iddiasıyla yargılandıkları davada da müşteki olarak ifade verdiğini bildirdi.
Darbe girişimi sonrası da Cumhurbaşkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne yaşadığı süreçle ilgili başvuruda bulunduğunu aktaran Dörtyol, "Suçsuzluğum delillerle ortadayken, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başkomutanımıza sesleniyorum. Ben şehit çocuğuyum, görevimi de iyi şekilde yaptığıma eminim. Görevime iade edilmeyi istiyorum. Bu hainlerle mücadelede tekrar sizin yolunuzda yürümeye hazırım." diye konuştu.
Kaynak Haber10.com

MHP’li belediye başkanı FETÖ’den tutuklandı
Adana’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay, savcının itirazı üzerine tutuklandı.

mustafa çay ile ilgili görsel sonucu
 
Adana’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay, savcının itirazı üzerine tutuklandı.
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında gözaltına alınan Pozantı’nın MHP’li Belediye Başkanı Mustafa Çay ve kardeşi Nurettin Çay, dün gece tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Savcının itiraz etmesi üzerine Mustafa Çay hakkında Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi tutuklama kararı verdi. Çay, Kozan Cezaevi’ne gönderildi.
Kaynak : İHA


 
'Gözaltına alındı' iddiasına TRT'den açıklama geldi
15 Temmuz darbe girişimi gecesi TRT'de zorla bildiri okutturulan Tijen Karaş'ın da gözaltına alındığı iddiaları için TRT'den açıklama geldi. 

'Gözaltına alındı' iddiasına TRT'den açıklama geldi
 
FETÖ soruşturmaları kapsamında dün TRT'ye operasyon yapıldığı ve aralarında bazı TRT spikerlerinin de olduğu 42 kişi gözaltına alınmıştı.
TRT, darbe girişimi gecesi bildiriyi okuyan spiker Tijen Karaş'ın gözaltına alındığı haberlerine ilişkin açıklama yaptı.Açıklamada, "FETÖ darbe girişimi soruşturması kapsamında dün TRT’de yapılan operasyonda 42 kişinin gözaltına alındığı belirtilmişti. Söz konusu gözaltılardan sonra bugün bazı internet siteleri ve sosyal medyada TRT spikeri Tijen Karaş’ın da gözaltına alındığı yönünde bazı haberlere yer verilmiştir. Söz konusu haberler gerçeği yansıtmamakla birlikte, spikerimiz Tijen Karaş kurumdaki görevine devam etmektedir. Kamuoyuna duyurulur" denildi.
Kaynak Tgrthaber


Darbeci astsubay otel baskınını anlattı
'Tuğgeneral Sönmezateş, TSK’nın yönetime el koyduğunu, görevimizin de Erdoğan’ı alıp Ankara’ya götürmek olduğunu söyledi. ‘Karşı koyan olursa öldürün’ dedi. Suç olduğunu biliyordum ama o timdekilerden görevi kabul etmeyen kimse olmadı'
 
15 Temmuz gecesi Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele baskın yapan timde yer alan Astsubay Üstçavuş Yakup Özcan’ın ifadesi ortaya çıktı. Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda görevli Özcan’ın anlattıkları, aslında o suikast timindeki askerlerin gerçeği bildiğini ortaya koydu. Habertüek'ten Fevzi Çakır'ın ulaştığı ifadede Tutuklanan ve TSK’dan atılan Astsubay Özcan’ın şok ifadeleri özetle şöyle:
YAVRU BAYKUŞLAR: 11 Temmuz’da Astsubay Ömer Faruk Göçmen beni aradı. (Gölcük’teki) Eğitim bittikten sonra Ankara’ya dönmeden İzmir’e gelmemi söyledi. Durum şüpheliydi ama gitmek zorundaydım. 2 arkadaşımla 13 Temmuz sabahı üsse gittik. 14 Temmuz’da Binbaşı Taner Berber, Üstçavuş Göçmen ve Başçavuş Zekeriya Kuzu beni çağırdı. Telefonumu açık tutmamı ve olanlardan kimseye bahsetmememi söylediler. Göçmen, 1.5 ay önce ‘Yavru Baykuşlar’ adlı WhatsApp grubu kurdu. Normal muhabbetler yaparken, olaydan birkaç gün önce, vatan ve millet şiirleri paylaşmaya başladı.
GRUPTAN ÇAĞRI: 15 Temmuz’da görev yerimize gittik. Mesai yaptık, merak içindeydik. 16.30 civarı komutanımız Binbaşı Taner eve gidebileceğimizi söyledi. ‘Gruptan mesaj gelecek tekrar geleceksiniz’ dedi.
Kaynak Tgrthaber



Mehmet Acet
Düğün salonunda darbeye direniş toplantısı
3 gün oldu.
Zaman ilerliyor.
Ama o uzun, meşum geceye dair anlatılacak daha çok hikaye var.
Bugün 15 Temmuz akşamına dair elimize yeni ulaşan bilgileri sizlerle paylaşacağız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın uçaklarının havada nasıl emniyete alındığını, darbe girişiminin hedefine ulaşmasını engelleyen çabaların neler olduğunu zaman geçtikçe, parçaları birleştirdikçe daha iyi anlıyoruz.
Allah'ın lütfu, milletin feraseti, Cumhurbaşkanının cesareti, bilgece tutumu ve o gece sorumluluk makamındaki kimi kritik isimlerin zamanla yarışarak aldıkları inisiyatifler…
Bu parçalardan hepsi tamam olup, biri eksik kalsaydı 16 Temmuz'da başka bir Türkiye'de yaşıyor olacaktık.
HAVA KUVVETLERİ KOMUTANININ KRİTİK MÜDAHALELERİ
Gelinen noktada o geceye dair henüz aydınlatılmamış, gri alanlar bulunsa da, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının darbe girişiminin içinde yer almadıklarını, destek vermediklerini söyleyebiliyoruz.
Bununla birlikte, ordunun tepesindeki komutanların derdest edildikleri için darbeyi püskürtecek bir girişimde bulunamadıklarını, inisiyatif kullanamadıklarını da biliyoruz.
Bunun bir tane istisnası var.
Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal.
Ünal, darbe kalkışmasının olduğu gece, diğer birçok üst düzey TSK mensubu gibi Korgeneral Mehmet Şanver'in kızının düğünü için İstanbul'a gitmişti.
Saat 19.06'da Ankara'dan, Genelkurmay Harekat Merkezi'nden uçuşların kesildiği, havadaki uçakların inmesi gerektiğini belirten talimat, Hava Kuvvetleri Komutanı'na rapor edildi.
(MİT'e ulaşan ihbar üzerine gelişen süreç)
Ancak raporda darbe teşebbüsünü ima eden herhangi bir ifade yoktu.
Abidin Paşa, neler olup bittiğini öğrenmek için Genelkurmay Başkanı ve İkinci Başkanı aradı.
Emir subayları iki komutanın toplantı halinde olduklarını, kendilerine dönüş yapacakları söyledi.
Ancak geri dönüş olmadı.
Bununla birlikte uçuşların durdurulması ile ilgili emir, Eskişehir'deki Hava Harekat Merkezi tarafından 19.26 itibariyle bütün birliklere iletildi.
SAAT 22.15: ANKARA'DAN UÇAKLARIN HAVALANDIĞI BİLGİSİ ULAŞIYOR
Saatler 22.15'i gösterdiğinde, getirilen yasaklamalara rağmen Ankara üzerinde uçuşların başladığı bilgisi, düğünün yapıldığı salona, Hava Kuvvetleri Komutanı'na ulaşıyor.
Abidin Ünal bunun üzerine, darbe girişiminin merkezi olan Akıncı Üssü'nün komutanını arayıp “Ankara üzerinde uçan uçaklar sizin mi?” diye soruyor.
“Evet” yanıtını veren Üs komutanı, “Buna mecburum, siz de ben de hayati tehlike içindeyiz” deyip telefonu kapatıyor.
Hava Kuvvetleri Komutanı bunun bir darbe girişimi olduğunu fark eder etmez, sonuçları darbe girişiminin püskürtülmesine büyük katkı sağlayan bir karar alıyor.
Düğün salonunda bulunan 24 havacı generalle düğün salonunun bir köşesine çekilip 1,5 saat süren bir toplantı yapıyor.
Ünal, havacı generallere, “Bu darbeye karışmak bir Divan'ı Harp suçudur” dedikten sonra, herkese “Emriniz altında olanları arayıp bu girişimi durdurun” talimatı veriyor.
Darbecilerin gelip orada bulunanları derdest etmesine kadar geçen bu 1,5 saatte Hava Kuvvetleri Komutanı ve 24 havacı general, yoğun bir telefon trafiğiyle altlarını arayıp emirler veriyor.
CUMHURBAŞKANI'NIN UÇAĞI HEDEF OLMAKTAN NASIL KURTARILDI?
Bu bir buçuk saatlik toplantının, darbe kalkışmasının püskürtülmesine dönük ciddi katkıları oldu.
Bunun değerlendirmesini sonuçlara bakarak yapabiliriz.
Hava Kuvvetleri Komutanı ve darbeye karışmamış 24 havacı generalin o süre zarfında kullandıkları inisiyatifin şu sonuçları oldu:
-Darbenin bir numaralı hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef almak için havalanmaya hazırlanan Dalaman Meydanı'ndaki suikastçı helikopterler harekete geçemedi.
-Erdoğan'ın uçağı havalandıktan sonra uçağın tanımlanmış hava resminin darbeciler tarafından kullanılması engellendi. Bu şekilde, Cumhurbaşkanı ve ailesini taşıyan uçağın izlenip takip edilmesi imkansız hale getirildi.
Yani, darbeciler bu sayede Erdoğan'ın uçağının havadaki konumunu tespit edemedi.
Tanımlanmış Hava Resmi dediğimiz şey, havadaki bütün uçakların aidiyeti, uçuş planı, rotası, irtifası ve tanıtım kodlarının belirlenmiş haline deniyor. Bu resim Eskişehir ve Diyarbakır'daki Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri tarafından üretilip Ankara'daki Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi dahil bütün kullanıcılara sunuluyor.
EFKAN ALA'NIN UÇAĞININ PEŞİNE DÜŞTÜLER
-Bunun benzeri, kalkışmanın başladığı saatlerde Erzurum'dan Ankara'ya gelmekte olan İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın uçağı için uygulandı. İçişleri Bakanı'nın uçakta olduğunu haber alan darbeciler, Ala'nın arkasından kendisini hedef almak üzere uçaklar kaldırdı. Bu uçaklar havada iken vazgeçirilerek geri döndürüldü.
-Darbeciler Denizli'den Ankara'ya nakliye uçaklarıyla bir tugay asker taşımak istemişlerdi. O bir buçuk saatlik toplantının sonuçlarından biri de, 7 adet büyük nakliye uçağıyla bu tugayın taşınmasının önüne geçilmesi oldu. Söz konusu 7 uçak, emir komuta altına alınarak Malatya'ya indirildi.
15 Temmuz akşamı olup bitenlerin bir darbe kalkışması olduğu fark edildiği anda Hava Kuvvetleri Komutanı'nın 24 havacı generalle zamana karşı yarışarak yaptığı bir buçuk saatlik toplantı, kalkışmanın başarısız kalmasına ciddi katkı sağladı.
O toplantı yapılmamış olsaydı, her şey çok farklı olacaktı.
Kaynak Mehmet Acet,Haber10.com köşe yazısı


 
TRT'yi basan darbeci sivil ismin kimliği ortaya çıktı!
Cuntacıların bastığı TRT’ye getirdiği 4 darbeci sivilden birisinin HAVELSAN yazılım mühendisi Onur Demircan olduğu ortaya çıktı.

TRT'yi basan sivil ismin kimliği ortaya çıktı
 
FETÖ'cü kalkışmanın yaşandığı gece sözde sıkıyönetim bildirisini okumak için Ankara'daki TRT Genel Müdürlüğü'nü basan cuntacıların yanında 4 sivil mühendisin olduğu da ortaya çıkmıştı. TRT'yi basan cuntacılar yakalanarak tutuklanırken söz konusu siviller hala firari. Ankara Cumhuriyet Savcısı Ali Alper Saylan'ın TRT baskınına ilişkin yürüttüğü soruşturmada önemli bilgilere ulaşıldı. O gece TRT baskınının başında FETÖ'cü darbe girişiminden bir gün önce Kosova'dan Ankara'ya gelen eski Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Albay Muhammet Tanju Poshor bulunuyordu.
ZORLA BİLDİRİ OKUTMUŞLARDI
Cunta bildirisini okumak için Yarbay Ümit Gençer görevlendirildi. Ancak son anda bundan vazgeçen cuntacılar, Mehmet Partigöç ve Cemil Turhan imzalı "sıkıyönetim direktifi" isimli bildiriyi spiker Tijyen Karaş'a okutturmuştu. TRT baskınına ilişkin güvenlik kamera görüntülerini inceleyen savcılık ve emniyet, cuntacıların yanında görülen sivil şahısların kimliklerini tespit etti.
YAZILIM MÜHENDİSİ OLARAK GÖREVLİ
TRT'ye giren bu kişilerden birisinin HAVELSAN'da çalışan Onur Demircan olduğu anlaşıldı. HAVELSAN'da yazılım mühendisi olan Demircan'ın hain planlarına ulaşamayınca ABD'ye kaçtığı belirlendi. Bu darbecilerin başarısızlığın bile planını yaptığını ortaya koydu. Hiç vakit kaybetmeden kalkışmanın ertesi günü ABD'ye uçtuğu kaydedilen Demircan'ın elektronik posta aracılığıyla da kuruma istifasını gönderdiği öğrenildi.
SAVCILIĞA BİLGİ VERMEDİLER
HAVELSAN yönetimi ise hiçbir neden yokken Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Demircan'ın istifasını hiçbir işlem yapmadan kabul etti. Daha sonra ise TRT baskınına ilişkin görüntüler ortaya çıkmıştı. Yönetimin, görüntülerdeki yeşil tişörtlü şahıs olan Demircan ile ilgili savcılığı da hiçbir bildirimde ve ihbarda bulunmadığı öğrenildi.
DARBE BAŞARISIZ OLUNCA KAÇTILAR
Görüntülerde kimliği tespit edilen bir hainin ise FETÖ bağlantılı bir yazılım şirketinde çalıştığı ortaya çıkarıldı. Lacivert tişörtlü bu kişinin de daha önce HAVELSAN'da mühendis olarak çalıştığı tespit edildi. Darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından söz konusu mühendis ile görüntülerdeki diğer 2 kişi kayıplara karıştı. Polis, Türkiye'de olduğu değerlendiren söz konusu 3 haini arama çalışmasını sürdürüyor.
HELİKOPTERLE GETİRİLDİLER
İstanbul'da TRT'ye yayını kesmek için gelen üç kişi Supercom şirketi sahibi ve Sürat Teknoloji Genel Müdürü Harun Şahin, Supercom CEO'su Seyfullah Genç ve Sürat Teknoloji bilişim uzmanı Niyazi Akalın'dı. Darbe başarısız olunca sabah TRT'nin çitlerinden atlarken yakalanan ve adliyeye sevk edilen bu kişiler tutuklanırken, zanlıların Ümraniye'de bir örgüt evinden alınmaları, tutuklanan darbeci üsteğmen Kerime Kumaş Yıldırım'ın kullandığı helikopterle Vodafone Arena'ya getirilmeleri ve TRT'den kaçışları kameralara yansımıştı. İstanbul Emniyeti'nin MOBESE hizmetinin de Sürat Teknoloji tarafından sağlandığı ortaya çıkmıştı. Usulsüz dinlemelerin merkezi olarak da bilenen TİB'e sızan FETÖ elemanlarının, 17-25 Aralık darbe girişimine kadar olan ihalelerden 51'ini örgüt bünyesindeki bilişim şirketlerine verdiği belirlenmişti. 
Kaynak: Yenişafak

Karargâhtaki ölü bulunan sivilin sırrı çözülemedi
Darbe girişiminin ardından Akıncılar Üssü’nde çıkan 3 sivilin yanı sıra Genelkurmay Başkanlığı’nda ölü bulunan sivilin sırrı çözülemedi.
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen darbe girişimine ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Genelkurmay Başkanlığı’nın bahçesinde 16 Temmuz sabahı sivil bir ceset tespit edilmişti. Olay yeri incelemede görevlendirilen savcılar ve polisler, bulunan cesedi morga kaldırdı. Yapılan aramalarda ceset sahibinin kimliği de aynı bölgede ele geçirildi. Adli Tıp Kurumu Morguna götürülen cesedin Ankara doğumlu 46 yaşındaki Y.Ç.’ye ait olduğu tespit edildi.
İMAM İHTİMALİ…
Polis olayla ilgili soruşturmayı yürütürken Y.Ç.’nin görevi, bağlantıları ve irtibat noktalarını araştırmak için düğmeye bastı. Cesedi hiç kimse almaya gelmezken, söz konusu kişinin darbecilere direnen halktan biri olmadığı ancak Akıncılar Üssü’nde yakalanan imamlar gibi görevlendirilmiş bir ‘imam’ olma ihtimali değerlendiriliyor. Soruşturma birimlerinin Y.Ç.’nin ailesi ve yakın akrabalarına ulaşmaya çalıştığı bunun yanı sıra üzerine kayıtlı telefon hatları ile o gece Genelkurmay’daki HTS kayıtlarını da araştırdığı kaydedildi.
Kaynak: Türkiye Gazetesi
 
Bugün 42 ziyaretçi (82 klik) kişi burdaydı!
Copyright © 2010 - 2016 Brisin
Tüm Hakları Saklıdır | Bedava-Sitem
Tema: Tasarimkurdu


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=