Brisin

Fazla Haber





 

Geçen sene Mart ayında Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'dan Çin'in başkenti Pekin'e gitmek üzere havalanan; ancak bir saat geçmeden radardan kaybolan Malezya Havayolları'na ait uçağa ait olduğu düşünülen bir parçanın Hint Ummanı'ndaki bir adada bulunduğu belirtildi. Malezyalı, Avustralyalı ve Fransız uzmanların, bulunan parçanın MH370 numaralı Malezya Havayolları'na ait olup olmadığını araştırdığı bildirildi.

2014 senesi Mart ayında Malezya Havayolları'na ait Boing 777 tipi uçak içindeki 239 yolcuyla beraber Kuala Lumpur'dan Çin'in Başkenti Pekin'e giderken kaybolmuştu. Uçağa ait olduğu düşünülen ve 2 metre boyunda olan parça, Çarşamba günü Madagaskar'ın takriben 600 kilometre doğusunda bulunan Hint Ummanı'ndaki adanın sahillerine vurdu. Havacılık uzmanları, Hint Ummanı'ndaki adada bulunan ve flaperon denilen uçak parçasının kaybolan Boing 777'ye benzediğini belirtiyor. Malezya Havayolları tarafından yapılan izahta, bulunan parçanın kaybolan uçağa ait olup olmadığını söylemek için daha erken olduğu belirtildi. Uçak kanatlarının bir parçası olan ve flaperon ismi verilen parça, uçağın kalkış ve dönüşlerinde kontrolü sağlıyor.

Avustralya liderliğindeki arama çalışmaları Güney Hint Ummanı'nda, Fransız bölgesi olan Reunion'un 6 bin kilometre doğusundaki geniş bir alanı kaplıyor. Bölgede başka uçak kazalarının da olduğu belirtiliyor. Malezya Başbakanı Necib Rezak bulunan parçanın araştılmak üzere Fransa'nın Toulouse şehrine gönderilebileceğini izah etti.

Reunion'daki Fransız yetkililerin de uçak parçasını incelediği dile getiriliyor. Aynı zamanda Avustralyalı araştırmacılar da, bulunan parçayla alakalı olarak, uçak üreticileriyle temasa geçti. Avustralya İmalat Bakanı Warren Truss yazılı bir izahta, bulunan parçanın kaybolan uçağa ait olduğunun kanıtlanması vaziyetinde, arama çalışmalarının tekrar gözden geçirileceğini bildirdi.

Avustralya tarafından yönlendirilen arama çalışmaları, uçağın düştüğü düşünülen, Batı Avustralya Eyaleti sahilleri açığındaki, 60 bin kilometre karelik bir alanı kapsıyor. Arama operasyonu ekip başkanı ve bu arada Avustralya Erişim Güvenliği Bürosu Komisyon Başkanı Martin Dolan yaptığı izahta, kaybolan parça kayıp uçağa ait olsa dahi araştırma alanının değiştirilmeyeceğini, zira bu parçanın arama alanından, akıntının tesiriyle, bulunduğu bölgeye sürüklenmiş olabileceğini belirtti. Dolan ayrı olarak, bulunun parçanın uçağa ait olması halinde, uçağın kuzey yarım kürede kaybolduğu istikametindeki kuramların de yanlış olduğunun anlaşılacağını söyledi.

New York'ta yeniden Malezya'ya ait olan ve Ukrayna üzerinde vurularak düşürülen yolcu uçağı konusunda olarak BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'de müzakerelerde bulunan Malezya Eriştirme Bakanı Tiong Lai, "Bulunan net tür bir parça olursa olsun, sahiden MH370 uçuş numaralı uçağa ait olup olmadığının anlaşılabilmesi için daha ileri tetkiklerin yapılması gerekiyor." diye konuştu. Lai, "Bunu anlayabilmek için bölgeye bir ekip gönderdik. Ümit ediyoruz ki en kısa vakitte vaziyeti netleştireceğiz." dedi.

Kaybolan uçaktaki uçuş rotası sorumlusunun eşi Jacquita Gonzales, BBC'ya yaptığı izahta, haberlerin kendisini yıktığını belirterek, "Bir parçam, kocamın naaşını bulabileceğim ve ona layık bir cenaze merasimi tertip edebileceğimi ümit ediyor, diğer yarım ise hayır, hayır hala bir ümit var diyor." dedi.

Kaybolan uçakta, 153'ü Çinli ve 38'i Malezyalı olmak üzere toplam 227 yolcu bulunuyordu.

 
 

 

Sağlık Bakanlığı tarafından elektirik kesintisi ile ilgili açıklama yapıldı.

Yazılı açıklamada, elektrik kesintisi nedeniyle sağlık hizmetlerinde aksaklık yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alındığı belirtildi.

Alınan tedbirler sonucu kesinti nedeniyle herhangi bir aksaklık yaşanmadığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"81 ilimizde Bakanlığımıza bağlı sağlık kurumlarında elektrik kesintisi sebebi ile sağlık hizmeti sunumunda aksama yaşanmamıştır. Sağlık kurumlarımızda jeneratör ve kesintisiz güç kaynakları devreye sokularak hiçbir hastamızın tedavi sürecinin etkilenmesine izin verilmemiştir.

Yoğun bakım, hemodiyaliz ve ameliyathane gibi özellikli birimlerde sorun yaşanmaması için gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Hiçbir sağlık kuruluşumuzda hayati risk oluşturacak bir durum yaşanmamıştır.

Ülke genelinde evlerinde solunum destek cihazına bağlı olarak tedavi gören hastalarımız 112 ambulansları ile en yakın hastanelere nakledilmiştir.

Soğuk zincir uygulamasına tabi olan aşı ve serumlar için, ülkemiz genelinde tüm üniversite, eğitim ve araştırma, devlet hastanesi ile aile sağlığı merkezlerinin depo ve buzdolaplarında jeneratör ve kesintisiz güç kaynağı bulunmaktadır.

Ayrıca 81 ilimizde aşı ve anti serum dağıtımı yaptığımız soğuk hava depolu araçlarımız, aşı ve anti serumları 8 ile 72 saat (+) 2 - (+) 8 derecede muhafaza edebilen aşı nakil kaplarımız mevcuttur."

Danimarka Başkanı Pariste yere düştü

Danimarka Başbakanı Paris'te yere düştü

Dünya öncüleri Elysee Sarayı'nda bir araya gelerek Cumhuriyet Alanı'ndaki terör
karşıtı yürüyüşe beraber gitti.Danimarka Başbakanı Helle Thorning Schmidt, saraydan çıkarken
talihsiz bir kaza geçirdi.

BİR ANDA YERE DÜŞTÜ

Yürüyüşte topuklu ayakkabıyı seçenek ettiği görülen Schmidt, merdivenlerden inerken
ayağı takılınca bir anda yere düştü. Başbakan'ın yardımına yanındakiler yetişti.

"Bizim için terörün rengi olmaz"
,
Bizim İçin Terörün rengi olmaz
 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Geçmişte terörden çok acı çekmiş bir ülke olarak bundan sonra da dünyanın neresinde olursa olsun terör faaliyetine karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Yeniden devlet terörü mananında, kendi halkına veya Filistin'de olduğu gibi Filistinlilere yönelik baskı ve zulüm uygulayanlara karşı da Suriye'de veya Filistin'de veya diğer ülkelerde, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Davutoğlu, Fransa'nın başkenti Paris'te, 17 kişinin ölümüne sebep olan terör saldırıları sebebiyle tertip eden "Cumhuriyet Yürüyüşü"ne katılımının isminden Türkiye'nin Paris Büyükelçiliğinde medya toplantısı tertip etti.

Paris'te, son derece manalı, sembolik açıdan da ehemmiyetli iletiler içeren bir anma töreni yapıldığını ifade eden Davutoğlu, "Bizim buradaki mevcudiyetimiz de asal itibarıyla bir hayli açıdan ehemmiyet taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin terör, insanlığa karşı işlenen suçlar ve suçsuz bir cana maksat mevzubahis olduğunda dünyanın her yerinde aynı değeri müdafaa ettiğini, hiçbir yerde çifte standart uygulamadığını vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Gazze'ye yapılan saldırılar karşısında sesimizi nasıl yükselttiysek önceden Madrid'de, Londra'da, Norveç'te olan terör saldırılarında da aynı şekilde sesimizi yükselttik. Bizim için terörün rengi, ırkı, mezhebi, etnisitesi olmaz. O açıdan burada bulunmamız, global iletinin idrak etmesi itibariyle önemliydi. Zira daha çok Avrupalı öncülerin olduğu bir platformdu. İslam dünyasından üç, dört öncü, Afrika'dan Arap dünyası ve Avrupa'dan bizler vardık. Bu ileti, bütün dünyaya verilen bir mesajdır. Herkesin de bu manada yüzleşmesi şart olan bir gerçektir, şu anda terör tehdidi. Bu çerçevede bugün, burada sergilenen tablo önemlidir."

 

İşte Avruğanın En çekici Gazatecesi 

Avrupa'nın en çekici kadın gazetecisi seçildi. Gerçi seçtikleri kadın gazeteci bir gazeteciden çok mankene
benziyor ve sürekli açık saçık veridği pozlarıyla tanınıyor. Bu durumda bu kadına gazeteci demek bile bu 
mesleğe bir saygısızlık sayılır.

Mediaset İspanya'da çalışan Hırvat gazeteci Fani Stipkovic, Mediaset İtalya tarafından Avrupa'nın
en seksi gazetecisi seçildi. Fani Stipkovic bu zaman kadar aralarında Ronaldo, Kaka, Rio Ferdinand, 
Fernando Torres, Guti, Raul futbolun yıldızlarının yanısıra Roger Federer, Rafael Nadal, Fernando Verdasco 
ve Lewis Hamilton gibi isimlerle röportajlar yaptı. Öte yandan Stipkovic, La Liga'da sıkı bir Real Madrid taraftarı.







Türkiye'nin Kim Kardashian'ıyım




Güzellik yarışmasına katıldı, dizi ve filmde oynadı, sunuculuk yaptı. Ama yaptığı hiçbir iş, 
sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar kadar ses getirmedi. Poposunun ön planda olduğu pozlarıyla
Instagram fenomeni haline geldi. Öyle çok dikkat çekti ki, mart ayında Google’da en çok onun
ismi aratıldı. Şimdi hem yapımcılar hem de reklamcılar peşinde. İşte “Türkiye’nin Kim Kardashian’ıyım” 
diyen manken Cansu Taşkın’ın öyküsü.




Google’da en çok senin ismin aratılmış. Bu seni şaşırttı mı? - Şaşırttı tabii. Hiç aklıma gelmezdi. Bir 
sabah kalktım, çekime gideceğim. Telefonuma bir baktım, bir sürü kişi aramış, mesajlar atıp tebrik etmiş.
“Allah Allah” dedim kendi kendime, “Bunlar beni niye tebrik ediyor?” Sonra Twitter’a girdim, 
Hürriyet’te çıkan haberde Google’da en çok aratılan isim olduğumu gördüm. ÖSYM’yi bile geçmişim!
Çok şaşırdım ama sevindim de.
Bu kadar ilgi görmeyi bekliyor muydun?
- İnan hiç aklıma gelmemişti. Peki nasıl oldu tüm bunlar, adını duyurmayı nasıl başardın? 
Hikâyeni öğrenebilir miyiz?
- 21 yaşındayım. Bu sektöre 16 yaşında girdim. Güzellik yarışmalarına 
katıldım önce. Sonra “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisinde ve bir sinema filminde oynadım. Sunuculuk da 
yapıyorum. İki yıl bir siyaset programı sundum. Şimdi de yeni bir programa hazırlanıyorum.



Yarışmalara katıldın, dizide oynadın, sunuculuk yaptın ama asıl sosyal medyada paylaştığın
fotoğraflarla tanındın... - Evet, fiziğim takipçilerimin çok dikkatini çekti. “Instagram’a video yükle” 
diyen çok oluyor. “Hangi sporu yapıyorsan, ben de ondan yapmak istiyorum” diyenler de. 
Zaten o yüzden şimdi bir pilates programı yapmamı istiyorlar. Ama kanalla henüz imza atmadığımız
için programın detaylarını şimdi söylemek istemiyorum.
Peki işinle değil de verdiğin pozlarla tanınmak
seni rahatsız etmiyor mu? - Aslında insanlar beni yanlış anlıyor. Ben özellikle, bilerek öyle pozlar
vermiyorum. Ben gayet normal duruyorum. Ama fiziğim öyle durduğu için normal dursam bile poz 
vermişim gibi gözüküyor. Ama alakası yok.




Dikkat çekici bir vücuda sahip olduğunu ne zaman fark ettin? - İnsanın yaş aldıkça
vücudunu tanıdığını düşünüyorum. Ben 16 yaşındayken de düzgün bir fiziğe sahiptim ama bu kadar 
değildim. O zamanlar toydum, fazla bir şeyin farkında değildim. Sonra yavaş yavaş vücudumla ilgili 
yorumlar almaya başladım. Dümdüz değil, kıvrımlı bir vücudum vardı. Sporla bu hale getirdim
. Sadece kalça çalıştım. Bu hale gelene kadar azmettim. Şimdi insanlar “Ebru Şallı da pilates yapıyor, 
onun vücudu bile böyle değil” diyor.
Vücudunu estetikle bu hale getirdiğin söyleniyor...
- Hiçbir yerimde estetik yok. Bunu yüz kere söyledim. Kemiklerime de bir şey yaptırmadım. 
Sayabilirsiniz. Peki, vücudunun bu halini korumak için ne gibi fedakârlıklar yapıyorsun?

- İstediğim her şeyi yiyorum, kilo almıyorum. Bünyeyle alakalı biraz. Bazı insanlar su içse yarıyor, 
bana yaramıyor.
Türkiye’nin Kim Kardashian’ı” diyebilir miyiz sana? - Diyebilirsiniz. Öyle çağırıyorlar beni zaten. Bir televizyon programına konuk oldum, belimin kaç cm. olduğuna baktılar. Zaten hangi programa katılsam, beni ellerinde 
metreyle karşılıyorlar.


Büyük bir takipçi kitlen var. Sana en çok ne gibi sorular soruyorlar? - Kadınlar çok fazla mesaj atıyor, 
“Ne yapıyorsan bize de söyle ne olur” diye. “Çocuk yaptım, kilo veremiyorum, ne yapmam lazım?”
diye soranlar var mesela. Onlara söylüyorum, buradan da uyarayım, gerçekten kilolu insanlar akşam
saat 6’dan sonra hiçbir şekilde yemek yemesinler. Ayrıca hareket etsinler. Hareketsiz kaldığın için kilo 
yapıyor vücut.




Taciz edenler oluyor mu?
- Çoook. Bazıları bayağı haddini aşıyor, direkt engelliyorum. Sonra tweet atıyorlar,
“Yanlış anladın, ben öyle bir şey demek istememiştim” diye. Ne gibi şeyler söylenmesine
tahammül edemiyorsun?
- Dengesiz insanlar oluyor, küfür ediyorlar. Onları kaldıramıyorum. Hemen engelliyorum.
Onun dışında isteyen istediği gibi eleştirebilir. Onun görüşüdür, saygı duyarım. Herkes beğenecek diye
bir şey yok sonuçta.

Boyunu ve kilonu sorayım o zaman...
- Türkiye’nin en uzun mankenlerindenmişim. Boyum 1.83, topuksuz. Topukluyla 2 metre oluyorum. 
53 kiloyum. Boyuma göre kilom az tabii.

Bundan sonrası için hedeflerin, planların neler? - Mesleğimi seviyorum. Mesleğimde çok fazla
yol kat ettiğimi düşünüyorum. 10 yıldır yerinde sayan mankenler ve oyuncular var. Oyunculuk ve 
sunuculukta daha da ilerlemek istiyorum. Oyunculuk teklifi geliyor zaten. Herkes beni Fahriye Evcen’e
benzetiyor. Bir de dayım şarkıcı, onunla bir şeyler yapmayı düşünüyoruz.





Ebru Şallı'dan cesur kıyafet

Ünlü modacı Cengiz Abazoğlu'nun defilesine katılan Ebru Şallı mavi body ve transparan eteğiyle defilenin 
ilgi odağı oldu.

Ebru Şallı'dan cesur kıyafet

Ünlü modacı Cengiz Abazoğlu, adL markası için hazırladığı "Sonsuz" adlı yeni koleksiyonunu önceki gün düzenlediği defileyle tanıttı.

Yeni doğum yapan Wilma Elles de podyumdaydı

Derin yırtmaçlı ve dantel detaylı elbiseler ile pantolon-ceket tasarımlarının yer aldığı koleksiyonun beğeniye sunulduğu defilede Çağla Şikel, Özge Ulusoy, Yüksel Ak ve Merve Büyüksaraç gibi ünlü modellerin yanı sıra kısa süre önce ikiz bebeklerini dünyaya getiren Wilma Elles de podyuma çıktı.

Ebru Şallı gecenin en cesuru oldu

Ebru Şallı, defilenin en cesur davetlilerinden biriydi. Abazoğlu imzalı mavi body ve transparan eteğiyle ilgi odağı olan Şallı, flaşların birbiri ardına patlaması üzerine gülümseyerek muhabirlere"Neden bu kadar çok fotoğraf çekiyorsunuz?" diye sordu. Adı bir dönem Sinan Akçıl ile aşk dedikodularına karışan Ziynet Sali, Akçıl'ın sevgilisi Ebru Şallı ile bir süre sohbet etti.


Sharapova'nın bilinmeyen büyüleyici özelliği

Kortların en güzel tenisçilerinden olan Rus raket Maria Sharapova, korttaki başarısının yanı sıra güzelliği ve
çekiciliğiyle de ün yapmış durumda. 



Pek çok kaynağa göre Sharapova, en güzel bacaklara sahip kadın sporcu.


Galeri - Sharapovanın büyüleyici özelliği


Bugün 37 ziyaretçi (90 klik) kişi burdaydı!
Copyright © 2010 - 2016 Brisin
Tüm Hakları Saklıdır | Bedava-Sitem
Tema: Tasarimkurdu


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=