Brisin

Güncel

YENİÇERİ TİM - İsrail Siber Saldırısında Yerinizi Alın
YENİÇERİ TİM hacker grubu,  İsrail sitelerini hackledi.

Otomatik alternatif metin yok.

Türk hackerlerin israile siber savaş açtıktan sonra karşılık vermeye hazırlanan İsrail hacker timi başka bir TÜRK HACKER TİMİ olan YENİÇERİ tim tarafindan hacklenmiştir.
Yoğun İstekler Üzerine Alımlarımızı Tekrar Açmış Bulunmaktayız. Aşağıda Vereceğimiz Linkten Formu Doğru Bir Şekilde Doldurduktan Sonra Verdiğiniz Telefon Numarasından Sizlere 2 Gün İçerisinde Olumlu/Olumsuz Yanıt Verilecektir.
Alımlarımız 31 Aralık 2017 Tarihine Kadar Sürecektir. Bu İşe Gerçekten Gönül Vermiş Kişileri Aramızda Görmek İsteriz.
Bu Formu Paylaşıp Bize Destek Olabilirsiniz
Teşekkür Ederiz.
Üyelik Başvuru Linkimiz : goo.gl/forms/qRq1fPTW1WKbXyL62
Facebook Sayfamız : https://www.facebook.com/yeniceritim.2017/
Facebook Grubumuz : www.facebook.com/groups/481146688912806/
Youtube Eğitim Kanal Linkimiz : www.youtube.com/c/Yeniçeritim
#Yeniçeri_Tim

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ey Trump sen ne yapmaya çalışıyorsun
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması kararına ilişkin, "Böyle bir adımı atmak dünyada, özellikle bu bölgeyi ateş çemberinin içine atmaktır. Ey Trump, sen ne yapmak istiyorsun?" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ey Trump sen ne yapmaya çalışıyorsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan ziyaretinden önce Esenboğa Havalimanı'nda vatandaşlara hitap etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması kararına ilişkin, şunları söyledi:
"Böyle bir adımı atmak dünyada, özellikle bu bölgeyi ateş çemberinin içine atmaktır. Ey Trump, sen ne yapmak istiyorsun? Bu nasıl bir yaklaşımdır? Siyasi liderler karıştırmak için değil barıştırmak için olurlar. Şu anda Sayın Trump'ın bu açıklamaları adeta 'mikser' görevi görmeye yöneliktir. Karıştırmaya yöneliktir, barıştırmaya değil.
Burada Sayın Trump, 'Ben güçlüyüm, öyleyse haklıyım' diyorsa, yanılıyor. Güçlü olmak, haklı olmak demek değildir. Haklı olan güçlüdür. Bunu böyle bilmesi lazım."
"Bu artık sadece Müslümanların değil insanlığın görevidir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Telefonla görüşmelerimi sürdürüyorum. Burada sadece İslam ülkelerini değil hatta Papa'yla da görüşme talebim oldu, onunla da bu akşam veya yarın sabah görüşeceğiz. Çünkü burası aynı zamanda Hristiyanların da mabedi, onunla da bu konuyu görüşmem lazım. Sayın Putin'le de görüşmemi yapacağım. Batı ülkeleri, Almanya, İngiltere, Fransa, İspanya'yla da görüşmelerimi yapacağım. Çünkü bu artık sadece Müslümanların değil adeta insanlığın görevidir." diye konuştu.



Kahramanmaraş'ta askeri araç kaza yaptı: 15 asker yaralı

İlgili resim

Kahramanmaraş'ta askeri aracın kaygan yolda kaza yapması sonucu 15 asker yaralandı. Olay yerinde duran bir otomobile kamyonun çarpması sonucu da 2 kişi yaralandı.

İHA'nın haberine göre, kent merkezine 50 kilometre uzaklıktaki Tekir Yaylası yolunda havanın yağışlı yolun kaygan olması sonucu askeri personeli taşıyan midibüs direksiyon hakimiyetinin kaybolması sonucu şarampole düştü. Kazada 1'i astsubay, 1'i uzman çacuş 13'ü er olmak üzere 15 asker yaralandı. Bu arada, kaza yerinde duran bir otomobile de arkadan gelenkamyon çarptı. Kazada otomobildeaki 2 kişi yaralandı.

Yaralılar olay yerine çağrılan ambulanslar ile kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı.


Türkiye'nin Kadın Cinayetleri Haritası! 

Türkiye'de işlenen kadın cinayetlerinin haritası çıkarıldı. Son 8 yılda kadın cinayeti haberinin gelmediği tek il Bayburt oldu.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde Türkiye'deki tablo, ihtiyaç duyulan mücadelenin boyutlarına dair fikir verici nitelikte; 2010'dan bu yana en az 1915 kadın öldürüldü.

FAİLLER KOCA YA DA ERKEK ARKADAŞ

Öldürülen her iki kadından birinin faili kocası veya erkek arkadaşıydı. En az 396 cinayetayrılık veya boşanma aşamasında gerçekleşti. 355 cinayetin öncesinde kadınlar şiddet, taciz veya tehdide maruz kalmıştı. En az 237 cinayet, kadınların güvenlik endişesiyle resmi bir başvuruda bulunduğu halde işlendi.

TÜRKİYE'NİN KADIN CİNAYETLERİ HARİTASI

Medyaya yansıyan kadın cinayetlerinin haritalandığı kadincinayetleri.org sitesi, 2010'dan bu yana kadınların nerede, ne zaman, kim tarafından, hangi bahaneyle öldürüldüğünü, cinayete giden süreçte ihmallerin yaşanıp yaşanmadığını nesnel olarak ortaya koymak ve cinayetlerin önlenmesi yolunda oluşturulacak politikalara katkı sağlamak amacıyla hazırlandı.

ÖLDÜRME BAHANELERİ

Kadın cinayetleriye ilgili resmî verilerin paylaşılmaması nedeniyle bianet'in erkek şiddeti çetelesindeki cinayet bilgilerinden yola çıkarak yürütülen çalışmaya göre, öldürülen 1915 kadının 1193'ünün faili (yüzde 62'si) kocası, erkek arkadaşı, eski kocası ya da eski erkek arkadaşıydı. 213 kadın babası, oğlu ya da erkek kardeşi tarafından öldürüldü. 114 kadının faili ise erkek akrabası oldu.

Aldatılma şüphesi, kadının boşanma isteği, erkeğin barışma isteğinin reddi ve namus/ töre, erkeklerin kadınları öldürme bahanelerinden önde gelenler oldu. Bunun yanı sıra "Kadının yemeğe salça koyması", "Erkeğin 'erkekliğiyle' dalga geçilmesi", "Kadının erkeği şikayet etmesi" ya da "Kadının telefon şifresini söylememesi" de kadınları öldürmenin medyaya yansıyan bahaneleri arasında yer aldı.

KADIN CİNAYETİNİN GELMEDİĞİ TEK İL

Kadın cinayetlerinin il ve ilçelere göre dağılımı:

-2010'dan bu yana sadece İstanbul'da öldürülen kadın sayısı 261.

-İzmir'de 139, Ankara'da 105, Adana'da 102, Gaziantep'te 88, Antalya'da 81.

-Son 8 yılda kadın cinayeti haberinin yansımadığı tek il Bayburt oldu.

-En az sayıda cinayet haberi ise Artvin, Karabük, Gümüşhane, Tunceli ve Bingöl'den geldi.

ATEŞLİ SİLAHLAR KULLANILDI

 

Kadın cinayetleri haberlerinden toplanan bilgilere göre, 2010'dan bu yana gerçekleşen 1915 cinayetin 1006'sı ateşli silahlarla işlendi. 1195 cinayet ise kadının, erkeğin veya ailelerinin evinde gerçekleşti.

 

2 ilde 11 kişiye FETÖ gözaltısı
Elazığ ve Tekirdağ'da FETÖ/PDY operasyolnarında 11 kişi gözaltına alındı.


Elazığ ve Tekirdağ'da FETÖ/PDY operasyolnarında 11 kişi gözaltına alındı.
Edinilen bilgiye göre, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde FETÖ/PDY'ye yönelik çalışma yaptı. Polisin yaptığı çalışmada örgütün gizli haberleşme ağı "ByLock"u kullananlarında olduğu şüpheliler tespit edildi. Şüphelilere yönelik bugün Elazığ'da operasyon düzenlendi. Operasyonda 7 şüpheli gözaltına alındı.

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

TEKİRDAĞ'DA 4 GÖZALTI

Tekirdağ'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik yapılan operasyonda hakkında yakalama kararı çıkarılan 8 kişiden 4'ü gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Terörle Şube Müdürlüğü ekipleri, Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, harekete geçerek, daha önceden haklarında yakalama kararı çıkarılan 8 kişiye operasyon düzenlendi. Yapılan operasyon sonucu 4'ü gözaltına alınırken. 1 kişinin ise başka bir dosyadan tutuklu olduğu öğrenildi.Hakkında yakalama kararı olan firari 3 kişinin ise yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

İHA

 

Diyanet İşlerinde ilk kadın başkan yardımcısı
Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına atanan ilk kadın  başkan yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, görevine başladı.Diyanet Basın Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre,  Martı'nın göreve başlaması dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığında tören  düzenlendi.

Huriye Martı ile ilgili görsel sonucu

Törende konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ülke  tarihinde ilk defa bir kadının kurumun Başkan Yardımcısı olarak atandığına  dikkati çekerek, Martı'ya başarılar diledi.Martı'nın bu görevde bulunmasının, ülke nüfusunun yarısını oluşturan  kadınların temsili açısından da bir anlam taşıdığını ifade eden Erbaş, teşkilat  içerisinden biri olan Martı'nın 3 yıl daire başkanlığı yaptığını, son 3 yıldır da  başkanlık müşaviri görevinde bulunduğunu hatırlattı.Erbaş, Martı'nın akademisyenliğinin büyük bir artı olduğunu,  akademisyen olarak ürettiği bilgileri şimdi de sahada uygulama fırsatı bulacağını  kaydetti.
"Her türlü gayreti göstereceğim"
Prof. Dr. Martı da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Başbakan  Binali Yıldırım'a, Başbakan Yardımcısı BEKİR BOZDAĞ'a ve Erbaş'a teşekkür ederek,  görevini hakkıyla ifa edebilmek için elinden gelen her türlü gayreti  göstereceğini vurguladı.
Törene Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Diyanet  İşleri Başkan Yardımcısı Osman Tıraşçı ve Yrd. Doç Dr. Selim Argun ve Başkanlığın  üst düzey yöneticileri katıldı.
AA


Cumhuriyet 94 yaşında!




Liderlerden 29 Ekim mesajı


Liderlerden peş peşe flaş mesajlar!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 29 Ekim mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Ekim için yayınladığı mesajda 'Terör örgütleri bizi hedeflerimizden alıkoyamayacak, Cumhuriyetimize hayat veren ruh dimdik ayakta' dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, Türk milleti olarak şanlı tarihin çok önemli bir dönüm noktasının, Cumhuriyetin ilanının 94'üncü sene-i devriyesinin kutlandığını belirtti.
Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşın Cumhuriyet Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, "Bu vesileyle bin yıldır aziz vatan topraklarının müdafaası için bir gonca gül gibi toprağa düşen kahraman şehitlerimize Yüce Mevla'dan rahmet ve mağfiret diliyorum. Başta Cumhuriyetimizin banisi, Kurtuluş Savaşımızın muzaffer komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm gazilerimizi de rahmetle, tazimle yad ediyorum." ifadelerini kullandı.
"Türkiye Cumhuriyeti'nin, asırlardır hürriyetinden ve onurundan taviz vermektense ölmeyi tercih eden asil bir milletin şahlanışının, küllerinden yeniden doğuşunun nişanesi" olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türk milleti, 29 Ekim 1923'te bir kez daha tüm dünyaya iradesine pranga vurdurmayacağını, kendi kaderi üzerinde hiç kimsenin müdahil olamayacağını kanıyla ve canıyla ilan etmiştir." değerlendirmesini yaptı.
"Hasta adam" ilan ettikleri Osmanlı'nın mirasını talan için Anadolu'ya koşanların, milletin cesareti, kararlığı ve mücadelesi karşısında büyük bir hezimet yaşadıklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"İstiklal harbimizi zafere taşıyan, Cumhuriyetimize hayat veren ruh, tıpkı 94 yıl önce olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır. 15 Temmuz ihaneti karşısında, milletimizin 250 şehit ve 2 bin 193 gazi pahasına gösterdiği şanlı direniş, işte bu ruhun ifadesidir. O gece kadını erkeği, genci yaşlısıyla milletimizin tüm fertleri, iradelerine, değerlerine, Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmışlardır."
"Bağımsızlık karakteri" olan böyle necip, böyle kahraman bir milletin mensubu olmaktan iftihar ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"(Millete efendilik yoktur, hizmet vardır.) düsturuyla hiçbir ayrım gözetmeden ülkemize en iyi şekilde hizmet etmek için gece gündüz çalışıyoruz. Son 15 yıldır demokrasiden özgürlüklere, ticaretten yatırımlara, sağlıktan dış politikaya kadar tüm alanlarda hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar, bu irademizin en açık ispatıdır.
Bugün, dünyadaki tüm mazlum ve mağdurların umut kapısı Türkiye'dir. Eli kanlı terör örgütlerinin hedefi olmamızın da başta gelen sebebi budur. DEAŞ, PKK, PYD/YPG ve FETÖ gibi katil sürülerinin bizi hedeflerimizden alıkoymasına izin vermedik, vermeyeceğiz. Manşetlerle, tezgahlarla üzerimize salınan piyonlarla çarpışa çarpışa, 2023 hedeflerimiz doğrultusunda yolumuza devam ediyoruz. Dost ve kardeşlerimizin desteği, gönlünü ve gözünü ülkemize kilitlemiş mazlumların duası, aziz milletimizin birlik ve beraberliğiyle inşallah hedeflerimize ulaşacağız.
Bu düşüncelerle ülkemizin gurur günü olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı bir kez daha tebrik ediyor, milletimize sağlık, huzur ve esenlik diliyorum. Şehitlerimizin ruhları şad olsun. Cumhuriyetimizin 94'üncü kuruluş yıl dönümü kutlu olsun."

Bahçeli’den 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır. Ve de önünü kesmeye, önüne geçmeye hiçbir hainin, hiçbir düşman emelin gücü yetmeyecektir" dedi.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır. Ve de önünü kesmeye, önüne geçmeye hiçbir hainin, hiçbir düşman emelin gücü yetmeyecektir" dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Kuruluş ve kurtuluş mana ve muhteva açısından; birbirini takip eden, birbirini tamamlayan, birbirinin parçası olan kavram ve kelimelerdir. Türkiye Cumhuriyeti, bin bir mağduriyet ve meşakkatle yüklenmiş kahredici ve korkunç işgal yıllarından kurtuluşun mükafat ve mevhibesidir. Cumhuriyet, taht ve taç meselesi olmayıp; tarih ve talih konusudur. Tarih yol vermiş, talih yüzümüze gülmüş,hezimetten Cumhuriyet çıkmıştır. Türk milleti azmetmiş, sabretmiş, mücadele etmiş, can ve kan vermiş; nihayetinde yazdığı bağımsızlık destanından Cumhuriyet'i çıkarmıştır. 94 yıl evvel, pak ve parlak bir mazinin ilhamıyla; imanın ihtişamı, milli ruhun irade ve irfanıyla çetin yollar aşılmış, zor başarılmıştır" ifadelerini kullandı.
Bahçeli, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
"Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır. Ve de önünü kesmeye, önüne geçmeye hiçbir hainin, hiçbir düşman emelin gücü yetmeyecektir. Cumhur, Cumhuriyetine sahip çıkacaktır. Yeni işgal denemeleri, yeni saldırı ve komplolar milli surun hisarlarını Allah'ın izniyle aşamayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin namus ve haysiyetine emanettir. Cumhuriyet, milli iradenin varlığıyla anlamlı ve baki kalacaktır. Aziz milletimin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı yürekten tebrik ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin 94. kuruluş yıldönümünde, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kahramanları rahmetle anıyorum. Milli Mücadele'de, ayrıca yakın veya uzak tarihimizde vatan ve millet için can vermiş aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum."

Kılıçdaroğlu’dan ’29 Ekim’ mesajı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Özgürlük ve bağımsızlık karakteri olmuş, Cumhuriyetimize aşık vatandaşlarımız kalıcı huzura demokrasi, adalet ve huzur talebiyle ulaşacaktır" dedi.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Özgürlük ve bağımsızlık karakteri olmuş, Cumhuriyetimize aşık vatandaşlarımız kalıcı huzura demokrasi, adalet ve huzur talebiyle ulaşacaktır" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bilhassa -kimsesizlerin kimsesi- olarak nitelendirdiği Cumhuriyetimiz, hakkı, hukuku ve adaleti temel alan bir ruhla kurulmuştur. Bu ruhun temelinde, hür yaşama ve kararlılığımızın, zincirlenemeyecek olan irademizin ifadesi olan Ulusal Kurtuluş Savaşımız vardır. 29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyetimizin koruyucusu ise Ulu Önder Atatürk'ün hiçbir ayrıma, ötekileştirmeye tabi tutulmaksızın yetiştirilmesini istediği fikri, vicdanı ve irfanı hür gençlerimizdir. Bu nedenledir ki milli egemenliğin ifadesi olan Cumhuriyetimizin günümüzde yaşadığı temel problemler, tüm gençlerimizin diğer vatandaşlarımızla birlikte, 'demokratik laik ve sosyal hukuk devleti' ilkesine duydukları derin bağlılığıyla aşılacaktır" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, mesajında şunları kaydetti:
"Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunu kurmaya çalışan, milletin egemenliğini bir dikta egemenliğine dönüştürmek isteyenler başaramayacaktır. Özgürlük ve bağımsızlık karakteri olmuş, Cumhuriyetimize aşık vatandaşlarımız kalıcı huzura demokrasi, adalet ve huzur talebiyle ulaşacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle 94. yaşını kutladığımız Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ve yol arkadaşlarını rahmetle anıyorum. Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum, tüm yurttaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum. Yaşasın Cumhuriyet"

Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlandı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 94. yılı, yurt genelinde çeşitli törenlerle kutlandı.

Cumhuriyet Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlandı
 
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 94. yılı, yurt genelinde çeşitli törenlerle kutlandı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Anıtkabir'de tören gerçekleştirildi. Törene çok sayıda vatandaş da katıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) önünden Ulus'taki ilk Meclis binasına kadar "kortej yürüyüşü" düzenlendi.
TBMM'nin Atatürk Bulvarı kapısı önünden saat 13.30'da başlayan "29 Ekim kortej yürüyüşü" dolayısıyla çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı. Bulvara çıkan yollar trafiğe kapatıldı, yürüyüş güzergahı çevik kuvvet, dedektör köpekleri ve drone aracılığıyla kontrol edildi.
Yürüyüş, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Mehteran Birliği'nin gösterisi ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından başladı.
Kortejin önünde gaziler yer alırken lise öğrencileri Türk bayrağı ve Atatürk posterleri taşıdı. Çeşitli okullardan gelen ilkokul öğrencileri de yürüyüşe katıldı.
 
İstanbul
İstanbul'daki kutlamalar kapsamında Vatan Caddesi'nde resmi geçit töreni gerçekleştirildi.
Törende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Vali Vasip Şahin'e gönderdiği kutlama mesajı okundu.
İstanbul Valisi Şahin, yaptığı konuşmada, "Destansı bir kurtuluş mücadelesiyle vatan topraklarımıza göz dikenlere karşı gösterdiğimiz bu direniş, sadece dış mihraklara karşı kazanılmış bir zafer değildir. Cumhuriyet, içimizde bölücülük hevesinde olan hainlere karşı birliği, mandacılara karşı hürriyeti, bölücülere karşı kardeşliği savunan ve yücelten milletimizin son sözüdür." ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı da mehter marşları eşliğinde geçit törenine katıldı. 
Törende, asker, polis ve araçların geçişi, alanda bulunan vatandaşlardan alkış aldı. Törene büyük ilgi gösteren vatandaşlar, ellerindeki Türk bayraklarıyla Vatan Caddesi'nin tören için ayrılan kısımlarının kenarlarını doldurdu.
Tören sırasında geniş güvenlik önlemleri alınırken, vatandaşlar arama noktalarından aranarak alana alındı. Tören alanının çevresindeki yüksek binalara da keskin nişancılar yerleştirildi. 

İzmir
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, İzmir Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törenle kutlandı.İzmir Valisi Erol Ayyıldız'ın makamındaki tebrigat töreninin ardından Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen törende, Vali Ayyıldız, Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Abdullah Recep ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu tören aracıyla etkinliğe katılan vatandaşların bayramını kutladı.Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kutlama mesajı okundu.

Edirne

Edirne Talatpaşa Caddesi'ndeki kutlamalarda Vali Günay Özdemir, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ve 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Salim Afgün, askeri araçla Talatpaşa Asfaltı'nda oluşturulan tören alanından geçerek vatandaşları selamladı.
Edirne Belediye Bandosu eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.Bayrama ilişkin şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye girenlere ödüllerinin verildiği tören, öğrenciler ve askeri birliklerin geçiş merasiminin ardından sana erdi.

Kırklareli
Kırklareli Valiliğinde başlayan kutlama programı kapsamında Vali Orhan Çiftçi, makamında tebrikleri kabul etti.Özgürlük ve Demokrasi Meydanı'nda devam eden törende, Vali Çiftçi, Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu ve 55. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Piyade Albay Aydın Cihan Uzun askeri araçla geçerek vatandaşları selamladı.Saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı okunmasının ardından törende bir konuşma yapan Vali Çiftçi, Cumhuriyetin ilanının 94. yıl dönümünü kutlamanın heyecan ve sevincini yaşadıklarını söyledi.Törende, öğrenci ve askeri birlikler geçiş yaptı.

Tekirdağ
Tekirdağ Valiliğinde başlayan kutlamalar kapsamında Vali Mehmet Ceylan, tebrikleri kabul etti.Valilik önünde oluşturulan tören alanında, vatandaşların bayramını kutlayan Ceylan, burada yaptığı konuşmada, Cumhuriyet'in vazgeçilemez bir değer olduğunu söyledi.Ceylan, konuşmasının ardından şiir ve kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrencilere hediye verdi.

Adana

Adana'da kutlamalar kapsamında Vali Mahmut Demirtaş ilk olarak makamında tebrikleri kabul etti.
Uğur Mumcu Meydanı'nda devam eden kutlama törenleri saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.Vali Demirtaş, burada yaptığı konuşmada, Sakarya'da, Dumlupınar'da ay yıldızlı bayrağın etrafında kenetlenen milletin kendisine pranga vurulamayacağını o devrin işgalcilerine gösterdiğini ifade etti.Şiirlerin okunduğu törende çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere hediyeleri verildi. Halk oyunları gösterisinin sunulduğu tören, geçit töreniyle son buldu.

Mersin
Mersin'deki törenler kapsamında Vali Ali İhsan Su, Kültür Merkezi'nde tebrikleri kabul etti.
Cumhuriyet Alanı'nda devam eden kutlamada da Su, Deniz Kuvvetleri Akdeniz Bölge ve Garnizon KomutanıTuğamiral Önder Gürbüz ve Büyükşehir Belediyesi Başkanı Burhanettin Kocamaz ile askeri araç üzerinden törene katılanları selamladı.Öğrencilerin okuduğu şiirler ve halk oyunları gösterileriyle devam eden törende, çeşitli branşlardaki yarışmalarda derece alan sporculara ve sanatçılara ödüller de verildi.Sonlarına doğru yağmurun etkili olduğu program, geçit töreniyle son bulurken, yağmura rağmen elindeki Türk bayrağıyla töreni ayakta takip eden yaşlı bir adama şemsiye tutmak için vatandaşlar seferber oldu.

Denizli
Denizli'deki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Denizli Valiliğinde Vali Hasan Karahan, Garnizon Komutan Vekili Muhabere Albay Osman Gedik ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan ile tebrikat törenine katıldı.Daha sonra Valilik önündeki törende, Vali Karahan, Garnizon Komutan Vekili Gedik ve Büyükşehir Belediye Başkanı Zolan, tören aracı ile Denizlililerin Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.Saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından konuşan Denizli Valisi Hasan Karahan, atalardan kalan en büyük mirasın cumhuriyet olduğunu, bunu ne pahasına olursa olsun savunacaklarını belirtti.
Gazi ve askerlerin geçişi sırasında bazı vatandaşların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.

Sakarya

Sakarya'da Atatürk Bulvarı'nda düzenlenen tören, şehitler anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.Törende konuşan Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Cumhuriyetin 94. yıl dönümünün coşkuyla kutlandığını söyledi.Bu arada yağmur altında gerçekleşen törende, Türk bayrağı ve 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olanların isimlerinin yer aldığı tişörtleri giyen öğrenciler, kortej geçişi sırasında büyük alkış aldı.

Bolu
Bolu'da da hava şartları dolayısıyla Karaçayır Mahallesi'ndeki spor salonunda saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende Bolu Valisi Aydın Baruş, Bolu 2. Komando Tugay ve Garnizon Komutan Vekili Albay Abdülkadir Kavuncu ve Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, katılımcıların bayramını kutladı.Tören şiirlerin okunması, halk oyunu gösterilerinin yapılması ve Bolu Belediyesi Bandosu eşliğinde yapılan tören yürüyüşünün ardından sona erdi.

Zonguldak
Zonguldak Valisi Ahmet Çınar'ın makamında tebrikleri kabulüyle başlayan kutlama programına, Site Spor Salonu'ndaki törenle devam edildi.Öğrencilerin şiir okumasının ardından tören, çeşitli etkinliklerde dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesinin ardından sona erdi.

Gaziantep

Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Türkiye Cumhuriyeti'nin 94. Kuruluş Yıl Dönümü dolayısıyla Valilik girişinde tebrikleri kabul etti.Gaziantep Valiliğinde cumhuriyetin kuruluşunun 94. yılı kutlamaları kapsamında düzenlenen törene, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Durdu Yetkinşekerci, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ali Ekiyor, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Mehmet Eyüp Özkeçeci, askeri, mülki, idari ve siyasi erkan ile kamu kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

Kahramanmaraş
Kahramanmaraş'ta 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, törenlerle kutlandı.Valilikte başlayan kutlamalar kapsamında Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan, 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Uğur Bülend Acarbay ile Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç tebrikleri kabul etti.29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yağmur nedeniyle Batıpark Spor Salonu'nda yapıldı.Vali Özkan, törende yaptığı konuşmada, cumhuriyetin ırk, dil, din, inanç, cinsiyet farkı gözetmeden her Türk vatandaşının ortak varlığı olduğunu söyledi.

Şanlıurfa
Şanlıurfa'daki 29 Ekim töreni, yağmur nedeniyle 11 Nisan Stadyumu'nda yapıldı. Törene Vali Abdullah Erin, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.Etkinlik, halk oyunları gösterisi ve öğrencilerin şiir okumasıyla sona erdi.

Kilis
Kilis Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen tören, Vali Mehmet Tekinarslan ve Belediye Başkanı Hasan Kara'nın halkın bayramını kutlamasıyla başladı.Vali Tekinarslan'ın günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada,Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşundan bu yana içeride ve dışarıda çeşitli zorluklarla mücadele ettiğini belirtti.Tekinarslan'ın konuşmasının ardından öğrenciler tarafından şiirler okundu ve halk oyunları gösterisi yapıldı.

Kocaeli
29 Ekim Kocaeli’de coşkuyla kutlandı
Kocaeli Valiliği’nin önünde gerçekleştirelen kutlamalara Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, EDOK Komutanı Tuğgeneral Kazım Dalkıran Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Ali Kurt ve çok sayıda vatandaş katıldı.Törenin başlangıcında Vali Aksoy ve Başkan Karaosmanoğlu geçit töreni ile halkı selamladı.
Tören de konuşan Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, “Türk milletinin en büyük hazinesi de milli birlik ve beraberliğidir. Cumhuriyet Türk milleti için sadece bir yönetim şekli değildir. Aynı zamanda en kapsamlı gelişme hamlesidir.Cumhruiyet dönemi Türk milletinin her alanda çağdaş uygarlık seviyesine yükselmek için çaba sarf ettiği ve bu uğurda yapılan çalışmaların başarıya ulaştığı bir dönemdir” diyerek vatandaşların bayramını kutladı.Konuşmanın ardından resmi geçit töreninin yapılamasıyla program sona erdi.

Bursa
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Heykel Meydanı’nda yapılan törenle kutlandı. Törende hafta içi istifasını sunan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin yerine Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ödünç ile Bursa Valisi İzzettin Küçük halkı selamladı.Ardından bir konuşma gerçekleştiren Vali Küçük, “Cumhuriyet sadece bir rejim değişikliğinin adı değildir. 3 bin senelik Türk tarihinin son bin senesi Anadolu topraklarında geçmiştir. Bu bin sene içinde çok önemli dönemeç noktaları vardır. Varlık ve yokluk mücadelesinden zaferle çıkmış bir milletin geleceğinin teminat alan rejimin adıdır Cumhuriyet” dedi.

Düzce

Törende ilk olarak Vali Zülkif Dağlı ve Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, Düzce halkının, öğrencilerin bayramını kutladı.Sonrasında ise saygı duruşunda bulunuldu İstiklal Marşı okunda. Günün anlam ve önemini anlatan şiirler öğrenciler tarafından seslendirildi.
Programda konuşan Vali Zülkif Dağlı Cumhuriyet Bayramını kutlayarak “Al Bayrağımızın ve ezan seslerinin gölgesinde şanlı tarihimizin kahraman ecdadımızın başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere son devletimizi kuranların ve aziz şehitlerimizin manevi huzurunda Cumhuriyetimizi kuranlara şükran hislerimizi ifade etmenin huzur, güven ve beraberlik içerisinde Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümünü kutlamanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Cumhuriyetimizin 94. Yıldönümü Düzce halkımıza aziz milletimize kutlu olsun. 600 yıllık cihan devletinin mirası üzerinde yükselen genç Cumhuriyetimizi, Gazi Mustafa Kemal’in veciz bir şekilde ifade ettiği ‘Muasır medeniyler seviyesinin üzerine çıkarma’ mücadelesini ilk günkü heyecanla azimle ve şevkle sürdürüyoruz” dedi.

Osmaniye
Osmaniye Valisi Ömer Faruk Coşkun’un makamında tebrikleri kabul etmesinin ardından, kutlama töreni Devlet Bahçeli Meydanı’nda yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı okundu.Vali Ömer Faruk Coşkun, Garnizon Komutanı ve 39. Mekanize Piyade Tugay Komutan Yardımcısı Topçu Albay Ahmet Serdar Gül ve Belediye Başkanı Kadir Kara, törene katılan öğrencilerin ve vatandaşların bayramını kutladılar.Ardından günün anlam ve önemini belirten konuşma yapan Vali Coşkun, Cumhuriyet’in, milletin hürriyet ve istikbali uğruna verdiği çok büyük bir mücadele neticesinde, imkansız görüneni mümkün kılmış muazzam bir zaferin ardından gelen büyük bir başarı olduğunu keydetti.

Mardin
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mardin'de coşkuyla kutlandı
Cumhuriyet Bulvarı Atatürk Parkı'nda düzenlenen törende, Kaymakam Hüseyin Tekin, Garnizon Komutanı Albay Ebubekir Oğuz Utku ve Belediye Başkan Vekili Tevfik Baysal, halkı selamlayarak bayramlarını kutladı.
Kaymakam Tekin, törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe girişini anımsatarak, "15 Temmuz hain darbe girişimini bu millet aslında bir destana çevirmiştir. Bir ve beraber olunca neler yaptığımızı, neler başarabildiğimizi hep beraber gördük, hep beraber şahit olduk." dedi.
Öğrenciler tarafından şiirlerin okunduğu ve halk oyunları gösterisinin sunulduğu tören, düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle sona erdi.
 

Spor dünyasından Cumhuriyet Bayramı mesajları
Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.

Spor dünyasından Cumhuriyet Bayramı mesajları

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, yayımladığı mesajda şunları kaydetti:

"Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte büyük Türk ulusunun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin 94. yıl dönümü heyecanını yaşamaktayız. En büyük Beşiktaşlı Atatürk'ün ilke ve devrimlerinin aydınlattığı yolda azim ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam edecektir. Ülkemizin yüksek menfaatleri için, kurumsal ve daha güçlü olma yolunda ilerlerken, özellikle Avrupa arenasında ülkemizi gururlandıran sonuçlar elde etme hedefimizi sergiliyoruz.  Aziz vatanımız uğruna can vermiş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnetimizi bir kez daha iletiyorum. 94 yıldır ışıldayan, milletimizin önünü aydınlatan Cumhuriyetimizin ilelebet yaşamasını diliyor, Türk ulusunun Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum."

Fenerbahçe Kulübü
Fenerbahçe Kulübünün yayımladığı mesajda ise şöyle denildi: "Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94. yıl dönümü olan bu anlamlı ve özel günde, milletimizin Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyoruz. Fenerbahçe Kulübü olarak, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan bu özel günün yıl dönümünü bir kez daha tecrübe etmenin eşsiz sevinci içerisindeyiz. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, silah arkadaşları ve Cumhuriyetimizin var olması adına canlarını veren tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize ve milletimize şükranlarımızı sunuyoruz."

Galatasaray Kulübü
Galatasaray Kulübünün internet sitesinden yayımlanan kutlama mesajında ise şu ifadeler kullanıldı:  "Milletimizin onurlu mücadelesinin sonucunda, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' düşüncesiyle kurulan Cumhuriyetimizin 94. yılını kutluyoruz. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, Türk milletinin yeniden dirilişinin ifadesi olan Cumhuriyet, aynı zamanda yüce Türk milletinin 'Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür.' olarak yaşama garantisidir. Yüce Türk milleti, kendisine emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti'ni bu şekilde geleceğe taşımak için var gücüyle çalışmaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, ulusumuzun Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile canlarını bu uğurda feda eden şehitlerimizi bir kez daha sonsuz saygı ve rahmetle anıyoruz."

TRABZONSPOR
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 94. yıldönümünü coşkuyla kutlarken, bizlere bu eşsiz mirası emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnetle anıyoruz.Tüm ulusumuzun Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyoruz.

TFF 
"Kurtuluş Savaşı'nda her türlü zorluk ve imkansızlığa karşı destansı bir bağımsızlık mücadelesi veren Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının 29 Ekim 1923'te, Türk Milletinin kendini yönetme karakterini dünyaya ilan ettiği Cumhuriyetin kuruluşunun 94. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt olmaktan her zaman kıvanç duyan Türkiye Futbol Federasyonu olarak, aziz Türk Milleti'nin Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşları başta olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi şükran ve saygıyla anıyoruz."

TBF BAŞKANI HİDAYET TÜRKOĞLU
"Cumhuriyetimizin her anlamda gelişmesinin ve bütün değerleriyle sonsuza dek var olmasının, hepimizin ortak sorumluluğu olduğu bilinci ile Cumhuriyet Bayramımızın 94. yılını kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları vatan yapan şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz."

TVF
"
Cumhuriyet Bayramımızın 94. yılı kutlu olsun. Cumhuriyetimizin kurucusu Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm dava arkadaşlarını, gazilerimizi, bağımsızlık mücadelesine katılan bütün kahramanlarımızı saygı ve şükranla anıyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.

"
THF
"Türkiye Cumhuriyetinin 94. yıl dönümü kutlu olsun. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, onun kahraman silah arkadaşları ile kanlarıyla canlarıyla bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyoruz."

Google'dan Cumhuriyet Bayramı'na özel "doodle"google-cumhuriyet.png


Kaynaklar Ntv,AA,DHA,İHA,THM,ŞOK,Haber7,F5


TÜRKSAT davasında FETÖ'cü 13 haine ağırlaştırılmış müebbet verildi

TÜRKSAT davasında FETÖ'cü 13 haine ağırlaştırılmış müebbet verildi

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ankara Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT'a giderek yayınları kesmeye çalışan 5'i sivil 17 sanığın yargılandığı davada, 13 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirken, firari durumdaki 4 sanığın dosyasının ayrılmasına hükmetti.FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT yerleşkesinde yayınları kesmeye çalışan 5'i sivil 17 kişinin yargılandığı davada, firari sanıkların dosyası ayrılırken, diğer sanıklara, "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.Asker sanıklar ayrıca, TÜRKSAT personelleri Ahmet Özsoy ve Ali Karslı'nın şehit edilmesi nedeniyle ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.


Denizli'deki ByLock operasyonunda 13 gözaltı 

Denizli'de, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, örgütün kriptolu haberleşme sistemi ByLock kullandığı ileri sürülen 13 kişi gözaltına alındı.

 Denizli'deki ByLock operasyonunda 13 gözaltı

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, bu sabah örgütün kriptolu haberleşme sistemi ByLock uygulamasını kullandığı iddia edilen kişilere yönelik operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında 13 kişi gözaltına alındı, evlerinde de aramalar yapıldı.
Gözaltına alınan kişiler, ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. 
Kaynak İstiklal
 

Edirne'de FETÖ operasyonunda 10 gözaltı
Edirne'de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, aralarında öğretmen, esnaf, imam ve öğrencilerin de bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.

Edirne'de FETÖ operasyonunda 10 gözaltı

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, öğretmen, esnaf, imam ve öğrencilerin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince adresleri tespit edilen şüpheliler gözaltına alınarak emniyete götürüldü.

Şüphelilerin evlerinde arama yapılırken, bilgisayarlara ve evraka el konulduğu belirtildi. Şüphelilerin sorgusu sürüyor.

Kaynak DHA


Eski Burdur Valisi Kürklü tutuklandı

İstanbul'da FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan eski Burdur Valisi Hasan Kürklü tutuklandı.


İstanbul'da gözaltına alınarak kente getirilen ve İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık  ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye  sevk edilen Kürklü'nün savcılıktaki ifadesi de tamamlandı.

"Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla mahkemeye sevk edilen  Hasan Kürklü tutuklandı.

Burdur Valiliği görevini 2014-2016 yıllarında yürüten Kürklü, daha  sonra merkez valisi olarak görevlendirilmişti. Hasan Kürklü, İçişleri  Bakanlığının yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında 15 Eylül'de açığa alınmıştı.  İstanbul'da 29 Eylül'de gözaltına alınan Kürklü'nün, Burdur Valisi olarak görev  yaptığı dönemde kullandığı telefonda örgütün şifreli haberleşme programı ByLock  olduğu tespit edilmişti.

 

Afrin'den Akdeniz'e uzanan terör koridoruna izin veremeyiz'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Afrin'den Akdeniz'e oluşturulmak istenen terör koridorunu biz bozmak mecburiyetindeyiz, buna izin veremeyiz." dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanış töreninde yaptığı konuşmada,"Türkiye'nin FETÖ ile ilgili girişimleri yavaş yavaş da olsa netice vermeye başlamıştır. Şu anda mahkumiyet kararları da onlara ulaştırılıyor, ulaştırılacak. Yurt dışındakilerin de tavrını çok daha iyi göreceğiz. Biliyoruz da şimdi uluslararası hukuk açısından da göreceğiz. Ne doğuda ne batıda artık bu örgütün hiçbir mensubu eskisi kadar rahat değildir, olamayacaktır." dedi.
"Bizden istediklerinizi alabilmeniz için önce istediklerimizi de bize verin"
Cumhurbaşkanı Erdoğan "FETÖ'nün Avrupa'nın değişik ülkelerinde çok ciddi destekler almak suretiyle orada yapılandıklarını görüyoruz. Kendilerine sorduğumuzda aldığımız cevap şu 'İltica ettiler'. Ne demek iltica ettiler, bunlar hain, bunlar katil, bunlar kesinlikle şu anda terörist. Bizim mahkemelerimizin bunlar hakkında verdiği kararlar var. Bizden birilerini istemeye kalkıyorlar. Kusura bakmayın. Bizden istediklerinizi alabilmeniz için önce istediklerimizi de bize verin." diye konuştu.
"Bugün biz sessiz kalırsak bu yapılanma orada tahakkuk edecektir"
Erdoğan "Bir gerçeği çok iyi yakalamamız lazım ve bilmemiz lazım. 911 kilometre bir Suriye sınırı ve burada çok ciddi bir devlet yapılanması ön çalışmaları var, en batısından en doğusuna. Bugün biz buna sessiz kalırsak, ki geciktik, o zaman bu yapılanma orada ne yapacaktır, tahakkuk edecektir." açıklamasında bulundu.
"FETÖ, fasık, sapkın, ehli sünnet akaidine mugayir bir harekete dönüşmüştür"
Recep Tayyip Erdoğan, "Muteber alimlerimizin yaptıkları çalışmalar, ortaya koydukları görüşler FETÖ örgütünün sadece devletimiz için değil aynı zamanda dinimiz içinde de paralel yapı kurduğunu gösteriyor. FETÖ, başladığı yer neresi olursa olsun, geldiği nokta itibariyle fasık, sapkın, ehli sünnet akaidine mugayir bir harekete dönüşmüştür." dedi."Biz Suriye'ye gitmediğimizde Suriye bize geliyor"Erdoğan, "Suriye ve Irak'taki gelişmelerin Türkiye'den bağımsız olmadığı cümle alemin malumudur. Biz Suriye gitmediğimizde Suriye bize geliyor. Bir gerçeği çok iyi yakalamamız lazım ve bilmemiz lazım. 911 kilometre bir Suriye sınırı ve burada çok ciddi bir devlet yapılanması ön çalışmaları var, en batısından en doğusuna. Bugün biz buna sessiz kalırsak, ki geciktik , o zaman bu yapılanma orada ne yapacaktır, tahakkuk edecektir. Bu dönemde sessiz kalamayız dedik. Cerablus'taki, bu adımın kendisidir." ifadelerini kullandı.
İdlib'deki çatışmasızlık bölgesine gerçekleştirilecek intikal
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'deki çatışmasızlık bölgesine gerçekleştirilecek intikale ilişkin, "Dün itibariyle adımı atılan, bu sabah ise uygulamaya başlayan süreç şu anda devam ediyor ve herhangi bir sıkıntı olmadan Özgür Suriye Ordusu ile beraber bizimle desteğimizle oradaki gayret, sakin bir şekilde devam ediyor" diye konuştu.
"Biz yeni bir Kobani yaşamak istemiyoruz ve bunu yaşatmayacağız"
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, "En doğudan Akdeniz'e oluşturulmak istenen bir terör koridorunu biz bozmak mecburiyetindeyiz, buna izin veremeyiz. Eğer biz buna müsaade edersek yeni bir Kobani yaşarız, kusura bakmasınlar. Biz yeni bir Kobani yaşamak istemiyoruz ve bunu yaşatmayacağız." dedi. 
"Bir gece ansızın gelebiliriz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün. Biz, Türkiye'nin, Suriye ve Irak kaynaklı tehditlerle köşeye sıkıştırılmasına izin vermeyeceğiz.
Bize dostluk gösterene yüreğimiz de kollarımız da sonuna kadar açıktır. Bize husumet besleyenlere sözümüzü ise burada bir kez daha tekrarlayayım, bir gece ansızın gelebiliriz."
Kaynak trt haber



'Değişime direnmek, akıntıya karşı kürek çekmek gibidir'

Cumhurbaşkanı ve ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 26. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuştu.

Değişime direnmek, akıntıya karşı kürek çekmek gibidir

"Sizlerle en son 2014 yılı Mayıs ayındaki 22. İstişare ve Değerlendirme Toplantı'mızda yine burada Afyonkarahisar'da bir araya gelmiştik. Bugün burada bin 275 kişilik bir aile olarak tekrar bir aradayız. Sadece bu tablo dahi AK Parti'nin, nasıl bir duvarın tuğlaları gibi birbirine kenetlenmiş bir parti olduğunu göstermektedir." diyen Erdoğan, yaklaşık 3,5 yıllık bir aranın ardından tekrar bir araya gelmekten Allah'a sonsuz hamd ettiğini ifade etti. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ancak ben şunu biliyorum ki, bırakınız milletimizin tamamını kendi arkadaşlarımız arasında bile bu gerçeklerin, bu rakamların, bu reformların doğru şekilde farkında olmayanlar var, şahsım da dahil olmak üzere. Halbuki geçtiğimiz 15 yıldaki başarılarımız, gelecek vizyonumuzun en önemli referansı ve en önemli güven kaynağıdır. Bunun için her fırsatta bu hatırlatmaları yapmayı sürdüreceğim. Sizlerden de bunları milletimize her fırsatta ezberden ifade etmenizi özellikle bekliyorum.

Biz, hükümete geldiğimizde 'Dört temel taş üzerinde ülkemizi yükselteceğiz.' demiştik. Bunlar eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. Bunlar bizim önceliklli alanımız, bunu böyle ilan ettik. Eğitimde ülkemizde mevcut olan 355 bin dersliğin üzerine bu sürede 270 bin derslik daha ilave ettik. Öğretmen sayımız 560 bin idi, bunu da 905 bine ulaştırdık. Üniversite sayımız 75 idi, bunu 185'e yükselterek, artık bugün Türkiye'de üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. 81 vilayetimizin tamamında üniversite var. Yani biz Güneydoğu'dan Doğu'dan öğrenci alıp, Orta Anadolu'ya Ankara'ya İstanbul'a değil, onlara maliyeti yüksek bir eğitim-öğretim anlayışı değil, tam aksine üniversiteyi aldık, bütün o yavrularımızın, gençlerimizin ayağına götürdük."

İnsani yardımlara ilişkin adımların "Veren el, alan elden hayırlıdır." anlayışından hareketle atıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şu anda bizim özellikle yaptığımız bu köprüler, Boğaz'da üçüncü köprümüz, denizin altından bağlantılarımız, Osmangazi Köprümüz, bütün bunlar, Türkiye'nin medeniyet yürüyüşündeki en önemli mühürleridir. Tarih bizi bunlarla anacak, hiç endişem yok ama istiyoruz ki bunlar yeterli değil, 'durmak yok, yola devam' ilkesince bunları devam ettirelim.

Tabii biz şu gerçeği de asla unutmayacağız. İnsanlar sandık başına gittiklerinde geçmişte aldıkları hizmetler kadar kendilerine gelecekte neler vadedildiğine de bakarak tercihlerini belirler. Yapsınlar veya yapmasınlar, yapacak olsunlar veya olmasınlar, maalesef bu oyuna gelenler de yok değil, var. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Birileri ise maalesef sadece kuru sıkı atmak suretiyle konuşuyor. 'Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.' Biz bununla hareket ediyoruz. Bunun için yaptıklarımızı anlatmakla yetinmeyecek, hemen devamında yapacaklarımızı da ifade edeceğiz."

Kanal İstanbul Projesi'nin önemine değinen Erdoğan, "Kanal İstanbul ile dünyada Süveyş Kanalı nasıl anılıyorsa Panama Kanalı nasıl anılıyorsa ki bunlar bizimle mukayese edilecek ülkeler değil, biz de şu anda Kanal İstanbul ile dünyaya aslında yeni bir marka olarak ses vereceğiz. İnşallah bunun da adımını çok kısa zamanda atıyoruz, atacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda AK Parti'nin önünde başka hiçbir partide bulunmayan yol haritası olduğunu belirterek, "O da 2023 hedeflerimizdir. 2023 hedefleri demek, reform ve yatırım sürecinin katlanarak ve kesintisiz şekilde devam etmesi demektir fakat ben burada siz dava arkadaşlarıma özellikle bir şey söylemek istiyorum. Bütün bu fiziki yatırımlar, hepsi bir yana en büyük yatırım özellikle gönülleri fethetmektir, gönüllere girmektir. Bunu halletmemiz lazım. Biz değişimin, reformun, yeniliğin partisi olarak milletimizin gönlünde yer ettik. Bundan sonra da milletimizin nezdindeki gücümüzü aynı çizgimizi sürdürerek artıracağız." ifadelerini kullandı

"Değişime direnmek akıntıya karşı kürek çekmek gibidir"

Mevlana'nın, "Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım." sözlerini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz milletimize her alanda hep yeni şeyler söyledik. Bundan sonra da aynı şeyi yapacağız. Maziden atiye kurduğumuz köprünün kilit taşı değişim konusundaki kararlılığımızdır. Değişime direnmek akıntıya karşı kürek çekmek gibidir. İşte bu gerçekten hareketle bir süredir teşkilatlarımızda ve belediyelerimizde yenilenme ihtiyacımız bulunduğunu söyledim, söylüyorum. Kongre süreci vesilesiyle teşkilatlarımızı önemli ölçüde yeniliyoruz. Belediyelerde de şimdiden benzer adımları atmanın hazırlıkları içindeyiz. Bu, benim şahsi tercihim veya partimizin kendi kendine icat ettiği bir yöntem değildir. Aslında bu, milletimizin talebidir. Bu yenilenme sürecini, değişim ihtiyacını, tazelenme talebini kendi irademizle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Eğer bunu biz kendimiz yapmazsak sandıkta milletimiz yapar. Ona fırsat vermeden bu işi kendimiz çözmemiz gerekir."

"Bundan kimsenin alınmaması gerekir"

Erdoğan, "Teşkilatlarımızın bir kısmının yenilenmesi gerekiyorsa elbette yenileyeceğiz. Bunun için belediye başkanlarımızın bir kısmının dinlenmesi veya başka görevlerde görevlendirilmesi icap ediyorsa elbette karşılıklı mutabakatla gereğini yapacağız. Bundan kimsenin alınmaması gerekir." dedi.

"Çetin yollar yorgun bedenlerle aşılamaz"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, "Dünya değişirken Türkiye'nin yerinde saymasını beklemek ne kadar yanlışsa, Türkiye değişirken AK Parti'nin de olduğu gibi kalmasını beklemek o kadar yanlıştır. Esasen biz, kurulduğumuz günden beri bu yenilenme sürecinden hiç kopmadık. Bugün bu meseleyi çok fazla konuşuyor olmamızın sebebi, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların çetinliğidir. Unutmayınız ki çetin yollar, yorgun bedenlerle aşılamaz." diye konuştu.

AK Parti'nin, demokrasinin sağladığı imkanlar yanında, bir dava sahibi olmanın getirdiği sorumlulukların da bilincinde olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim siyasi terbiyemizde 'görev istenmez, verilir' anlayışı vardır. Sandıkla gelen elbette sandıkla gider ama o sandığa kadar olan süreci de kimse göz ardı edemez, kusura bakmasınlar. Yine bizim siyasi geleneğimizde ihanet etmediği sürece görevden çekilmiş olanı yeniden değerlendirme yolu da daima açıktır." dedi.

AK Parti'de her gelişmenin aynı zamanda Türkiye'nin geleceğini ilgilendirdiğine inandıkları için her şeyi milletin gözü önünde tartışıp değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, "Elbette kapalı kapılar ardında yapmamız gereken istişarelerimiz, müzakerelerimiz, değerlendirmelerimiz vardır. Ama bu demek değil ki AK Parti kimi partiler gibi sadece kulislerin, kumpasların, hiziplerin partisidir. AK Parti, her şeyden ve hepimizden önce milletimizin partisidir. Bunun için de mahremiyet çizgimizin sınırlarını doğru tespit ederek sonuna kadar açık yürekli ve açık sözlü olmanın gayreti içindeyiz." ifadesini kullandı.

Önümüzdeki dönemde de bu istişare yönteminden taviz vermeden hem kendi içlerindeki birlik ve beraberliği güçlendirecek hem de milletle olan bağlarını tahkim edeceklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yalan yanlış haberlerle AK Parti kalesinden taş düşürdüklerini sananların heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz. Kurulduğumuz günden beri her seçim öncesi AK Parti'ye yönelik bu tarz kampanyalar yapılır. Bu defa biraz erken başladılar. İnşallah netice daha öncekilerden farklı olmayacak. Ancak bizim başarı çıtamızın her zamankinden daha yükseğe çıktığını da unutmamalıyız. Dolayısıyla AK Parti düşmanları, her zamankinden daha erken harekete geçip daha büyük saldırıların hesabı içindeyken bizim de daha büyük başarılar için kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Ben şunu her zaman söylüyorum. Hesabi değil hasbi hareket ettiğini bildiğimiz bu kadroya güveniyorum."

"Kim tehdit oluşturuyorsa biz bunlara 'hoş geldin' demeyeceğiz"

Erdoğan, savunma sanayisinde dışa bağımlılık oranını yüzde 80'den yüzde 35 seviyesine kadar çektiklerine işaret ederek, şunları söyledi:

"Bugün terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarımızda tarihi başarılara imza atmamızı savunma sanayisinde katettiğimiz bu mesafeye borçluyuz. Şu anda bütün teröristlerin aralarındaki telsiz görüşmelerinde bunlar konuşuluyor. Bak, artık sadece dağ SİHA'yı konuşmuyor, parlamentodaki uzantıları, anamuhalefet de dahil olmak üzere onlar da silahlı insansız hava aracını gündemde konuşuyor. Ne diyor? 'Onlar piknik yapmaya gelmişlerdi.' Evet, 'piknik yapmaya gelmiş olan teröristler.' Anamuhalefetin başındaki zat, bizzat yanlarına gidip orada silah var mı, yok mu sanki onu incelemiş.

O dağlarda dedik ya bunların inine dahi gireceğiz. Bu mücadeleyi kararlı şekilde sürdüreceğiz. Sonuna kadar. İçeride ve dışarıda ülkemize kim tehdit oluşturuyorsa biz bunlara 'Hoş geldin' demeyeceğiz. Tam aksine onlar hareketlendiği zaman biz onları yerinde bastırmasını inşallah başarabileceğiz. Bunu başardığımız anda zaten güçlü Türkiye oluruz. Şu anda bunun adımlarını attık, atıyoruz."

"Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet"

Milletin büyük ve güçlü Türkiye hedefini hayata geçirme görevini AK Parti'ye verdiğini vurgulayan Erdoğan, bu konudaki yol haritasının çerçevesinin "Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet" olduğunu bildirdi.

Hiçbir ayrım yapmadan "tek millet" dediklerini ve Türk bayrağının tek bayrak olduğuna değinen Erdoğan, "AK Parti kayma yapıyor, milliyetçilik dilini kullanıyor" eleştirilerine, "Tek millet demek milliyetçilikse, evet milliyetçiyiz. Tek bayrak demek, 780 bin kilometre kareyle tek vatan demek, tek devlet demek eğer milliyetçilikse, evet milliyetçiyiz. Bizim Rabiamız bu. Bu ne kadar ucuz bir yaklaşım tarzı. Almışsın köşende eline bir kalem, oradan sallayıp duruyorsun. Böyle bir şey yok." yanıtını verdi.

"El atına binen, tez iner"

Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) gayrimeşru referandumuna da değindi. Bu sürecin Irak'taki Kürtlerin haklarıyla alakalı olmadığını tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar oradaki Kürt kardeşlerimizin başlı başına tek müdafi aslında Türkiye olmuştur. Biz hiçbir zaman oradaki Kürt kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Memurlarının maaşını ödeyemediğinde dahi biz yanlarında olduk. Biz kendilerine kredi açtık. Şu anda sağına soluna aldıkları veya talimat aldıkları yerler, onlara kalkıp da bu konularda böyle bir kredi musluğu açmadılar." ifadesini kullandı.

Gelinen noktanın düşündürücü olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Onun için bu bizim de canımızı yakmaktadır. Bazı haberler gönderip duruyorlar, hayır. Başladığınız yere döneceksiniz. Aksi takdirde bu olmaz. 1960'ların başında nüfusunun yüzde 80'i Türkmenlerden oluşan Kerkük'ü ve çevresindeki diğer yerleşim birimlerini böyle bir girişimin içine sokmak zaten niyetin başka olduğunu göstermeye yetiyor. Arap nüfusun çoğunlukta olduğu yerleri, başta Musul olmak üzere ele geçirmeye kalkmak yine niyetin ne denli art niyet olduğunu göstermeye yeter. Şimdi şöyle bir arkamıza yaslanalım salim kafayla bir düşünelim; Kuzey Irak'ta ortaya çıkan ve tüm bölgeye sirayet edeceği kesin olan böyle bir fitne ateşini kim yakmak ister ve bundan kim fayda sağlar? Bunu neye dayanarak böyle bir şeyi yapabiliyorsunuz? Cevabı görmek için referandum sürecinde ve gecesinde Kuzey Irak'ta hangi ülkenin bayraklarının sallandırıldığını görmek herhalde yeterlidir. Referandum gecesi önlerinde bir harita üzerinde, az önce de söylediğim bu heyet, isimlere baktığın zaman arkalarında kimlerin olduğunu görmek bize yeter. Bu gelişmede her şey var. Sadece Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, bölge halklarının ve ülkelerinin çıkarı yoktur, faydası yoktur, hayrı da yoktur."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Atalarımız, 'El atına binen, tez iner' demişler. Bugün başkalarının atlarıyla gençlik hayallerine doğru dört nala koşturanlar, çok yakında hakikatlerin acı yüzüyle karşılaşacaklardır. Unutmayalım ki hiçbir zaman 16 yaşında kalmayacaksın. Dolayısıyla da bu öyle '16 yaşımdaki hayalimdi' demekle o hayale ulaşmaya yetmez. Umarız çok geç olmadan ve çok bedeller ödenmeden o güne ulaşırız."dedi.
Kaynak TRTHABER
 


Erdoğan'dan Eskişehir'deki taraftara övgü: "Alkışlıyorum."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin Afyonkarahisar'da başlayan kampında konuşma yaptı.

Erdoğan'dan Eskişehir'deki taraftara övgü: "Alkışlıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, A Milli Takımımız'ın İzlanda'ya 3-0 yenilerek 2018 Dünya Kupası'na katılma ihtimalini kaybetmesini de değerlendirdi: "Milli Takımımız dün akşam mağlup oldu. Üzüntülüyüz. Ama 3-0'a rağmen Eskişehir seyircisinin sonuna kadar Milli Takımımıza sahip çıkmasını sonuna kadar alkışlıyorum." 

(HT Spor)



DGS yerleştirme sonuçları açıklandı!

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilen DGS için geçtiğimiz günlerde tercihler alınmış ve adaylar bekleyişe geçmişti. ÖSYM, adayların bekleyişine son vererek DGS yerleştirme sonuçlarını açıkladı.


DGS yerleştirme sonuçları açıklandı!

DGS TERCİH SONUÇLARI AÇIKLANDI

Ön lisans mezunu adayların lisans programlarına geçişi için uygulanan Dikey Geçiş Sınavı (DGS), 23 Temmuz'da yurt genelinde tek oturumda yapılmıştı. Sınavın ardından 6 Eylül'de açıklanan DGS sonuçları ile birlikte adaylar tercihlerini gerçekleştirmiş ve yerleştirme sonuçları için bekleyişe geçmişti.

2017 DGS yerleştirme sonuçları ÖSYM sonuç sayfası tıklayınız

Bekleyişe son veren ÖSYM, bugün itibarıyla DGS yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Adaylar, ÖSYM'nin sonuç açıklama sistemi üzerinden T.C. Kimlik Numarası ve Aday Şifresi girerek DGS tercih sonuçlarını görüntüleyebilecekler.


Rize'de sel felaketi! 

Rize’nin Çayeli İlçesi’ne 24 kilometre uzaklıktaki Gürpınar Köyü’nde
şiddetli yağmur, sel ve heyelana neden oldu.

Son dakika... Rize’de şiddetli yağış! 1 kişi öldü, 10 kişi yardım bekliyor

Çayeli’nde dün öğle saatlerinde başlayan yağmur, gece etkisini artırdı. Yağmurun şiddetini artırması bölgede sel ve heyelana yol açtı. Gürpınar Köyü'nde çöken bir evin enkazı altında kalan 1 kişi öldü, 1 kişi de yaralı çıkarıldı. İlçenin Seslidere, Yeşiltepe ile Kaptanpaşa köylerinde taşkınlar nedeniyle yollarda mahsur kalan yaklaşık 10 kişi de yardım çağrısında bulundu. Bölgeye AFAD, AKUT, UMKE ve İDAK'dan oluşan çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi.

YOLLAR KAPANDI

Şiddetli yağışın sürdüğü bölgede Çayeli-Kaptanpaşa, Rize-Küçükçayır ve Çamlıhemşin-Ardeşen karayolları sel nedeniyle ulaşıma kapandı. İl genelinde 40 kadar köy ile ulaşım kesildi. Görevlilerin seferber olduklarını belirten Rize Valisi Erdoğan Bektaş, ''Yağışlar bölgede şiddetini gece saatlerinde artırdı. Çöken bir evin enkazı altında kalanlar olduğu bilgisi bize geldi. Ekiplerimizi seferber ettik. Umarım felaketin boyutları artmaz'' dedi.

Kalkandere İlçesi’nde ise 2, Pazar İlçesi’nde ise 1 iş makinesi sel sularına kapıldı. Sele kapılan iş makinesi operatörleri kendi çabaları ile kurtuldu. Metrekareye son 24 saatte 140 kilogram yağış düşen ilçede mahsur kalanlar için Malatya'dan askeri helikopter de istendi.

Güneysu İlçesi’nde yer alan Taşlıdere'de su seviyesinin kısa sürede yükselerek taşması da cep telefonu kamarasınca kaydedildi. Görüntülerde durgun olan derede ani su baskını yaşandığı ve derenin bir anda suyla kaplandığı da dikkat çekti.

OKULLAR TATİL EDİLDİ, HELİKOPTER İSTENDİ

Bölgede yaşanan sel ve heyelan nedeniyle Çamlıhemşin İlçesi’ndeki okullar ile ve Hemşin ilçesinde taşımalı eğitime bugün için ara verildi Kent genelinde 6 ev heyelan tehlikesine karşı boşaltıldı.





Tekirdağ'da metrekareye 150 kilogram yağış düştü

Tekirdağ’da yaşanan yağışla ilgili Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) Genel Müdürlüğü 
tarafından açıklama yapıldı.

Tekirdağ'da metrekareye 150 kilogram yağış düştü

TESKİ tarafından yapılan açıklamada, “Süleymanpaşa İlçemizde 26 Eylül 2017 tarihinde saat 17.45 itibarı ile başlayan ve aralıklarla gece yarısına kadar şiddetli olarak yağan yağmur yağışının, lokal yağışlar olması ve hetorojen bulut kümelerinden oluşması nedeniyle Değirmenaltı Mahallesine metrekareye yer yer 80 kg ve üzeri yağış düştüğü tahmin edilmektedir. Ayrıca Değirmenaltı Mahalesinden geçerek denize dökülen Çayırlar (Değirmenaltı) Deresi havzası Köseilyas sırtları başta olmak üzere dereye besleyen bölgelere baktığımız zaman radar görüntülerinden yola çıkarak anılan bölgeye yaklaşık 150 kg yağış düşmesi nedeniyle Çayırlar (Değirmenaltı) Deresinin yağış havzasında kalan bazı bölümlerinde su taşkını olayları yaşanmıştır. Havzaya düşen bu yağış 1 yıl içinde düşmesi gereken yağış miktarının dörtte biri olarak değerlendirilmektedir” denildi.
Açıklamanın devamında, “24 saat esasına göre hesaplanan bu yağış miktarının 150 kg, Kayı ve Köseilyas Mahalleleri bölgesine hızlı bir şekilde 1 saat içerisinde düşmesi nedeniyle de Değirmenaltı Mahallesinde özellikle derenin denize dökülen havzasında, TESKİ altyapı tesislerine bağlı olmayarak, kırsal alandan başlamak üzere Değirmenaltı Mahallesinde denize dökülen ve tekerrür debileri dikkate alınarak, 2011-2012 yıllarında DSİ tarafından ıslah edilen derede taşkına bağlı olarak su baskını yaşanmıştır. Yaşanan su baskını hadisesi TESKİ’nin altyapısının çökmesi yada yetersizliğinden kaynaklanmayıp, yağmursuyu hatları çalışır durumda olmasına rağmen, oldukça geniş havzadan gelen fazla yağmur sularından dolayı lokal bir sorun olarak dere taşması meydana gelmiştir. Ayrıca yerleşke alanı çok büyük olan Namık Kemal üniversitesi Kampüsünden yüzeysel olarak gelen yağmur suları ve üniversite önünde karayolu geçişinde bırakılan bin milimetrelik büz geçişi kesitlerinin yetersiz kalmasından dolayı YSK önündeki karayolu alt geçidinde trafiği olumsuz etkileyen su ve çamur birikintisine sebep olmuştur. İlimiz genelinde gün boyu lokal olarak gerçekleşen yağışın Şarköy İlçemizde de etkili olması sonucu İlçe merkezi ve Mürefte Mahallesinde araç ve yaya trafiğini etkileyen su birikintilerine ve Şarköy-Mürefte-Uçmakdere yolunun belirli bölgelerinde yüksek kesimlerden yağmur suyu ile beraber toprak ve taş malzeme gelmesine sebebiyet vermiştir. Hava tahmin raporları çerçevesinde yağıştan 1 gün öncesi ilimiz genelinde yağmursuyu toplayıcı ızgaraları ile yağmursuyu kanalları temizlenmiş ve eksik görülen bölgelerde yağmursuyu hatlarına müdahale edilerek bakım onarım çalışmaları yapılmıştır. Yağışların başladığı andan itibaren herhangi bir olumsuzluğa mahal verilmemesi için, TESKİ Genel Müdürlüğünün tüm personeli ve araç gereci bulundukları ilçelerin kritik noktalarında gerekli önlemleri almıştır. Alınan önlemler sayesinde meydana gelebilecek sorunlar önlenmiş ya da ivedilikle çözülmeye çalışılmıştır. Yağış sırasında ve sonrasında

 Alo 185 Çağrı Merkezimize 81 adet kuka ve 69 adet vidanjör talebi bildirilmiş olup, ekiplerimiz tarafından bu taleplere en kısa sürede müdahale edilerek 

vatandaş mağduriyeti giderilmiştir. Genel Müdürlüğümüzce oluşturulan ayrı bir teknik ekibimizde yağış boyunca olumsuzluk yaşanan bölgelerde, kısa ve uzun 

vadede alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacı ile yerinde tespit ve teknik incelemelerde bulunmuştur” şeklinde ifadelere yer verildi.


Açıklamada ayrıca, özellikle taşkın bölgelerinde vatandaşlara yönelik yardım ve bölgesel temizlik çalışmalarımız devam edildiği de ifade edilerek, şu bilgilere yer verildi:

“Süleymanpaşa İlçesi Değirmenaltı Mahallesi ile Şarköy İlçesini etkileyen şiddetli yağış süresince Genel Müdürlüğümüz tüm birimleri üstün gayret ile çalışmış olup, can ve mal kaybı yaşanmaması için her türlü gayret gösterilmiştir. İlimiz genelinde herhangi bir can kaybının yaşanmaması sevindiricidir. Altyapısı tamamlanmış olan yerleşim yerlerimizde yağış sorunsuz bir şekilde atlatılmış, altyapı eksikliği olan ve yağış esnasında tespit edilen sorunlu yerlerin proje çalışmalarına ivedilikle başlanacaktır. Proje çalışmalarına başlamakla birlikte dere ıslahı ve karayolu menfez geçişleri için Devlet Su İşleri ve Karayolları Genel Müdürlüğüne kendi sorumlulukları ile ilgili gerekli çalışmaların başlatılması için müracaatlar yapılacaktır. Şiddetli yağış süresince TESKİ personelinin özverili çalışmaları ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile İlçe Belediyelerimizin de katkılarıyla tehlike arz eden su taşkınları kontrol altına alınmıştır. Sonuç olarak bazı çevrelerce, TESKİ altyapısı çöktü şeklinde öne sürülen gerçeği yansıtmayan iddialara ve halkımızın mağduriyetinden haz duyan art niyetli ve siyasi yaklaşımlara itibar edilmemelidir. Tekirdağlı hemşerilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiriz.”




AKOM: "Metrekareye 122 kilogram yağış kaydedildi”

İstanbul'da etkili olan yağışa ilişkin Afet Koordinasyon Merkezinden (AKOM) yapılan açıklamada metrekareye 122 kilogram yağış düştüğü kaydedildi.

AKOM: 'Metrekareye 122 kilogram yağış kaydedildi”

 

İstanbul'da kent hayatını olumsuz etkileyen şiddetli yağışa ilişkin AKOM'dan açıklama yapıldı. Açıklamada, "Bugün saat 15.00 sıralarında başlayan kuvvetli sağanak yağış Kilyos, Sarıyer, Beykoz gibi İstanbul'un kuzey bölgelerini etkisi altına almıştır. Yağış, özellikle boğaz çevresinde 25-90 dakikalık sürelerde etkili olmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM)'ne ait Kilyos AWOS istasyonundan kaydedilen verilere göre yaklaşık 1.5 saatlik süre içerisinde 89 kg yağış, toplamda metrekareye 122 kg yağış kaydedilmiştir. Yağışla birlikte poyraz yönünden kuvvetlice, aralıklarla fırtına şeklinde esen rüzgâr (YSS KÖPRÜSÜ - 67km/s) hava sıcaklıklarının da 18C derecelere kadar gerilemesine neden olmuştur. Yağışlar Kilyos, Sarıyer, Şişli bölgelerinde etkili olmuştur. Bu bölgede İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su çekme, yıkama, temizlik, ilaçlama ve mobil büfe hizmeti halen devam etmektedir" denildi.

Yağışla birlikte alarma geçen İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye, İSKİ, Yol Bakım, İSTAÇ, Park Bahçeler, Zabıta, AFAD ve Karayolları ekiplerinin su baskını ve göllenmelere müdahale ettiği aktarılan açıklamada, "Şiddetli yağış nedeniyle FSM karayolu (iki yönlü) ve bağlantı yolları ile Sarıyer sahil yolu ve Baltalimanı Çayırbaşı caddelerinde ulaşımında kısa sürelerle aksamalar yaşanmıştır. Yağışın 1 saat içerisinde kuvvetini yitirmesi ve hafif şekilde Pazar sabah saatlerine kadar il genelinde devam etmesi bekleniyor" ifadelerine yer verildi.

 


Şehit ateşi Edirne’ye düştü
Hakkari'de Tekeli Üs bölgesine Kuzey Irak tarafından doçka ve katyuşa ile düzenlenen saldırı sonucu şehit olan sözleşmeli Er Sercan Fidan'ın Edirne'nin Meriç İlçesinin Küplü beldesindeki baba ocağına şehit ateşi düştü.

Şehit ateşi Edirneye düştü

Hakkari'de Tekeli Üs bölgesine Kuzey Irak tarafından doçka ve katyuşa ile düzenlenen saldırı sonucu şehit olan sözleşmeli Er Sercan Fidan'ın Edirne'nin Meriç İlçesinin Küplü beldesindeki baba ocağına şehit ateşi düştü.
Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olduğu öğrenilen Sercan Fidan'ın bir yılı aşkın süredir sözleşmeli er olarak görev yaptığı öğrenildi. Şehit sözleşmeli Er Sercan Fidan'ın evlilik hazırlıkları yaptığı ve bir süre önce de babaannesinin vefat ettiği öğrenildi.

(İHA)


Mavi Balina Oyunundan Kurtulanlar Anlatıyor: 'Tamamlamazsam Annem Ölecekti'

Rusya'da sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar ve bir bilgisayar oyunu 130 tane genç insanın intiharı ile ilişkili olarak polis tarafından soruşturuluyor.

BBC Türkçe'de yer alan habere göre; Hindistan'ın güney doğusundaki Karaikal şehrinde yaşayan 22 yaşındaki Alexander isimli bir kişi de, intihar oyunundan kardeşinin durumdan haberdar olarak polise haber vermesi ile kurtuldu.22 yaşındaki genç adam, Mavi Balina oyunu ile WhatsApp mesajlaşma programı üzerinden kendisine yollanan bir link aracılığı ile tanıştığını açıklayarak şunları söyledi:"Mavi Balina telefona indirilen bir uygulama değil. Oyun, link aracılığı ile kişilerin bir yönetici tarafından yönlendirilmesi ile oynanıyor. Yönetici tarafından verilen görevlerin, gece yarısından sonra saat 02:00'da gerçekleştirilmesi isteniyor. İlk birkaç gün kişisel bilgilerin ve fotoğrafların paylaşılmasından oluşuyor ve bunlar yönetici tarafından toplanıyor.""Her gün yalnız başıma korku filmleri izlemek zorundaydım ki bunun da amacı kurbanların korku içinde yaşamasını sağlamaktı. Bu tam anlamıyla bir sanal ölüm tuzağı... Çok acı verici bir tecrübe. Oyuna katıldıktan sonra insanlarla konuşmayı bıraktım ve odama kapandım. Oyundan çıkmak istesem de başaramadım."
NDTV isimli yayın kuruluşunun haberine göre, Alexander, polis evine geldiği sırada koluna bıçakla balina kazımak üzereydi.

Yine Hindistan'da yaşayan 17 yaşındaki bir kız çocuğu intihar etmek üzereyken kurtarıldı:
'Eğer tamamlamazsam annem ölecekti'

Oyuna telefonu aracılığı ile katıldığını ifade eden kız, güvenlik görevlilerine "son aşamayı" yerine getirmek üzere olduğunu da söyledi.Genç kızın, kendisini kurtaran polis memuruna, "Eğer görevi tamamlamazsam annem ölecekti" dediği belirtildi.Temmuz ayı içerisinde 14 yaşındaki Manpreet Singh isimli bir Hintli çocuk da Mavi Balina isimli oyunu oynadığını arkadaşlarına söyledikten birkaç gün sonra intihar etmişti.

BTK da basına yansıyan bilgilerin ardından ailelere bazı önerilerde bulundu
Çocukların sosyal medya ve internet ortamında bu tarz tuzaklara düşüp, üzücü olayların yaşanmaması için aileler, çocuklarının internet kullanma alışkanlıklarını mutlaka takip etmeliler.
Aileler, çocukların oynadıkları oyunları mutlaka birlikte belirlemeliler.
Oyun başında ve internette geçirilen sürenin sınırlandırılması ve oyunun çocukların yaşına uygun olması gerekir.
İnternet ortamında ‘bilinmeyen’ yabancılara karşı şüpheyle yaklaşılması ve bu kişilerin hayatı açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceği çocuklara mutlaka anlatılmalı.Aileler bu konuda sorumlu ebeveyn yaklaşımları sergilemeli, gerekirse bir uzmandan destek almalı, çocuklarını sosyal aktivitelere yönlendirmeli ve sosyal paylaşım ağlarında onlarla arkadaşlık ederek, internet adımlarından haberdar olmalılar.


Son Dakika! İBB Başkanı Topbaş İstifa Etti
Son dakika... Hakkında istifa ettiği yönünde iddialar çıkan İBB Başkanı Kadir Topbaş, düzenlediği basın toplantısında görevi bıraktığını açıkladı.

kadir topbaş ile ilgili görsel sonucu

İBB Başkanı Kadir Topbaş, istifa ettiği yönündeki iddiaların ardından basın açıklaması yaptı. Topbaş, bugün itibariyle görevi bıraktığını ve istifa ettiğini açıkladı. Kırgın olmadığını belirten Topbaş, her zaman AK Parti'ye bağlı kalacağını söyledi. Zaman zaman duygusallaşan Topbaş, polemiğe yol açacak sözler söylemekten kaçındı."Partimi bırakıyorum" vurgusunu bir kaç kez yapan Kadir Topbaş'ın konuşmasında neden istifa ettiğini söylemedi. Ancak "İnsan her şeyi affeder ama adam yerine konmamayı affedemez" cümlesi dikkat çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir Topbaş, "Özellikle ifade etmek isterim ki hata ile ihanet, birbirine karıştırılmaması gerekir. İhanet edenler asla affedilemez. Asla affetme duygusunu gösteremeyiz" dedi.
"GENEL BAŞKANIMA TEŞEKKÜR EDİYORUM"
Topbaş, İBB'de yaptığı açıklamada, Hicri yılbaşının tüm İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesi dileğinde bulundu. Partisinin ve genel başkanının uygun görüp, 2004 yılında İBB başkanlığı görevini kendisine tevdi ettiklerini ifade eden Topbaş, şöyle konuştu:"Özellikle sayın genel başkanıma, partimin her kademesindeki görevlilerine teşekkür ediyorum. Beni İstanbul sathına çıkarttılar, buradan Türkiye ve dünya tanıdı ve İstanbul gibi emanet bir şehre, müjdelenmiş bir şehre başkanlık yapma onurunu bana yaşattılar. Bundan dolayı yanımda duran, destek veren, bana gönlünde yer ayıran herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Üzerimde hakları var bunu biliyorum. Hatırlarım dün gibi hemen şurada medya kayıtlarımızda vardır, bundan 13 yıl 5 ay 20 gün önce yine bir cuma günü dönemin belediye başkanlığını yapmış olan Ali Müfit Gürtuna'dan mührü almak üzere buradaydım. O zaman konuşmalarımda ifade ettim, 'emanet bir şehir ve emaneti devralıyorum, emanetin ne olduğunu bilenlerdeniz' dedim. Bütün siyasi hayatımda ve buradaki görev sıramda da hep emanet olarak baktım."

"EMANET ŞEHİRDE GÖREV YAPTIK"
Kendi kişisel iş hayatından daha çok İBB başkanlığı görevine zaman ayırdığını aktaran Topbaş, şu değerlendirmelerde bulundu:"Çocuklarımıza, ailemize, dostlarımıza vakit ayıramadım, bunu tüm siyasiler yaşamaktalar. Eğer siz hizmet edeceksiniz, idealleriniz varsa bu böyle. Zaman zaman söylerim, çocuklarımızı hırsız gibi sevdik, evimize hırsız gibi gittik, yemeğimizi, içmemizi, ibadetimizi dahi zaman zaman aksattık ama görevimizi asla aksatmamak üzere çalışmalarımızı ortaya koyduk. Çünkü büyük bir sorumluluk aldık. İstanbul affedilemeyecek hatalar olursa 'farklı konuşulur' arkamızdan. Bunu biliyorduk ve bu emanet şehirde bu görevi yapmaya çalıştık. Şunu gururla ifade etmek isterim ki günü, geçmişi beraberce yaşadık. Bu şehirde sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanı olmadan önceki dönemlerini biliriz. Bir bardak suya muhtaç olduğumuz, hava kirliliğin hat safhaya çıktığı, çöpten, çamurdan geçilmeyen bir İstanbul'un bugün dünyanın gıpta ettiği bir kent haline gelmesi sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı vizyonuyla gelişti."
"İHANET EDENLER ASLA AFFEDİLMEZ"
Topbaş, görevi sırasında hata yapmamaya özen gösterdiklerini ifade ederek, "Çünkü biliyoruz ki hata yaparsak telafisi zordur. Özellikle ifade etmek isterim ki hata ile ihanet, birbirine karıştırılmaması gerekir. İhanet edenler asla affedilemez. Asla affetme duygusunu gösteremeyiz. Görevim sırasında çok değerli meclis üyelerim, belediyemin değerli çalışanları, üst düzey yetkilileri ve işçilerimiz, herkes ve özellikle dönemimde il başkanlığı yapan başkanlar, son başkan olarak da sayın Selim Temurci ile birlikte partimin her kademesinde mahallesine kadar, ilçesine kadar bir gönül bağı içerisinde bu kente hizmet etmeye çalıştık." dedi.
"ÇOK ŞÜKÜR MAHCUP OLMADIK"
Onurlu ve gururlu olduğunu dile getiren Kadir Topbaş, şöyle devam etti:
"Hiçbir kula nasip olmayan üç dönem gibi ciddi bir güçle beni burada yetkilendirdiler. Bir emanet verdiler. Sayın Kılıçdaroğlu, 2009'da yerel yönetim adaylığını denedi ama İstanbullular vize vermedi. Ben İstanbullulara teşekkür ediyorum, 2014'te de birçok çevre ve grupların manipülasyonlarına rağmen İstanbullular bize güvendi, bizi yalnız bırakmadı ve bizimle yola devam edilmesi gerektiğini arzu ettiklerini söylediler. Bir anekdot aktarmak isterim, Atatürk Oto Sanayisi'nin bulunduğu bölgede bir üst köprü vardı. Ciddi bir trafik sıkıntısı. İstanbul 116 trafik çözüm diye köprü üzerine yazmıştık. Medyamız sürekli orada yayın yapıyorlar, 'bu ne hal' diyorlar, beni çağırdılar, ben de gayet iyi niyetlerle orasını anlatacağım. Eleştiriler başladı ve dayanamadım şunu söyledim, '2009 seçimlerine gittiğimiz zaman İstanbullular diyecekler ki bu adamdan kurtulalım, seçmeyecekler veya diyecekler ki bu adam bu işi biliyor devam etmesi lazım.' Çok şükür mahcup olmadık. Yaptık ve başardık."
"HİÇBİR YERDE YORGUNUM DEMEDİM"
İstanbul'un altında, metrolarıyla raylı sistemleriyle ulaşım ağları başta olmak üzere her alanda ciddi yatırımlar yaptıklarını anlatan Topbaş, "Gerçekten bir kuruşa muhtaç olan belediye, şu anda günü gelmiş bir lira borcu yok. Borçlu bir belediye bırakmıyorum, bunu özellikle ifade etmek isterim. Bu süreçte kendisinden istifade ettiğim sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, bakanlarımıza çok teşekkür ederim. Parti mensuplarıma özellikle teşekkür ediyorum, beni hiç yalnız bırakmadılar. Şunu da söyleyeyim, hayatımda yorgunluk kelimesini asla kullanmadım. Hiçbir yerde yorgunum demedim." diye konuştu.
"İNSAN HER ŞEYİ AFFEDER, ADAM YERİNE KOYULMAMAYI AFFEDEMEZ"
"Bana ağabey dediler ve bunun altında hep ezildim" diyen Başkan Kadir Topbaş "Her gece yastığa başımı koyduğum zaman düşündüm. Belki bir gün bu anekdotları kitapta toplarım. Dünyanın merkezi olan bir kente başkan olmak gerçekten ayrıcalıktır. Ben İstanbullulara ve arkadaşlarıma her zaman dua ettim. Bu şehir beni Türkiye belediyeler birliğine taşıdı. Belediyelerin ağabeyi oldum ve yol gösterdik. Bu şehir beni dünya belediyeler birliği başkanına taşıdı. Onurla bu görevi taşıdım. Yönetim tarzım şu 'İnsan her şeyi affeder adam yerine koyulmamayı affetmez'. Her yerde bunu söyledim. İstanbullulara ben özellikle teşekkür ediyorum. Beni destekleyen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI GÖREVİMDEN İSTİFA ETTİM"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bıraktığını açıklayan Topbaş, "Muhalefet buradan siyaset yürütmek istiyor. Buna müsaade etmem. Ben bugün itibariyle buradaki belediye başkanlık görevimden istifa ettim. Şu anda parti üyesiyim. Buradan muhalefete pay çıkmaz. Sakin tepkisi az olan bir yapım var. Yalnız şunu söylemek istiyorum, Şu anda gördüğümüz haliyle siyaset geleceği karartır. Başarılı olanların başarısı takdir edildiği sürece kazanırız. Partimin üyesiyim ve çalışmalarımızda olacağım ve destek vereceğim. Sayın Cumhurbaşkanımız ve İstanbullulara beni İstanbul'a layık gördükleri için teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
"KIRGINLIĞIM YOK HER ZAMAN PARTİMİN YANINDA VE SİYASETİN İÇİNDEYİM"
İstanbul halkından müsaade isteyen Başkan Topbaş, "Bugün itibariyle buradaki başkanlık görevimi özellikle il seçim kurulundaki görüşmemizle birlikte kentten ve bütün İstanbullulardan müsaademi istiyorum. Gönüllerini koymasınlar. Başkanım bizi niye bıraktın demesinler, her zaman beraberiz. Bu yaşıma kadar bu şehirde yaşamış biriyim. Bir noktada kentin hafızası sayılırım. Siyasette kırgınlık olmaz, hiçbir şekilde kırgınlığım yok. Her zaman partimin yanında ve siyasetin içindeyim. Partimin üyesiyim asal bir takim söylentilere fırsat vermek istemem. Bunu da açık ve net söylüyorum" ifadelerin kullandı.



130 KİŞİYİ İNTİHAR ETTİREN OYUN YİNE İNTİHAR ETTİRDİ!
Mavi Balina 'oyunu' Almanya'da 14 yaşındaki Furkan'ın canını aldı! İntihara sürüklediği gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan 

'Mavi Balina' adlı bilgisayar oyunu, Almanya'da 14 yaşında Furkan'ın da ölümüne neden oldu.

'Mavi Balina' adlı sözde oyunun, virüs yoluyla kişisel bilgileri ele geçirerek çocuklara şantaj yaptığı, bu şekilde çocukların sonu intihar komutuyla biten talimatları yerine getirmeye zorlandığı iddia ediliyor.
Almanya'nın Baden Württemberg Eyalati Gaggenau kenti Hörten semtinde yaşayan Afyonkarahisarlı Türk genci Furkan Şen, bu oyun yüzünden trajik bir şekilde intihar etti.Olay yerine gelen polis, odasındaki elbise dolabına kendini asan gencin intihar etmeden önce Blue Whale (Mavi Balina) isimli bir internet oyununu oynadığı ve oyunda “gereğini yerine getirmek” için kendisini öldürmüş olabileceğini belirtti.Offenburg kriminal polisinin olayı soruşturduğu ve yarın Offenburg Savcılığı'nın ölen Furkan Şen'in otopsisi için yarın karar vereceği kaydedildi.Genç Furkan'ın cenaze namazı Gaggenau DİTİB Sultan Ahmet Camii'nde kılındıktan sonra toprağa verilmek üzere Afyon'un Sandıklı ilçesine gönderilecek.Gencin babası Mikail Şen, ''3 kızım ve bir oğlum var, akşam oğlumla şakalaştık, uyumak için odasına çıktı. Sabah ortanca kızım işten gelince kardeşinin odasına uğruyor. Kardeşini öyle görünce bizleri uyandırdı. Şok olduk. Oğlum sorunsuz, sevecen biriydi. Karıncayı dahi incitmez, çevresinde ve okulunda çok sevilen biriydi. Eşim hasta, ben hastayım zaten, Allah bizi evlat acısıyla imtihan ediyor. Dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor," diyerek, başka çocukların bu oyunu oynamadığından emin olmaları için ebeveynleri uyardı.İnternette yabancılarla iletişim konusunda uyarıTürk gencinin intiharı ile ilgili konuşan Psikolog Erdinç Üstündağ “Bir sosyal medya oyunu, onlarca çocuğun intihar etmesine sebep oluyor. Bu tarz bilgisayar oyunları, çocuklarda epilepsiyi tetikleyebiliyor, dikkatsizliği, hiperaktiviteyi ve uykusuzluğu da artırabiliyor. Bu oyunlarda, oyun gereği küçük çocukların tanımadığı kişilerle iletişime geçmesi söz konusu olabiliyor. O tarz birinden direktif gelmiş ve çocuk intihar etmiş olabilir.” dedi. Dünya'da birçok çocuk, bilgisayar oyunu bağımlısı," diye konuştu.Üstündağ, ''Ergenlik dönemindeki birey, eğer herhangi bir gruba ait değilse ya da arkadaş ilişkisi kurmada sorun yaşıyorsa, yaşantısının bu bölümünde kendini en rahat ifade edebileceği, kimsenin onun gerçek kimliğini bilmediği bir sanal dünyada, istediğini yapma eğilimi içine giriyor. Bu tür oyunlar sayesinde varlığını göstermeye ve değerli olma duygusunu tatmin etmeye çalışıyor. Aileler çocuklarının oynadığı, girdiği siteleri mutlaka takip etmeli. Kahraman olmaya çalışan çocuk intihar ediyor” açıklamasını yaptı.Mavi Balina oyunu 50 gün boyunca giderek korkunç hale gelen 50 görevden oluşuyor. Kendini sakatlayabilecek görevlerden korku filmlerini izlemeye kadar sıra dışı şeyler yer alıyor. Görevleri yerine getirip oyunu bitiremeyen kullanıcılara "öl, nasıl olsa yeniden doğacaksın" telkini yapıldığı ifade ediliyor.Almanya, ABD, Fransa ve İngiltere'deki okullar, ebeveynlere yönelik uyarılar yayınlamaya başladı.Mavi Balina oyunu Mart ayında Rusya'da bir genç kızın intiharına neden olmuş, bu olayın ardından 6 ay içinde gerçekleşen 130 gencin intiharıyla bağlantılı olabileceği şüphesiyle dava açılmıştı.Şantaj üzerine kurulu 'oyun'Oyunun resmi bir internet adresi ve yasal satışının olmadığı, Rus chat sayfalarında oyuna girmek isteyen kişilere yönetici tarafından adres gönderildiği belirtiliyor. Bu internet adresine giren kişilerin bilgisayarlarına virüs sokularak tüm kişisel bilgilerine ulaşıldığı, bundan sonra da şantaj yoluyla 'oyuncu'dan verilen tüm talimatların yerine getirilmesinin istendiği ifade ediliyor.Kullanılan şantaj sistemi, Black Mirror (Kara Ayna) televizyon dizisinin 'Shut Up and Dance' (Sus ve Dans Et) adlı bölümünde işlenmiş ve anlatılmıştı. Bu hikayede, web kamerasından çekilen gizli görüntülerini yayınlama tehdidinde bulunan hacker'lar, kurbanları örgüt adına suç ve cinayet işlemeye zorluyordu.



Hilal'in sır ölümü! Blue Whale Türkiyede'mi Telefonu inceleniyor

Hilal'in sır ölümü! Telefonu inceleniyor

Silivri'de ailesiyle birlikte yaşayan 20 yaşındaki Hilal Hayran, bayram günü oturdukları binanın 9'uncu katından düşerek yaşamını yitirdi. Üniversite mezunu olan Hilal, sokak hayvanlarını kendi elleriyle besler, kendi cebinden onlara mamalar alırdı. Eğer ölmeseydi Hilal, dün doğum gününü kutlayacaktı.Olay, Kurban Bayramı'nın ikinci günü sabahı Silivri KİPTAŞ 2 Konutları'nda yaşandı. İnsanlara ve sokak hayvanlara yardım tutkusuyla bilinen, 20 yaşındaki hayat dolu Hilal Hayran, 14 katlı binanın 9'uncu katından aşağı düştü. Sitesi sakinlerinin ihbarı üzerine olay bölgesine sağlık ekibi ve polisler çağırıldı. Sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından Silivri Devlet Hastanesi'ne kaldırılan genç kız, doktorların tüm müdahalesine karşın kurtarılamadı. Kızlarının kaybına inanamayan ailesi sinir krizi geçirdi.
TELEFONU İNCELENİYOR
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Pazarlama Bölümü mezunu olan Hilal Hayran'ın ağır yaralı halde bulunduğu alanda ve evde incelemeler yapan polis, genç kızın ölüm nedenini araştırmaya başladı. Hilal Hayran'ın cep telefonu da son yaptığı görüşmelerin tespiti için incelemeye alındı. Otopsi için gönderildiği Adli Tıp Kurumu'ndan alınan Hilal'in cenazesi, ailesi ve sevenlerinin gözyaşları arasında Büyükkılıçlı Mezarlığı'nda toprağa verildi.
BUGÜN DOĞUM GÜNÜYDÜ
Hilal Hayran'ın dün doğum günü olduğunu belirten yakınları, "Eğer ölmeseydi bugün hep birlikte doğum gününü kutlayacaktı" dedi. Üniversite döneminde sokak hayvanlarına sevgisiyle tanınan ve cebindeki parayı son kuruşuna kadar hayvanlara mama almak için harcadığı öğrenilen Hilal'in beslediği hayvanlar da yetim kaldı.



Emine Erdoğan, Bangladeş Başbakanı Hasina ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Arakanlı Müslümanların durumunu görmek üzere gittiği Bangladeş'te Başbakan Şeyh Hasina Vecid ile görüştü.

Emine Erdoğan, Bangladeş Başbakanı Hasina ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Arakanlı Müslümanların durumunu görmek üzere gittiği Bangladeş'te Başbakan Şeyh Hasina Vecid ile görüştü.Emine Erdoğan, beraberindeki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Bangladeş'in Cox's Bazar kenti yakınlarında Arakanlı Müslümanların Myanmar'dan kaçarak sığındığı kampı ziyaretinin ardından, başkent Dakka'ya geçti.Emine Erdoğan ve beraberindeki bakanlar burada Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina ile bir araya geldi. Görüşmeye AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan ile Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan da katıldı.Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, görüşmede Türkiye'nin Arakanlı Müslümanlara yardımlarının yanı sıra Bangladeş'te sel felaketine uğrayan bölgelere yapılacak yardımlar ele alındı. Heyet, görüşmenin ardından Dakka'dan ayrıldı.Emine Erdoğan, Çavuşoğlu, Kaya ve beraberindekiler Cox's Bazar bölgesindeki Kutupalong mülteci kampında incelemede bulunmuş, Myanmar’ın Arakan eyaletinin kuzeyinde meydana gelen olaylar nedeniyle Bangladeş’e sığınmak zorunda kalan Arakanlı Müslümanlarla bir araya gelmişti. Ziyaret sırasında bir miktar yardım malzemesi de dağıtılmıştı.Heyete ziyaret boyunca Bangladeş Dışişleri Bakanı Hasan Mahmud Ali eşlik etmişti.
Kaynak TRT


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban bayramı mesajı yayınladı. Erdoğan, "Bayramın ailelerimize, milletimize, islam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini, sıkıntıları aşmamıza vesile olmasını diliyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terör örgütlerine de onları maşa olarak kullanan karanlık odaklara da, aziz milletimizin asla boyun eğmeyeceğini biliyoruz. Bizler demokrasimizle, ekonomimizle, dış politikamızla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarana kadar yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Değerli vatandaşlarım, mübarek Kurban Bayramı'nızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum. Bayramın; ailelerimize, milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini, sıkıntılarımızı aşmamıza vesile olmasını diliyorum. Birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk, dayanışma duygularının en üst düzeyde idrak edildiği bayram günlerini, hep birlikte, manasına uygun şekilde yaşayacağımıza inanıyorum. Büyüklerin ziyaret edildiği, küçüklerin sevindirildiği, ailelerin, dostların bir araya geldiği bayramları, maneviyatına yaraşır bir şekilde idrak etmeye özel önem vermeliyiz" ifadelerini kullandı.Türkiye olarak, bu yılki Kurban Bayramını, 26 Ağustos ve 30 Ağustos gibi, tarihin iki önemli yıl dönümünün hemen ardından kutlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
"26 Ağustos 1071'de, Malazgirt Zaferiyle Anadolu'yu bizlere ebedi yurdumuz olarak kazandıran Sultan Alparslan'ı ve askerlerini saygıyla yad ediyoruz. 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da kazandığımız zafer, Kurtuluş Savaşımızın başarıyla sonuçlandığının müjdecisi olmuştur.15 Temmuz 2016'yı da, milletimizin zaferler silsilesinin bir halkası olarak görüyoruz. Bu toprakların vatanımız olarak kalması, ezanların susmaması, bayrakların inmemesi için canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyoruz.Terörle mücadelede, sınır ötesi operasyonlarda ve asayiş görevlerinde el'an vazife başında olan tüm güvenlik güçlerimize başarılar temenni ediyoruz. Tek millet, Tek bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet yolunda verdiğimiz mücadeleyle, ecdadımızdan devraldığımız emanete ve çocuklarımıza devredeceğimiz mirasa sahip çıkıyoruz. Terör örgütlerine de, onları maşa olarak kullanan karanlık odaklara da, aziz milletimizin asla boyun eğmeyeceğini biliyoruz. Bizler, demokrasimizle, ekonomimizle, dış politikamızla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarana kadar yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz."
ZULÜM GÖREN MÜSLÜMANLAR İÇİN DUA İSTEDİ
"2023 hedeflerimiz doğrultusunda, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirecek; milletimizi, söz verdiğimiz refah ve huzur düzeyine ulaştıracağız" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım! Bu vesileyle, mübarek topraklarda hac farizasını yerine getiren kardeşlerimizin ibadetlerinin makbul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Arakan başta olmak üzere, dünyanın neresinde olursa olsun zulüm gören tüm Müslümanlar, tüm mazlumlar için, şu mübarek günlerde dualarımızı eksik etmeyelim" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajını şöyle tamamladı:"Bayram ziyaretleri ve sıla-i rahim vesilesiyle, araçlarıyla yola çıkan veya çıkacak vatandaşlarımızdan, trafik kurallarına uymalarını hassaten rica ediyorum. Zira, trafik kazalarında kaybettiğimiz her bir can, sönen her bir ocak, milletçe yüreğimizi dağlıyor! Unutmayalım ki yolda kaybedilen vaktin telafisi mümkündür; ama, yitip giden canların, çekilen acıların telafisi kesinlikle yoktur. Bayramlarda, büyükler başta olmak üzere yakınlarımızı, komşularımızı ziyaret etmeye, küçükleri sevindirmeye; dayanışmaya, hediyeleşmeye, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye azami derecede özen gösterelim! Mübarek Kurban Bayramı'nın bütün gönüllerde, tüm hanelerde en iyi biçimde yaşanması temennisiyle, bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyor; sizlere, sevdiklerinize, bütün milletimize Allah'tan sağlık ve esenlikler diliyorum."

 

Yeni yapılan camide ilk ezan bayram sabahı okunacak
Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde yapımında sona yaklaşılan İmam Hatip Okulları Tatbikat Camii’nde ilk kez Kurban Bayramı namazında saf tutulacak.

Yeni yapılan camide ilk ezan bayram sabahı okunacak

Şereflikoçhisar’ın en büyük camisi olma özelliğinin yanı sıra mimarisi ile de büyük beğeni toplayan caminin resmi açılışının ise 22 Eylül 2017 Cuma günü yapılacağı öğrenildi.Resmi açılış ile ilgili olarak açıklamada bulunan Şereflikoçhisar İmam Hatip Okulları Tatbikat Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Cengiz İnaltekin, açılışa Başbakan Binali Yıldırım, Ankara Valisi Ercan Topaca ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in davet edileceğini, programlarının uygun olması durumunda katılacaklarını açıkladı.


Türkiye'nin en büyük camisi bayram namazına hazır
Aynı anda 28 bin 500 kişinin ibadet edebildiği Türkiye'nin en büyük camisi olan Adana Sabancı Merkez Cami, bayram namazına hazır.

Türkiye'nin en büyük camisi bayram namazına hazır

1998 yılında açılan Sabancı Merkez Cami, 6 bin 600 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 52 bin 600 metrekare alan üzerinde kurulu. Türkiye'nin en büyük kubbesine sahip olan Sabancı Merkez Cami'nin 12 yan kubbesi, 32 metrelik kubbe çabı ve 54 metre kubbe yüksekliği ile literatürde ilk özelliğine sahip. Cami dünyanın en büyük orjinal İznik çini panolarıyla döşeli. Mihrap cephesi ile giriş kapılarının ve pencerelerin üzeri altın kaplama yazılarla kaplı. Cami, hızı saatte 120 kilometre ulaşabilecek tayfuna dayanıklı olarak inşa edildi. Tarihi Taşköprü yakınında ve Seyhan Nehri kenarında bulunan cami, Adanalı hayırseverler, Türkiye Diyanet Vakfı ve devlet bütçesinden sağlanan katkılarla inşa edilirken, Sabancı Ailesi de o dönemde süren çalışmalar için büyük bağışlar yaptı.
ADANALILAR AKIN EDİYOR
Ayrıca caminin kıble yönündeki sebil çeşmesinden mübarek günlerde bal, gül, nar ve su şerbeti akıtılıyor. Mübarek günlerde Adanalıların akın ettiği cami, kurban bayramı için hazırlıklarını tamamladı. Yarın Sabah camide yaklaşık 28 bin 500 kişinin aynı anda bayram namazı kılması bekleniyor.
Kaynak DHA


3 gün önce nişanlanan genç, zıpkınla dalış yaparken boğuldu
Balıkesir'in Erdek İlçesinde, kısa süre önce nişanlanan 28 yaşındaki Şükrü Sakarya, ailesinin yanına geldiği ilçede, Narlı Mevkiinde zıpkınla balık avlarken yaşamını yitirdi. Sakarya, vurgun sonucu yaşamını yitirdiği sanılıyor.

3 gün önce nişanlanan genç, zıpkınla dalış yaparken boğuldu

Almanya'da üniversite eğitim görürken tanıştığı kız arkadaşı Meryem ile geçen 24 Ağustos'ta Muğla'nın Datça İlçesi'nde nişanlanan Şükrü Sakarya, buradan ailesinin pansiyon işlettiği Balıkesir'in Erdek İlçesi'ne bağlı Narlı Mevkii'ne geldi. Su altı sporlarına düşkün olan Sakarya, dün dalgıç kıyafetlerini giyerek zıpkınla balık avlamak amacıyla dalış yaptı. Uzun süre geçmesine rağmen çıkmayan Sakarya´nın durumundan şüphelenen yakınları, Erdek Sahil Güvenlik Komutanlığına haber verdi. Kısa sürede gelen Sahil Güvenlik Komutanlığı´na bağlı kurtarma ekibi, denizde Şükrü Sakarya'yı aramaya başladı.Denizin dibinde baygın halde bulunan Şükrü Sakarya, dalgıçlar tarafından çıkarılarak hemen İlçe Devlet Hastanesin'e kaldırıldı. Burada doktorlar tarafından 2 saate yakın müdahalede bulunulan Şükrü Sakarya kurtarılamayarak öldü.Şükrü Sakarya'nın denizin dibinde vurgun yediği tahmin edilirken, ceset otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Morguna kaldırıldı. Buradaki inceleme ardından Şükrü Sakaryanın cenazesi bugün Manyasın Bölceağaç Köyünde toprağa verildi.
Kaynak Balıkesir-DHA
 

Zonguldak, bir saatlik yağmurla sele teslim oldu!
Zonguldak merkez ile Kozlu İlçesi'nde şiddetli yağmur nedeniyle, bazı işyerleri sular altında kalırken, göle dönen yollarda sürücüler araçlarıyla ilerlemekte güçlük çekti. Ereğli ilçesinde de park halindeki otomobiller su altında kalırken Ereğli Belediye Başkanı ilçede adeta seferberlik ilan edildiğini söyledi.

Kentte, saat 16.00 sıralarında başlayan ve yaklaşık 1 saat süren sağanak yağmur hayatı felç etti. Liman Caddesi'nde göle dönen yollarda araç sürücüleri ilerlemekte güçlük çekti. Kaldırımları aşan su sahildeki gezi yoluna doldu. Milli Egemenlik Caddesi'nde rögar kapaklarının tıkanması sonucu su birikintileri oluştu. Arızalanan bazı araçlar yolda kaldı. Kentin içinden geçen Üzülmez Deresi ile taşınan evsel atıklar, liman içine girdi. Liman içinde bir çöp konteynerinin de yüzdüğü görüldü.
HEYELAN RİSKİ NEDENİYLE 5 EV BOŞALTILDI
Zonguldak'ta etkili olan sağanak yağış nedeniyle Çınartepe Mahallesi'nde meydana gelen heyelanda yüksek gerilim hattının bulunduğu elektrik direği kaydı. Elektrik firması yetkilileri yüksek gerilim hattındaki enerjiyi kesti. Bölgede heyelan riski taşıyan 5 ev tahliye edildi. Evlerde yaşayan toplam 32 kişinin bir kısmı Zonguldak Belediyesi'ne ait otobüsle geçici olarak kent merkezindeki öğrenci yurduna, bir kısmı da yakınlarının yanına gönderildi. Mahalle sakinleri, TOKİ'nin yaptığı inşaat nedeniyle evlerinde heyelan riskinin oluştuğunu ifade ederek tepki gösterdi. İl Emniyet Müdür Yardımcısı Gökhan Karagöz, aileleri sakinleştirmeye çalışarak güvenlikleri için geçici olarak tahsis edilen yurt ya da yakınlarında kalmaları gerektiğini söyledi. Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri de bölgede inceleme yaptı.
SU SEVİYESİ YÜKSELEN DERE, KÖPRÜ YIKTI
Kozlu İlçesi'ne bağlı Esen Köyü Ilıksu Mahallesi'nde ise su seviyesi yükselen dere, karşı taraftaki restorana girişi sağlayan yaya köprüsünü yıktı. Restorandakiler köprü yıkılınca arka taraftaki ormanlık alandan evlerine gitti. Derenin taşma riskine karşı aynı mahallede yaşayanlar evlerini boşalttı.Araçları olmayan 4 kişilik bir aile, Kozlu Belediyesi İtfaiye ekipleri tarafından alınarak yakınlarının evine bırakıldı.
EREĞLİ BELEDİYE BAŞKANI: ADETA SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ
Ereğli İlçesi Müftü Mahallesi Suat Başol Sokak'ta tıkanan rögar kapakları nedeniyle park halindeki 4 araç sular altında kaldı. Çevredekiler, 3 aracın sahibine ulaşıp araçları sudan çıkartmayı başardı. Bir araç ise tamamen suyun altında kaldı. Evlerinin önü suyla dolan vatandaşlar, Ereğli Belediyesi ekiplerinin vidanjör ile suyu boşaltmasını bekledi.Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, AA muhabirine yaptığı  açıklamada, sağanak yağışın özellikle Müftü ile Bölücek mahallelerinde etkili  olduğunu söyledi.İlçede kriz masası oluşturulduğunu ve yaşanan olumsuzluklara ekiplerin  anında müdahale etmeye çalıştığını anlatan Uysal, "Başkan yardımcılarımız ve tüm  ekiplerimiz şu an alanda çalışmalarını sürdürüyor. Vatandaşlarımızın can ve mal  güvenliğini korumak için adeta seferberlik ilan ettik. Müftü Mahallesinde bazı  araçlar, ev ve iş yerlerini su bastı yine Bölücek Mahallesinde ulaşımda bir süre  aksaklıklar yaşandı. Üzücü bir olay ile karşı karşıya gelmedik. Her noktaya  müdahale edebilecek ekiplerimiz alanda çalışmalarına devam etmektedirler. Dere  yatakları ise yine kontrolümüz altında." diye konuştu.
HEYELAN MEYDANA GELDİ
Zonguldak-Ereğli ile Ereğli-Alaplı karayollarının bazı bölümlerinde  heyelan yaşandı. Yola düşen kaya parçaları nedeniyle tek şeritten kontrollü  sağlanan trafiğin normale dönmesi için karayolları ekipleri güzergahta temizlik  çalışması yaptı.Ereğli İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler de ilçenin belirli  noktalarında yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbir aldı.
KOZLU'DA İŞ YERLERİNİ SU BASTI
Kozlu İlçesi'nde etkili olan yağmur nedeniyle ilçe girişindeki yol tamamen suyla kaplandı. Belediye ekipleri dizlerine kadar gelen suyun içine girip tıkanan rögar kapaklarını açmaya çalıştı. Atatürk Caddesi de yağmur nedeniyle sular altında kaldı. Buradaki işyerlerini su bastı. Esnaf, işyerlerine giren suları kendi imkanlarıyla temizlemeye çalıştı. Belediye ekipleri de vidanjör ile işyerlerindeki suyun boşaltılmasına yardım etti. Su altında kalan Kozlu sahil yolunda sürücüler araçlarıyla güçlükle ilerledi.
FINDIK İŞÇİLERİNİN ZOR ANLARI
Alaplı ilçesinde de sağanak nedeniyle  mevsimlik fındık işçilerine ait çadırları su bastı.Doğu illerinden Alaplı'ya fındık toplamak için gelen yüzlerce  mevsimlik işçinin Dağ Köyü'nde kurdukları çadırlar, öğleden sonra etkili olan sağanak nedeniyle sular altında kaldı.
Mevsimlik işçiler, çadırlara giren yağmur sularını kazma ve küreklerle  kanal açarak tahliye etmeye çalıştı.
Mevsimlik işçilerden Seyit Han Türegel, AA muhabirine yaptığı  açıklamada, sağanak nedeniyle çadırlarını su bastığını ve mağdur olduklarını  söyledi.Türegel, "İlçede etkili olan yağış nedeniyle çadırların içi su ile  dolmaya başladı. Bütün eşyalarımız sular altında kaldı. Çadırın içine kanal  açtık, yağmur suyu gitsin diye ama bu da çözüm olmuyor. Ailemle birlikte çadırı  terk ederek, minibüse yerleştik." diye konuştu.Ömer Balta ise Dağ Köyü'nde mevsimlik işçilerin 150 çadırda  konakladığını anlatarak, "Çadırlar su altında kaldı. Alaplı Çayı kenarında  konaklayanlar var. Onların durumları daha kötü. Yetkilerden yardım bekliyoruz.  Çok zor durumda kaldık." ifadesini kullandı.
Kaynak Ajanslar


Malatya'da FETÖ/PDY operasyonu: 9 öğretmen gözaltında
Malatya'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 9 eski öğretmen gözaltına alındı.

Malatya'da FETÖ/PDY operasyonu: 9 öğretmen gözaltında

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, FETÖ/PDY'nin "Milli Eğitim  yapılanmasına" yönelik soruşturma kapsamında daha önce meslekten ihraç edilen 10  eski öğretmen hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince, şüphelilerin  adreslerine düzenlenen eş zamanlı operasyonda 9 kişi gözaltına alındı.Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler emniyete götürüldü.
Adresinde bulunamayan bir zanlının yakalanması için çalışmalar  sürüyor.
Kaynak  Vatan



ÖSYM Başkanı Ömer Demir istifa etti
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ömer Demir, "İlgili personelin kasıt taşımayan dikkatsizlikleri sonucu ortaya çıkan yerleştirme hatası nedeniyle ÖSYM'nin kurum olarak tartışılmasının önüne geçmek maksadıyla görevden ayrılma talebimi ilgili makama bugün itibarıyla sunmuş bulunmaktayım" dedi.

Profesör Ömer Demir.jpg

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ömer Demir, düzenlediği basın toplantısında, ÖSYM’nin sınav çeşitliliği, kendine özgü çalışma düzeni ve ayrıntılı biçimde tanımlanmış iş süreçleri bakımından dünyada benzeri bulunmayan bir kurum olduğunu ifade etti. Kurumun, üniversiteye girişten itibaren kariyer basamaklarında ilerlemek için gerekli niteliklerin ölçülmesinde, bireyler arasında fırsat eşitliğinin sağlanmasında, nesnellik ve adaletin sembolü olan en önemli kurumlardan biri olduğunu belirten Demir, "Bu yüzden ÖSYM sınavı ile bir hak elde etmek bireyler için bir övünç kaynağıdır." ifadesini kullandı. ÖSYM'nin 40 yılı aşkın tecrübesiyle soru hazırlamadan başlayarak sonuç ilanına kadar en ince ayrıntısına kadar iş süreçleri tanımlanmış, bilimsellik, tarafsızlık, zamanlılık, şeffaflık ve gizlilik esaslarına göre çalıştığına işaret eden Demir, "Farklı alanlarda gizlilik ve şeffaflığın birlikte hayata geçirildiği nadir kurumlardandır. Soru havuzuna katkıda bulunanların kimliği, hangi soruların hangi sınavlarda çıkacağı konularında alabildiğine gizlilik içinde çalışan ancak sınav süreçleri adayların uyacağı kurallar, her adaya tam ve eşit muamele yapıldığını gösterecek düzenleme ve işlemler bakımından da tümüyle şeffaf bir kurumdur. Bu yönüyle ülkemizin güven atfedilen kurumları sıralamasında ilk sırada yer alır." değerlendirmesinde bulundu. 
"ÖSYM, eskiden çok güvenilir bir kurumdu, şimdi ise... ile başlayan yorumlar nereden kaynaklanıyor?" diye soran Demir, "Hepimizin bildiği üzere güven sorunu 2010 KPSS sınavında, sınav sorularının dışarı sızması ile başlamıştır. Bu soru hırsızlığı, artık hepimizin çok yakından tanıdığı legal görünümlü illegal bir örgüt olan FETÖ'nün kuruma sızmasının bir sonucudur. Bu sızma, ülkemizin yargı, istihbarat, emniyet, askeriye, medya, iş dünyası, eğitim ve bürokrasiye çöken bir örgütün uzun yıllar süren sistematik faaliyetlerinin bir sonucudur." ifadelerini kullandı. Çok önceden başlayan ve kurumları adeta felce uğratan bu sinsi hareketin, 15 Temmuz'da darbe girişimiyle gerçek yüzünü gösterdiğini dile getiren Demir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği, halkın kahramanca direnişi sonucu bertaraf edilebildiğini vurguladı.
2010 yılında KPSS skandalı ortaya çıktığında YÖK Başkanvekili görevini yürüttüğünü hatırlatan Demir, şöyle devam etti:
"Kopya işlerini organize eden grubun FETÖ olduğunun ipuçlarını taşıyan delliler kendisine sunulan Cumhuriyet Savcısı şu an FETÖ mensubiyeti nedeniyle meslekten ihraç edilmiştir. Kuzunun kurda emanet edildiği bir süreç yaşanmıştır. Bu kopya skandalı, yaşadığımız ulusal felaketin ÖSYM'deki izdüşümüydü. Aslında sadece ÖSYM’nin değil diğer kurumların da bu felaketi yaşamış olduğunu, 15 Temmuz darbe girişimi tümüyle açığa çıkarmıştır.O günden beri ÖSYM’de FETÖ'cü organize suç örgütünün sistematik saldırısı dışında güven ve itibar kaybına yol açacak kurumsal bir zafiyet gözlemlemedim. Bunu, kurumlarımızın hatalarını ortaya koyarken başarılarını görmezlikten gelmememiz gerektiğine işaret etmek için söylüyorum."
Demir, bütün bu saldırılara rağmen ÖSYM'nin kendisini yenilen yapılandırdığını, teknolojik altyapı, iş süreçleri ve personel profili bakımından neredeyse tümüyle yenilendiğini ifade etti.Yeni iş süreçlerinde temel prensibin kişiye güven yerine süreçlere güvenin öne çıkarılması olduğunu belirten Demir, "ÖSYM çalışanlarının 'Kurumum bana güvenir ama güveni istismar edecek bir iş yaparsam bildiğim veya bilmediğim denetim süreçleri mutlaka beni deşifre eder' duygusuyla çalışmalarını sağlamaktır. Bunun da büyük oranda başarıldığını düşünüyorum. Oluşturulan bu yeni iş süreçleri, ne FETÖ ne de başka bir suç örgütünün ÖSYM içinde suç işlemesine fırsat vermeyecek biçimde tanımlanmıştır. Geçmişte yapılanların da gerek teknik analizi gerekse adli bilişim yoluyla tüm ayrıntıları ile ortaya çıkarılması için ilgili cumhuriyet savcılıklarıyla birlikte gereken tüm çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir." bilgilerini paylaştı. Ömer Demir, göreve başladığı 29 Mart 2015'ten sonra birçok işlem yapıldığını, bilişim altyapısının tamamen yenilendiğini, şifreleme sistemlerinin biyometrik hale getirildiğini, sınav koordinatörlerinden soru yazarı ve denetmenlerine kadar katkısı olanlarla ilgili incelemelerin yapıldığını, meslek personelinin yenilendiğini ve güçlendirildiğini aktardı. Kurum içinde FETÖ ile irtibatı olduğu düşünülen personelin tasfiyesi amacıyla da sıkı bir çalışma yürütüldüğünü dile getiren Demir, FETÖ ile irtibatlı olduğu değerlendirilen kişilerin kurumdan uzaklaştırılmasını öngören bir geçici maddenin 2016'da Meclis Genel Kuruluna sevk edildiğini söyledi.Meclis tatile girdiği için bu tasarı yasalaşmadan 15 Temmuz kalkışmasının gerçekleştiğini ve çıkarılan KHK’ların verdiği yetkiye dayanılarak daha önceden tespiti yapılan 41 personelin derhal kurumla irtibatı kesildiği için aralık ayında ilgili geçici maddenin yasalaştığını, söz konusu maddenin tasarıdan Genel Kuruldan çıkarıldığını anlattı.Bu süreçte aksaklıkların ortaya çıkmaması için özenli bir çalışma yürütülmesine rağmen zaman zaman istenmeyen bazı olaylar da gerçekleştiğini belirten Demir, bu olaylardan birinin 8 Ağustos 2017'de açıklanan ÖSYS yerleştirme sonuçlarında ortaya çıktığını hatırlattı.

Sınavsız geçiş kaldırıldığı için ÖSYS yerleştirmelerinde 64 ayrı alan ve alt dallardan olan meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarında ön lisans programlarını tercih etmeleri halinde bu yıldan itibaren ek puan verildiğini hatırlatan Demir, şöyle devam etti:
"Bu nedenle bu durumdaki adaylar için hem ek puanlı hem de sadece sınav puanını içeren ek puansız yerleştirme puanları hesaplanmaktadır. 2017 ÖSYS yerleştirmelerinde tüm meslek lisesi mezunu adaylar için bu iki puan hesaplaması yapılmıştır. 8 Ağustos 2017 tarihinde açıklanan 2017 ÖSYS yerleştirmelerinde, bu 64 alanın 2’sinin yerleştirme işlemlerinde (imam hatip lisesi ve sağlık astsubay hazırlama okulu mezunları) ek puanlı yerleştirme puanları yerine ek puansız yerleştirme puanlarının kullanıldığı 11 Ağustos 2017 tarihinde saat 17.00 dolayında kuruma yapılan itirazların incelenmesi sonucunda tespit edilmiştir.Aynı gün akşam durum sözlü ve yazılı olarak YÖK'e iletilmiş, güncelleme sonuçlarının elektronik kayıt işlemlerine yansıtılması sağlanmış, 12 Ağustos Cumartesi günü de durumdan etkilenen tüm adayların telefonlarına mesaj gönderilmiş ve tüm adaylar tek tek telefonla aranarak durum anlatılmış ve kendilerinden özür dilenmiştir.Bu durum, 12 Ağustos 2017 tarihinde saat 11.00’de de ÖSYM'nin resmi internet sayfasından kamuoyuna duyurulmuştur. Durumu ayrıntılı incelemek üzere bir incelemeci de görevlendirilmiştir."

GÜNCELLEME İSTATİSTİKLERİ
Ömer Demir, tercih yapan 994 bin 766 adaydan 4 bin 237'sinin bu güncellemeden etkilendiğinin görüldüğünü bildirdi.Demir, güncellemeler nedeniyle ortaya çıkan istatistikleri şöyle açıkladı:
"Yerleştiği programı değişen bin 110 adayın dağılımı imam hatip lisesi 329 kişi, lise mezunu 511 kişi, meslek lisesi mezunu 270 kişi. Daha önce yerleştiği halde güncelleme sonucu yerleşemeyen imam hatip lisesi mezunları 9, lise mezunu bin 76, meslek lisesi mezunları 414 olmak üzere toplam bin 499 kişi. Daha önce yerleşmediği halde güncelleme sonucu yerleşen imam hatip lisesi mezunları bin 616, lise mezunu 3, meslek lisesi mezunu 9 olmak üzere toplam bin 628 kişi."Güncelleme sonucu bin 628 adayın, ek puanı nedeniyle daha önce bir programa yerleşmemişken yerleşir duruma geldiğini kaydeden Demir, bin 499 adayın ise yeni durumda herhangi bir programa puanı yetmediğinden herhangi bir yere yerleşemediğini belirtti. Daha önce yerleştiği halde güncelleme sonrası yerleşme dışı kalan bin 499 kişinin güncelleme öncesi yerleştikleri programlara ilişkin de bilgiler paylaşan Demir, buna göre bin 312 adayın Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi ön lisans 158 kişinin Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi ön lisans 29 kişinin diğer ön lisans programlarında olduğunu kaydetti. 

"BİR ÖZRÜN, HATASIZ BİR İŞLEMİN YERİNE GEÇMEYECEĞİNİN DE FARKINDAYIZ"
Ömer Demir, inceleme sonucu ortaya çıkan ön değerlendirmede hatanın, yerleştirme işlemlerini bu yıl ilk kez yapan görece yeni bir ekip tarafından yapılması ve aynı kişiler üzerindeki yoğun iş yükünden kaynaklandığı sonucuna varıldığını bildirdi.Benzer hataların ortaya çıkmaması için nelerin yapılabileceği ve ilave hangi tedbirlerin alınabileceğinin de değerlendirildiğini belirten Demir, şunları kaydetti:
"Ancak bir özrün hatasız bir işlemin yerine geçmeyeceğinin de farkındayız. Başka ne yapmalıyız? Yapacağımız her şey, bu kuruma olan güveni pekiştirecek nitelikte olmalıdır. Yöneticilerin birlikte çalıştığı mesai arkadaşlarının başarıları ile övündükleri gibi hatalarının sorumluluğunu da üstlenmeleri gerektiği, kurum yöneticilerinin en önemli görevlerinden birinin sorumlu oldukları kurumlarının itibarını korumak olduğu, bu koruma görevinin bazı durumlarda kurumdan ayrılarak da yerine getirileceği düşüncesindeyim. Bu düşünce doğrultusunda ilgili personelin kasıt taşımayan dikkatsizlikleri sonucu ortaya çıkan yerleştirme hatası nedeniyle ÖSYM'nin kurum olarak tartışılmasının önüne geçmek maksadıyla görevden ayrılma talebimi ilgili makama bugün itibarıyla sunmuş bulunmaktayım. Temennim, bu ayrılışın benzer durumların ortaya çıkmamasına katkı sağlamasıdır. 
Kurumların hata yapmaması esastır. Hata yapıldığında da bunu kabullenip hızlıca gereğini yapmaları en doğal beklentidir. Hata yapılıp yapılmadığının tespiti de şeffaflık düzeyi ile yakından ilişkilidir. Her hatanın sonrasında yöneticilere istifa çağrısı yapılmasının, kurumların şeffaflık eğilimini olumlu yönde etkilemeyeceği, bunun da hesap verilebilirlik bakımından beklenenin tam tersi sonuçlar verebileceği ihtimalinin yabana atılmaması gerektiği görüşümü bu vesile ile kamuoyunun takdirine arz etmek isterim. Bize güvenip göreve gelmemiz için Cumhurbaşkanımıza öneren YÖK yönetimine ve uygun görüp atayan Cumhurbaşkanımıza teveccühlerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım. Yaklaşık 2,5 yıl boyunca bize her türlü desteği sağlayan başta YÖK olmak üzere tüm diğer paydaş kurum yöneticilerine, kararlarıyla ÖSYM'ye yön veren değerli yönetim kurulu üyelerimize, gösterdikleri disiplin, gayret ve fedakarlıktan dolayı tüm mesai arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum."
Ömer Demir, istifa dilekçesine ilişkin kendisine dönüş olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine, "İstifamı verdim, ilgili makamların takdirine sundum sonucunu bekleyeceğim." diye yanıtladı.
AA,Ntv



Cumhurbaşkanı Erdoğan Denizli'de partililere seslendi

Denizli'de Ak Parti İl Danışma Meclisi toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Almanya'daki vatandaşlarımıza hatırlatma yapıyorum. Almanya'daki seçimlerde birilerine ders vereceksiniz. Bunlar Türkiye aleyhine kampanya yürüttüler. Bunlara orada en güzel dersi vermelisiniz. Sen oyunu Türkiye'ye düşmanlık yapmayanlara ver" dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Cesur' köpek için otobüsten indi

Erdoğan'ın açıklamalarından önemli başlıklar;

-Kılıçdaroğlu kalkmış adalet yürüyüşü yapıyor. Sen önce İzmir'deki işçilere adalet götür. Het gidi Kılıçdaroğlu sen aynaya bak aynaya.

'BİLSELER OYLAR DAHA ÇOK OLURDU'
-AK Parti teşkilatlarının yapılan hizmletleri anlatması gerekir. Zannetmeyin ki, herkes bunları biliyor. Bilseler aldığımız oylar daha çok olurdu.
-Türkiye yol ayrımındadır. Birileri israrla eski Türkiye'ye yöneltmek istiyor. Biz ise milletimizle birlikte tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz.

ALMANYA'YA TEPKİ
Son zamanlarda Almanya rahat durdu mu? Hollanda durdu mu? Hepsi Türkiye ve AK Parti aleyhinde propahanda yaptılar. Ve hayır kampanyasına destek verdiler. Benim Almanya'ya girmemi kabullenemdiler. Bakanlarımızın Almanya'ya girmesi hazmedemediler.

'SEN KİMSİN Kİ...'
Almanya'da vatandaşlarımıza hatırlatma yapıyorum. Almanya'daki seçimlerde birilerine ders vereceksiniz. Bunlar Türkiye aleyhine kampanya yürüttüler. Bunlara orada en güzel dersi vermelisiniz. Sen oyunu Türkiye'ye düşmanlık yapmayanlara ver.Bir de Dışişleri Bakanları var. Evlere şenlik. Sen kimsin ki, Türkiye Cumhurbaşkanı ile konuşuyorsun. Kalkmış bize siyasi ders vermeye çalışıyor.

VAH ZAVALLILAR
Neymiş bize kapıları kapatacaklarmış. Buradaki kapılar bize yetiyor. Biz düşman çoğaltmanın değil azaltmanın dostları çoğaltmanın gayreti içerisindeyiz. Karşımızdakiler bize böyle yapıyorsa ne yapacağız? Biz de gereği neyse onu yaparız bu iş böyle. Bazıları bizim tarihimizin 1 asır önce başladığını sanıyor. Vah zavallılar. Bugün nereye giderseniz gidin ecdadımızın hürmetle yad edilen hatıraları ile karşılaşırsınız.

TÜRKİYE DÜŞMANLARI PUSUDA YATIYOR
Şimdi önümüzde yeni bir imtihan var. Hem 2019 seçimleri hem de o tarihe kadar yapmamız gerekenler ülkemizin gelecek asrını şekillendirecek öneme sahiptir. Çünkü öyle bir mücadelenin içerisinden geçiyoruz ki ne ekonomide ne güvenlik de ne uluslararası ilişkilerde hiçbir şeyi yarım bırakamayız. 15 Temmuz'da hep birlikte bir şey gördük. Ülkemizin düşmanları hem içerde hem dışarda pusuda bekliyor. en küçük bir zafiyetimizde üzerimize çullanma fırsatını Allah'ın izni ile vermeyeceğiz. Biz zayıf düşersek Türkiye de zayıf düşer. Biz çok çalışır çok üretir çok terlersek Türkiye de o derece güçlü olur.

'KİMSE RAHATSIZ OLMASIN'
Reforma önce kendimizden başlayacağız. Tüm şartlar aynı kalırsa yeni sonuçlar doğmaz. Buna ihtiyacımız var. Kimse bundan rahatsız olmasın. Biz bu partiyi kurarken zaten adalet kavramı üzerine kurduk. Sen o yürüyüşü yaptıysan AK Parti iktidarına dua et. Mitingini de yaptın. Sana bu imkanı sağlayan AK Parti iktidarıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Cesur' köpek için otobüsten indi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli'de kendisini karşılayan çocuklara oyuncak ve satranç takımı dağıttı. Erdoğan, referandumdan önceki ziyaretinde görüp sevdiği ‘Cesur’ isimli köpeği otobüsten inip tekrar sevdi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Denizli Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin kızı Fatma Zeybekci’nin düğün törenine katılmak üzere Denizli’ye geldi. Valilik ziyaretinin ardından toplantıya katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı otobüsüne binen Erdoğan, ’Cemilem’ müziği eşliğinde yıl kenarında kendisini karşılayan vatandaşları selamladı, çocuklara oyuncak ve satranç takımı dağıttı. Vatandaşların isteklerini içeren notları da alan Erdoğan’ın ziyaretinde zaman zaman izdiham yaşandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandum sürecinde 24 Mart’ta geldiği Denizli’de Çamlık Caddesi üzerinde 33 yaşındaki Müge Ağkuş Kahraman’ın Retiver cinsi 5 yaşındaki 'Cesur' isimli köpeği görünce otobüsten indi. Kısa süreli köpeğin başını ve sırtını okşayan Erdoğan, Kahraman'ın isteklerini dinledikten sonra otobüse bindi.



17 Ağustos Depremi'nde hayatını kaybedenler anılıyor
17 Ağustos Depremi'nin üzerinden tam 18 yıl geçti. 17 bin 480 insan hayatını kaybettiği Depremde hayatını kaybedenler, felaketin 18. yıldönümünde anılıyor.

17 Ağustos 1999 18 yıl önce 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03:02'de yaşanan büyük deprem felaketinde
hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına sabır diliyoruz.
www.brisin.tr.gg web ailesi

17 Ağustos Depremi'nde hayatını kaybedenler anılıyor

Bugün 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 18'inci yıldönümü. Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depremdehayatını kaybedenler törenler ve dualar ile anılacak.Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedilen deprem sonrası resmi raporlara göre 17 bin 480 kişi öldü, 23 bin 781 kişi yaralandı ve 505 kişi de sakat kaldı. Büyük can ve mal kaybına neden olan depremde 285 bin 211 ev ile 42 bin 902 iş yeri büyük hasar gördü. Türkiye tarihini derinden etkileyen ‘'Marmara Depremi"nde hayatını kaybedenler için her yıl anma etkinlikleri düzenleniyor.
17 Ağustos 1999'da tüm Türkiye yasa boğuldu. Yerel saatle 03:02'de merkez üssü Gölcük olan 7.6 şiddetindeki bir deprem tüm Türkiye'yi uykusunda yakaladı. 

O duyguları tekrar yaşamak çok kötü bir şey"
Törene katılan vatandaşlardan Bilgen Bişmiş, gazetecilere yaptığı  açıklamada, deprem sırasında hastanede olduğunu söyledi.Depremde yeğeni ve kuzeni ile eşlerinin yanı sıra kuzeninin çocuğunu  kaybettiğini belirten Bişmiş, şöyle konuştu:"Doğum yapmıştım. O duyguları tekrar yaşamak çok kötü bir şey. Gece  saat 03.00 gibiydi. Çocuğumu yanıma aldım. Önce hafif bir sarsıntı oldu. Ardından  şiddetli bir sarsıntı oldu. O anda odamda çok aydınlık bir ışık gördüm.  Aydınlıkla çocuğumu aldım ve yeğenim de vardı. Onları alıp çıktım. Yer sanki  kalktı. O duyguları sanki şu anda yaşıyorum. Rabbim bir daha göstermesin o  günleri."evladımı ve eşimi kaybettim"

45 saniye süren Gölcük depremi sadece Kocaelinde değil, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir bölgede ve Marmara'da hissedildi. Resmi bilgilere göre 17.480 kişi öldü, 23.781 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı, 285.211 ev, 42.902 işyeri hasar gördü. 2010 yılında yayınlanan Meclis Araştırması Raporu'nda ölen kişi sayısı sayısı 18.373 olarak güncellenmiştir.Resmi olmayan bilgiler ise çok daha şaşırtıcıydı. Resmi olmayan bilgilere göre 50.000'e yakın kişi öldü, 100.000'e de yakın kişi yaralandı.Depremin Türkiye'nin sanayi bölgesi olan Marmara bölgesinde gerçekleşmesi Türk ekonomisini bir hayli zorlamıştır. Gölcük depreminden sonra Türkiye'ye toplamda 52 ülke yardım etmiştir: Japonya, Belçika, İsrail, Azerbaycan, Bangladeş, KKTC, Kıbrıs Rum Kesimi, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fas, Cezayir, Almanya, İtalya, Pakistan, Ürdün, Fransa, Rusya, İngiltere, Mısır, Yunanistan, Gürcistan, İsveç, Macaristan, Malezya, Finlandiya, Amerika Birleşik Devletleri bu ülkelerden bazılarıdır.

İllere göre ölen kişi sayısı:
Bolu: 270
Bursa: 268
Eskişehir: 86
İstanbul: 981
Kocaeli: 9.477
Sakarya: 3.891
Yalova: 2.504
Zonguldak: 3

Gölcük Depremi İle İlgili Komplo Teorileri
Gölcük depremi ile ilgili korkunç bir komplo teorisi vardır. Bu komplo teorisi şunu iddia eder: "Gölcük Depremi bir HAARP saldırısıdır. HAARP ilk defa "Gölcük Depremi"nde denenmiştir.
Türkiye Eski Başbakanı Bülent Ecevit depremin bir komplo olabileceğini düşünüp araştırılmasını istemişti. Bunu Ecevit rahmetli olduktan sonra bir Tv Programına katılan Afete Hazırlık ve Deprem Derneği Başkanı Ahmet Mete Işıkara açıklamıştır. Deprem sonrası arayıp araştırmasını istemiştir. Depremden önce ve sonra gelişen bir kaç enteresan olay da depremin normal bir deprem olmadığı düşüncemizi sağlamlaştırıyor.
Depremden önce denizde büyük bir ateştopu ortaya çıkmış. Bunu depremden sonra birçok balıkçı doğrulamıştır ve birçok görgü tanığı vardır. Bunun dışında HAARP'ın en büyük belirtisi olan gökyüzü renginin değişmesi de depremden önce herkesin ilgisini çeken bir olaydı.  Depremin beklenenden uzun sürmesi, telefonların çalışmaması bunlar hep şüphe uyandıran olaylardır.  HAARP ortaya çıkmadan önce bazı belirtiler gösterir. Yani burada tam tersi "Bela geliyorum der"
Komplo Teorisyenlerine göre, Gölcük depremi sırasında yaşanan ve acaba deprem bir HAARP saldırısı mı dedirten "tesadüfler":
Deprem günü Gölcük'de basit bir devir teslim töreninde ABD'li ve Israil'li üst düzey komutanların oluşu,
Deniz üssünde hiç bir Türk subaya giriş izni verilmeyen bir ABD deniz altısının oluşu, 
Olay daha dünya basınına yansımamışken İsrail'lilerin yardım çalışmalarına başlamış olması,
Depremden önce denizde büyük bir ateş topu ortaya çıkması, 
Gökyüzü renginin değişmesi,
Depremin beklenenden uzun sürmesi, 
Telefonların çalışmaması.

17 AĞUSTOS DEPREMİ'NDE YARGI VE CEZALAR
Yapım hatalarından dolayı çöken binaların müteahhitlerine, yaklaşık 2100 dava açılmıştır. Yaşanan onca acıların sonucunda bu davaların 1800'ü hukuki boşluklardan dolayı cezasız sonuçlanmıştır. Geriye kalan 300 davanın 110 kadarında ceza verilmiş, bir çoğu ertelenerek 7.5 yıllık zaman aşımı süreleri dolduğu için zaman aşımına uğramış ve düşmüştür.

Düzce Ersoy Apartmanı: 36 kişi öldü, dava zaman aşımına uğradı.
Düzce Ömür Hastanesi: 11 kişi öldü, dava zaman aşımına uğradı.
Yalova Ceylankent Sitesi: 98 kişi öldü, 2 sanığa verilen hapis cezaları ertelendi.
Kocaeli Ubay Apartmanı: 58 kişi öldü, müteahhit hakkında verilen ceza ertelendi.
Yüksel Sitesi: 316 kişi öldü, 5 sanığa verilen çeşitli cezalar ertelendi.
Can Göçer ve Zafer Çoşkun: Veli Göçer'in oğluyla ortağı yakalanamadığı için haklarındaki dava zaman aşımına girdi.
Sakarya: 695 davadan 5 kişiye ceza çıktı.
Kocaeli: 600 dava açıldı, 12 kişi 10'ar ay hapis cezası aldı.6'sının cezası infaz edildi, 6'sı için süre istendi.
Yalova: 173 dava açıldı, hemen hemen tamamı sonuçlandı. Ceza aldığı bilinen tek isim Veli Göçer 18 yıl 9 ay hapse mahkûm edildi.
Düzce: Yaklaşık 220 dava açıldığı sanılıyor. Yargılamaların sonucunda hiç kimse cezaevine girmedi.



Denizli’de ByLock operasyonu: 18 gözaltı
Denizli'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına yönelik operasyonlar çerçevesinde örgütün haberleşme sistemi ‘Bylock'u kullandığı iddia edilen 18 kişi gözaltına alındı.

Denizli’de ByLock operasyonu: 18 gözaltı

Denizli'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına yönelik operasyonlar çerçevesinde örgütün haberleşme sistemi ‘Bylock'u kullandığı iddia edilen 18 kişi gözaltına alındı.Edinilen bilgiye göre, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 21 kişi hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Denizli Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından Denizli merkez, Buldan ve Güney ilçelerinde ortaklaşa düzenlenen operasyonlarda ‘Bylock' kullandıkları tespit edilen 21 kişiden 18'i gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler arasında Denizli Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, müftülük ve belediye çalışanlarının olduğu öğrenildi. Ev ve iş yerlerinde arama yapılan zanlılar, sağlık kontrollerinin ardından ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü. Hakkında gözaltı kararı verilen 3 kişiyi yakalama çalışması sürüyor.


Zıpkınla balık avlamaya girdiği denizde öldü
Antalya'da denizde zıpkınla balık avlarken kaybolan 22 yaşındaki Yusuf Uysal'ın cesedine ulaşıldı.

zipkinla-balik-avlamaya-ciktigi-denizde-oldu.jpg

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde denizde zıpkınla balık avlarken kaybolan kişinin cesedine ulaşıldı.
Güney Mahallesi Uzunkum mevkisinden zıpkınla balık avlamak amacıyla denize giren Yusuf Uysal'ın
(22) sudan çıkmaması üzerine yakınları, durumu yetkililere bildirdi.
Sahil güvenlik ekiplerince başlatılan arama çalışmasına katılan dalgıçlar, kıyıdan bir kilometre uzakta,
Uysal'ın 25 metre derinlikteki cansız bedenine ulaştı.
Gazipaşa Limanı'na getirilen gencin cenazesi, Antalya Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.



Telsizdeki hain belirlendi
15 Temmuz gecesi polisin telsizini gasp ederek İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan'la görüşen darbecinin Kuleli Askeri Lisesi'nden 2. Tabur Komutanı Turgay Ödemiş olduğu belirlendi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü iddianamesinde yer alan detaylara göre, Anadolu'dan Avrupa'ya geçiş istikametini kapatma ve köprüyü kontrol altına alma görevini üstlenen Kuleli Askeri Lisesi Komutanlığı 2. Tabur Komutanı eski Yarbay Turgay Ödemiş ve Binbaşı Ahmet Taştan, saat 23.24'te Avrupa'dan Asya'ya ters istikamette seyir halinde olan ve İstanbul Valiliği Özel kalem Müdürlüğü'nde görevli polisler Şafak Kurul ve Ferit Bozkurt durdurup ikiliyi derderst ederek kelepçe taktı. Koruma polislerinin beylik tabancalarına da el koyan darbeci hainler, Bozkurt'un el telsizini de aldı.Bir süre sonra köprüye gelen İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, kent genelindeki polislere hitap ederken bir darbeci komutan araya girmiş, ancak Çalışkan kendisine talimat vermeye kalkan haine " Satılmış köpek. Sen kimin köpeğisin" diyerek çıkışmıştı.
ADLİ BİLİŞİM DAİRESİ İNCELEDİ
15 Temmuz sonrası, o sırada köprüde bulunan Binbaşı Ahmet Taştan, Yarbay Turgay Ödemiş, Binbaşı Gazi Odacı ve Yüzbaşı Sabri Gür'ün karşılaştırmaya elverişli ses örnekleri alındı.
Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi'nden alınan 10.07.2017 tarih ve 2017/62466 sayılı rapora göre, telsiz hattına girerek konuşma yapan kişinin Turgay Ödemiş olduğu anlaşıldı. İşte o gece yaşanan telsiz konuşmasının bir bölümü:
- Vatan Emniyet Haber Merkezi: Emirlerinizi dinliyorum efendim.
- Mustafa Çalışkan: Bütün arkadaşlarıma hitap ediyorum. Biraz önce Çengelköy Karakolu'na gelip, polislerimizi zorlayanları vatandaşlarımız kovaladı.Hiçbir arkadaşımız bulunduğu yeri terk etmeyecek. Gereksiz ateş etmeyecek.
- Yarbay Turgay Ödemiş araya girerek) Yalan söylüyorsun.
- Vatan Emniyet Haber Merkezi: Tüm birimlerimiz müdürümüzün emirleri doğrultusunda hareket edecek.
- Yarbay Turgay Ödemiş: Anlaşıldı yalancılar. Eğer bütün Silahlı Kuvvetler'in bünyesinde olmasaydı bu hareket, denizde hücumbotlar, havada uçaklar olmazdı. Kendinizi daha fazla kandırmayın.- Çalışkan: Konuşan kardeşim, sen Türk insanının, Türk polisinin kanını mı akıtacaksın?- Yarbay Turgay Ödemiş: Hayır, belki senin gibi gerizekalılar belki korkar da aklı başına gelir, onu sağlayacak.- Çalışkan: Telsizi meşgul etme. Satılmış köpek, kimin köpeğisin...
'ÇAKMA UNSURLARA CEVAP VERMEYİN'
O gece köprüye giderek darbecilerin üstüne yürüyen İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, bir polisin telsizini gasp ederek kendisiyle konuşan darbeci Yarbay Ödemiş'e çıkıştıktan sonra emniyet güçlerine "TSK'nın çakma unsurlarına cevap vermeyin. Görevinizi yapın" diye seslenmişti.

 


Artvin'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sevgi seli
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sarp Gümrük Kapısı'nda incelemelerde bulundu.

Artvin'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sevgi seli

Güneysu'daki ikametinden ayrılarak helikopterle Hopa ilçesi Kopmuş mevkisine giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı burada Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Artvin Valisi Ömer Doğanay ve çok sayıda vatandaş karşıladı.
İNŞAATI İNCELEDİ
Daha sonra Sarp Gümrük Kapısı'na karayoluyla geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gümrük kapısının yeniden yapılandırılması inşaatına ilişkin incelemelerde bulundu.
HATIRA FOTOĞRAFI
İnşaat sahasını gezerek yetkililerden çalışmalar hakkında bilgi alan Erdoğan'a basına kapalı gerçekleşen incelemesi sırasında Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Rize Valisi Erdoğan Bektaş ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da eşlik etti.
İncelemelerinin ardından karayoluyla gümrük kapısından ayrılan Erdoğan, Kemalpaşa beldesinde kendisini bekleyen vatandaşlarla aracından inerek sohbet etti ve hatıra fotoğrafı çektirdi.
SİGARAYI BIRAKTIRDI
Erdoğan, helikoptere binmek üzere geldiği Kopmuş mevkisi civarında da yine aracından inerek vatandaşlarla sohbet etti ve bir vatandaşın cebindeki sigara paketini aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra incelemelerde bulunmak üzere helikopterle Ovit Tüneli’ne hareket etti.


İstanbullular gece sahil kenarlarına akın etti
Sıcak hava ve nemden bunalan İstanbullular serinlemek için gece saatlerinde sahil kenarlarına ve piknik alanlarına akın etti.

İstanbullular gece sahil kenarlarına akın etti

İstanbul'da gündüz saatlerinde etkili olan sıcak hava gece saatlerinde de etkisini sürdürdü. Sıcak hava ve nemden bunalan İstanbullular kendilerini dışarı atarak soluğu sahil kenarların ve piknik alanlarında aldı. Kimileri balık tutarken, kimileri İstanbul Boğazı'nın serin sularına atladı. Gündüz evlerinde bunalan ailelerin ise çocuklarıyla birlikle yürüyüşe çıktığı görüldü. Gün boyu sıcak ve nem nedeniyle evlerinden çıkamayan çocuklar aileleriyle dışarı çıkmanın tadını çıkararak gönüllerince eğlendi.

İstanbul Boğazı'nın serin sularında mutlu olduğunu ifade eden bir vatandaş, "Bu nemli havada gayet mutluyuz. Arkadaşlarla birlikte keyfini çıkarıyoruz. Su gayet güzel, sizlerin de denemenizi tavsiye ederim" şeklinde konuştu.

Sıcaklardan bunalarak soluğu Emirgan Sahili'nde aldığını belirten bir başka vatandaş ise "Serinlemek için geliyoruz. Emirgan bizim plajımız. Herkes burada yüzüyor. Su çok serin, insanı rahatlatıyor. İşten bunaldık, sıcaktan bunaldık. Bizde soluğu burada aldık. Burası bizim kaçamak noktamız" ifadelerini kullandı.

Birçok vatandaş ise sahil kenarlarındaki piknik alanlarına akın etti. Buralarda mangal yakan vatandaşlar aileleriyle bir nebze olsun nemli havanın etkisinden kurtulmaya çalışıştı. Ailesiyle birlikte Balat Sahili'ne gelerek piknik yapan Yaşar Çapar, " Biz sahil kısımda değil de biraz daha iç kısımda oturuyoruz. İçerlerde duracak gibi değil. Çok sıcak. Nefes alamıyoruz. Ağustos ayının en sıcak günlerini yaşıyoruz. Geldik böyle sahile serinleyelim. Ailece geldik buraya mangalımızı da yaptık. Yemeğimizi yedik şimdi de çayımızı içiyoruz. Birazdan meyvemizi yiyeceğiz. İlerleyen saatlerde dondurmamızı yedikten sonra gece geç saatlerde evimize gideceğiz. Yarın işimiz var. Böylece haftanın yorgunluğunu attık. Koşturmaca pazartesiden itibaren başlayacak. Yağmurların yağmasını bekliyoruz. Sıcaktan bu sene çok çektik. Evlerde durulacak gibi değil" dedi.

Kaynak (Oğuzcan Yazar - Selim Bayraktar/İHA)


Hakan’ın ölümü intihar çıktı
En son şiddet içeren Metin2 oyununu oynadığı belirlenen ve bilgisayar başında boynunda sargı beziyle ölü bulunan 13 yaşındaki Hakan’ın intihar ettiği anlaşıldı. İlk tespitler çocuğun intiharını ortaya koyarken, aile ‘cinayet’ iddiasını sürdürüyor. Uzmanlar ise bir çetenin çocuğu intihara yönlendirmiş olabileceği görüşünde.

metin 2 intihara götürmüş ile ilgili görsel sonucu


İstanbul Esenyurt’ta bilgisayarının başında ölü bulunan ve son olarak şiddet içeren Metin2 adlı oyunu oynadığı öğrenilen 13 yaşındaki Hakan Ekinci’nin intihar ettiği belirlendi. 13 yaşındaki ortaokul 3. sınıf öğrencisi Hakan’ın ölümünü Habertürk, Erzurum’da 2009’da öldürülen Musa Kang’ın ölümüne de dikkat çekerek “Sabıkalı oyunda 2. çocuk ölümü” başlığıyla dün manşetine taşıdı. Ailesi ısrarla “cinayet” olduğunu iddia etse de soruşturmada elde edilen ilk bulgular, sabıkalı oyun Metin2’yi gösterdi. Adli Tıp Kurumu’nın ilk raporuna göre, Hakan’ın ön otopsi raporundaki ilk bulgulara göre ölümü intihar. Yapılan detaylı incelemede, çocuğun vücudunda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanılmadı. İntihar nedeni ise boynuna doladığı elastik bandajın sıkılması sonucu nefessiz kalması. Ailesinin sargı bezi olarak belirttiği bezin, yaralamalarda kullanılan elastik bandaj olduğu da belirlendi.
Gazete Habertürk'ten Müslim Sarıyar'ın haberine göre çocuğun ölümüyle ilgili detaylı raporun hazırlanmasından sonra, olayın intihar olduğunu belirten raporun soruşturmayı yürüten Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’na gönderileceği öğrenildi.
ARKADAŞLARININ İFADESİ ALINACAK
Polis çocuğun intiharını tüm detaylarıyla araştırırken, olaydan sonra el konulan bilgisayarındaki incelemeler de sürüyor. Polisin Hakan’ın arkadaşlarının da ifadesine başvuracağı belirtildi. Yakınlarının “Temizlenmiş” dediği Hakan’ın bilgisayarından elde edilecek bilgilerle üçüncü kişilere ya da bir çeteye ulaşılabileceği de ifade ediliyor. Polis, Hakan’ı intihara bir çetenin sürüklemiş olabileceğini değerlendiriyor.
SATIR, KILIÇ, PALA NE ARARSAN VAR
Hakan'ın intihar ettiğinin kesinlik kazanması, gözleri şiddet içeren Metin2’ye çevirdi. Çocuklarda bağımlılık ve şiddete yol açtığı gerekçesiyle tepki alan, geçen yıl Antalya Valiliği’nce 15 yaşından küçüklere yasaklanan Metin2, 2009’da yine 13 yaşındaki ‘minik hacker’ Metin Kang’ın öldürülmesiyle gündeme geldi. 2005’te Kore’de tasarlanan Metin2’yi oynayabilmek için sitesine girip üye kaydı yaptırmak gerekiyor. Oyuncular, oyundaki ejder tanrısıyla dünyada huzuru ve adaleti sağlamaya çalışıyor. Bunu yaparken savaşlar oluyor, şiddet dozu artıyor. Oyunda satır, kılıç, pala, balta gibi kesici, delici silahlarla yapılan savaş görüntülerinin yanı sıra insanların vahşi hayvanlar tarafından parçalanarak etlerinin yenildiği görüntüler de yer alıyor. Oyuncu, güçlenmek için parayla karakterler satın alıyor.
BABA : BU OYUNDAN HABERİMİZ VARDI
Esenyurt İstiklal Mahallesi Köknar Sokak’taki evde 25 Temmuz’da yaşanan olayın ardından ertesi gün çocuklarını toprağa veren aile ise cinayet iddiasını sürdürdü.
Baba Mehmet Ekinci, “Bütün hayali doktor olmaktı, oyun yüzünden kendisine ya da başkasına zarar verebileceğini düşünmüyoruz” derken, şunları söyledi: “Boynuna elastik sargıyı sarıp yan tarafa düğüm atmışlar. O şekilde bulundu oğlum. Kesinlikle oğlumuzun internet üzerinden bir oyun yüzünden kendisine ve başkasına zarar verebileceğinive ya intihar edebileceğini düşünmüyoruz. Böyle bir oyun oynadığından haberimiz vardı. Haşır neşir oynadığı bir oyun değildi. Diyelim ki biraz canı sıkılınca bırakır çıkardı oyundan.”
Anne Gülizar Ekinci ise “Binanın içine giren-çıkan yok. Belirli bir saatte çocuğumun eve girdiği söyleniyor. Onların hiçbiri birbirini tutmuyor. Ağabeyi eve geldiğinde tek sandalye varmış. Ama cenazesi bulunduğunda bilgisayarın yanında 2 sandalye varmış” diye konuştu.
HT Cumartesi oyun yazarı İlker KARAŞ: Çeteye bulaşmış olabilir
“Aileler genel olarak bu konuya dikkat etmiyor. ‘Çocuğum evde olsun da ne oluyorsa olsun’ gözüyle bakıyorlar. Çocuk, oyunlar aracılığıyla birçok insanla iletişime geçiyor. Orada bir borç alma borç verme durumu, ya da küfürleşme olmuş olabilir. Ya da oyundaki bir kişiyi eve davet etmiştir, aralarında sorun olmuş olabilir. Direkt oyundan değil de oyun üzerinden iletişime geçtiği başka kişilerle yaşadığı problemler yüzünden bir etkide kalmış olabilir. Oyunun görselliğini, kurgusunu çocuk gerçek zannetmiş olabilir. İntihara sürükleyen travma şantajla ilgili olabilir. Çocuk aileye şikâyet edilme durumuyla karşı karşıya kalmışsa bu sorunu çözemeyeceği için bunalıma sürüklenme durumu da var. Oyunun kendisi yüzünden intihar etmiş olamaz. Çocuğun çeteye bulaşma ihtimali de söz konusu. Çeteye bulaşmış olabilir. Bireysel olarak çocuğun tek başına yapmış olabileceği bir şey olamaz.”



Jeff Bezos'un Liderliği 8 Saat Sürdü!
Uzun süre dünyanın en zengin insanı olma unvanını sürdüren Bill Gates'i geride bırakarak bu koltuğun sahibi olan Jeff Bezos'un liderliği uzun sürmedi. 8 saat sonra dünyanın en zengin ismi tekrar Bill Gates oldu.

Jeff Bezosun Liderliği 8 Saat Sürdü!

Dün akşama doğru tüm dünyada flaş bir duyuru yapılmış ve dünyanın en zengin insanı unvanının yeni sahibinin Jeff Bezos olduğu açıklanmıştı. Dün New York borsasının açılmasıyla Amazon’un hisseleri %1.6 prim yapmış ve Bezos’un serveti 90,2 milyar dolara ulaşmıştı. Microsoft’un kurucusu Bill Gates ise 90 milyar dolar servetiyle ikinci sıraya düşmüştü.Fakat sonraki gün (yani bugün) New York borsasının kapanmasıyla Amazon’un hisseleri %3,2 değer kaybetti ve Bezos bu gelişmeyle birlikte ‘dünyanın en zengin insanı’ unvanını yalnızca 8 saat koruyabilmiş oldu. Şu an Forbes’un ‘Gerçek Zamanlı Dünyanın Milyarderleri Listesi’ne baktığımızda Bezos’un serveti 88,7 milyar dolar olarak görünürken Gates ise 89,8 milyar dolar ile tekrar ilk sırada yer aldı.,Amazon’un bir günde bu kadar agresif bir değer kaybı yaşamasına sebep olarak firmanın net karındaki sert düşüşün etkili olduğu söyleniyor. Şirket tarafından yapılan açıklamada bu yılın ikinci çeyreğindeki net kar, geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre %77 azalarak 197 milyon dolara gerilemiş. Geçtiğimiz yıl nisan-haziran döneminde elde edilen net kar 857 milyon dolardı.


Sensin Tehlikeli Forbes
ABD’nin önde gelen dergilerinden Forbes, Türkiye’yi kadınlar için en tehlikeli 10 yer arasında gösterdi.



Derginin yaptığı sıralamada Türkiye 9’uncu sırada yer alırken, ilk sırada Mısır bulunuyor. Onu ise Fas, Jamaika, Hindistan, Peru, Bahama Adaları, Kolombiya, Ekvador ve Guatemala takip ediyor.
Dergi, Türkiye’nin kadınlar için neden tehlikeli olduğunu “Geçen yıl yaşanan yoğun siyasal istikrarsızlığın ardından gazeteciler ve muhalifler kayboldu” ifadeleriyle anlattı.
Türkiye’ye gelecek kadınlar için ‘güvenlik’ önerilerini de sıralayan dergi, kadınlara saldırının yaygın olduğunu ve dikkatli olmaları, yanlarında başörtüsü bulundurmaları, hamamlara sadece kadınlara özel günde gitmeleri, ana arterlerden iyi ışıklandırılmış taksilere binmeleri ve ‘saldırgan’ esnafı görmezden gelmelerini istedi.


Eski Büyükelçi FETÖ’den tutuklandı
ByLock kullandığı belirlenen ve bir yıldır firari olarak aranan eski Gana Büyükelçisi Şentürk Uzun tutuklandı.

Eski Büyükelçi FETÖ’den tutuklandı

FETÖ soruşturması kapsamında yaklaşık bir yıldır aranırken İstanbul-Kadıköy'de saklandığı evde yakalanan eski Gana Büyükelçisi Şentürk Uzun tutuklandı.
KADIKÖY'DE YAKALANMIŞTI
Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi çalışanlarına yönelik FETÖ soruşturması kapsamında, bir yıl önce Şentürk Uzun hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Harekete geçen MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Mü dürlüğü ekipleri, ByLock kullandığı tespit edilen Uzun'un, Kadıköy'de bir evde saklandığını belirledi.Söz konusu adrese, 26 Temmuz'da operasyon düzenleyen ekipler, Şentürk Uzun'u gözaltına aldı. Ankara Vali Yardımcısı iken 2013'te Gana Büyükelçiliği'ne atanan ve bir yıl sonra merkeze çekilen Şentürk Uzun, nöbetçi hâkimlikçe terör örgütü üyeliği suçundan tutuklandı. Aynı soruşturma kapsamında 11 şüpheli de aranıyor.


Bilim ödülü için ellerini kaybetti

Bilim ödülü için ellerini kaybetti ile ilgili görsel sonucu

TÜBİTAK’ın Bilim Fuarı için evinde deney yaparken yaşanan patlama sonucu iki elini de kaybeden 17 yaşındaki Altuğ Özışık’ın babası Tuncay Özışık, oğlunun 2 elini kaybetmesine rağmen deneyler yapmaya devam edeceğini belirterek, “Morali oldukça iyi. O bilim aşığı bir çocuk. Bilim için deneylerine devam edecek” dedi. 
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinde (TUG) Başuzman olarak görevli Tuncay Özışık, evde deney yaptığı sırada meydana gelen patlamada ellerini kaybeden 17 yaşındaki oğlu Altuğ Özışık’ın sağlık durumuyla ilgili bilgi paylaştı. Oğlunun bilincinin açık olduğunu, organ kaybı yaşamasına rağmen moralinin oldukça iyi olduğunu belirten Özışık, gerekli organ nakli için de girişimlere en kısa sürede başlayacaklarını söyledi.
“BİLİMDEN VAZGEÇMEZ”Altuğ’nun bilim aşığı bir çocuk olduğuna dikkat çeken Baba Tuncay Özışık, oğlunun daha önce bir çok kez başarılı deneyler gerçekleştirdiğini ve son deneyin ise bir kazadan ibaret olduğunu söyledi. Oğlunun kendini bilime adamış birisi olarak tarif eden Özışık, “Oğlum asla bilimden vazgeçmeyecektir. Bir sürü başarılı projesi olan bilim aşığı bir çocuk o. Bilim için kaldığı yerden devam edecektir” dedi.
OLAY
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinde (TUG) Başuzman olarak görevli Tuncay Özışık’ın 17 yaşındaki oğlu Altuğ Özışık’ın evinin balkonunda gerçekleştirdiği deney sırasında patlama meydana gelmiş, genç Altuğ iki elini bileklerinden kaybetmişti. Bilim fuarı için evde gerçekleştirilen amatör ve herhangi bir kimyasal maddenin kullanılmadığı öğrenilen deneyde, kaza sonucu meydana gelen patlama sonrası iki elini kaybeden ve gözünden de yaralanan Altuğ, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde özel bir ekip tarafından 5 saat süren ameliyata alınmıştı.
Kaynak İHA


İnkarcı psikoloğa 10 yıl 5 ay hapis

FETÖ'nün şifreli haberleşme programı ByLock'u kullandığı gerekçesiyle örgüt üyeliğinden yargılanan psikolog Ercan Eroğlu, 10.5 yıl hapise çarptırıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, İstanbul Üniversitesinde psikolog olarak çalışan Ercan Eroğlu'nun, ByLock kullanıcısı olduğu ve FETÖ içinde yer aldığı belirtiliyordu. 'Silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Eroğlu'nun davasında karar çıktı. Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanığın üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçunu işlediği, örgüt içindeki konumu, istikrarlı şekilde ByLock kullanıcısı olmasını dikkate alarak, 10,5 yıl hapis cezasına hükmetti.
Kaynak Sabah


Jeff Bezos dünyanın en zengin insanı oldu
Amazon'un hisselerindeki yükselme Jeff Bezos'u dünyanın en zengin adamı kulvarında en üst seviyeye taşıdı. 

Jeff+Bezos+d%C3%BCnyan%C4%B1n+en+zengin+insan%C4%B1+oldu

53 yaşındaki girişimci bugün Microsoft'un kurucusu Bill Gates'i geride bırakarak Dünyanın En Zengin İnsanı oldu.Dünyanın en zengin insanı Bill Gates'in tahtına Amazon'nun kurucusu Jeff Bezos oturdu.. Amerikalı elektronik ticaret sitesi Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un serveti şirketinin hisselerinin değerlenmesi sonucu 90 milyar doları geçti. 53 yaşındaki Bezos, Microsoft'un kurucusu Bill Gates'i geride bıraktı..Amazon'un hisseleri Mart ayından bu yana 16.5 milyar dolar değer kazandı. Amazon'un bu hafta içerisinde hisselerinin yüzde 2 oranında yükselmesi Jeff Bezos'un servetinen 2.2 milyar dolar daha eklemesine neden oldu.
Yıl başından bu yana servetini hızla büyüten Bezos, 4 ay önce de İspanyol tekstilci Amancio Ortega'yı geçerek sıralamada ikinciliğe yerleşmişti.



Tarihin En Büyük Gizemlerinden Olan Bermuda Şeytan Üçgeni'yle Alakalı Yeni Bir 'Sır' Ortaya Çıktı!
İnsanlığın tarihi boyunca çözemediği en önemli gizemlerden birisidir Bermuda Şeytan Üçgeni.

Bu nedenle Bermuda Şeytan Üçgeni olarak adlandırılan bölgeden ve ortaya çıkan adadan uzak durmakta fayda var.

 
Bilim dünyası pek çok çelişki dolu mite bir şekilde yanıt verebilirken bu gizemli bölgeye dair pek az şey keşfedebildik.
Hakkında onlarca film yapılan, sürekli gemi ya da uçak kazalarına ve esrarengiz kayıplara konu olan tuhaf bir coğrafi bölge burası.

Hakkında onlarca film yapılan, sürekli gemi ya da uçak kazalarına ve esrarengiz kayıplara konu olan tuhaf bir coğrafi bölge burası.
 
Hakkında onlarca film yapılan, sürekli gemi ya da uçak kazalarına ve esrarengiz kayıplara konu olan tuhaf bir coğrafi bölge burası.
100 yılı aşkın süredir meydana gelen bütün bu vakalar, toplam 8127 kişinin kaybına ve bölgenin “Şeytan üçgeni” olarak tanımlanmasına sebep oldu.
Bu bölgenin ilk raporları ise yaklaşık 600 yıl önceye, yani 15. yüzyıla ait.
 
Bu bölgenin ilk raporları ise yaklaşık 600 yıl önceye, yani 15. yüzyıla ait.
Fakat, bölgenin bu denli ünlenmesine sebep olan en önemli rapor ise 1945'teki Flight 19 denilen hava filosunun tamamen ve iz bırakmadan kaybolmasıdır.
Bu bölge üzerinde iz bırakmadan kaybolan araçların (deniz ve hava) adedi yaklaşık olarak 200’ün üzerinde.
 
Bu bölge üzerinde iz bırakmadan kaybolan araçların (deniz ve hava) adedi yaklaşık olarak 200’ün üzerinde.
Ve bu bölgeye dair henüz bir açıklama getirilmiş değil. Yani kaybolan uçakları bir kenara bırakın, buradaki gemileri bile sualtı araştırması ile bulmak mümkün olmamış, bir şekilde ‘kaybolmuşlar’ kısacası.
Bermuda Şeytan Üçgeni denilen bölge ile alakalı gizlerin ortadan kalkmasını beklerken, geçtiğimiz hafta beklenmeyen bir başka gelişme yaşandı.

Bermuda Şeytan Üçgeni denilen bölge ile alakalı gizlerin ortadan kalkmasını beklerken, geçtiğimiz hafta beklenmeyen bir başka gelişme yaşandı.
 
Bermuda Şeytan Üçgeni denilen bölge ile alakalı gizlerin ortadan kalkmasını beklerken, geçtiğimiz hafta beklenmeyen bir başka gelişme yaşandı.
Bermuda Şeytan Üçgeni olarak bilinen bölgede daha önce orada olmayan, sanki denizin derinlerinden ansızın ‘yükselen’ bir ada ortaya çıktı.
Bu adanın bir anda yükselmesiyle alakalı kesin ve net bir bilgi henüz yok.
 
Bu adanın bir anda yükselmesiyle alakalı kesin ve net bir bilgi henüz yok.
Fakat, o bölgenin şartlarını ve diğer ekolojik şartları göz önünde bulundurduğumuzda o bölgede yaşayan yerel halkın denize ve sahile attıkları çöp ve atıkların, adanın bir anda ortaya çıkmasındaki sebep olması oldukça muhtemel.
‘Çöple, atıkla oluşan ada ne kadar büyük olabilir ki kardeşim?” demiş olabilirsiniz.

Bu adanın bir anda yükselmesiyle alakalı kesin ve net bir bilgi henüz yok.
 
‘Çöple, atıkla oluşan ada ne kadar büyük olabilir ki kardeşim?” demiş olabilirsiniz.
Lakin ortaya çıkan ada yaklaşık 1.600 km uzunluğunda ve 120 metre genişliğinde.

‘Çöple, atıkla oluşan ada ne kadar büyük olabilir ki kardeşim?” demiş olabilirsiniz.
 
Yani baya büyük bir adadan bahsediyoruz…
Peki, olur da bu adanın olduğu yere yolunuz düşerse ne yapacaksınız?
 
Peki, olur da bu adanın olduğu yere yolunuz düşerse ne yapacaksınız?

Peki, olur da bu adanın olduğu yere yolunuz düşerse ne yapacaksınız?
 
Öncelikle Bermuda Şeytan Üçgeni’ne dair anlatılan hikayeler doğruysa yüksek ihtimalle ada ile alakalı bir şey bilmenize gerek olmayacak çünkü öleceksiniz.
Ama yok bu hikayeler gerçek değilse ve bir şekilde adaya ulaşmayı başarırsanız, işiniz oldukça zor açıkçası.
 
Ama yok bu hikayeler gerçek değilse ve bir şekilde adaya ulaşmayı başarırsanız, işiniz oldukça zor açıkçası.
Zira o bölgede bulunan derin akıntıları ve metan gazı salınımı nedeniyle birazcık zor saatler geçirebilirsiniz.
Bu nedenle Bermuda Şeytan Üçgeni olarak adlandırılan bölgeden ve ortaya çıkan adadan uzak durmakta fayda var.


 


Binali Yıldırım, yeni kabineyi açıkladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Yıldırım arasında yapılan sürpriz görüşmeden kabinede revizyon kararı çıktı. Görüşme sonrası açıklama yapan Yıldırım, kabinedeki değişiklikleri açıkladı. 15 bakan görev yerinde kaldı, 6 bakanın görevi değişti, 5 yeni isim kabineye girdi. İşte yeni Bakanlar Kurulu...

 

Binali Yıldırım, yeni kabineyi açıkladı

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım, Beştepe'de bir araya geldi.

İki ismin de programında yer almayan görüşme, saat 12.00 sularında başladı.

Görüşme sonrası Başbakan Yıldırım, beklenildiği gibi yeni kabineyi açıkladı.

Başbakan Yıldırım, kabine revizyonu ile ilgili olarak "15 bakan 5 yeni arkadaşımız önce göerv yapan arkadaşlardan bayrağı devralacak. 6 bakan üyesi görev değşikliği ile görevlerini sürdürecekler. " dedi.

İşte yeni Bakanlar Kurulu...

Başbakan:

Başbakan Yardımcısı: Bekir Bozdağ

Başbakan Yardımcısı: Mehmet Şimşek

Başbakan Yardımcısı: Fikri Işık

Başbakan Yardımcısı: Recep Akdağ

Başbakan Yardımcısı: Hakan Çavuşoğlu

Adalet Bakanı: Abdulhamit Gül

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı: Fatma Betül Sayan Kaya

Avrupa Birliği Bakanı: Ömer Çelik

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Faruk Özlü

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Jülide Sarıeroğlu

Çevre ve Şehircilik Bakanı: Mehmet Özhaseki

Dışişleri Bakanı: Mevlüt Çavuşoğlu

Ekonomi Bakanı: Nihat Zeybekci

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Berat Albayrak

Gençlik ve Spor Bakanı: Osman Aşkın Bak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı: Ahmet Eşref Fakıbaba

Gümrük ve Ticaret Bakanı: Bülent Tüfenkci

İçişleri Bakanı: Süleyman Soylu

Kalkınma Bakanı: Lüffü Elvan

Kültür ve Turizm Bakanı: Numan Kurtulmuş

Maliye Bakanı: Naci Ağbal

Milli Eğitim Bakanı: İsmet Yılmaz

Milli Savunma Bakanı: Nurettin Canikli

Orman ve Su İşleri Bakanı: Veysel Eroğlu

Sağlık Bakanı: Ahmet Demircan

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı: Ahmet Arslan

KABİNEYE YENİ GİRENLER

Hakan Çavuşoğlu (Başbakan Yardımcısı), Abdülhamit Gül (Adalet Bakanı), Jülide Sarıeroğlu (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı), Osman Aşkın Bak (Gençlik ve Spor Bakanı), Ahmet Eşref Fakıbaba (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı), Ahmet Demircan (Sağlık Bakanı)

 

GÖREV YERİ DEĞİŞENLER

Bekir Bozdağ (Başbakan Yardımcısı), Fikri Işık (Başbakan Yardımcısı), Recep Akdağ (Başbakan Yardımcısı), Nurettin Canikli (Milli Savunma Bakanı), Numan Kurtulmuş (Kültür ve Turizm Bakanı)

KABİNE DIŞINDA KALANLAR

Yıldırım Tuğrul Türkeş (Başbakan Yardımcısı), Veysi Kaynak (Başbakan Yardımcısı), Akif Çağatay Kılıç (Gençlik ve Spor Bakanı), Faruk Çelik (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı), Nabi Avcı (Kültür ve Turizm Bakanı), Mehmet Müezzinoğlu (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)

65. HÜKÜMETİN İKİNCİ REVİZYONU

Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki 65. Hükümet, ikinci revziyonunu yapmış oldu. 31 Ağustos 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı'ndan istifa eden Efkan Ala'nın yerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu getirilmişti. Soylu'dan boşalan koltuğa ise Mehmet Müezzinoğlu atanmıştı.


Bu sabah İstanbul
İstanbul yağmura teslim oldu
Sabah saatlerinden itibaren etkisini artıran yağışlar devam ederken, kentte 6726 şimşek çaktı.

Başbakan Yıldırım: Yaşanan bir afet ve durum kontrol altında
Başbakan Yıldırım, "Olay bir afet, can kaybı yok, kontrol altında. Hasar için gereği yapılacak" açıklamasında bulundu.İstanbul'da gece saatlerinde başlayan yağış sabah etkisini artırdı. Çok şiddetli bastıran yağış İstanbul'un pek çok noktasında sele neden oldu. Yağışla birlikte fırtına da etkili oldu. Yağış nedeniyle İstanbul Metrosu ve metrobüs yollarında su baskınları yaşandı, E-5'te trafik durma noktasına geldi.
İstanbul'u vuran şiddetli yağış nedeniyle açıklama yapan Başbakan Binali Yıldırım, "Olay bir afet, can kaybı yok, kontrol altında. Hasar için gereği yapılacak" açıklamasında bulundu.
6726 ŞİMŞEK
Meteogreen hesabından paylaşılan verilere göre; kuzeybatıda son iki saatte 6726 yıldırım/şimşek çaktı.

İstanbul yağmura teslim oldu

Yağış en çok bu ilçeyi vurdu İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2 saatlik yağmur sırasında toplam 2563 adet şimşek ve yıldırım hadisesi meydana geldiğini ve yıldırımlar nedeniyle 18 yangın çıktığını açıkladı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kenti etkisi altına alarak günlük yaşamı olumsuz etkileyen şiddetli yağışlarla ilgili açıklama yaptı. İBB tarafından verilen bilgilere göre, İstanbul'da en fazla yağış, metrekareye 118 kilogramla Silivri'nin Çanta bölgesine düşerken, en az yağışın olduğu yer ise metrekareye 27 kilogramın düştüğü Terkos oldu. Silivri'de Gümüşyaka’da da çok sayıda kişi evlerinde mahsur kaldı. Mahsur kalanlar itfaiye ekipleri tarafından botlarla ve iş makineleriyle kurtarıldı. Silivri’nin Çanta ve Değirmenköy bölgelerinde de su baskınlarının yaşandığını belirten Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar Gümüşyaka’da 200’ü aşkın evi suların bastığını söyledi.İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "İstanbul il genelinde 18 Haziran 2017 Salı günü sabah 7.30-9.30 saatleri arasında 45-55 dakika süre ile etkili olan şiddetli yağış sonucu farklı bölgelerimizdeki meteoroloji istasyonlarımızdan kaydedilen yağış miktarları grafikte gösterilmiştir. Şiddetli yağış esnasında dakikada 73 şimşek ve yıldırım hadisesi ile yağış boyunca toplam 2 bin 563 adet şimşek ve yıldırım hadisesi gözlemlenmiştir. Yıldırım düşmesi nedeniyle meydana gelen 15 yangın olayına büyümeden müdahale edildi.”

İBB'den son dakika açıklaması... Yağış en çok bu ilçeyi vurdu

Kandilli'den İstanbul'daki yağışlar için açıklama
Kandilli'den İstanbul'u etkisi altına şiddetli yağışlarla ilgili açıklama geldi. Açıklamaya göre, son 106 yılın en yüksek 3. yaz yağış değeri oldu.

Kandilli'den İstanbul'daki yağışlar için açıklama

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, İstanbul'a saat 12.00'ye kadar metrekare başına 91 kilogram yağış düştüğünü, bu yağış değerinin son 106 yılın en yüksek 3. yaz yağış değeri olduğunu açıkladı.
SÜPER HÜCRE
Tek, yazılı açıklamasında İstanbul'daki yoğun yağışa, Kuzey’den gelen serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıklarının birleşmesiyle oluşan "süper hücre" olarak adlandırılan yapıların neden olduğunu belirtti.
SIK RASTLANMIYOR
Söz konusu yağışın çok sık rastlanan bir yağış biçimi olmadığına dikkati çeken Tek, açıklamasına şöyle devam etti:
"18 Temmuz sabahı saat 12.00'ye dek metrekare başına 91 kilogram yağış düştü, bu yağış değeri son 106 yılın en yüksek 3. yaz yağış değeri oldu. Bu da son yıllarda görülen iklim değişikliğine bağlı yağış düzensizliklerine eklenen bir ekstrem olarak kayıtlara geçti. Bu yağış, çok sık rastladığımız bir yağış biçimi değil. Kuzey’den gelen serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıkları birleşince 'süper hücre' dediğimiz yapılar oluşuyor ve bu da bugün yaşadığımız türden şiddetli yağışlara neden oluyor."
BU TÜRDEN BİR YAĞIŞ BEKLENMİYORDU
Kandilli olarak önceki tahminlerinde de Marmara Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi’nde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altında seyredeceğini öngördüklerini ancak 18 Temmuz 2017’de yaşanan türde bir yağışı ilerleyen günlerde beklemediklerini aktaran Tek, temmuz ayındaki sıcaklık değişimleri için şu bilgileri verdi:
"Temmuzun ikinci yarısı için Marmara ve Batı Karadeniz’de yağışların mevsim normalleri ve üzerinde, sıcaklıkların ise bu bölgelerde mevsim normalleri ve altında geçeceği beklenmektedir. Ağustos ayı içinde bu bölgelerdeki aynı durum değişmemektedir. Yurdun diğer diğer bölgelerinde mevsim normalleri değerler temmuz ikinci yarısı ve ağustos genelinde devam edecek gözüküyor. Yaptığımız son uzun vade mevsimsel iklim öngörülerine göre, sonbaharda Kuzey bölgelerde sıcaklıklar mevsim normalleri ve altı değerlerde seyrederken, yağışlar da normallerin altına düşüyor. Bu şu demek; kurak ve kuru soğuk bir sonbahar bizleri bekliyor. Yine aynı bölgeler için kış ayları tahminleri mevsim normallerinde gözüküyor.
ESKREM DEĞİŞİKLİKLERİN NEDENİ SERA GAZLARI
Tek, hava olaylarındaki ekstrem değişikliklerin enerji kullanımındaki artışla bağlantılı olduğunu, atmosferdeki sera gazları, kirleticiler ve diğerlerinin artmasının birbirini tetikleyen önemli bir zincir oluşturduğunu belirterek, "Bu zincirin halkalarını sıraya koyarsak, enerji talebi fosil yakıt kullanımının artışına, fosil yakıt kullanımı sera etkisine, sera etkisi sıcaklığın artmasına sebebiyet vermekte. Sıcaklığın artışı, buzulların erimesi, buharlaşmanın artması ve hidrolojik çevrimdeki suyun miktarının artışı ile birlikte döngünün hızlanması demektir." değerlendirmesinde bulundu.
TÜRKİYE, DEĞİŞİMDEN DAHA ÇOK ETKİLENECEK
Bu durumun düzensiz ve aşırı yağışlara yol açtığına dikkati çeken Adil Tek, şunları kaydetti:
"Ayrıca sıcaklık artışı yerküre üzerinde homojen olmayan sıcak hava dalgalarına yol açarken, atmosferik gazların moleküler hızlarını arttırarak kuvvetli rüzgar ve fırtınalara neden olur. Sonuç olarak tüm bunlar çeşitli meteoroloji haritalarında net bir biçimde gözlenir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki kayıtlar da sıcaklıkların yükselme trendinde olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki kısa (onlu, yirmili yıllar) ve uzun döneme (ellili, yüzlü yıllar) ait yapılan kestirimlerde sıcaklıklardaki artışın devam edeceği öngörülmekte. Bu durum ülkemiz ve dünyanın iklim değişikliğinden gittikçe daha çok etkileneceğini gösteriyor."




Unutmadık! 'Sakın sokağa çıkmayın' dediler
15 Temmuz gecesi, halk ülkesi için sokağa dökülürken Twitter'dan 'sokağa çıkmayın' çağrısı yapan ünlüler de vardı.

Unutmadık! 'Sakın sokağa çıkmayın' dediler

15 Temmuz’un üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yaşanan acılar dün gibi taze. Türkiye, tarihin en karanlık günlerinden birini yaşarken sokağa çıkmayın çağrısı yapan ‘ünlüler’ ise hala hafızalarda.15 Temmuz gecesi Özge Özpirinçci,  Berna Laçin, Demet Sağıroğlu gibi bazı sözde ünlüler 'evden çıkmayın" çağrısı yapmıştı.

İşte o mesajlar:

BERNA LAÇİN
Berna Laçin, “Twitter'dan "Büyük sözü dinleyin, evinize gidin! Biz bu filmi daha önce de gördük! Evinizde oturun! Bu darbe girişimi kime karşıydı o bile belli değil!"

ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ
Özge Özpirinçci, "Ben 86 doğumluyum. Darbe görmedim, dinledim, filmlerini izledim. Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla kendiniz ve ülkeniz için yapacağınız en güvenli hareket evinizde kalmak. Ailenizle, sevdiklerinizle evinizde kalın! Lütfen sokaklara çıkmayın! Bulunduğunuz yerde kalın! 24 saat bekleyin. Galeyana gelmeyin!"

DEMET SAĞIROĞLU
Demet Sağıroğlu "Sakın sokağa çıkmayın. Demokrasi için zamanında sokağa çıkmayın diyenler sizi sokağa çağırıyor. Kanmayın dostlarım” 

LEVENT ÜZÜMCÜ
Gezi olaylarında en ön safta yer alan Levent Üzümcü, 15 Temmuz gecesi “Satır satır oku ve o sela neden okunuyor anla” diyerek okunan selalara tepki göstermişti.

SILA
Gezi olaylarını öve öve bitiremeyen şakıcı Sıla Yenikapı'daki "Demokrasi ve Şehitler Mitingi ile ilgili olarak “Böyle bir şovun, gösterişin içerisinde bulunmayı düşünmüyorum” demişti.


60 kanaldan 15 Temmuz kararı!
Anadolu Yayıncılar Derneği (AYD) Başkanı Sinan Burhan, "Bugünden başlamak üzere 10 gün boyunca ekranlarımızda '15 Temmuz'u unutma' etiketiyle yayın yapacağız." dedi.

60 kanaldan 15 Temmuz kararı!

Anadolu Yayıncılar Derneği (AYD) Başkanı Sinan Burhan, Çukurambar semtindeki bir restoranda düzenlenen "15 Temmuz'u unutmadık, unutturmayacağız" başlıklı basın toplantısında, darbe girişimi sürecinde yaşananları tekrar hatırlamak ve anlamak için bir araya geldiklerini ifade etti.15 Temmuz akşamı bir grup cuntacının, milletin vergisiyle alınan tanklar ve uçaklarla halkı hedef aldığını anımsatan Sinan Burhan, "248 şehit verdik. 2 bin 196 gazimiz var. Bu darbe girişimi mağduru sadece şehit ve gazilerimiz değil, 80 milyon vatan evladıdır. Bu darbe milli iradeye, demokrasiye, ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı yapılmıştır." diye konuştu.
Darbe girişiminin yaşandığı gece Konya'da Uluslararası Medya Şurası düzenlediklerini aktaran Sinan Burhan, haberi alır almaz dernek başkanı olarak tüm yerel televizyonculara hemen ortak yayına geçme çağrısında bulunduğunu ve vatandaşları darbeye karşı kent meydanlarına çağırdıklarını ifade etti.
15Temmuz'u unutturmamak için bu yıl özel yayınlar yapacaklarını dile getiren Burhan, "Bugünden başlamak üzere 10 gün boyunca ekranlarımızda '15 Temmuz'u unutma' etiketiyle yayın yapacağız. Halkımıza bu kanlı darbe girişimini unutturmayacağız. 60 yerel ve bölgesel kanalda '15 Temmuz'u unutmadık' logosu olacak." bilgisini verdi.


Bahçeli Twitter hesabından Adalet Yürüyüşü'nü eleştirdi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Kemal Kılıçdaroğlu'nun sürdürdüğü Adalet Yürüyüşü'nü eleştirdi.

Bahçeli Twitter hesabından Adalet Yürüyüşünü eleştirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Adalet; Ankara-İstanbul arasında değildir. CHP’nin karanlığa doğru adım atmasına PKK destek vermektedir, FETÖ omuz vermektedir, Türk düşmanları el vermektedir. Millet ise yoktur” dedi.MHP Lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya üzerinden İstanbul’a yürüyen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamalarda şu ifadelere yer verdi:
“Öyle bir haldeyiz ki, hiç kimse yarınından emin değil. Güvensizliğin koyu sisi, güvence eksikliğinin yoğun isi her yeri, her şeyi perdeliyor. Bilinmezlik bir yandan, belirsizlik diğer yandan umutları soldurup heyecanları buduyor. Türkiye huzursuzluğun sıkı markajına girmiş bulunuyor. Konsensüs hakim olsun diyoruz, kaos tetikçiliği yapıyorlar; milli birlik ve kardeşlik kökleşsin istiyoruz; krizden medet umuyorlar. Sıkılı yumrukları aralayalım, hızla açılan mesafeleri kısaltalım, konuşalım, kucaklaşalım derdindeyiz; ne fayda, çatışmaya heves ediyorlar. Düşünüyorum, acaba talih kapıyı ne zaman çalacak? Düşünü kurup sorguluyorum, muhteşem tarihimiz ne zaman dirilip geleceğimizi kavrayacak? 21 gündür adalet için yürüyorlar. Şimdiye kadar ne buldular bilmiyorum, bileni de görmedim. Göreceğimi ise hiç sanmıyorum. Adalet; Ankara-İstanbul arasında değildir. Yolda bulunmayı bekleyen cevher hiç değildir. Adalet için yürünmez, uğruna şuurla mücadele edilir.”
“Zulüm ve terör adaletsizliktir değil mi? Evet. O halde, terör örgütlerinin siyasi kuryeleriyle kol kola yol yürümek nasıl adalet olacaktır?” diyen Bahçeli, “Batman’da şehit edilen müzik öğretmeni Aybüke kızımızın acısını bir kez olsun paylaşmayan, terörü lanetlemeyen HDP mi bize adalet öğretecek? Şehidin şühedanın kanını dökenleri öven, göklere çıkaran siyasi çürümüşlerle aynı hizada adalete yürüyenler iflas ve hezimettedir. CHP’nin karanlığa doğru adım atmasına PKK destek vermektedir, FETÖ omuz vermektedir, Türk düşmanları el vermektedir. Millet ise yoktur. Kılıçdaroğlu provokasyon ihbarı yapmaktadır. Ülkücülerin kullanılacağını söylemektedir. Elbette halt etmektedir, yalana dolana sarılmaktadır. Dün gezi eylemlerinde duran adamdan kahraman çıkaranlar, şimdi yürümenin faziletlerini saya saya bitiremezken, yerli Gandi imal etmektedir. Ülkücüleri provokasyonla bir ve aynı kümede yorumlamak bir defa akıl dışılık, ahlaki eksiklik, art niyetlilik, sakat ve sorunlu bir iddiadır. Bu çürük iddia ise içeriğini ispatlayacak seviyede asla değildir” dedi.
"SORSANIZ ‘ADALET NEDİR’ DİYE, İKİ KELAM EDEMEZLER"
“Ülkücünün sokakta, yolda işi yoktur; boşa harcayacak vakti hiç yoktur. CHP lideri provokasyon arıyorsa, provokatör görmeyi umuyorsa şöyle bir etrafını kolaçan etmeli; yan yana yürüdüğü nursuzlara odaklanmalıdır” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
“Lafta adalet için yürüyorlar ya; sorsanız ‘adalet nedir’ diye, iki kelam edemezler. Anca totoloji, anca ezber, onca nafile beyan duyarsınız. CHP lideri, dibini bir türlü göremediği uçurumun kenarında önüne gelene adeta gökteki uçurtmaların renk ve güzelliğini safça anlatıyor. Karşımızda bir adalet arayışı değil, bir kargaşa, bir karışıklık, bir nifak amacı vardır. Millet yutmaz, Türk milliyetçileri ise bunu yemez. Sayın Kılıçdaroğlu, bak büyük Türk düşünürü Yusuf Has Hacib ne diyor, ‘Bozulur bu yaptıkların, saçılır bu topladıkların.’ Yusuf Has Hacib yine diyor ki, ‘Yürüyen kişi yolda yapmaz evini, göçen kişi evde koymaz malını.’ Bizim için ev vatandır, vatan yolda heba edilemez. Yahya Kemal Beyatlı ne güzel buyurmuş, ‘Cihan vatandan ibarettir, itikadımca.’ Siz aksayarak yürüyün, biz milletle biriz, vatanla iç içeyiz. Adaletsizliği malum mahkeme kararından sonra mı fark ettiniz? Haksızlık yeni mi? Veya adalet yürüyerek mi ayağa kalkacak? Hep fos,hep fuzuli. Defter kapatıp kaybettikleri akıl ve ahlak merkezlerini milli merkez çevresinde arayanların da gönlü yürüyenlerle, gözü yollardadır. Yusuf Has Hacib der ki, ‘Ucu nimet olanın dibi mihnettir; başı mihnetse sonu nimettir.’ Ne mutlu davası için mihnete katlanan sadakat erlerine. Kutlu davamız kolay değildir; zaman gerektirir, yürek gerektirir, sabır, fedakârlık, tahammül ve hatta acı gerektirir. Dava ahlakı dediğimiz budur Bugünlere nasıl gelindiğinin sıkıntıları kadar, varılan noktanın, varılacak hedef ve yüksek ülkülerin iftiharı da önem taşıyacaktır. Anlayana. Boşuna dememiş Yusuf Has Hacib; ‘gidecek olan gider, günden güne senden uzaklaşır; gelecek olan gelir, hemen sana ulaşır. Türkmenelinde, özellikle Telafer’de soydaşlarımıza kast eden alçak teröristleri lanetliyorum. Diyorum ki, hepimiz Türk’üz, Türkmeniz. IŞİD’in hunhar saldırısında hayatlarını kaybetmiş Türkmen kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Suriyeli mültecilere yönelik kışkırtmalara, kontrolsüz eylem ve tertiplere herkesin dikkat edip uyanık davranmasını bilhassa temenni ediyorum. Softa alaturka, züppe alafranga mantığından çok çektik. İhtiyacımız olan milli ruh, milli duruş, milli şuurdur; kavuşma ve kaynaşmadır.”
Kaynak Hürriyet Haber

 


Bu yolu 1 saat 11 dakikadan önce geçen yandı

1 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan yeni uygulamayla Aydın-İzmir arasındaki 112 kilometrelik otoban yolunu 1 saat 11 dakikadan kısa sürede tamamlayan araç sürücüleri, hız sınırını aşmış sayılacak ve haklarında cezai işlem uygulanacak.

Bu yolu 1 saat 11 dakikadan önce geçen yandı

Emniyet Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle, 1 Temmuz 2017 tarihinden itibaren otoyollarda araçların seyri sırasında ortalama hızlarının tespit edileceği ve ihlali bulunanlara cezai işlem uygulanacağı bildirildi.

Araçların otoyollarda giriş yaptığı HGS/OGS noktası ile çıkış yaptığı HGS/OGS noktası arasında kat etmiş olduğu mesafe ve süre bilgilerinden araçların ortalama hızlarının tespit edilerek yasada belirtilen hız limitlerini aşan araçların tescil plakalarına Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddesi uyarınca trafik idari para cezası tatbik edilecek.

Sistem öncelikli olarak, İzmir-Aydın, Ankara-İstanbul, İstanbul-Edirne, Adana-Mersin ve Adana-Şanlıurfa, Niğde-Şanlıurfa otoyollarında eş zamanlı olarak 01 Temmuz 2017 tarihinden itibaren başlayacak.

Bu sistem ile kazaların önüne geçilmesi, yakıt sarfiyatının düşürülmesi, egzoz emisyonlarının doğaya verdiği zararın önüne geçilmesi amaçlanıyor. 


Gözaltına alınan rektör için karar çıktı!
FETÖ itirafçı ve gizli tanıklarının ifadeleri esas alınarak gözaltına alınan rektör Prof. Dr. Osman Şimşek
serbest bırakıldı.

sıcak gelişme ile ilgili görsel sonucu

Tekirdağ'da Fetullahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) "üniversite yapılanması"na yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Rektörü Prof. Dr. Osman Şimşek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nca FETÖ/PDY'nin "üniversite yapılanması"na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında NKÜ Rektörü Prof. Dr. Şimşek'in de bulunduğu 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler, adliyeye sevk edildi.
Hakkında yakalama kararı olan bir diğer şüpheli akademisyen de daha sonra gözaltına alınarak adliyeye getirildi.
Şüphelilerden 1'i savcılıktan, 2'si sevk edildiği mahkemece salıverildi.
TAVRI HERKES TARAFINDAN BİLİNİYOR
Çevresinde ve üniversitede sevilen ve 2015 yılında ikinci kez rektör olarak atanan Osman Şimşek;
gerek 17/25 Aralık sürecinde gerekse 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile mücadelede
taviz vermeyen tavrı biliniyordu.
DHA


İzmir'de NATO yakınında patlama
İzmir'de NATO'ya ait arazinin yakınında ses bombası patladı. 

İzmir'in Gültepe Semtinde NATO'ya ait ve duvarla çevrili askeri arazinin yanında saat 08.00 bir
patlama meydana geldi
DUVARDA HASAR OLUŞTU
Buca ilçesi Gültepe Mezarlığının içerisindeki patlamada askeri alanın duvarında hasar oluştu.
Patlamanın ardından olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi.
PATLAMANIN NEDENİ SES BOMBASI
Yapılan araştırmada patlamanın duvar dibine bırakılan ses bombasından kaynaklandığı belirlendi. Bombayı bırakan zanlıların yakalanması için çalışma başlatıldığı bildirildi.
ASKERİ ARACIN GEÇİŞİNDEN HEMEN SONRA...
Korku yaşayan mahalle sakinlerinden İsmet Çakıcı, evinin balkonunda olduğu sırada büyük bir gürültü duyduğunu, patlamanın bölgede zaman zaman devriye atan askeri aracın geçişinden hemen sonra meydana geldiğini gördüğünü söyledi.Mehmet Narper ise patlama nedeniyle evinin tüm camlarının kırıldığını,
herhangi bir yaralananın olmadığını ifade etti.


Namık Kemal Üniversitesi'nin rektörü gözaltına alındı!
Tekirdağ'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "üniversite yapılanması"na yönelik soruşturma kapsamında, Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Rektörü Prof. Dr. Osman Şimşek ile 5 öğretim üyesi gözaltına alındı.

sıcak gelişme ile ilgili görsel sonucu


Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, Şimşek ile 7 öğretim üyesi hakkında gözaltı kararı verildi. Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 6 şüpheli gözaltına alınırken, 1 kişiyi yakalama çalışmaları devam ediyor. FETÖ'nün üniversite yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında aralarında rektör yardımcılarının da bulunduğu 38 şüpheli gözaltına alınmıştı. Bunlardan 9'u tutuklanırken, aralarında NBA'da oynayan basketbolcu Enes Kanter'in babası Prof. Dr. Mehmet Kanter'in de aralarında olduğu 26'sı adli kontrol kararıyla 3'ü de savcılık ve emniyetten serbest bırakılmıştı.


Erzurum'da 5 terörist öldürüldü
Erzurum'un Şenkaya ilçesi kırsalında teröristler ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 5 terörist
etkisiz hale getirildi

Alınan bilgiye göre, İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı güvenlik güçleri, Şenkaya ilçesi kırsalında gece saatlerinde operasyon başlattı. Operasyonda ormanlık alanda bir grup terörist ile sıcak temas sağlandı. "Teslim ol" çağrısına ateşle karşılık veren teröristler ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmada 5 terörist etkisiz hale getirildi. Bölgede operasyonun devam ettiği belirtildi.


Isparta'da 17 kamu personeli FETÖ'den gözaltında
Isparta'da FETÖ/PDY'ye yönelik operasyonda 17 kamu personeli yakalandı.

Isparta'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 17 kamu personeli yakalandı.Isparta Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, örgütle ilişkili olduğunu belirlenen kişilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor.Bu kapsamda 17 kamu personeli gözaltına alındı.Sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, emniyete götürüldü.


Tarihin utanç günü: 27 Mayıs darbesi
27 Mayıs darbesinin ardından 57 yıl geçti ama hala o kara günlerin izi geçmedi.

Tarihin utanç günü: 27 Mayıs darbesi

27 Mayıs darbesi, 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti'nin (DP) Türkiye'yi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grup subayın 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine tamamıyla el koyması sonucu gerçekleşen darbedir.
1950'den itibaren seçimleri düzenli olarak kazanan DP, 10 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bu süreçte, erken seçim ve yoğun muhalefete rağmen, Adnan Menderes'in başbakanlığında kurulan son hükümet; 27 Mayıs 1960'ta ordunun yönetime el koymasıyla devrildi.1961'de, Yassıada'da kurulan askeri mahkemede yargılanan Menderes, Zorlu ve Polatkan idam edildi. Menderes'in yönetimindeki DP'nin iktidarı sırasında 1955'te gerçekleşen, 6-7 Eylül olayları da yaşandı. 27 Mayıs sabahı gerçekleşen darbenin kısa kronolojisi:

1 MAYIS'TA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI
1 Mayıs'taki sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerinde kalan İstanbullara rağmen, dışarıda iki protesto gösterisi düzenlendi. Başbakan Menderes, radyodan bir açıklama yaparak "Memleketimiz ne bir ihtilal karşısındadır, ne de ihtilalin sözde haklı sebepleri bu ülkede mevcuttur" dedi. Bunalımın aşılması için cumhurbaşkanının istifasını isteyen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel'e iki ay zorunlu izin verildi ve izin sonunda emekliye ayrılacağı bildirildi.5 Mayıs'ta Ankara Kızılay Meydanı'nda üniversite gençliği büyük bir protesto gösterisi düzenledi. Göstericilere hitap etmek isteyen Menderes itilip kakıldı.

İSMET İNÖNÜ DARBE ÇAĞRISI YAPTI

6 Mayıs'ta İsmet İnönü NATO ülkeleri gazetecileriyle bir basın toplantısı düzenledi ve serbest seçimle iktidarın değişmesini istedi. Bu sırada gezilerine devam eden Adnan Menderes 15 Mayıs'ta İzmir'de, 17 Mayıs'ta Manisa'da konuştu.21 Mayıs'ta Harp Okulu öğrencileri sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bunun üzerine, Menderes, Yunanistan gezisini iptal etti.22 Mayıs'ta Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı haberleşmeye sansür koydu. Gece 20:00'den sabah 05:00'e kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi.24 Mayıs günü muhalefet meclisi terk etti ve mecliste konuşmalar yasaklandı.Ülkenin içinde bulunduğu durumu açıklamak için yurt genelinde gezilere çıkan Menderes, 25 Mayıs'ta Eskişehir'de bir açıklama yaptı. Tahkikat Komisyonu'nun üç ay sürecek çalışmasını kısa sürede bitireceğini belirtti. Tahkikat Komisyonu, Nisan 1960'da oluşturuldu ve mecliste İsmet İnönü'nün kuvvetli tepkisiyle karşılaştı.

GENELKURMAY BAŞKANI SORGULANDI
Komisyon üyeleri, askeri adli amirler ile sorgu ve sulh hakimlerine verilen yetkilerin tamamına sahip olarak, soruşturmanın yürütülmesi için her türlü yayını yasaklama hakkına sahipti. Soruşturmaya itiraz edenlerin hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngören komisyon, Menderes'in çalışmalarını erken bitireceğini açıkladığı komisyon. (Aynı komisyon üyeleri, darbe sonrası Bakanlar kurulu üyeleriyle birlikte Harp Okulu'na götürüldü. Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun da gözetim alındı.)27 Mayıs günü Menderes Kütahya yolunda tutuklandı ve Ankara'ya getirildi.

ORDU YÖNETİME EL KOYDU
27 Mayıs saat 04:36'da Ankara Radyosu'ndan yapılan bir anonsla ordunun yönetime el koyduğu bildirildi. Başlangıçta kısa bir süre belirsizlik olsa da, bir süre sonra ihtilalcilerin İstanbul ve Ankara'da yönetime el koydukları anlaşıldı.Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve o sırada Eskişehir'den Kütahya'ya geçen Başbakan Menderes gözaltına alındı. Girişimin lideri ilan edilen Orgeneral Cemal Gürsel, saat 16:00'da radyoya bir açıklamada daha bulundu ve ihtilal süresince meclis yerine yasama organı şeklinde çalışması için kurulan Milli Birlik Komitesi'nin üyelerini açıkladı. Yeni bir anayasa hazırlanması istedi.28 Mayıs'ta Milli Birlik Hükümeti kuruldu.
30 Mayıs'ta İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti.

YASSIADA DURUŞMALARI
Ekim 1960'ta başlayan Yassıada duruşmalarında, Demokrat Parti yöneticileri yargılanmaya başladı. 14 Ekim'de gerçekleşen ilk davada konuşan Adnan Menderes'in ardından öğleden sonra gerçekleşen celsede konuşan eski cumhurbaşkanı Celal Bayar, Afganistan kralının kendisine görevi sırasında hediye ettiği Afgan tazısını bin liraya bir iktisadi devlet teşebbüsüne neden sattığını açıkladı.Sebep olarak "çeşme yaptırmasını" gösteren Bayar'ın davası, anayasayı ihlal davasına bağlandı. Bayar ayrıca, Kurtuluş Savaşı'ndan kaçmak ve İstanbul'daki 6-7 Eylül olaylarından sorumlu tutularak, Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ve eski İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay'la birlikte yargılandı. Gizli yapılmasına karar verilen bu dava sonunda ilk celse tamamlandı.31 Ekim'deki duruşma "bebek davası"yla başladı. Eski başbakan Menderes'in soprano Aynur Aydan'la olan ilişkisinden doğan gayri meşru bebeğin, doğumdan hemen sonra ölümüyle ilgili olan davada, doktorlar çocuğun erken doğduğu için yaşayamadığını belirtti. Davalar sürerken Milli Birlik komitesi tasfiye edildi ve İkinci Gürsel Hükümeti kuruldu.

İDAM KARARLARI
Bu sırada Yassıada duruşmalarına, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı İnönü'ye Topkapı olayları sırasında düzenlenen suikast girişimi davasıyla devam edildi. Dava sonunda, anayasa ihlaliyle suçlanan Celal Bayar ve Adnan Menderes'in de aralarında bulunduğu 15 kişinin idamı istendi. Duruşmalar sırasında kalp krizi geçiren Lütfi Kırdar öldü.14 Ekim 1960'ta başlayan Yassıada davaları, 15 Eylül 1961'de karara bağlandı ve toplam 19 dosyada toplanan davalar anayasayı ihlal davasıyla birleştirildi. 592 sanıktan 288'i için idam istendi. 15 sanık idam cezası alırken, 31'i müebbetle cezalandırıldı. 418 sanıkta çeşitli cezalara çarptırıldı. Menderes, intihara kalkıştı. Cezaları onaylanan Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül günü sabaha karşı idam edildi. 17 Eylül'de, de Adnan Menderes İmralı adasında idam edildi.İdamların ardından, Ekim ayında seçimler yapılır ve ordu müdahalesiyle Cemal Gürsel cumhurbaşkanı seçilir. Kasım ayında da, CHP-AP koalisyonu kurulur. Böylelikle on yıl boyunca iktidarda kalan Demokrat Parti'li Menderes yönetimi, Türkiye tarihinin ilk askeri müdahalesi sayılan 27 Mayıs ihtilaliyle devrilmiş olur. İdam kararları tarihe, Türkiye demokrasinin bir utancı olarak geçerken, İngiltere Kraliçesi ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Kennedy'in idamları önleme çabaları da sonuçsuz kalır.

 

Erdoğan: Aşkıma yeniden döndüm

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 979 gün sonra kurucusu olduğu AK Parti'ye imzayı atarak yeniden üye oldu. Erdoğan, "27 Ağustos 2014 tarihinde milletimiz tarafından cumhurbaşkanlığı görevine seçilmem sebebiyle anayasa gereği ayrılmak zorunda kaldığım, kurucusu olduğum partime, yuvama, sevdama, aşkıma bugün yeniden dönüyorum" dedi.

erdoğan geri döndü ile ilgili görsel sonucu

ERDOĞAN: KURUCUSU OLDUĞUM YUVAMA YENİDEN DÖNÜYORUM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan'da halk oylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliği ile "Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir" kuralının kaldırılmasının ardından bugün parti genel merkezinde düzenlenen törenle AK Parti'ye üye oldu. Partili Cumhurbaşkanlığı dönemi de resmen başlamış oldu.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;

AK Partimizin saygıdeğer mensupları, kurucular kurulumuzun MKYK'nın, merkez disiplin kurulumuzun kıymetli üyeleri, çok değerli kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum.

27 Ağustos 2014 tarihinde milletimiz tarafından Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmem sebebiyle ayrılmak zorunda kaldığım, kurucusu olduğum partime, yuvama, sevdama, aşkıma bugün yeniden dönüyorum. Tam 979 gün sonra bu hasret sona eriyor. Bugün burada bir kez daha selamun aleyküm diyerek heyetinizin içine tekrar dahil oluyorum.

"BU AYRILIK SADECE RESMİ BİR AYRILIKTI"

Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının parti üyesi yasağının kaldırılmasını, böyle bir imkanı en güzel şekilde şu anda değerlendiriyor ve partime yeniden üye oluyorum. Bu ayrılık aslında sadece bir resmi ayrılıktı. Aramızdaki mesafe mevzuat gereği olan bir mesafeydi. Gönlümüz hep beraber oldu, hep beraber. Gönüllere sınır çizmek mümkün değildir. Biz hep "Bu hududu kimler çizmiş gönlüme, dar geliyor gardaşım" dedik ve bugüne geldik.

"BİZ YOLA MİLLETİMİZLE BİRLİKTE ÇIKMIŞTIK"

AK Parti asırlar öncesinden başlamış kutlu bir davanın mirasını omuzlarında taşıyan bir partidir demiştim o gün. Ayrılığımızın sona eriyor olması beni asıl bu bakımdan heyecanlandırıyor. Bu kutlu yürüyüşü önümüzdeki dönemde hep birlikte daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz. Buna inancım tam. Biz yola milletimizle birlikte çıkmıştık. Bugüne kadar hangi sorunun üstesinden gelebilmişsek milletimizin duası sayesinde gelebilmişizdir.

Yeri geldi biz gövdemizi siper ettik, yeri geldi milletimiz bizim için gövdesini sipet ettik. 15 Temmuz bunun çok açık net bir ispatıydı. Bazıları sanıyor ki mesele şahsımızdır, partimizdir. Halbuki mesele milletimizdir, devletimizin ta kendisidir. Mesele bağımsızlığımızdır. Biz de milletimiz de bu gerçeği çok iyi biliyor. Bu anlayışla gecemizi gündüzümüze katarak her alanda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz.

"ELBETTE BİZİM BİR DEĞERLER DÜNYAMIZ VAR"

Elbette bizim bir değerler dünyamız var ama hizmetlerimizde asla bir ayrımcılık yapmadık, yapmıyoruz, yapmayacağız. Sözümün muhatabı, bize kulak verenlerdir ama icraatlarımız herkes içindir. Bu ülkede ikinci sınıf vatandaş yoktur. Teröre, ihanete, bozgunculuğa sapmayan her insanımızın başımızın üzerinde yeri var.

Ben değerli kardeşlerime bundan sonra yükümüzün daha da ağır olduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Milletmizle aramızda varolan muhabbete baksalar, geçtiğimiz 15 yılın sırrını da çözecekler. Literatürümüze, 'AK Parti tarz-ı siyaseti' diye bir kavramı kazandırdığımıza inanıyorum.

"GELMEM DİYEN KİM VARSA, BEŞTEPE'NİN YOLUNU ÖĞRENDİ"

Davetlerimize iştirak etmemekten, Meclis'te ayağa kalkmamaya kadar akıllara gelen her türlü direnişi sergilediler. Beştepe'deki Külliyemiz üzerinden şahsımızı ve partimizi yıpratmaya yönelik ahlaksızlıkları sergilediler. Milletimizin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne sahip çıkması karşısında bu tavırları sergileyenler de kendilerine çeki düzen vermek zorunda kaldılar. Gelmem diyen kim varsa, sonunda birgün Beştepe'nin yolunu öğrendi.

Kürt kardeşlerimizi sokağa çağıran siyaseti partinin ihanet derecesindeki sorumsuzluğu çok sayıda kardeşimizin canına maloldu. Yasin Börü'nün de aralarında olduğu 50'ye yakın vatandaşımız sokaklarda alçakça katledildi. Bunun bedelini de milletimiz onlara ödetti.

Bir yandan ana muhalefetin iddiaları, diğer yandan terör eylemleri gölgesinde 7 Haziran seçimlerini yaşadık. 2002'den bu yana ilk defa istikrarı kaybetme tehlikesini yaşadık. Birlikte oluşturamamaları ülkemizi yıkıcı bir eşiğe getirdi. Ülkemizi bu siyasi krizden sağ salim çıkarıp 1 Kasım seçimlerine ulaştırdık.

Bir süredir sinsi şekilde yürütülen terör eylemlerinin artmasıdır. Ceylanpınar'da 2 polisimizin uyurken şehit edilmeleri bizim için bardağı taşıran son damla olmuştur. Çukur eylemleri de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Hamdolsun bu imtihanların hepsinden de alnımzın akıyla çıktık. Türkiye AK Parti iktidarlarının istikrar ve güven iklimine yeniden kavuştu.

Bölücü terör örgütünü açtığı çukurlara gömdük. Suriye'den sınırlarımıza yönelen tehdidi de ortadan kaldırmak için operasyonların sn aşamısına geldik. FETÖ'nün tasfiyesi konusunda ciddi ilerlemeler kaydettik. Bu aşamada Türkiye tariginin en büyük ihanet teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı.

15 Temmuz darbe girişimi Türk milletine karşı yapılmış en büyük saldırılardan bir tanesidir. O gece nasıl bir ihanetle başlamışsa ertesi gün de büyük bir kahramanlık ile nihayete ermiştir. 29 gün sabahlara kadar bu millet 81 vilayette uyumadı. Başarısızlığa uğrattığımız bu darbe girişimi hepimiz için başka hiçbir şekilde elde edemeyeceğimiz dersler içermektedir. Başımıza neler gelecebileceğini 15 Temmuz'da hep birlikte gördük.

Öyle veya böyle bir gerçeği bilelim ki takiyyenin bu kadar başarılı yapıldığı bir başka örgüt yoktur. Bizim burada artık, şu ne dedi, bu ne dedi, buna bakamayız. Yargı, hukuk çalışmaktadır. Önünüze gelip gözyaşı dökenler de olabilir. Acırsak acınacak hale gelebiliriz. Uygulamaları gördük, yaşananları gördük. Bu millete karşı böyle bir darbe girişiminin dünyada emsali yok. Pensilvanya'daki terörist başı oradan 170 ülkeyi yönettiğini ifade ediyor. Sadece Amerika'daki okullarda şu an itibariyle 75 bine yakın öğrencinin eğitimi ve bir kaynak var. Bu kaynak Amerika'daki devlet ödemesinden geliyor. Bütün bu soru işaretlerinin cevabını bulmamız gerekiyor.

"BUGÜNE KADAR AÇMADIĞINIZ FASILLARI AÇMAKTAN BAŞKA ÇARENİZ YOK"

Almanya'daki gelişmeler felaket, orada her türlü destek onlara veriliyor. Bir de PKK'ya veriliyor. Bunlar güçlenen Türkiye'nin önünü kesmek için veriliyor. Benim bir bakanım uçuş izini alıp Avrupa'ya gidemiyorsa benim bu sorunun cevbını almam lazım. Bundan sonra bugüne kadar açmadığınız fasılları açmaktan başka çareniz yok. Açmazsanız güle güle.

İlk adımı Türkiye'nin atması gerekir, OHAL kalkması gerekir, geçin bunları geçin. Sen önce git Fransa'daki OHAL'i kaldır. Biz bu terörle mücadeleyi neyle vereceğiz.

"SÖZÜNÜZÜ TUTACAKSINIZ, AKSİ TAKDİRDE..."

Bizde darbe teşebbüsü var, 249 şehidimiz var biz OHAL ilan edemeyeceğiz, beyefendilerden izin alacağız. Böyle bir şey olabilir mi? Önce fasılları halledeceksiniz, sözünüzü tutacaksınız. Aksi takdirde sizinle görüşecek bir şeyimiz kalmadı.

Fırat Kalkanı Harekatı, TSK'nın başarılarla dolu, istihbarat teşkilatımızın başarılarla dolu bir sürecidir. DEAŞ oradan defedilmiştir. Ardından Rai, Bab, Dabık'tan DEAŞ atılmıştır ve sırada Münbiç ve Rakka var. Burada hedef başta Amerika olmak üzere koalisyon ile, ne yaparız? Temenni ederim ki oradan hayırlı bir netice ile döneriz. 16'sında da Amerika ziyaretim var. Buralardan yeni bir süreci başlatabilirsek inşallah Suriye'de yeni bir dönemin adımları atılmış olur. Bir de FETÖ'nün, PKK, DEAŞ'ın ortak amaçlarına karşı biz ulusal ve uluslararası bazda ne yapacağız. Amaç bu ülkeyi bölmektir. Buna karşı biz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz. Bu 4 temel ilke bizim için çok önemli.

"SEVGİLİLER SEVGİLİSİNİN DAVETİNE HERKES İCABET ETTİ Mİ?"

Biz milletimizi parçalamak isteyenlere karşı milletimizin birliğini ne yapıp yapıp sağlamamız lazım. 16 Nisan'da çok çalıştınız. 81 vilayette bu çalışmayı tek millet ile taçlandırmak lazım. Bunu başarmak bizim görevimizdir. Kucaklıyoruz, kucaklayacağız.

Sevgililer sevgilisinin davetine herkes icabet etti mi? Etmedi. Biz kimiz ki. Gelen gelir, gelmeyene söyleyecek bir şeyimiz yok.

"KİMSE AK PARTİ'Yİ BÖLÜCÜ OLARAK DEĞERLENDİREMEZ"

Kimse AK Parti'yi bölücü olarak değerlendiremez. Batının uşakları Diyarbakır'ı dolaşıp Türkiye'de bölücülük var diyebilirler. Asıl bölücülük ayrımcılık onlarda. İsvire'de parlamentonun önüne dev bir pankart asmışlardır, şakağıma silah dayamışlardı. Şimdi Zürih Başkonsolosluğumuza saldırdılar. Biz müsaade eder miyiz? Asla. Bugüne kadar da etmedik. Biz onların hepsini emanet olarak gördük, karşılığını ne yazık ki aynı şekilde göremedik.

Tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti'nden başka devlet anlayışımız yok. 15 Temmuz gecesi milyonlarca insan, bayrağın indirilemeyeceğini, ezanın söndürülemeyeceğini söylerken bizim üzerimizdeki sorumluluğu da artırmıştır.

Darbeler, muhtıralar, kaoslar içinde geçen uzun dönemi kimsenin dikensiz gül bahçesi gibi göstermeye hakkı yoktur. 367 garabeti amaçlananın tam tersi bir sürecin başlamasına neden olmuştur. Bu kararın verildiği gün Türkiye'de yönetim sisteminin fiilen değiştiği gündür aslında. Dünyanın hiçbir yerinde her ikisi de halk tarafından seçilen iki yönetici yoktur.

Halk oylaması kampanyası boyunca dilimizin döndüğünce bu sistemin ne olduğunu milletimize anlatmaya çalıştık. 16 Nisan'da demokratik haklarını kullanan 50 milyon vatandaşımıza teşekkür ediyorum. Dünyada bu işin benzeri yok. Yüzde 85'in üzerinde katılım. Hayır diyenlere de demokratik haklarını kullanma yolunda gayret sarfettikleri için onlara da teşekkür ediyorum. Bizim onlara şükranımız en azından onların da Evet diyenlere şükranının gerektirir.

"YÜZDE 51,4 AK PARTİ, YÜZDE 48,8 CHP OYU DEĞİLDİR"

Yüzde 51.4 bir AK Parti oyu değildir. Yüzde 48.6 da bir CHP oyu değildir. Kimse kimseyi aldatmasın. Önümüzde yerel seçimler var. Parlamento ve başkanlık seçimi var. Orada her şey daha net ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla Türkiye'de başvurulması gereken her yere başvuranlar, YSK biz biliriz ki nihai merciidir. Sen AYM diyorsun, oradan da umudunu kesiyorsun şimdi de AİHM'e gidiyorsun. AİMH'in böyle bir görevi yok, bu ülkenin seçimle ilgili iç işlerine karışma yetkisi yok. Sabırlı ol, milletin gönlüne gir.

Artık 16 Nisan geride kalmıştır. Bundan sonra planlarımızı 2019 seçimlerine göre yapmak zorundayız. Bizim hiçbir terör örgütüne karşı müsamaha gösterme hakkımız yoktur. Bu ülkenin tek bir kuruşunu dahi çarçur etme hakkımız yoktur.

"BU FAKİR MAHCUP OLMAK İSTEMİYOR"

"Artık 16 Nisan geride kalmıştır. Bundan sonra planlarımızı 2019 seçimlerine göre yapmak zorundayız. Bizim hiçbir terör örgütüne karşı müsamaha gösterme hakkımız yoktur. Bu ülkenin tek bir kuruşunu dahi çarçur etme hakkımız yoktur. Burada belediye başkanlarımız yok ama bizim hizmetimizde şuna dikkat etmemiz gerekir, hizmet gereklidir ama hizmet yeterli değildir. Aslolan yeterli olanı yapmaktır. Yeterli olan halkımızın gönlüne girmek, gönlünü kazanmaktır. Aksi takdirde şehitlerimize, gazilerimize, evlatlarımıza mahcup oluruz. Bu fakir mahcup olmak istemiyor. Öyleyse çalışacağız. Daha çok insana çalışacağız. Bizi tanımamış olana kendimizi tanıtacağız."

"BİZİ GÖRÜNCE EV SAHİBESİ ŞAŞIRDILAR"

"Bir gece geç kaldık, Ani Harebeleri'ni dolaştık, Recep Akdağ Bey ile beraberdik. Çat kapı yaptık, bizi görünce ev sahibesi şaşırdılar. Evin beyi yok mu dedik, bey sürülerle beraber dedi. Bize ikram edebileceğin bir şeyin var mı? Tandır hazır, peynir, petek bal, hemen onlar geldi, çay geldi. Bu arada da beyini arıyor. Bey bey diyor, başbakanım bizde diyor. O da iyi bakın ha diyor. Verdi telefonu bize, dedim yakın uzak neredesin. Uzaktayım dedi. Sen dedim hiç yorulma, bize hanımefendi burada gerekli ikramı yapıyor. Oradan çıktı. Muhabbet güzeldi. Şehre gelmeden bir kapıyı daha çalalım dedimk. Bir çat kapı daha yaptık ve hemen kahve ikramı için evin gelinine ev sahibesi talimat verdi, kızımız da kahveyi getiriken düşürdü ve eli kesildi. Ben de Recep dedim, al hastaneye götür. O zaman da hastane yeni yaptığımız hastanelerden bir tanesi. İkramlarını yine bize yaptılar. Bu insanlar bizim insanlarımız. Ben onlar, Kürt müdür, Zaza mıdır, bilmiyorum. Çat kapı yaptık. Bizim bu anlayışı yaygınlaştırmamız lazım. Durmayacağız, çat kapı yapacağız. Parası pulu olanın zaten her şeyi var. Buradaki samimiyet orada yok. Onun için de biz çat kapı yapalım gidelim. Bu bambaşka bir heyecan ve zevk. Bizi yanlış bilene de doğrusunu anlatalım. Gençlere ve kadınlara özel önem vereceğiz. Ben de hanımlarımıza teşekkür ediyorum, Binali Bey'den geri kalmayalım. Bizim kardeşliğimiz rüzgara göre yön değiştirmez, bizim kardeşliğimiz ahiret kardeşliğidir. Dava adamlığı da kolay değildir. Üstad ne diyor; "Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük"

"BU PARTİYE SIRTINI ÇEVİREN KİMSE İFLAH OLMADI"

"Hiçbir şey hesap etmeden çıktığımız yol bizi buraya getirdi. Elbette bu ağır yolu çekemeyenleri ademe bırakıyoruz. Elbette bu partiye sırtını çeviren kimse iflah da olmadı. Bundan sonraki çalışmalarımızda saflarımızı daha da sıklaştırarak yolumuza devam edeceğiz. Olağanüstü kongre sürecini fırsat bilerek güçlenmeyi kararlı bir şekilde sürdürmeliriz. Yolumuz uzun, vazifemiz ağırdır. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin. Mevlam bize güç, kuvvet versin. Rabbim yol arkadaşlığımızı daim etsin."

 


Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 1 Mayıs mesajı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili bir mesaj yayınladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 1 Mayıs mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün barış ve kardeşliğin egemen olduğu, provokasyonlardan uzak bir bayram havasında kutlanması temennisiyle, tüm  vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum" dedi.

1 MAYIS DEMOKRATİK HAK ARAYIŞININ SİMGESİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile ilgili bir mesaj yayınladı. Ülkemizin büyümesi, ilerlemesi ve hedeflerine ulaşmasında, emek ve alın terleriyle önemli pay sahibi olan işçi ve emekçi kardeşlerimizin, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü" tebrik ediyorum" ifadesiyle başlayan mesajda Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı: Tüm dünyada birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü olarak kutlanan, işçi ve emekçi kardeşlerimizin demokratik ve barışçı yollarla hak arayışlarının simgesi olan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününün, çalışanların sorunlarının dile getirilmesine ve çözüm yollarına ışık tutulmasına vesile olmasını temenni ediyorum.

"ÇALIŞMA ŞARTLARININ İYİLEŞTİRİLMESİNE ÖNEM VERİYORUZ"
Emeği, alın terini ve helal kazancı yücelten, üretimde ve paylaşımda adaleti savunan bir anlayışın temsilcileri olarak, ülkemizin mutlu ve müreffeh geleceğine yürüyüşünde çalışanlarımızın emeklerinin tam karşılığını almalarına, çalışma şartlarının iyileştirilmesine, hak ettikleri yaşam standardına kavuşmalarına büyük önem veriyoruz.

SORUNLAR DİYALOG VE UZLAŞMA İLE ÇÖZÜLMELİ
Toplumun her kesiminin görüşlerini demokratik platformlarda dile getirmesinden memnuniyet duyuyoruz. Sorunların karşılıklı diyalog ve uzlaşma içerisinde çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz. İşçi ve emekçi kardeşlerimizin, tüm toplumun desteğiyle, birlik ve beraberlik içinde sürdürülecek çalışmalara öncülük etmesini önemli görüyoruz. Bu yaklaşımın, sorunların çözümünü kolaylaştıracağı ve demokrasimizin gelişmesine önemli katkı sağlayacağı açıktır.

"PROVOKASYONLARDAN UZAK BİR BAYRAM HAVASINDA KUTLANMASI TEMENNİSİYLE"
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününün barış ve kardeşliğin egemen olduğu, provokasyonlardan uzak bir bayram havasında kutlanması temennisiyle, tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum"
DHA


Erdoğan'a Ankara'da karşılama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenboğa Havalimanı'nda halka seslendi. Erdoğan, buluşma için halkı külliyeye çağırdı. Erdoğan'ın havalimanından ayrılışı sırasında büyük bir konvoy oluştu. Güzergahı boyunca da vatandaşlar sevgi gösterilerinde bulundu.

Erdoğan'a Ankara'da karşılama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, halk oylaması sonuçlarına ilişkin, "Şimdi ben Güneydoğu'ya, Doğu'ya baktım. Gece hep onları inceledim. Devran değişti. Şimdi istikamet üzere bir gidiş var. Daha iyi olacak, buna inanıyorum. Fakat Kasım 2019'u unutmayın. Dün akşam bir işaret fişeği atıldı, Mart 2019'a ve Kasım 2019'a. Zaferler bizi sarhoş etmeyecek." dedi.

Erdoğan, dün yapılan halk oylamasında resmi olmayan sonuçlara göre sandıktan "evet" çıkmasının ardından Ankara'ya gelişinde Esenboğa Havalimanı'nda vatandaşlar tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanlığı otobüsünden vatandaşlara hitap eden Erdoğan, 16 Nisan halk oylaması zaferinin tüm millet için mübarek olmasını diledi.

"İstedik, Rabbimiz lütfetti ve dün akşam itibariyle mutluyduk, bugün mutluyuz inşallah bundan sonraki süreçte çok daha gayretli, çok daha hızlı olarak 2019 Kasımına yürüyeceğiz." diyen Erdoğan, yapılacak çok iş olduğunu belirtti.

Yedi düvele karşı verilen bir mücadele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Batı'da haçlı zihniyeti bize saldırdı, içeride uşakları saldırdı fakat yılmadık usanmadık milletçe dimdik durduk. Çünkü biz sadece Mevlamızın huzurunda, rükuda ve secdede eğilir, başka hiçbir yerde asla. Önümüzde atacağımız çok çok önemli adımlar var. Bu bir ülkenin maddi noktadaki altyapı, üstyapı yatırımlarına yönelik bir de insanımıza yönelik. İnsanımıza yönelik yatırımlarda özellikle eğitim ile ahlak ve maneviyat işin başını çekiyor. Biz hep söyledik ya, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Rabiamızı unutmayacağız."

Erdoğan, tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet için 'evet' dediklerini, milletin de şüphe duymadığı içine 'evet' dediğini ifade etti.Alandakilere, "Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'sü, Abhas'ı, Boşnak'ı, Roman'ı, Alevi'si, Sünni'si hep beraber, biz yaradılanı yaradandan ötürü sevmedik mi?" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yaradılanı yaradandan ötürü sevdiğimize göre bazı yerlerdeki ayrılık niye? Şimdi ben Güneydoğu'ya, Doğu'ya baktım. Gece hep onları inceledim. Devran değişti. Şimdi istikamet üzere bir gidiş var. Daha iyi olacak, buna inanıyorum. Fakat Kasım 2019'u unutmayın. Dün akşam bir işaret fişeği atıldı, Mart 2019'a ve Kasım 2019'a. Zaferler bizi sarhoş etmeyecek. Ama biz biliyoruz ki zafer anıtlarını ancak şehitler diker. İşte Ankaralı ne yaptı Külliye'de, Kahramankazan'da kendini ortaya koydu. Bizim aslanlarımız, yiğitlerimiz özel harekatta ne yazık ki 56 şehit verdik. Çubuk'ta aynı şeyler oldu. Türkiye genelinde 2 bin 193 gazimiz var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde vatandaşlarla bir araya geleceklerini belirterek, konuşmasını kısa tuttu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, konuşması sırasında eşi Emine Erdoğan'da eşlik etti.

Alandakilerin "İdam isteriz" sloganları üzerine Erdoğan, "Bunu hep meydanlarda söyledim. Parlamentoya inşallah gelecek, parlamentodan geçmesi halinde de ben bunu onaylarım. Çünkü bizim şehitlerimizin katillerini affetme yetkimiz yok." karşılığını verdi.

 

 


Cumhurbaşkanı Erdoğan Sincik halkına teşekkür etti

"Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığımız telefon görüşmesinde, bütün Sincikllilere teşekkür ederek selamlarını iletmemi istediler"

Referandumda yüzde 96,3 oy çıkaran Adıyaman'ın Sincik ilçe Belediye Başkanı Mehmet Korkut'u arayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sincik halkına teşekkür etti.

Adıyaman'ın resmi olmayan sonuçlara göre Sincik ilçesinde yüzde 96.3 oranla 'Evet' oyu çıktı. 2011 Genel seçimlerinde yüzde 91.57 oy oranı ile AK Parti'ye destek veren Sincik ilçesi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 95.7 oy oranı ile şampiyonluk ünvanını korumuştu. 7 Haziran 2015 Genel seçimlerinde de yüzde 90.71 oy oranı ile şampiyon olan ilçe son halk oylamasında ise açıklanacak resmi sonuçlara göre yeniden şampiyon olması bekleniyor.İHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilçede çıkan alınan yüzde 96.3 oranla 'Evet' oyu üzerine Sincik Belediye Başkanı Mehmet Korkut'u telefonla arayarak yüzde 96.3 oy oranı için teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la telefonla görüşmesi sonrası Başkan Korkut, görüşmeyi sosyal medya hesabından paylaşarak, "Sayın Cumhurbaşkanım


Erdoğan: Artık Türkiye'de patinaj olmayacak

Erdoğan: Artık Türkiyede patinaj olmayacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan zafer konuşması yaptı. Erdoğan, "Sizlerle birlikte yapacağımız çok iş var. Bu yola çıkışımızın ilk anı değil. Biz şu anda zaten yoldayız. Şimdi vites değiştirerek daha hızlı bir şekilde gideceğiz. Bunlar hep bize patinaj yaptırdılar. Artık Türkiye'de Allah'ın izniyle patinaj olmayacak." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Artık Türkiye'nin inkişafında Allah'ın izniyle patinaj olmayacak. Her anlamda, Türkiye çok daha önemli adımları, çok daha büyük adımları atmak üzere, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacak, hiç endişeniz olmasın." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, halk oylamasında "evet" çıkmasının ardından, Tarabya'daki Huber Köşkü önünde bir araya gelen vatandaşlara seslendi.
Bir, iyi, diri, kardeş ve hep birlikte Türkiye olduklarını belirten Erdoğan, "Adeta yedi düvel saldırdı. Batı'nın nasıl saldırdığını gördünüz ama bütün bunlara karşı milletim dik durdu, bölünmedi, parçalanmadı. Yurt içi, yurt dışı, işte sandıkları siz patlattınız." diye konuştu.
Vatandaşlarla beraber yapacakları çok iş olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
BU MİLLETE HİZMETKAR OLMAYA GELDİK
"Ama bilesiniz ki, bu bizim yola çıkışımızın ilk anı değil. Biz şu anda zaten yoldayız. Şimdi vites değiştirerek daha hızlı bir şekilde gideceğiz. Bunlar hep bize patinaj yaptırdılar. Artık Türkiye'de Allah'ın izniyle patinaj olmayacak. Her alanda Türkiye çok daha önemli adımları, çok daha büyük adımları atmak üzere muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacak, hiç endişeniz olmasın. Kardeşlerim, işte şurada bir saat içinde toplandınız. Bu ne muhabbettir, bu ne büyük bir aşktır, bu nasıl bir sevdadır? Bu millete hizmetkar olmaktan daha büyük bir mutluluk olabilir mi? Biz hep söyledik ya, efendi olmaya değil, bu millete hizmetkar olmaya geldik. Kardeşlerim, bugüne kadar projesi olmayanlar bizim karşımızda konuştu ama biz projelerimizle konuştuk, uygulamalarımızla konuştuk. Bundan sonra da projelerimizle yol almaya devam edeceğiz."Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın yüzde 50, yüzde 55, bazı yerlerde de yüzde 35'lerle seçim yaptığını, bugün yüzde 86 katılım ile seçim gerçekleştirdiklerini dile getirerek, "Böyle bir katılım var mı? Bunun yüzde 51 buçuğunu 'evet' aldı ve bazı televizyonlarda, aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış ya, bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın, atı alan Üsküdar'ı geçti, haberiniz yok." ifadelerini kullandı.Bundan sonra birlikte yapacakları çok iş olduğunu belirten Erdoğan, bu işin iki safhasından ilkinin parlamento olduğunu söyledi.Anayasa Komisyonunda pet şişelerin fırlatıldığını anımsatan Erdoğan, "Engellemek istediler, başaramadılar. Genel Kurula geldi, Genel Kurulda ne oldu? Hamdolsun, 339 ile Parlamentodan geçti, AK Parti ve MHP'nin milletvekillerinin dayanışmasıyla. Tabii, ben buradan öncelikle Sayın Yıldırım'a ve Sayın Bahçeli'ye özellikle teşekkür ediyorum. Dik durdular, gruplarına sahip çıktılar ve böylece Meclis'ten geçti." dedi.
Erdoğan, "Şimdi sıra millette" dediklerine dikkati çekerek, "Milletimiz de burada el ele verdi." şeklinde konuştu.
Halk oylamasını sonuçlarının hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Ne kadar güzel değil mi? Her şey yerini buluyor. 'Sıra millette.' dedik. Millet de görevini yaptı mı? Millete sopa gösterilmez. Gösterenler cevabını sandıkta aldı mı? Şimdi ben diyorum ki; AK Parti'ye gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisine gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum. Büyük Birlik Partisine gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum. Özellikle Güneydoğu'da HÜDAPAR'a gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum." diye konuştu.
Güneydoğu'da çok ciddi değişim ve dönüşüm yaşandığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"İnşallah bundan sonrası daha da iyi olacak. Fakat bu demek değildir ki, diğer siyasi partilere gönül verenlerden destek gelmedi. İnanıyorum ki onlardan da geldi ve böylece bu neticeyi yakaladık. Ama şimdi bundan sonra dedim ya vites büyüteceğiz ve yola öyle devam edeceğiz. İşimiz çok. Yapacağımız çok şey var bu ülkede."İDAM TALEBİ
Katılımcıların "İdam isteriz" talepleri üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
"Hemen bu konuyu Sayın Başbakan'la, Sayın Bahçeli ile de görüşeceğim. 'Meydanlarda hep bununla karşılaştım.' diyeceğim. Zaten Sayın Bahçeli 'Ben desteklerim.' dedi. Sayın Yıldırım aynı şekilde... Fakat Kılıçdaroğlu da destekleyeceğini söylemişti. Eğer gerçekten destekler de önüme gelirse, ben bunu onaylarım. Desteklemedi, o zaman yapacağımız şey ne? Bir halk oylaması da onun için yaparız. Hiç endişe etmeyin, şimdi diyorum ki atmamız gereken adım, bugüne kadar hakikaten çok dik durdunuz. Siz 15 Temmuz'da adeta bir diriliş destanı yazdınız. Şu Borsa İstanbul'da şehidimiz oldu, gazilerimiz oldu ama siz yılmadınız kararlı bir şekilde yürüdünüz. Onun için Sarıyer hakikaten farklı bir diriliş hareketine imza attı ama dün Sarıyer Meydanı'nda ne dedim; 'Şu kalabalık bir işaret fişeğidir.' Anladınız mı ne demek istediğimi? Ona göre çok çalışacağız, çok çalışacağız ve işaret fişeğinin gereğini de halledeceğiz. Kardeşlerim ben bu muhabbetinize, bu sevginize gerçekten aynı karşılığı verememenin mahzunluğu içerisindeyim. Ama şunu unutmuyoruz; ne diyoruz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?""Bitmedi, az önce siz söylediniz şimdi beraber söyleyelim bakalım." diyen Erdoğan, "Beraber yürüdük biz bu yollarda" şarkısının sözlerini vatandaşlarla birlikte söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kısıklı'daki konutunun önünde bekleyen vatandaşlara da sevgilerini iletti.

 

Referandum zaferinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk açıklama
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "16 Nisan, 'evet' veya 'hayır' diyen herkesin, 80 milyon nüfusu, 81 vilayeti, 780 bin kilometrekare toprağıyla tüm Türkiye'nin zaferidir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da bu zaferin önemli bir parçasıdır." dedi.

REFERANDUM ZAFERİNİN ARDINDAN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN İLK AÇIKLAMA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halk oylaması sonuçlarına ilişkin Tarabya'daki Huber Köşkü'nde açıklamalarda bulundu.Erdoğan, sonuçlara ilişkin şunları kaydetti:"Bugün yapılan anayasa değişikliği halk oylaması sonuçlarının, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum."
"İRADESİNE SAHİP ÇIKAN MİLLETİMİZE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM"
Resmi olmayan sonuçlara göre, yaklaşık 25 milyon 'evet' oyuyla ve 1 milyon 300 bin farkla anayasa değişikliğinin kabul edildiğini belirten Erdoğan,"Milletimiz bir kez daha gerçekten çok çok müstesna farklı bir olgunluk içerisinde sandık başına gitmiş, hür iradesiyle TBMM tarafından kabul edilen anayasa değişikliği konusundaki görüşünü ifade etmiştir. Öncelikle oyunun rengi ne olursa olsun sandık başına giderek iradesine sahip çıkan milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum." dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bugün 200 yıllık kadim bir tartışma konusunda tarihi bir karar verdiğini vurgulayarak, "Bu karar sıradan bir olay değildir. Çok ciddi bir yönetim sistemi üzerindeki değişim, dönüşüm kararının verildiği gündür bugün." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE, HER TÜRLÜ SORUNU, SIKINTIYI, KRİZİ AŞABİLECEK GÜÇTE VE KABİLİYETTEDİR"
16 Nisan halk oylamasının, Türk milletinin geleceğine sahip çıktığının önemli bir göstergesi olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:"Türkiye, demokrasisine, milletin tercihlerine, sandığına sahip çıktığı sürece Allah'ın izniyle önümüze çıkan her türlü sorunu, sıkıntıyı, krizi aşabilecek güçte ve kabiliyettedir. Bunun son örneğini 15 Temmuz darbe girişiminde açık, net olarak gördük."Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Gerek halk oylaması sürecinde gerekse sandık başında tercihini 'evet' yönünde ortaya koyan herkese, şahsıma gösterdikleri güven ve teveccüh için ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Bu iradenin 'evet' yönünde çıkmış olması, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin milletimiz tarafından kabul gördüğünü ifade etmesi bakımından bizim için ayrıca değerlidir. 16 Nisan, 'evet' veya 'hayır' diyen herkesin, 80 milyon nüfusu, 81 vilayeti, 780 bin kilometrekare toprağıyla tüm Türkiye'nin zaferidir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da bu zaferin önemli bir parçasıdır."
"TÜRKİYE TARİHİNDE İLK DEFA BÖYLESİNE ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİME KARAR VERMİŞTİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anayasa değişikliğinin herhangi bir değişikliği olmadığını anımsatarak, "Bu farklıdır ve bu çok çok anlamlıdır. Türkiye tarihinde ilk defa TBMM'nin ve milletimizin iradesiyle böylesine önemli bir değişime milletimiz karar vermiştir. Geçmişte anayasalarımızın ve onunla biçimlenen yönetim sistemimizin belirlenmesi ya Kurtuluş Savaşımız ve sonrası gibi olağanüstü şartlarda veya darbe dönemlerinde olmuştur. Cumhuriyet tarihimizde ilk defa tamamen sivil siyaset eliyle yönetim sistemimizi değiştiriyoruz. Bu bakımdan çok çok önemli." dedi.
"BU SONUÇLAR, YENİ BİR DÖNEMİN MÜJDECİSİ OLACAKTIR"
7Verilen her oyun önemli olduğunu ancak Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki oyların ayrıca önemi olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları aktardı:"Partilerin halk oylamasındaki pozisyonlarını dikkate aldığımızda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki tüm illerde 10 ila 20 puanlık artışlar olduğunu görüyoruz. İnşallah bu sonuçlar, ülkemizin önünde yeni bir dönemin başladığının da müjdecisi olacaktır."Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle birlikte yürütme, yasama ve yargı erkleri arasındaki ilişkilerin birbirlerinden tamamen ayrıldığını belirten Erdoğan, "Bu üç organ, kendi alanlarında yapacakları çalışmalarla aynı ortak hedefe, yani tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet amacı doğrultusunda hizmet verecektir." ifadelerini kullandı.
ahaber
 

Başbakan Yıldırım beklenen balkon konuşmasını yaptı
Başbakan Binali Yıldırım referandum zaferinin ardından yaptığı balkon konuşmasında birlik mesajı vererek 'Kazanan Türkiye'dir kazanan aziz milletimdir' ifadelerini kullandı.

Binali Yıldırım'dan son dakika referandum açıklaması

Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi halk oylaması sonuçlarının açıklanmasının ardından parti genel merkezinde balkon konuşması yaptı.Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından satırbaşları:
Halk oylamasının güvenliğini sağlayan bütün güvenlik teşkilatımıza ve bütün kamu görevlilerine milletim adına teşekkür ediyorum. Sandık görevlilerine, müşahitlere teşekkür ediyorum. Demokrasi tarihimizde milletin kendi kararıyla verdiği bir seçimdir. Demokrasi tarihimizde bu oylama ile yeni bi sayfa açılmıştır. Herkes emin olsun ki çıkan bu sonucu halkımızın refahı huzuru için en güzel şekilde değerlendireceğzi.
Teşekkürler Türkiye teşekkürler aziz milletim.
Kurucu genel başkanımız liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ediyorum. Kendisini buradan defalarca bu balkon konuşmasını yaptığı yerden sevgi ile saygı ile bütün teşkilatım adına selamlıyorum.Bizi bir an olsun yalnız bırakmayan siz yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. MHP lideri Sayın Bahçeli ve partisinin bütün teşkilatlarına teşekkür ediyorum. Ayrıca bu süreçte diğer partilerimize de halk oylaması sürecinde yaptıkları olumlu katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyorum.
SON SÖZÜ MİLLET SÖYLEDİ
Birliğimizi beraberliğimizi koruyacağız. Demokrasimizin güzelliği de budur. Farklı fikirlere sahip olmak, hiç bir şekilde birbirine üstünlük sağlamak demek değildir. Meydanlarda farklı şeyler söyledik, millete farklı şeyler anlattık ama son sözü millet söledi 'Evet' dedi noktayı koydu.
MİLLETİMİZ TERÖR ÖRGÜTLERİNE EN GÜZEL CEVABI SANDIKTA VERMİŞTİR
Halkın iradesi nasıl tecelli ederse o sonuç başımızın tacıdır dedik. Halkımız seçimini yapmış Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine olur vermiştir. Bu ülke bu millet artık hiç bir vesayete hiç bir harici müdahaleye hiç bir tehdide boyun eğmeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Bu seçimlerle 15 Temmuz alçak girişimini yapan terör örgütüne bölücü terör örgütüne Türkiye'ye düşmanlık yapan dış mihraklara en güzel cevabı milletimiz vermiştir. Bu seçimler Türk demokrasisinin olgunluk düzeyini bütün dünyaya göstermiştir.
Bu halk oylamasının kaybedeni yoktur, kazanan Türkiye'dir kazanan aziz milletimdir. Şimdi artık dayanışma bir olma beraber olma birlikte Türkiye olma zamanıdır. Sandıktan evet çıktığı için mutluyuz. Milletin iradesi ile aynı noktada olmak büyük bir şereftir. Demokratik olgunluğumuzu bize yakışan vakarla anlatmaya devam edeceğiz. Bizim nezdimizde öteki yoktur beriki yoktur. Kimsenin kalbi kırık olmasın.
BUGÜN MİLLET KAZANDI, DEMOKRASİ KAZANDI
Türkiye'ye müdahil olmak isteyenler bugün bir mahcubiyeti yaşamışlardır. onların dediği değil milletin dediği oldu. Şimdi önümüze bakacağız, işimize bakacağız şimdi milletimizin aydınlık yarınları için uzak ufuklara bakacağız. 2019 seçimlerine kadar gerekli hazırlıkları yapıp çalışarak yeni yönetim sistemini yapılacak ilk genel seçimde hayata geçireceğiz. Bugün demokrasi kazandı bugün millet kazandı bugün hukuk devleti kazandı bugün yurt içinde yurt dışında yaşayan 83 milyon vatandaşımız kazandı.
BİRLİKTE TÜRKİYE'YİZ
Türkiye'yi terörden arınmış birliğini beraberliğini kardeşliğini sağlamlaştırmış örnek ülkeler arasına inşallah birlikte sokacağız. Demokrasi ve hukuk devletimizi daha da sağlam temellere oturtacağız. Bütün vatandaşlarımızın hakkını hukukunu gözümzü gibi koruyacağız. Bu halk oylamasında hayır diyenler de evet diyenler de birdir ve değerlidir. Tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum hepsini sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Biz birlikte Türkiye'yiz.
SONSUZ TEŞEKKÜR EDİYORUM
Beni süreçte yalnız bırakmayan değerli aileme de çok teşekkür ederim. Yol arkadaşlarıma, gençlik teşkilatıma, kadın teşkilatlarımıza bütün AK Parti teşkilatlarına ve milletime sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

 


Bahçeli'den referandum sonucu için ilk değerlendirme
"EVET" zaferinin ardından yazılı açıklama yapan MHP Lideri "Yeni bir döneme girildi" dedi.

Bahçeli'den referandum sonucu için ilk değerlendirme

EVET" zaferinin ardından yazılı açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; "Yeni bir döneme girildi. Samimiyetle mücadele ettik, kazandık." dedi:
"İNKARI İMKANSIZ BİR KAZANIMDIR"
"Aziz milletimiz büyük bir olgunluk içinde sandık başına gitmiş ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesine hür iradesiyle onay vermiştir. Bu, çok önemli bir başarı, ihmal ve inkarı imkansız bir kazanımdır."

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 3 parti liderine tebrik
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, 'Evet' cephesinde birleşen 3 parti liderine tebrik telefonu...

recep tayyip erdoğan ile ilgili görsel sonucu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, halk oylamasının netleşmesinin akabinde AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici aradı.Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandumda sonucun
netleşmesinin ardından Yıldırım, Bahçeli ve Destici'yi telefonla aradı.
Yıldırım, Bahçeli ve Destici'ye kampanya çalışmalarından ve alınan neticeden dolayı tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iradesini sandığa yansıtan millete müteşekkir olduğunu da ifade etti.
Ayrıca Erdoğan, halk oylaması sonucunun millete ve ülkeye hayırlı uğurlu olmasını diledi.
Cumhurbaşkanlığı kaynakları, birçok dünya liderinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tebrik mesajları geldiğini de bildirdi.
AA

“Bir daha 28 Şubatlar yaşanmasın diye ‘evet’ diyeceğiz”
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrencilerin düzenlediği konferansa katıldı. Burada referandumla ilgili konuşan Bakan Kaya, "Bir daha 28 Şubatlar yaşanmasın diye ‘evet' diyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi' ile ilgili görsel sonucu

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrencilerin düzenlediği konferansa katıldı. Burada referandumla ilgili konuşan Bakan Kaya, "Bir daha 28 Şubatlar yaşanmasın diye ‘evet' diyeceğiz" ifadelerini kullandı. 
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri düzenledikleri programa Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'yı davet etti. Programa katılan Bakan Kaya, üniversiteli gençlerle 16 Nisan Referandumunu konuştu. Konferans sonrası Bakan Kaya öğrencilerin arasına geçerek üniversite sıralarına oturdu.
"BİR DAHA 28 ŞUBATLAR YAŞANMASIN DİYE ‘EVET' DİYECEĞİZ"
Öğrencilerin 28 Şubat'a ilişkin soru sorması üzerine Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, "Bir daha 28 Şubatlar yaşanmasın diye ‘evet' diyeceğiz. 16 Nisan'da hep birlikte vesayete son vereceğiz. Bin yıl sürecek dedikleri 28 Şubat'ı hep birlikte yaşadık. Sizler belki o zaman çok küçüktünüz ama benim ablam İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölüm birincisi olmasına rağmen başörtüsünden dolayı atılan öğrencilerden birisi. Bugün çok şükür başörtüsü ile kızlarımız başı örtülü başı açık ayrım yapılmaksızın üniversite sıralarında hem öğrenci hem akademisyen olarak görev yapıyor. Ben de bir ablanız olarak başörtülü bir kadın bakanım. Bu benim için büyük bir onur meselesi. Gece gündüz demeden milletimiz için çalışıyoruz. Bir daha 28 Şubatlar yaşanmasın diye 'evet' diyeceğiz. 16 Nisan'da hep birlikte vesayete son vereceğiz" ifadelerini kullandı.
"2023 YILINDA KADINLARIMIZIN İSTİHDAM ORANINI YÜZDE 41'E ÇIKARACAĞIZ"
Kadınların 2023 yılı hedeflerinde istihdama katkılarının artacağına dikkat çeken Bakan Kaya, "Ülkemizin güçlenmesi, büyümesi demek toplumsal olarak refah seviyesinin artması demek. İş olanakları artacak istikrarla birlikte. Refah seviyesini artıracak bir sistem getireceğiz Allah'ın izniyle. Yaptığımız düzenlemelerle kadınlarımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Kadını güçlendiriyoruz ki aileyi güçlendirelim, toplumu güçlendirelim. Kadınlarımız daha güçlü olacaklar. Sistemle birlikte istihdam olanakları artacak, kadının işgücüne katılım oranları da yükselecek. 2023 hedeflerine çok daha hızlı bir şekilde ilerleyeceğiz. Kadınlarımızın istihdam oranını yüzde 41'e çıkaracağız 2023 yılında. Kadınlarımızın üniversite oranını artırarak daha fazla eğitim almalarını sağlayacağız" dedi.
İHA
 

BBP Genel Başkanı Destici: Türkiye, 35 senedir darbe anayasasıyla yönetiliyor
BBP Genel Başkanı Destici, "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 'Rejim değişiyor' diyor. Senin rejim değişikliğinden anladığın 28 Şubat rejimiyse, başörtüsü zulümlerini bu ülkeye yaşatan zulümse evet bu değişiyor ve ben de bunu destekliyorum.'' dedi.

BBP Genel Başkanı Destici: Türkiye, 35 senedir darbe anayasasıyla yönetiliyor

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Rejim değişiyor' diyor. Senin rejim değişikliğinden anladığın 28 Şubat rejimiyse, başörtüsü zulümlerini bu ülkeye yaşatan zulümse evet bu değişiyor ve ben de bunu destekliyorum. Cumhuriyet tam da cumhurunun egemenliği altında güçlenerek devam edecek." dedi.
Destici, Eskişehir'deki bir otelde bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'de 3 gün sonra referandumun yapılacağını anımsatarak, herkesin tercihine saygılı olduklarını kaydetti.
Partisinin referandumda "Evet" tercihinde bulunduğunu hatırlatan Destici, şöyle konuştu:
"Türkiye, 35 senedir darbe anayasasıyla yönetiliyor. Bu süre zarfından Türkiye'yi yönetenler darbe anayasasından ülkeyi kurtaramadılar. İdare sistemimize baktığımızda yine darbe anayasasının ürünü olan bir sistemle yönetiliyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi için getirilen 18 maddelik teklifte üniter yapının yüzde 100 muhafaza edildiğini gördük. Türk kimliği ve Türkçenin azami derecede muhafaza edildiğini gördük. Temel haklar ve inanç hürriyetinin tam olarak sağlanması noktasında bu anayasa değişikliği teklifinde mevcudun kat ve kat üstünlüğünü gördük."Destici, sistem değişikliği ile Türkiye'de bir vesayet kurumunun, milletin iradesinin üzerinde güç gösteri yapamayacağını dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Rejim değişiyor' diyor. Senin rejim değişikliğinden anladığın 28 Şubat rejimiyse, başörtüsü zulümlerini bu ülkeye yaşatan zulümse evet bu değişiyor ve ben de bunu destekliyorum. Cumhuriyet tam da cumhurunun egemenliği altında güçlenerek devam edecek. Halkımızın 'Rejim ve cumhuriyet elden gidiyor' tantanalarına inanmaması lazım."
AA
 

Erdoğan: Yüzündeki makyaj dökülüyor!

Erdoğan, Avrupa'da Türk bakanlara kapanan kapıların, teröristlere sonuna kadar açıldığını belirterek, "Ne yaparlarsa yapsınlar Avrupa'nın yüzündeki makyaj dökülüyor" dedi.

Erdoğan: Yüzündeki makyaj dökülüyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Evet Platformu" tarafından Valilik yanında düzenlenen "Giresun Buluşması"nda halka hitap etti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bedenimiz uzaklarda olsa da ruhumuz hep Karadeniz'in güzelliklerinin özlemiyle yanıp tutuşuyor. Ülke olarak bu kadar güzelliği bir araya toplayınca başımızın belalardan ne yazık eksik olmadığını da görüyoruz. Bin yıllık, 500 yıllık, böyle bir tarihe sahip millet, şüphesiz ki geleceğe çok daha farklı, çok daha emin adımlarla yürüyor. Her fırsatta birçok gayrimeşru hesaplar önümüze konuyor. Gezi olaylarını gördük, yaşadık ama tutturamadılar. Niye? Bu millet asildi. 15 Temmuz'u biliyorsunuz, yine tutturamadılar. Niye? Bu millet bir başka kükredi.

Duvarlara ne yazdılar? 'Zulüm 1453'te başladı.' diye yazdılar. Bu kadar açık konuşamayanlar da 'kem' diyerek, 'küm' diyerek milletimizin bu topraklardaki varlığından duydukları rahatsızlığı ifade ediyorlar. Güya demokrasinin, eşitliğin, çoğulculuğun kalesi Avrupa Birliği liderlerinin son Roma zirvesinde, Vatikan'da yaptıklarını gördünüz değil mi? Sizin Vatikan'da ne işiniz var? Vatikan, Avrupa Birliği üyesi mi? Sizin içinizde Protestan da Ortodoks da ateist de var. Vatikan Katolik, ne işiniz var orada? Tek millet, gittiler Papa'nın karşısında ip gibi dizilip Papa'nın bazı nasihatini dinlediler sonra da ülkelerine gidip uygulamaya geçirdiler."

"Avrupa'nın geleceğini 5 milyon kardeşimiz şekillendirecek"

Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre, Belçika, Avusturya ve daha birçok Avrupa ülkesinin 16 Nisan'da yapılacak halk oylaması süreciyle ilgili takındıkları tavra dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bugün bütün Avrupa dergilerinde bu kardeşinize saldırıyorlar. Ben ne yaptım bunlara? Benimle alıp veremedikleri ne? İsviçre Parlamentosu'nun önünde dev bir pankart asmışlar, şakağıma da silahı dayamışlar. Ne diyorlar? 'Erdoğan'ı öldürün'. Siz kimsiniz? Biz bu yola çıkarken kefenimizi giyerek çıktık. Biz kaza ve kadere iman ederek çıktık. Mukadder olan ölüm bizi bir gün gelip bulacak. Bizim derdimiz yok."

Erdoğan, şöyle devam etti:

"2023 hedefi bir başka hedef. Bizim bakanlarımıza kapanan kapılar, dikkat edin, Avrupa'da teröristlere sonuna kadar açıldı. Bizim bakanlarımızı polis zoruyla sınır dışına çıkartanlar teröristlere polis korumasında gösteri yaptırdılar. Kendi polis araçlarında bölücü terör örgütünün posterleriyle gösteri yaptılar. Nerede? Almanya'da. Ne yaparlarsa yapsınlar, Avrupa'nın yüzündeki makyaj dökülüyor, altındaki o faşist, ırkçı, yabancı karşıtı, İslam düşmanı bir yüz kendini göstermeye başlıyor. Artık bunlar İslam karşıtı olduklarını göstermeye başladılar. Müslümanlara tahammülleri yok. Ne yapsalar boş, Avrupa'nın geleceğini Türkiye'den giderek oraya yerleşmiş olan 5 milyon kardeşimiz şekillendirecek. Nüfusu yaşlanan, ekonomisi yavaşlayan, takati, gücü tükenen Avrupa için başka çıkış yolu yok."

"Öyle yalanlar söylüyorlar ki insanın aklı havsalası almıyor"

Erken seçimde de milletin bunu gördüğünü, sandıklarda tek başına bir iktidar yolunun açıldığını belirten Erdoğan, daha o gün, seçimlerin resmi sonuçları açıklanmadan, malum parti veya partilerin, cumhurbaşkanının meşruiyetini tartışmaya başladığını kaydetti.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bugün, 'Böyle bir derdimiz yok.' diyorlar çünkü milletimiz bunlara dersini verdi. Ama akıllanmıyorlar. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi konusunda öyle yalanlar söylüyorlar ki insanın aklı havsalası almıyor. 'Cumhurbaşkanının muhtarlıkları, sendikaları kapatacağından' başlayan ve ardı arkası gelmeyen yalanlarla ortalıkta dolaşıyorlar. Önce 'Bunlara bir cevap verelim.' dedik, sonra baktık ki zırvaları tevil götürecek gibi değil, biz de kendi hallerine bıraktık. Zaten bugün söylediklerini ertesi gün kendileri yalanlıyor. Bir bakıyorsunuz 'Rakka'ya, Münbiç'e niye girmiyorsunuz?' diyor, beş dakika geçmeden 'Suriye'de ne işiniz var?' diyor.

Bir bakıyorsunuz 'Hollanda ile ilişkiler hemen kesilmeli.' diyor, daha bu sözün yankısı dinmeden 'Avrupa ile niçin gerginlik çıkartıyorsunuz?' diyor. Defalarca seçimlerden istediği neticeyi elde edememesi halinde 'siyaseti bırakacağını' söyleyen ama hiçbirinde sözünü tutmayan bu zatın miadı da dolmuştur. Bak söylüyorum, 16 Nisan bu miadın tarihidir. Yeni sistemde sürekli seçim kaybedip de koltukta 'kontrollü oturma' devri bitiyor. Çünkü bir kaybettiniz mi beş yıl gitti. Hangi parti böyle bir genel başkanı yerinde tutar soruyorum. Tutmaz ama bu çok kaldı orada. Yedi seçim kaybetti ama buna rağmen hala koltukta oturuyor. Biliyorsunuz bunun adı, 'kasetli genel başkan'. Kasetle geldi, bu defa bambaşka bir kasetle gidecek. Şimdi kaset de yok, artık CD ile gidecek. Bu sebeple önümüzdeki dönem en büyük reform anamuhalefet partisinde olacaktır."



Başbakan Yıldırım: Son kullanma tarihleri pazar günü bitiyor

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "16 Nisan'da inşallah büyük Türkiye için açılan kapıdan birlikte geçeceğiz. Bu ülkenin en büyük gücü millettir. Milletin basireti bugüne kadar hep doğruyu gördü, hep doğruyu buldu. İnşallah bu sefer de aynısı olacak. Milli iradeye, millete saygısı olmayanların, mevcudu korumak için kendini parçalayanların pazar günü son kullanım tarihi bitiyor." dedi

Başbakan Yıldırım: Son kullanma tarihleri pazar günü bitiyor

Başbakan Binali Yıldırım'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar

Biz bu topraklara aşkla bağlıyız. İşimiz hizmet, gücümüz millet. Biz gençlerimiz geleceğe umutla baksınlar diye siyaset yapıyoruz.Biz hizmet ve eser siyaseti yapıyoruz. Allah bu milleti bir daha İMF kapılarına gitmeye mecbur bırakmasın. Türkiye'nin zayıf iktidarlar döneminde neler kaybettiğini sizler iyi biliyorsunuz. o yıllarda Türkiye doğru düzgün karar alamadı, Bakanlar Kurulu'nu bile toplayamadı. Onların uçurumun kenarına getirdiği Türkiye'yi sizlerle el ele vererek düzlüğe çıkardık. Önümüze çıkan engelleri aşa aşa sizinle yaptık. En son da 15 Temmuz'da yaptık. 15 Temmuz bu milletin destan yazdığı gecedir. Kütahya darbecilere geçit vermedi. Bu bayrak inmedi, bu ezanlar dinmedi. Allah sizlerden razı olsun. 

ONLAR SADECE ENGELLEMEK İÇİN VARLAR

Siyasetçinin görevi ülkesine hizmet etmektir. bugün Anayasa değişikliğine hayır diyenler geçmişte milletin yararına her hizmete hayır dediler. Biz onları biliriz. Onlar sadece engellemek için varlar. Siz bizim yanımızdasınız ya bu bize yeter, millet bize yeter.

GELECEK İÇİN SÖZ SENDE

Daha büyük hedefler için var mısınız? Uzun yıllardır ihtiyaç duyduğumuz bu değişimi gerçekleştirecek misiniz? Türkiye'nin geleceği için söz sende Kütahya. Birlikte yeni bir tarih yazacak mıyız? 16 Nisan'da inşallah büyük Türkiye için açılan kapıdan birlikte geçeceğiz. Milletin basireti bugüne kadar hep doğruyu gördü. Milli irade ve millete saygısı olmayanların mevcudu korumak isteyenlerin son kullanma tarihi pazar günü bitiyor.

Kaynak Milliyet.com.tr

 



Destici: Milletin istiklali için 'Evet' diyorum'
CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt'un sözlerine tepki gösteren Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici "Çıkmış bir milletvekili, bu ne densizliktir, aymazlıktır, gaflet ve delalettir ki, 'Evet' diyenleri denize dökmekten bahsediyor. Halep oradaysa, arşın burada gel dök bakalım, biz 'Evet' diyoruz. Gel bizi dök, nasıl dökeceksen? Milletin muktedir iktidarı, devletin bekası, ülkenin birliği, milletin istiklali ve istikbali için 'Evet' diyorum." söyledi.

Destici: Milletin istiklali için 'Evet' diyorum'
 
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Sakarya İl Başkanlığınca Adapazarı ilçesinde düzenlenen toplantıda konuştu.Destici, darbecilerin elini güçlendiren vesayetçi anlayışın anayasadan çıkarılmasını, yasalardan temizlenmesini desteklediklerini söyledi.Partinin her daim doğruların yanında, yanlışların da karşısında olduğunu ifade eden Destici, "Yeni gelen sistemde Meclis sadece yasama, yasa yapma ve denetim görevine döneceği için, güvenoyu ve gensoru da kalktığı için, dolayısıyla hükümetin istikrarıyla bir endişe yaşanmayacağı için gelin bu barajı kaldıralım. Hazine yardımını, seçim yardımını adil olarak verelim. Milletvekillerini parti genel başkanları belirlemesin. Ön seçim, tercihli sistem olsun. Milletvekili dağılımı adil bir şekilde yapılsın. Bunları yapmanın herkese faydası var. En çok da Türk demokrasisine faydası var. 'Tek adamlık olacak, diktatörlük gelecek.' gibi haksız eleştirileri de açık ve net olarak ortadan kaldırmış oluruz." diye konuştu.
Destici, tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, medya temsilcilerini ve Türk milletini birlikte bu mücadeleyi vermeye davet etti.BBP'nin 24 yıllık siyasi hayatında, ülkesini, devletini, milletini önceleyerek siyaset yaptığını vurgulayan Destici, "BBP bugün de 'Evet' diyorsa, devleti, ülkesi, milleti için daha doğru olduğu için 16 Nisan'da 'Evet' diyecek, sandıktan da inşallah 'Evet' çıkacak. 16 Nisan'dan sonra 'Evet' çıktıktan sonra, çıkartılacak olan uyum yasalarında siyasi partilerin esası ve seçim kanununun demokratikleşeceğini, Türkiye'de temsilde adaletin, yönetimde istikrarın sağlanacağına inanarak 'Evet' diyoruz. Mevcut sistemden, ülkemiz, devlet ve de milletimiz için daha doğru ve daha iyi olacağına inandığımız için bu sistem değişikliğinin yanında durduk." ifadesini kullandı.
'MİLLETİN İSTİKLALİ VE İSTİKBALİ İÇİN EVET DİYORUM'
Mustafa Destici, bu süreçte, birliğe, beraberliğe kardeşliğe ihtiyaç olduğunu, 'Hayır' diyenin de 'Evet' diyenin de tercihine saygı duyduklarını belirtti.Herkesin de saygı çerçevesinde kendi görüşünü anlatması, başkasını ötekileştirmemesi, ayrımcılığa tabi tutmaması gerektiğini vurgulayan Destici, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bunun öncülüğünü yapması gereken siyasiler ve milletvekilleri adeta toplumu kamplaştırmak adına, ayrıştırmak adına ellerinden geleni yapıyor. Biz Çanakkale'de, Yemen'de, Sina Çölleri'nde, Kafkaslar'da, Dumlupınar'da bu mücadeleyi birlikte verdik. İzmir'e biz Yunanı birlikte denize döktük. Çıkmış bir milletvekili, bu ne densizliktir, aymazlıktır, gaflet ve delalettir, ki 'Evet' diyenleri denize dökmekten bahsediyor. Halep oradaysa, arşın burada gel dök bakalım biz 'Evet' diyoruz. Gel bizi dök, nasıl dökeceksen? Kim kimi döküyormuş görelim. Bu üsluptan herkesin kaçınması lazım. Bizim inancımızın göstergesidir karşındakinin fikrine saygı ve hoşgörüyle bakmak. Birbirimize saygı duymalıyız. Milletin muktedir iktidarı, devletin bekası, ülkenin birliği, milletin istiklali ve istikbali için 'Evet' diyorum."
AA


Biz yemin ettik mi unutmayız'
Bahçeli, "'MHP ne yapıyor' diye soruşturan bazı ahlaksızlar görülüyor. Ekranlardan zehir gibi hezeyan saçıyorlar. Bre hayasızlar, bre hayırsızlar. MHP milletiyle iç içe meydanlarda, salonlarda, Anadolu'nun bağrında halen anlamıyor musun?" dedi.

'Biz yemin ettik mi unutmayız'
 
MHP lideri Devlet Bahçeli, İstanbul Yenikapı'daki miting alanında partililerine sesleniyor.
Bahçeli: 16 Nisan’ın Türkiye’nin kamburlarından kurtulması için bir milat olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.
Ulaşacak özlemlerimiz, varacağımız yüksek ülkülerimiz vardır. Ayrı ayrı değil birlikte durursak sonuç alırız, yalnızlık Allah’a mahsustur bir olmalıyız.
Yemin tutulmak içindir bağlanmak içindir biz yemin ettik mi unutmayız. Yemin edince bozguncuları silkeleriz.
İstanbul’a soruyorum öyle bir cevap veriniz ki sesiniz Bizans’ı zelzele gibi sallayan ecdadımızın duruşu olsun.
Hangi kudurmuş bu evetlere rağmen tuzak kurabilecek.
Evet diyorsunuz zaafa sur çekiyorsunuz. Evet diyorsunuz zayıf düşmüş milli bünyeye şuur katıyorsunuz.
Evet demek bir adım önde olmaktır. Evet demek birim, iriyim, diriyim demektir.
'MHP nerede' diye soran bazı aymazlar da görülüyor. 'MHP ne yapıyor' diye soruşturan bazı ahlaksızlar görülüyor.
Ekranlardan zehir gibi hezeyan saçıyorlar. Bre hayasızlar, bre hayırsızlar. MHP milletiyle iç içe meydanlarda, salonlarda, Anadolu’nun bağrında halen anlamıyor musun?
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım İzmir'de

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım İzmir'de

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, "16 Nisan'da evet diyenler denize dökülecek" diyen CHP'li vekile tepki gösterdi
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım, İzmir Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenen mitingte, CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt'un sözlerine tepki gösterdi.
Erdoğan, "CHP'nin Konya milletvekili 16 Nisan'da evet diyenleri İzmir'den denize dökeceklerini söylüyor. Hadi gel, hadi kimi denize döküyorsun görelim. Eski genel başkanı da hayır çıkarsa düşmanı İzmir'den denize dökmüş kadar sevineceklerini ifade ediyor. Al birini vur öbürüne. Bu ne terbiyesizliktir. Hani demokrasi, hani özgürlük?" dedi.
Başbakan Yıldırım da, "Şimdi bir siyasi parti temsilcisine yakışmayacak tehditler savuruyorlar. İzmirlileri tehdit etmeye hakkınız yok. Haddinizi bilin" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenen "İzmir Buluşması"na katılıyor.
ERDOĞAN: BU NE TERBİYESİZLİK
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:
"16 Nisan Türkiye ile birlikte İzmir için de tarihi bir dönüm noktası olacak. Türkiye önce Çanakkale'de, Kafkas Cephesi'nde, İstiklal Harbi'nde son noktayı İzmir'de koymuştur. Düşmanı İzmir'de denize döktüğümüzden beri bu topraklar bir daha düşman postallarıyla kirlenmedi. 15 Temmuz'da böyle bir girişim oldu, onu da ertesi gün olmadan bertaraf ettik.
CHP'nin Konya milletvekili 16 Nisan'da evet diyenleri İzmir'den denize dökeceklerini söylüyor. Hadi gel, hadi kimi denize döküyorsun görelim. Eski genel başkanı da hayır çıkarsa düşmanı İzmir'den denize dökmüş kadar sevineceklerini ifade ediyor. Al birini vur öbürüne. Bu ne terbiyesizliktir. Hani demokrasi, hani özgürlük?
7 kere seçim kaybetti, 8'inciyi kaybetmeye hazırlanıyor. 16 Nisan'dan sonra bu yine gitmez. Bunların oturdukları koltuklar sipariş. Bir CD, bir kaset onunla geldi. Bunları anlatmamıza rağmen, FETÖ ile müşterek çalışma ve bir talimat buraya geldi. Bunlar İstiklal Harbi'nin anlamını kavramamışlar. Böyle bir mücadeleyi anayasa halkoylamasıyla nasıl mukayese edersiniz?
Cumhurbaşkanlığı sistemine de geçtiğimizde bütün çalışmaları aynı kararlılıkla yürüteceğiz. Bunu daha ileri taşımaya da kararlıyız. İzmir ülkemizin nadide vilayetlerinden birisi. İzmir'e 14 yılda 42 kattrilyon liralık yatırım yaptık. Elimizden gelen her şeyi yaptık.
YILDIRIM: HİÇ KİMSE EVET DİYENLERİ DENİZE DÖKME TEHDİDİNDE BULUNAMAZ
Başbakan Yıldırım'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:
"Biz İzmir'i korkutan olmadık. Yaşam tarzı üstünden istismar siyaseti yapmadık. Kutuplaştıran, ayrıştıran olmadık. 80 milyonu bir bildik, beraber bildik. Biz güçlü Türkiye için milletimizle hep birlikte hareket ettik, hep birlikte mücadele ettik. Biz memleketimizi, vatandaşlarımızı evetçiler diye ayırmadık. Hiç kimse evet diyenleri, hayır diyenleri ayrıştıramaz. Biz 9 Eylül 1922'de burada düşmanı denize birlikte döktük. Hiç kimse cumhuriyetimize el, dil uzatamaz. Hiç kimse bu ülke evlatlarını evet dedikleri diye denize dökme tehdidinde bulunamaz.
Hayır diyenler Türkiye'ye ne vaadediyor. Hiçbir vaatte bulunmuyorlar, Türkiye'ye ufuk açmıyorlar. Evet demek değişim, dönüşüm, reform, kalkınma, ilerleme, gelişme demektir. Daha fazla demokrasi demek evet demektir, güçlü Türkiye, güçlü ekonomi, istikrar, istikbal ve istiklal demektir.
Şimdi bir siyasi parti temsilcisine yakışmayacak tehditler savuruyorlar. İzmirlileri tehdit etmeye hakkınız yok. Haddinizi bilin."

CHP Kadın Kolları eski Genel Başkanı: Yeni anayasaya 'evet' diyeceğiz
CHP Kadın Kolları eski Genel Başkanı Deniz Pınar Atılgan, “Cumhuriyet kadını olarak, ekibim ile birlikte yeni anayasaya 'evet' diyeceğiz” dedi.

CHP Kadın Kolları eski Genel Başkanı: Yeni anayasaya evet diyeceğiz
 
CHP Kadın Kolları eski Genel Başkanı Deniz Pınar Atılgan, yurt genelinde yeni anayasaya 'evet' programları düzenleyen Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz’i, Keçiören’de bulunan merkezlerinde ziyaret etti. CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un “Evet çıkarsa hepinizi denize dökeriz” sözlerini eleştiren Atılgan, “Ülkenin ve Türk milletinin geçirdiği bu zor günlerde, ayrıştırıcı ve nefret dili kullanan Sayın Bozkurt, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesine ters düşmektedir” ifadelerini kullandı.
“Atatürk, küresel güçler ile savaşmış, emperyalist ve işgalci kuvvetleri, ülkemizden kovmuştur” diyen Atılgan, ”Onların taşeron kölelerini de ait olduğu yere gömmüştür” şeklinde konuştu. Türkiye’nin bir önceki yüzyılda mücadele ettiği Kurtuluş Savaşı’nın, içinde yaşanılan bu süreçte de verildiğinin altını çizen Atılgan, Atatürkçü ve devletçi kadroların Kuvayı Milliye ruhunda bir duruş sergilemesi gerektiğini kaydetti.
“Yeni anayasaya 'evet' diyeceğiz”
Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz’in yurt genelinde düzenlediği “yeni anayasaya evet” programlarına destek vereceğinin altını çizen Atılgan,”Cumhuriyet kadını olarak, ekibim ile birlikte yeni anayasaya 'evet' diyeceğiz” dedi.
11 Dönem CHP Parti Meclisi üyeliği yaptığını hatırlatan Atılgan, geçen dönem ise partisinin kadın kolları başkanlığı yaptığını ifade etti. 1970'li yıllardan beri aralıksız CHP‘de siyaset yaptığını dile getiren Atılgan, CHP’nin Atatürk’ün çizgisinden uzaklaştığını savundu.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmalıyız"
Atılgan, şunları kaydetti:
"Atatürk, iç ve dış tehditlerin olduğu bir dönemde halkımızı örgütledi ve işgalci kuvvetler ile mücadele etti. Böyle bir dönemde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmalıyız ve desteklerimizi esirgememeliyiz.”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş ve AYYB Genel Başkanı Cengiz’e de görüşlerini aktardığını söyleyen Atılgan, Ataş’ın birleştirici ve kucaklaştırıcı üslubu ile örnek bir davranış sergilediğini anlattı. Atılgan, bu süreçten sonra milli iradeden yana olacağını da sözlerine ekledi.
Hürriyet


'Tüm liderlerin özlemi olan bir değişimi hayata geçiriyoruz
'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen "İstanbul Buluşması"nda konuştu.

Tüm liderlerin özlemi olan bir değişimi hayata geçiriyoruz
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı Meydanı'nda düzenlenen "İstanbul Buluşması"nda konuştu.
"Büyük bir sorumlulukla karşı karşıyayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yenikapı'daki vatandaşlara seslenerek, "İstanbul 16 Nisan'a hazır mı?" dedi.
Halk oylamasına bir hafta süre kaldığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geldiğimiz noktada artık bize sadece anayasa değişikliğini geçirmek yetmez, çok daha büyük bir sorumlulukla karşı karşıyayız. İstanbul 16 Nisan'da öyle bir 'evet' demeli ki 99 yıl önce bu mübarek şehri ayaklarıyla kirletenlerden başlayarak Türkiye'ye, Türk milletine kem gözle bakan kim varsa hepsinin de yüreği titremeli." dedi.
"İnançla yolumuza devam ediyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kısa sürede öyle bir devrim gerçekleştirdik ki bizi küçümseyenlerin hepsi mahcup olarak baktı, Batı bile ne dedi; 'Sessiz devrim.' dedi. Şimdi o 'sessiz devrim' diyenler kudurdular. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz inançla, kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz." dedi. 
"48 hükümet kurmuş olmamız demokrasimizin gücünün değil, istikrarsız olduğunun ifadesidir"
Amerika'nın tüm tarihi boyunca 17 başkanla yönetildiğini belirten Erdoğan, aynı dönemde Fransa'da 11 cumhurbaşkanı seçildiğini, İngiltere'de 15 hükümet kurulduğunu söyledi.
En fazla Almanya'nın hükümet değiştirdiğini belirten Erdoğan, "O da 24 hükümetle bugüne ulaşmış. Bizim 48 hükümet kurmuş olmamız demokrasimizin gücünün değil, istikrarsız olduğunun ifadesidir." dedi.
"Tüm liderlerin özlemi olan bir değişimi hayata geçiriyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "16 Nisan'da yaptığımız iş, Amerika'yı yeniden keşfetmek değil. 16 Nisan'da merhum Özal'dan Demirel'e, Türkeş'ten Erbakan'a, Yazıcıoğlu'na kadar tüm liderlerin özlemi olan bir değişimi hayata geçiriyoruz. Tek fark; onların uygun şartları bulup bu değişimi başlatamamış olmaları, bizim ise bu adımı atmış bulunmamızdır. Elbette bu adımı atmak bizim için de kolay olmadı. Çok zor şartlar geçirdik. 2002 yılının kasımından beri ne zaman ülkemizin geleceği için önemli bir projeyi hayata geçirmeye kalksak her defasında birileri ortalığı toz dumana karıştırdı." şeklinde konuştu.
"Meclis'ten geçip bana geldiğinde bunu onaylarım"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "(İdam talebi) Benim kanaatimi biliyorsunuz, işte karar 16 Nisan. 16 Nisan'da sandıktan çıkacak her 'evet' onun da yolunu açacaktır. Bak Kılıçdaroğlu ne diyor; 'Ben hayır demem.' diyor, tamam ne güzel. Sayın Bahçeli zaten kanaatini açıkladı; 'Ben evet derim.' diyor. Sayın Yıldırım'ın da kanaatini biliyorum. Meclis'ten geçip bana geldiğinde ben de bunu onaylarım. Tereddütsüz onaylarım, zira şehitlerimizin o katillerini affetme yetkimiz bizim yok, böyle bir şey yapamayız." ifadesini kullandı.
"CHP'ye gönül vermiş kardeşlerim için üzülüyorum"
CHP'ye gönül vermiş kişiler için üzüldüğünü vurgulayan Erdoğan, "Fikirlerimiz uymasa da bu kardeşlerimizin Kılıçdaroğlu gibi bir felakete maruz kalması gerçekten üzüntü verici." dedi.
16 Nisan'ın CHP'ye gönül veren kişilerin de günü olacağını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gelin bu adamdan kurtulun. 16 Nisan'da şöyle rekor bir evet oranına ulaşmamız halinde artık bu zatın yerinde oturamayacağına inanıyorum. Türkiye'nin ana muhalefet partisini terör örgütleriyle aynı çizgiye getiren birisi bu ülkede alternatif siyaset üretemez."
"Kontrollü koltukta oturan, her işin o şekilde yürüdüğünü sanır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çıkıp, utanmadan bir şey daha söylüyor; 'Bu kontrollü darbedir' diyor. Ey Kılıçdaroğlu, bu ifade var ya şehitlerimizin ruhunu muazzep edecektir, yakınlarımızın ve gazilerimizin yüreğini kanatacak laflardır bunlar. Kontrollü koltukta oturan, her işin o şekilde yürüdüğünü sanır. Kasetle geldi ya kontrollü koltuk... Çünkü bu kasetle oraya gelmiş olan bir kişi. 7 seçim kaybettin, şimdi 8'inciye hazırlanıyor ama inanın yine gitmez, gitmez. Koltuk kontrollü fakat ne olursa olsun, biz onlara rağmen yolumuza devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir gün FETÖ'nün borazanlığını yapan, ertesi gün PKK seviciliğine soyunan, bir sonraki gün başka bir terör örgütünün avukatlığını üstlenen parti, cumhuriyetin partisi olamaz. Cumhuriyetin sahibi cumhurdur, millettir. Bunların her şeyden önce millete ve milli iradeye saygısı yok. Bu partinin bir milletvekili çıkar 'evet verenleri İzmir'de denize dökmekten' söz eder. Diğeri ondan aşağı kalmamak için 'hayır çıkarsa düşmanı İzmir'den denize dökmüş kadar sevineceklerini' söyler. Güya bu da deneyimli. Deneyimlisi öyle, deneyimsizi böyle. CHP milletvekillerinin bu halk oylaması kampanyası döneminde sokakta vatandaşı tehdit etmekten, kahvede darbetmeye kadar sergilemedikleri rezalet kalmadı. Böyle genel başkanların böyle milletvekilleri olur." 
 

 
15 Temmuz madem yalandı, neden Yenikapı mitingine katıldın?
'Başbakan Yıldırım, "Madem 15 Temmuz bir yalandı, bir senaryoydu, Yenikapı'da milli irade mitingine katılıp milyonlara neden yalan söyledin ey Kılıçdaroğlu?" dedi.

15 Temmuz madem yalandı, neden Yenikapı mitingine katıldın?
 
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "Evet Platformu" tarafından Yenikapı Etkinlik Alanı'nda "Aşkımız memleket, millet için evet" sloganıyla düzenlenen "İstanbul Buluşması"nda vatandaşlara hitap etti.
Yıldırım, İstanbul'un şehirlerin anası, barışın, hoşgörünün, direnişin ve kahramanlığın sarsılmaz kalesi olduğunu vurgulayarak, bu şehrin güzel insanlarının 15 Temmuz gecesinde bütün dünyayı bir kez daha kendisine hayran bıraktığını söyledi.
İstanbul'a 15 Temmuz gecesi gösterdiği o unutulmaz direniş için şükranlarını sunan ve teşekkür eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cumhurbaşkanımız, milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan'a sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ediyorum İstanbul. Canlarını veren ama İstanbul'u vermeyen, Türkiye'yi vermeyen şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun şehitlerimiz. Allah sizden razı olsun gazilerimiz. Başınız sağ olsun, başınız her zaman dimdik olsun ey şehit ailesi kardeşlerimiz. Ne 15 Temmuz'u unuturuz ne de unutulmasına müsaade ederiz. Hiç merak etmeyin sevgili İstanbullular. 15 Temmuz'a 'tiyatro' diyenlere, 15 Temmuz direnişine 'kontrollü darbe' diyenlere de İstanbul, 16 Nisan'da cevap vermeye hazır mı? Çok değil 8 ay önce bu meydanda, bu kürsüde darbeyi lanetleyen Kılıçdaroğlu çıkmış bugün diyor ki '15 Temmuz kontrollü bir darbedir.' Madem 15 Temmuz bir yalandı, bir senaryoydu, Yenikapı'da milli irade mitingine katılıp milyonlara neden yalan söyledin ey Kılıçdaroğlu?"
"Allah'ın yardımı, milletin desteğiyle, millet iradesine yönelen her türlü saldırıyı püskürttük, bertaraf ettik, püskürtmeye devam edeceğiz." diyen Yıldırım, "Halkın tercihini sindiremeyenlere karşı dik durduk, demokrasiyi koruduk. Terör örgütleri üzerinden ülkemize yönelen saldırıları birer birer boşa çıkardık. Terör örgütleriyle tavizsiz mücadelemiz aynen devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Her 'evet', şer odaklarının hesaplarını bozacak"
Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı saldırıların, kurulan tuzakların görüldüğünü ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:
"Tıpkı 1. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi Türkiye'yi dize getirmek, istikametini çizmek isteyenler kararlı bir oyun peşinde. Kimi zaman bölücü terör, kimi zaman kardeş kavgası, kimi zaman ekonomik krizlerle Türkiye'nin yolunu kesmek istiyorlar. Cumhurbaşkanımıza suikast planları yapıyorlar. Hükümeti yok etmeye çalışıyorlar, milletin meclisinin üzerine bombalar yağdırıyorlar ama başaramadılar, başaramayacaklar. Ne çukur kazanlar ne de Pensilvanya'nın alçak FETÖ örgütü milletin yolunu kapatamadılar, kapatamayacaklar. Her 'evet', şer odaklarının hesaplarını bozacak."
"Türkiye'de güçlü hükümetler dönemi başlıyor"
İstanbul ve Türkiye'nin 16 Nisan'a hazır olduğunu ifade eden Yıldırım, "Türkiye'nin en büyük eserini inşa etmenin arifesindeyiz. 8 gün sonra merhum Alpaslan Türkeş'in, Turgut Özal'ın, Süleyman Demirel'in, Muhsin Yazıcıoğlu'nun, hocamız merhum Necmettin Erbakan'ın hayalini gerçeğe döndürmenin yolunu açacağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hiç kuşkusuz en büyük eserimiz olacak. Türkiye'de artık güçlü hükümetler dönemi başlıyor. Türkiye'de artık güçlü meclis dönemi başlıyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacak. Vesayetçiler artık tarihin derinliklerinde yok olacaklar. Türkiye kalıcı istikrara kavuşacak." ifadelerini kullandı.
Başbakan Yıldırım, İstanbul'un, Yenikapı Meydanı'nda heyecanla 16 Nisan'ı beklediğini, bu muhteşem tablonun bir müjde verdiğini, İstanbul'un bugün tarih yazdığını dile getirdi.
Yıldırım, İstanbulluların Türkiye'nin umudu, mazlumların, mağdurların özeti, sadece milletin değil, ümmetin de umudu olduğunu belirterek, "16 Nisan'da bütün dünyanın gözü sizde olacak. Siz sadece 'evet' demeyeceksiniz, aynı zamanda tarihin akışını da değiştireceksiniz. Türkiye'nin yükselişine istikamet vereceksiniz. Omuzlarımızdaki sorumluluk büyük ama biliyoruz ki siz bu sorumluluğu hakkıyla yerine getireceksiniz. Mücadelemiz mübarek olsun. 16 Nisan Türkiye ve İstanbul için mübarek olsun. Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet için kararımız evet." diyerek sözlerini tamamladı. 


MHP Genel Başkanı Bahçeli: Esad yönetimi layığını bulmuş, cevabını almıştır
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ABD'nin Suriye'de rejime ait hava üssünü vurması ile ilgili, "Masumlara alçakça saldıran, bebeklere zehirli gaz fırlatan Esad yönetimi layığını bulmuş, cevabını almıştır." dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Esad yönetimi layığını bulmuş, cevabını almıştır
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Afyonkarahisar'da Cumhuriyet Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde, ay yıldızlı al bayrağın Türkiye'ye ve Türk milletine ait olduğunu söyledi.
Kerkük'teki bayrak krizine işaret eden Bahçeli, "Kerkük'te yaşanan, zorla, baskıyla, tehditle, cebirle asılan kirli bez parçası neyin nesidir. Barzani ve Talabani unsurları Kerkük'te ne haltlar karıştırmaktadır. Kerkük'ün sinir uçlarıyla oynanıyor, görüyoruz. Türkmenlerin hak ve tarihsel miraslarına kastediliyor, sıkılı yumruklarımızla izliyoruz." diye konuştu.
Kerkük'teki kamu binalarına sözde Kürdistan bayrağı asılması için karar alındığını anımsatan Bahçeli, Irak Meclisinin ise Kerkük'te tek bayrak asılmasına onay vererek, Bölgesel Yönetimin hesaplarını tümden boşa çıkardığını dile getirdi.
"Kerkük Türk'tür, Türkmen'dir"
"Afyonkarahisar neyse Kerkük de odur" diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kerkük Türk'tür, Türkmen'dir. Bunu yok sayan kirli ve karanlık mihraklar yine kaybedecek, yine püskürtülecektir. Kerkük'ün statüsü ile oynamak yanan ateşe benzin dökmektir. Türk milleti tek yürek Kerkük'teki gelişmeleri takip etmektedir. Türkmenlere kan kusturanlara tahammül yoktur. Bez paçavralarını asmakla, referanduma gitmekle Kerkük'te fiili durum yaratmak isteyenlerin oyunları mutlaka bozulacaktır. Barzani dikkat etsin, aklını başına alsın, gayrimeşru dayatmalarından vazgeçsin. Şayet Türk milletinin ayranı kabarırsa, milli ruhta mahfuz halde duran taarruz ruhu açığa çıkarsa hayat ona zindan olacaktır."
Bahçeli, Afyonkarahisar'ın milletin bağımsızlık aşkını, mücadele ruhunu ve direniş gücünü temsil ettiğini vurgulayarak, "Dün müstevlileri kovaladık, gerekirse, yeri gelirse, can feda olsun, yurdumuza dadanan düşman ve iş birlikçilerini bir kez daha ezer, bir kez daha yeneriz. Afyonkarahisar buna hazır mı, bu inançta mı? O zaman Kerkük'te, Telafer'de, Musul'da, Tuzhurmatu'da zillet içinde faaliyet gösteren rezillere sabır bitmiş, artık şafak sökmüştür." ifadelerini kullandı.
"Emperyalizmin tekerine çomak sokulmuştur"
Fırat Kalkanı Harekatı'nın ilk etabının tamamlandığını, Türkiye'nin doğru politika, isabetli strateji, yerinde harekatla önemli bir eşiği aştığını aktaran Bahçeli, şunları kaydetti:
"Bu kapsamda emperyalizmin tekerine çomak sokulmuştur. İnşa edilmek istenen terör koridoru perdelenmiş, kesilmiştir. Sınırlarımız güvenliğe alınmıştır. Terör örgütleri geniş bir alandan sökülüp atılmıştır. Cerablus'tan El Bab'a kadar Türkiye bölgeye mühür vurmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerini kutluyorum, Mehmetçiğin alnından öpüyorum. Verdiğimiz 71 şehit, Türk milletinin şeref ve varlık haklarını müdafaa etmiştir. Vatan topraklarına sınır ötesinden ve mücavir alanlardan kaynaklanan saldırgan ve düşmanca müdahaleler engellenmiştir. Şüphesiz tehdit sönmemiştir. Tehlikeler geçmemiştir. Riskler gerilememiştir. Küresel güçlerin maşaları halen kan dökmektedir. 4 Nisan günü Gabar Dağı'nda 3 Mehmedimizi şehit eden, 5'ini de yaralayan hainler himaye altındadır. Nitekim DEAŞ, PYD-YPG, PKK hala faaldir. PKK-YPG'nin Suriye'de 100 bin kişilik ordu kurmak için mücadele verdiği dillerde, medyanın manşetlerindedir. Menbiç aklımızda, Rakka stratejik hedef kümesindedir ve böyle olmalıdır. Terörizmi kullanan şer güçler Musul'da, Sincar'da devriye gezmektedir. Türkiye'nin milli bekasına yönelik emeller de azalma yoktur. Tam tersine artış ve yükseliş söz konusudur."
"Esad'ın insanlık dışı saldırı ve katliamlarına verilen füzeli karşılık olumlu ve yerindedir"
Bahçeli, ABD'nin Suriye'de rejime ait hava üssünü vurmasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu sabaha karşı Doğu Akdeniz'den atılan 59 füzeyle Suriye'nin Şayrat Hava Üssü vurulmuştur. Masumlara alçakça saldıran, bebeklere zehirli gaz fırlatan Esad yönetimi layığını bulmuş, cevabını almıştır. İdlib'in Han Şeyhun ilçesine atılan kimyasal bombaları taşıyan uçak ve konuşlandıkları üs imha edilmiştir. Esad'ın insanlık dışı saldırı ve katliamlarına verilen füzeli karşılık olumlu ve yerindedir ve de Esad Suriye'nin geleceğinden sökülüp atılmalıdır. Türkiye adaletin yanında yer almalıdır. Türkiye sivil ve masum canlara kasteden katillerin tam karşı cephesinde durmalıdır. Zulümle adalet bir arada olmayacaktır. Zulmün olduğu yerde insanlık da bulunamayacaktır."
 

Kılıçdaroğlu'ndan evet çadırına iade-i ziyaret
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te "Evet Çadırı"nı ziyaret etti. 

Kılıçdaroğlundan evet çadırına iade-i ziyaret
 
Kentte bir dizi temaslarda bulunan Kılıçdaroğlu, Diyarbakır'daki terör örgütü operasyonunda yaklaşık 20 gün önce şehit olan Jandarma Yüzbaşı Fuat Oğuzcan'ın Şehitkamil ilçesindeki babaevini ziyaret etti. 
Yaklaşık yarım saat süren ziyaret, basına kapalı gerçekleşti. 
Kılıçdaroğlu, ziyaretin ardından seçim otobüsüyle Fevzi Çakmak Bulvarı ve Ordu Caddesini takip ederek halkı selamladı.
EVET ÇADIRI ZİYARET ETTİ
Gaziantep Üniversitesi Bulvarı'ndaki "Evet Çadırı" önünde otobüsünü durduran Kılıçdaroğlu, çadırdaki gençleri ziyaret etti.  Seçim çalışmalarında gençlere başarılar dileyerek, anayasada yapılacak değişikliklerle ilgili sohbet eden Kılıçdaroğlu'nu çadırdaki gençler, "sizin için de evet diyoruz. İnşallah yüzde 65'le geliyoruz." diye uğurladı.
AA

 
Başbakan MHP’nin ’evet’ standını ziyaret etti
Başbakan Binali Yıldırım, İzmir'de MHP'nin 'evet' standını ziyaret etti. Ziyarette Yıldırım, "Ayrı partiyiz ama hedefimiz, istikametimiz bir" dedi.

Başbakan MHP’nin ’evet’ standını ziyaret etti
 
Başbakan Binali Yıldırım, İzmir'de MHP'nin 'evet' standını ziyaret etti. Ziyarette Yıldırım, "Ayrı partiyiz ama hedefimiz, istikametimiz bir" dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, 16 Nisan anayasa değişikliği referandumu kapsamında İzmir'e geldi. Burada bazı açılışlar yapan Yıldırım, İzmir için önemli müjdeleri ardı ardına sıraladı. Yıldırım, Alsancak'taki açılış töreninin ardından da MHP'nin 'evet' standını ziyaret etti.
"İSTİKAMETİMİZ BİR"
Yıldırım, buradaki ziyareti sırasında, "Bahçeli 'önce milletim ve ülkem' dedi. 'Siyaset sonra gelir' dedi. Biz de aynı şekilde beraber yola çıktık, güzel bir çalışma yaptık. Komisyon öncesi meclis genel kurulunda milletimize bunu ne kadar önemli bir değişimdir, dönüşümdür; ülkemizin birliği beraberliği 80 milyonun kardeşliği için, Türkiye'nin beka meselesi memleket meselesi. Bu meseleyi inşallah 16 Nisan'da büyük bir zaferle, başarıyla hem İzmir'de, hem de Türkiye'de tamamlayacağız. Onun için sizlerin gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Biz ayrı partiyiz; ama hedefimiz bir, istikametimiz bir; Türkiye için rüyalarımız bir, vizyonumuz bir hepimizin amacı bu ülkede kardeşliğimizi yok etmeye çalışan alçak terör örgütler


İtiraf etmiş! Cemaattenim, darbe yapmaya geldik!
15 Temmuz gecesi Binbaşı Enver Muratoğlu'nun teslim olduğu sırada "Evet darbeden haberim vardı. Burayı kontrol altına almaya gelmiştik. Ben de cemaattenim." dediği ortaya çıktı.

Enver Muratoğlu ile ilgili görsel sonucu
 
15 Temmuz darbe girişiminde Mahmutbey Gişeleri kontrol altına almaya giden darbeci askerler hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı. İddianamede, suç tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında 2. Mekanize Piyade Tabur Komutan Vekili olan Binbaşı Enver Muratoğlu'nun teslim olduğu sırada "Evet darbeden haberim vardı. Burayı kontrol altına almaya gelmiştik. Ben de cemaattenim." dediği kaydedildi.
15 Temmuz darbe girişiminde Mahmutbey gişeler ile Ispartakule gişelerini kontrol altına almak için 66. Mekanize Piyade Tugayı'ndan zırhlı askeri araçlarla çıkan 10'u tutuklu 36 darbeci hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı.
3'ER KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI TALEP EDİLDİ
İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcısı Gökhan Yolasığmaz tarafından hazırlanan 213 sayfalık iddianamede tüm şüpheliler hakkında, "Darbeye teşebbüs" suçundan 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Tüm şüphelilerin ayrıca, "Silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan da 7.5 yıldan 15'er yıla kadar da hapis cezası ile yargılanmaları istendi.
4 TEMMUZ'DA TUGAY'DA DARBE TOPLANTISI YAPILDI
İddianamede 15 Temmuz darbe girişiminin TSK içerisinde yuvalanan bir kısım Fetullahçı Terör Örgütü mensubunca yapıldığı, bu kapsamda İstanbul'daki darbe girişiminde etkin olarak görev yapan birliklerden birinin de 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı olduğu belirtildi. Tugay Komutanı Tuğgeneral Nail Yiğit'in darbe girişiminden bir gün önce birlikte toplantı yaparak darbe girişiminin hazırlıklarını başlattığı kaydedildi. İddianamede Tabur Komutanı şüpheli Enver Muratoğlu komutasında, 36 askerin 5 adet zırhlı askeri araç ile yeterince mühimmat ve etkili silahlarla saat 21.30'da kışladan çıkış yaparak Mahmutbey gişeler ile Ispartakule gişelere hareket ettikleri belirtildi. Şüpheli Enver Muratoğlu'nun beraberindeki askerlerle Mahmutbey gişelerine saat 23.10'da vardıkları anlatıldı.
POLİSLER GİŞELERİ TIR'LARLA KAPATTI
İddianamde darbe girişimi nedeniyle emniyetin talimatı üzerine Mahmutbey gişlerde ve Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Şehit Şakir Koç İstasyon Amirliği'nde görevli polislerin Trakya tarafından gelerek darbe girişimine destek olacak birlikleri engellemek amacıyla her iki yöne TIR'lar çekilerek tedbirler alındığı kaydedildi.
DARBECİ KOMUTAN: BİZ DOST KUVVETİZ
Görevli polislerin bu tedbiri karşısında darbeci binbaşı Enver Muratoğlu'nun, "Biz dost kuvvetiz, takviye geldik. Yolu siz mi trafiğe kapattınız" dediği komiser yardımcı Tuncay Ayan'ın da "Talimat geldi biz kapattık" dediği aktarıldı. Darbeci komutanın bunun üzerine karşı yola (Güney yol) geçmek istediğini, gerekirse tankları bariyerlerin üzerinden geçireceğini söylediği, komiser yardımcısının da bariyerlerin paletleri tıkayacağını söylemesi üzerine darbecilerin yola devam ederek Ispartakule kavşağından gişelere dönüş yaptığı anlatıldı.
"DOĞRUDUR DARBE YAPMAYA GELDİK"
Dönüş yaptıktan sonra gişelere 500 metre kala vatandaşların yolu kapatarak tepki göstermesi üzerine darbeci komutanın aracından indiği ve gişelere yürüyerek gittiği belirtilen iddianamede, komutanın buradaki polislerin kararlılık göstermesi üzerine teslim olmayı kabul ettiği, daha sonrada araçta bekleyen diğer rütbeli askerleri de arayarak polislere zorluk çıkarmadan teslim olmalarını emrettiği kaydedildi. Darbeci komutan Muratoğlu'nun burada komiser yardımcı Tuncay Ayan'a, "Evet doğrudur darbe yapmaya geldik, amacımız bu istasyonu alıp Hadımköy'de kalan birliğin sevkini buradan sağlamak ve Avrupa yakasındaki geçişleri kontrol altına almaktı" dediği aktarıldı. Yine tanık komiser yardımcısı Tuncay Ayan'ın beyanına göre binbaşı Enver Muratoğlu'nun yalnız kaldıkları sırada, "Evet darbeden haberim vardı. Burayı kontrol altına almaya gelmiştik. Ben de cemaattenim" dediği devamında da, "Bırakın askerlerle birlikte kışlaya dönelim" dediği anlatıldı.
ISPARTAKULE GİŞELERE GİDENLER DE HALKIN TEPKİSİYLE KARŞILAŞTI
İddianamede bir grubun da Ispartakule gişelerini kontrol altına almak için çıktıkları bu askerlerin başında ise şüpheli üsteğmen Serhat Serdar Bank'ın bulunduğu kaydedildi. 2 adet ZMA saat 23:30 sıralarında TEM otoyolu Edirne -İstanbul yönünde Ispartakule kavşağını kapattıkları anlatılan iddianamede şüpheli erlerin zırhlı araçlardan inerek silahlarını tam dolduruşa alıp çevreye konuşlandıkları, bu sırada üsteğmenin erlere, "Artık acımak yok, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksınız, hiç bir yere kaçmayacaksınız, benim emrimden çıkmayacaksınız" diye emir verdiği gelen sivil araçlara da, "girişler yasaklandı, can güvenliğiniz için Edirne tarafına gidin' dediği belirtildi. Vatandaşların darbe haberlerini göstererek askerlere tepki göstermesi üzerine üsteğmenin havaya birkaç el ateş ettiği, vatandaşların çembere almaları üzerine de darbecilerin araçlara binerek ilerlemeye çalıştığı ancak önlerinin kesilmesiyle teslim oldukları anlatıldı.
İddianamede darbeci askerlerin vatandaşın linçinden korumak için gişelerdeki istasyon binasına alındığı daha sonra da Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğü'nden gelen polislere teslim edildiği kaydedildi.
DHA
 

'Hesaplaşma zamanı' reklamı ortalığı karıştırdı!
Erdoğan'ın Kısıklı'daki konutuna koştularÜlker’in resmi Twitter adresi üzerinden yayınlanan video reklamına tepkiler çığ gibi büyüdü, birçok kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kısıklı'daki evine giderek nöbet tuttu.

'Hesaplaşma zamanı' reklamı ortalığı karıştırdı!
 
Ülker firmasının resmi Twitter hesabından dün akşam yayınlanan reklam filmi, ortalığı karıştırdı. Çığ gibi büyüyen tepkilerle birlikte, birçok kişi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Kısıklı'daki konutuna koştu.
Tepkiler üzerine Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve "Yurtdışındayım. Şimdi duydum. Haber verenlere teşekkürler. Kumpası kuranlar hakettiklerini bulacaklar. Milletimizin yanındayız" dedi.
Vatandaşlarla birlikte Kısıklı'ya gidenler arasında AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de vardı. Külünk, burada yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bahsi geçen firmanın yöneticisi olan şahıs sosyal medyadan bir açıklama yapmış. Açıklama beni tatmin etmedi. Türkiye çocuk oyuncağı değil. Bu milletin psikolojisi kimsenin çocuk oyuncağı değil. Reklamı yayınla, bu milleti tehdit et, ondan sonra çık özür dile. İstanbul'da Cumhuriyet Başsavcılığı bu konuyla ilgili inceleme ve soruşturma başlattı. Doğrunun ortaya çıkacağından şüphem yok. Sosyal medya üzerinden sahte hesaplarla, çok ciddi operasyon yapılmak isteniyor. Buna izin vermeyiniz.
Çok dikkatli olunuz. Hassasiyetinizi kaybetmeyiniz. Bu milleti 1 Nisan şakasıyla tehdit ederek boyun bükecek bir millet değiliz. Bu ülke bizim, bu vatan bizim, bu devlet bizim, bu cumhuriyet bizim. Bize kimse sömürge muamalesi yapamaz.
İstanbul Emniyet Müdürü'yle görüştüm. Her şeyin sakin olduğunu, sıra dışı bir şeyin olmadığını ifade etti. Ankara’yı da takip ettim. Sıra dışı hiçbir gelişme yok.  Şuna dikkat edelim. Bu örgüt bu milletin psikolojisini yok etmek istiyor. Sosyal medya üzerinden algı operasyonlarımızla bu duyarlılığımızı eritmek istiyorlar. Bu ülkenin bir tane başkomutanı vardır, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır."
Vatandaşların Kısıklı’daki bekleyişleri gece boyunca sürdü.
İHA
 

Usta sanatçı Halit Akçatepe yaşamını yitirdi!
Sinema sanatçısı Halit Akçatepe'den üzücü haber... Ataşehir'de özel bir hastanede tedavi gören usta oyuncu Halit Akçatepe 79 yaşında hayatını kaybetti. 

halit akçatepe ile ilgili görsel sonucu
 
Öte yandan, acı haberi duyan ünlü sanatçının yakınları ve sanat camiasından çok sayıda insan hastaneye akın etmeye başladı.
Halit Akçatepe'nin ailesine taziyede bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Halit Akçatepe her zaman sevgiyle yad edilecektir" dedi... 
Halit Akçatepe'nin vefatının ardından hastaneden bir açıklama geldi. Açıklamada uzun süredir evde tedavi gördüğü belirtilen Akçatepe'nin kalp krizinden öldüğü ifade edildi.
Sinema ve tiyatro sanatçısı halit akçatepe 79 yaşında  hayatını kaybetti. Alınan bilgiye göre Akçatepe, Ataşehir'de bir süredir tedavi gördüğü  özel bir hastanede yaşamını yitirdi.
Yeşilçam'ın sevilen oyuncularından Akçatepe, Hababam Sınıfı'ndaki  "Güdük Necmi", Süt Kardeşler'deki "Ramazan", Köyden İndim Şehire filmindeki  "Gayret" karakterleriyle sinemaseverlerin gönlünde taht kurmuştu.
ÖLÜM NEDENİ BELLİ OLDU
Halit Akçatepe'nin vefatının ardından hastaneden bir açıklama geldi. İç hastalıkları uzmanı Dr. Osman Arıkan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Son iki yıldır evde bakım hastası olarak tedavi görüyordu. Evde aniden rahatsızlanınca kendisine refakat eden hemşire arkadaşımız 112 acil servise haber veriyor. Acil servis ekibiyle hastaneye gelirken yolda kalp ve solunumu durmuştu. Acil servisimize alır almaz müdaheleye başladık. 45 dakika süren resitasyon müdahalelerine rağmen 14.40 itibariyle ex kabul ettik. Ölüm nednenini kalp ve solunum durması olarak kabul ediyoruz. Ani bir kalp krizi şeklinde olduğu gözüküyor"
KARACAAHMET MEZARLIĞINA DEFNEDİLECEK
Akçatepe'nin özel hemşiresi Fatih Çelik usta sanatçının kızından aldığı bilgileye, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedileceğini ancak defin tarihinin henüz belli olmadığını aktardı. Çelik, "usta oyuncu son günlerini nasıl geçirdi?" sorusuna "Halit bey son günlerinde gayet mutluydu" yanıtını verdi.
 

Şehit Astsubay Ömer Halisdemir’in annesi hayatını kaybetti
Niğde’de yaşayan şehit Astsubay Ömer Halisdemir’in annesi Fadimana Halisdemir hayatını kaybetti. 

Şehit Astsubay Ömer Halisdemir’in annesi hayatını kaybetti
 
15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbeci General Tuğgeneral Semih Terzi'yi öldürdükten sonra şehit edilen Astsubay Ömer Halisdemir’in Niğde’de yaşayan 69 yaşındaki annesi Fadimana Halisdemir, evinde rahatsızlanınca hastaneye kaldırıldı. Fadimana Halisdemir, kaldırıldığı Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Isparta’da deprem
Isparta'nın Yalvaç ilçesinde 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Aydında deprem...
 
Isparta'nın Yalvaç ilçesinde 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi'nden alınan bilgiye göre, saat 21.10'da merkez üssü Eğirler köyünde yerin 5 km derinliğinde 4.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem Yalvaç ilçe merkezi başta olmak üzere çevre ilçe ve köylerde de hissedildi.Herhangi bir can kaybı yaralanma ve hasarın meydana gelmediği belirtildi.
Eğirler Köyü Muhtarı Ömer al Yılmaz, "251 hane 360 nüfuslu köyümüzde azalarla toplantı halindeyken depremi hissettik. Sarsıntı çok kısa sürdü. Şu anda bir hasar bilgisi yok. Ancak her ihtimale karşı köyün gençlerin görevlendirdim. Tespit çalışması yapıyorlar. Şu anda deprem nedeniyle evinini dışında bekleyen kimse yok " dedi.
İHA


Aydın'da deprem...
Aydın'ın Efeler ilçesinde merkez üssü Dağeymiri Mahallesi olan 3.5 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Mahallede her hangi bir zarara neden olmayan deprem daha çok Efeler ilçe merkezinde hissedildi.

Aydında deprem...
 
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan verilere göre merkez üssü Aydın’ın Efeler ilçesine 2 kilometre uzakta bulunan Dağeymiri Mahallesi olarak belirlenen 3.5 şiddetindeki deprem meydana geldi. Yer kabuğunun 5 kilometre derinliğinde meydana gelen hafif şiddetteki deprem daha çok Aydın'ın merkez ilçesi Efeler’de hissedildi.
Saat 16.50’de meydana gelen depremi hissetmediklerini ifade eden Dağeymiri Mahallesi Muhtarı Ayhan Korkmaz, “Deprem sırasında bahçedeydik. Bir şey hissetmedik. Merkez üssü bizim köy ama Aydın ve civarındaki yüksek katlı apartmanlarda daha çok hissedilmiş” dedi.
Hürriyet

2017 YGS sonuçları açıklandı!
Milyonlarca öğrencinin katılım sağladığı, üniversiteye geçişin ilk aşaması olan YGS'nin sonuçları açıklandı. Peki YGS sonuçları nasıl öğrenilir? İşte 2017 YGS sonuçları hakkında tüm detaylar...

2017 YGS sonuçları açıklandı!
 
2,2 milyon üniversite adayının bir süredir beklediği ve 12 Mart Pazar günü gerçekleştirilen Yükseköğretime Geçiş Sınavı ( YGS) sonuçları açıklandı. Sonuçların ardından 180 ve üzeri puan alan adaylar, üniversiteye geçişin ikinci aşaması olan LYS'ye başvuru yapabilecek. Peki YGS sonuçları nasıl öğrenilir? İşte YGS sonuçları hakkında tüm detaylar...
 
YGS SONUÇLARI NASIL ÖĞRENİLİR?
YGS'ye katılım sağlayan ve sınav sonuçlarını merak eden üniversite adayları, ÖSYM'nin Sonuç Sistemi'ne T.C. Kimlik No ve Aday Şifresi ile giriş yaparak sınav sonuçları ekranına ulaşabilecek. Herhangi bir YGS puan türünden 180 puan alan bir aday, LYS'ye katılmak için başvuru yapabiliyor.
YGS SINAV SONUÇLARI İÇİN TIKLAYIN
https://sonuc.osym.gov.tr/
 
LYS SINAV TARİHLERİ NE ZAMAN?
Üniversiteye geçişin ikinci aşaması olan Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS), bu yıl da 5 oturumda tamamlanacak. Toplamda 4 günde tamamlanacak sınavların yapılma tarihi şu şekilde;
LYS-4 Sosyal Bilimler 10 Haziran
LYS-1 Matematik 11 Haziran
LYS-2 Fen Bilimleri 17 Haziran
LYS-5 Yabancı Dil 17 Haziran
LYS-3 Edebiyat-Coğrafya 18 Haziran
 

 
"Sizin her yeriniz silah olsa ne yazar"
Cumhurbaşkanı Erdoğan İsviçre'de terör örgütlerinin eylemi sırasında açılan skandal pankarta değinerek, "Sizin her yeriniz silah olsa ne yazar. Rabbimin tayin ettiği ömür kimsenin almaya gücü yetmez" dedi.

'Sizin her yeriniz silah olsa ne yazar'
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan İsviçre'de terör örgütlerinin eylemi sırasında açılan skandal pankarta değinerek, "Sizin her yeriniz silah olsa ne yazar. Rabbimin tayin ettiği ömür kimsenin almaya gücü yetmez" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beylikdüzü'nde toplu açılış törenine katıldı. Beylikdüzü meydanını dolduran binlerce vatandaşa hitap eden Erdoğan, Türkiye'nin geçmişte yaşadığı siyasi ve ekonomik sıkıntıları anlattı. Mevcut sistemin milletin ekonomik sıkıntılarına engel olamadığını söyleyen Erdoğan, "Madem sistem bu kadar kötüydü Türkiye bu günlere nasıl geldi. Zaman zaman tek parti hükümetleri çıkmış ve ülkemizi geliştirmiştir. Bu hükümetler de reformlarda sürekli engellemelerle karşılaşmışlardır. Biz 16 Nisan'da anayasa değişikliği ile işte bu istikrarlı dönemleri, istisnai olmaktan çıkarıp kalıcı hale getirmek istiyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanları ile Başbakanların kavgalarından çok çekti. 1980 darbesine giden yolun taşları bu anlaşmazlıklar yüzünden döşenmiştir" diye konuştu.
"BİR DÖNEMDE 5 DEFA PARTİ DEĞİŞTİREN MİLLETVEKİLLERİNE ŞAHİT OLDUK"
Vatandaşlara yeni sistemi bir denklem ile açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Seçimler yapılıyor. Milletimiz gönlünde hangi parti geçerse oyunu veriyor. Demokrasinin gereği de bu. Şayet sandıktan bir parti tek başına çıkarsa sıkıntı yok. Demokrasi dışı güçlere rağmen işler bir şekilde yürüyor. Ama sandıktan çıkan sonuç bir parti iktidarına olanak sağlamıyorsa işte o zaman yandı. Hemen pazarlıklar başlıyor. ‘3 bakanlık eksik olacak, bu konuda benim dediğim olacak' Bu kavgalarla zar zor bir hükümet kuruluyor. Bu ülkede biz otel odalarında hükümetlerin kurulduğunu biliyoruz. Böyle bir ülkeden hayır olur mu? Hükümet çalışmalarında sürekli bar çekişme yaşanıyor. Mecliste kurulan hükümet kendi içinde zaten sıkıntılı iken, dışarıdan da sürekli müdahaleler yapılıyor. Yeri geliyor Cumhurbaşkanı, yeri geliyor yargıdan askere kadar farklı vesayet güçleri sürekli hükümete müdahil oluyor. Hatta bu ülke o pazarlıklar dışında farklı transferlerle hükümetler kurdu. Toplum ömrü 24 gün olan hükümetlerle yönetildik mi? Bir dönem içinde 5 defa parti değiştiren milletvekillerine şahit olduk mu? Böyle bir sistemin elbette istikrar ve güven ortamına katkısı olmaz" şeklinde konuştu.
"HANGİ CUNTA TOPLANTILARININ YAPILDIĞINI, HANGİ CİNAYETLERİN BAHANE OLARAK KULLANILMAYA ÇALIŞILDIĞINI UNUTMADIK"
Konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu da eleştiren Erdoğan, "Ana muhalefet başındaki zat, ‘14 yıldır ne güze idare ediyorsunuz, sistem değişikliğine ne gerek var' diyor. 14 yıldır bu istikrarı biz bu ana muhalefete rağmen koruduk. Üstelik bu 14 yılda neler çektiğimiz biz biliyoruz. Hükümeti ilk kurduğumuz günden itibaren ayağımıza hangi çelmelerin takıldığı, nerelerde hangi cunta toplantılarının yapıldığını, hangi cinayetlerin bahane olarak kullanılmaya çalışıldığını unutmadık. Tehditleri unutmadık. 2007 yılında Cumhuriyet yürüyüşleri ile rektörleri yürüttüler. Bunları kim yürüttü. Arkalarında hangi zihniyet vardı. 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında alternatif kutlamaları kimler yaptı, ana muhalefet partisi. Çünkü bunlar her yerde bölmekten yanaydı. Partimizin kapatılması için nasıl hukuk dışı yolların devreye sokulduğunu unutmadık. Eğer milletimizin bize verdiği güçlü destek olmasaydı, sorunların çözümünde ne bu sistem bir işe yaradı, ne de bugün muhlis kedi numarası yapan muhalefet bize hayat hakkı tanırdı" ifadelerini kullandı. 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşananları hatırlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"56 Kürt kardeşimiz Diyarbakır'da öldürüldü. Ölen Kürt, öldüren Kürt'tü. Havaya girdi HDP. Zannetti ki ‘tamam artık biz işi bitirdik. Öyleyse vuralım' dediler. Şimdi ne oldu. Şimdi girdikleri inlere kadar bunları kovalıyoruz. Kovalayacağız. Durmak yok Tendürek'te, Cudi'de peşlerinden gidiyoruz. Silahlı kuvvetlerimizi, polisimiz korucularımız hep birlikte gidiyorlar. İki günde 45 terörist etkisiz hale getirildi. Bu milletin huzuru için ne gerekiyorsa yapacağız"
"MİLLETİMİZİN KARARLILIĞI OLMASAYDI, TÜRKİYE TARİHİNİN EN KARANLIK DÖNEMİNE GİRECEKTİ"
Türk milletinin Kasım ayındaki seçimleriyle yeniden tek partiye iktidarın yolunu açarak terör örgütlerini destekleyenlerin önünü kapattığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Belki bu durum 15 Temmuz gecesi en cüretli saldırılarını başlatmalarına sebep oldu. Eğer milletimizin o gece sergilediği kararlılık olmasaydı Türkiye tarihinin en karanlık dönemine girecekti. Suriye'de Irakta, Libya'da oynanan oyunun aynısın ülkemizde sergilemeye çalışacaklardı"
"BU ADAMA 5 TANE KEÇİ VERİN, KAYBEDİP GELİR"
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine yönelik eleştirilerine de yanıt veren Erdoğan, "Biz buralara durup dururken gelmedik. Sana bu ülkede SSK Genel Müdürlüğü'nü verdiler. Bu adama 5 tane keçi verin kaybedip gelir ya. O hastanelerimizin hali neydi. Sağlam gir hasta çıkarsın. Rezillik. Lüleburgaz'dan bir yavrumuzun kolu ne hale geldi. Orada cevap veremiyor. Savaş Ay soruyor ‘Sen genel müdürsün beyefendi' diyor. Böyle bir genel müdür şimdi çıkmış 7 yıl oldu bir kasetle geldi partinin başına. Şimdi oradan yalan makinesi çalışıyor. Söylediği yalanlara bak. Başkan olursam lokantaları kapatacakmışım. Dünyanın hangi başkanlık sisteminde böyle bir şey var. Muhtarlıkları kapatılacakmış bu yalanı söylüyor. Muhtarlık seçimle geliyor bir defa, bunların anayasal teminatı var. Cumhurbaşkanı yasalarla gelmiş olan bir kişiyi görevden alamaz. ‘Kendisine 100 tane, 500 tane yardımcı atayacak' diyor. Dünyanın neresine böyle bir uygulama var ya. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" dedi.
"ŞAKAĞIMA SİLAH DAYAMIŞLAR 'ERDOĞAN'I ÖLDÜRÜN' DİYORLAR"
İsviçre'de terör örgütü üyelerinin eylemi sırasında açılan skandal pankartı da değerlendiren Erdoğan, "Posterimi yapmışlar, şakağıma silahı dayamışlar ‘Erdoğan'ı öldürün' diyorlar. Sizin her yerinin silah olsa ne yazar. Rabbimin tayin ettiği ömür kimsenin almaya gücü yetmez. Biz bu yola böyle çıktık" ifadelerini kullandı.
(Harun Basat - Hasibe Karadağ - İsmail Coşkun / İHA)



Galatasaray yönetiminden Hakan Şükür ve Arif Erdem kararı
Galatasaray yönetimi, Hakan Şükür ve Arif Erdem dahil 2 bin 750 kişiyi, aidatlarını ödemedikleri gerekçesiyle kulüp üyeliğinden ihraç etti.
 
Eski futbolcular Hakan Şükür ile Arif Erdem'in Galatasaray üyeliğinden ihraç talebi, dün yapılan mali genel kurulda oy çokluğuyla reddedilmişti.
Sarı kırmızılı kulübün yönetimi, bugün saat 17.00'de olağanüstü toplanarak, dün alınan kararı görüştü ve Hakan Şükür ile Arif Erdem'in ihraç edilmesi yönünde karar aldı. Şükür ile Erdem'in üyelikten atılma gerekçesi olarak ise 8 yıldır kulüp üyelik aidatlarını ödememeleri gösterildi.
Galatasaray Kulübü bu gerekçeye ile aidatlarını ödemeyen 2 bin 750 üyenin de ihracına karar verdi.
KULÜPTEN AÇIKLAMA
Galatasaray Kulübü'nden yapılan açıklamada "Yönetim Kurulumuzun 26 Mart 2017 tarihli toplantısında alınan karar gereğince "Hakan Şükür ve Arif Erdem'in kulüp üyeliklerinin sona erdirilmesine karar verilmiştir" denildi.
Kaynak F5 haber


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Faşistsiniz, faşist!
Cumhurbaşkanı Erdoğan Gaziosmanpaşa'daki toplu açılış töreninin ardından Esenler'deki toplu açılış töreninde de konuştu.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Faşistsiniz, faşist!
 
İstanbul'daki mitingde kalabalığa seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlara 'faşist' dediğimiz zaman beyler rahatsız oluyor, 'Nazi' dediğimiz zaman rahatsız oluyor. Bak belgeyle konuşuyorum. Faşistsiniz, faşist!" dedi.
Erdoğan, "Avrupa'da resmimin yanına silah koymuşlar. Terör örgütü yandaşları yürüyorlar, neresi burası İsviçre, Almanya, Belçika... Onların solak partileriyle teröristler beraber yürüyorlar.  Siz bizi üzüyor musunuz, üzüleceksiniz ve bu işin daha başı!" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Esenler'de toplu açılış töreninde konuştu. Erdoğan, "Şimdi diyorlar ki 'Neyiniz eksik de yönetim sistemini değiştirmeye çalışıyorsunuz?' Biz yönetim sistemini, kendi keyfimiz için değiştirmenin peşinde değiliz. Neyimizin eksik olduğunu 7 Haziran seçimlerinde gördük, değil mi? Bir fırsat yakaladılar zannettiler ki artık biz iktidarız. Siz iktidar olamazsınız çünkü sizin derdiniz başka." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Esenler'deki açılış töreninde konuştu:
Bizim atlarımızın nallarının uzandığı yere bunların hayalleri bile ulaşamaz. Bunlar hayır dediğine göre biz demek ki doğru yoldayız. En doğuyu en batıya, en kuzeyi en güneye yaklaştırıp milleti birbirine yaklaştıracağız.
SİZ İKTİDAR OLAMAZSINIZ SİZİN DERDİNİZ BAŞKA!
Şimdi diyorlar ki 'Neyiniz eksik de yönetim sistemini değiştirmeye çalışıyorsunuz?' Biz yönetim sistemini, kendi keyfimiz için değiştirmenin peşinde değiliz. Neyimizin eksik olduğunu 7 Haziran seçimlerinde gördük, değil mi? Bir fırsat yakaladılar zannettiler ki artık biz iktidarız. Siz iktidar olamazsınız çünkü sizin derdiniz başka.
BENİM 16 NİSAN'A ÇIKACAĞIMIN GARANTİSİ VAR MI?
Muhalefeti dinleyen sanır ki Tayyip Erdoğan bu sistemi kendisi için değiştirmek istiyor. Benim 16 Nisan'a çıkacağımın garantisi var mı? Yok. Öyleyse, demek ki bu benim için değil ülkem için. Sultan Süleyman'a kalmayan dünya bize mi kalacak? Amacımız ülkemizi 2023 hedeflerine ulaşabileceği, terörle mücadelesini daha etkin bir şekilde yürütebileceği, dünyadaki saygınlığını yükseltebileceği bir sisteme kavuşturmaktır.
TÜRKİYE TARİHİ BİR KARAR VERECEK!
Türkiye, dünyanın ve bölgemizin büyük bir dönüşüm içerisinde olduğu bu süreçte tarihi bir karar verecek. Bu meseleyi komik benzetmeleriyle şahsi hale getirenler, yalanlarıyla sulandıranlar, çarpıtmalarıyla başka tarafa çekmek isteyenlerin amacı başkadır. Onlar, Türkiye bu dönüşüm sürecini güçlü bir şekilde karşılayamasın, eskiden olduğu gibi sırtı yerden kalkmasın, hep birilerine muhtaç olarak yaşasın istiyorlar.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Gaziosmanpaşa'da toplu açılış töreninde seçmene seslendi.
Erdoğan'ın sözlerinden öne çıkanlar şöyle:
"Hakkari'de dün 19, bu Sabah Erzincan Kutu deresinde bu sabah 15 terörist etkisiz hale getirildi. Bu milleti bölemeyecekler, bu vatanı bölmek isteyenler bedelini ödeyecekler. Gaziosmanpaşalı bir kardeşim, İçişleri Bakanı'mız. Bu sabah bilgilerini aldım.
15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunan FETÖ'cülerin ayıklanmasıyla ordumuzun operasyon gücü yükseldi. Teröristlerin inlerine girildi, gereği yapılıyor. Ordumuz mankurtlardan temizlendi. Fırat Kalkanı ile Suriye'deki oyunu tam ortasından bozduk.
Türkiye öyle kalkıp afra tafra yapılacak bir ülke değildir. İçeride de böyle tipler var. Televizyonları izliyorum. Kendi ülkesinin Cumhurbaşkanına karşı Avrupa'da terör örgütleri pankartlarla, resmin yanıbaşına silah koyuyor ve onların solak partileriyle oradaki terör örgütü, beraber yürüyorlar. Neresi  burası? İsviçre, Hollanda, Belçika, Almanya. Bunları da söylediğimiz zaman beyefendiler rahatsız oluyor. Rahatsız olmayın, 'men dakka, dukka.' Siz, bizi üzüyor musunuz? Üzüleceksiniz ve daha bu işin başı.
Açık konuşuyorum; her kim Türkiye'nin 'Suriye'de ne işi var?' diyorsa ülkemizin kötülüğünü istiyordur. Her kim 'Irak'la niye bu kadar ilgileniyoruz?' diye soruyorsa Türkiye'nin fenalığını düşünüyordur. Her kim 'Avrupa'daki gelişmelere niçin müdahil oluyorsunuz?' diyorsa kesinlikle milletimize husumeti vardır. Buradan komşularımıza ve oralardaki güçlere, özellikle de Avrupa ülkelerine, Avrupa'ya, Rusya'ya bir mesajım var; biz kimsenin düşmanı değiliz, bizim kimseye husumetimiz yok. Tam tam tersine her ülkeyle, her toplumla mümkün olan en iyi, en ileri, en samimi siyasi, ekonomik, sosyal ilişkiler kurmak, geliştirmek istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'na 'diktatör' diyeceksin, bunlara 'faşist' dediğimiz zaman beyler rahatsız oluyor, 'Nazi' dediğimiz zaman rahatsız oluyor. Bak belgeyle konuşuyorum. Camilerimizin duvarına gamalı haç işaretlerini koyan siz değil misiniz? Onlara karşı verilmiş bir mücadeleniz var mı? Camilerimizi yakıp yıkmadınız mı? Solingen faciasını biz bir kenara koyabilir miyiz? NSU davasını bir kenara koyabilir miyiz? Hala çözmediniz, hala sürüncemede bekletiyorsunuz. Faşistsiniz, faşist.
Hem içeride hem dışarıda 16 Nisan'da 'evet' çıkmasının önünü kesmek için adeta seferberlik ilan edilmiş durumdadır. Anayasa değişikliğiyle ilgisi olmayan öyle yalanlar ortaya atılıyor ki insanın aklı havsalası almıyor. Yurt dışında birtakım ülkeler bu konuda öylesine açık taraf olmuş durumdalar ki, ortada ne uluslararası anlaşmalar, ne diplomatik teamüller, ne nezaket kaldı. Sanki seçim Almanya'da yapılıyor, sanki Belçika'da, sanki İsviçre'de, sanki Hollanda'da yapılıyor. Size ne? Terör örgütleri Avrupa şehirlerinde polis koruması altında eylem yaparken, 'hayır' kampanyası yürütürken, 'Evet' diyenlerin üzerine atlarıyla itleriyle saldırıyorlar. İçeride de dışarıda da telaş büyük olduğuna göre ülke ve millet olarak doğru yoldayız demektir. Bunun için diyoruz ki 16 Nisan, Türkiye'nin bir daha koalisyon günlerine dönmeyeceğinin ilanıdır. 16 Nisan, Türkiye'nin ekonomik krizlere yol açan çatışma ortamlarına kapılarını kapattığının ilanıdır. 16 Nisan, daha çok büyüyecek, daha çok üretecek, daha çok istihdam edecek, daha çok ihracat yapacak bir Türkiye'nin yolunun açıldığı günün adıdır.
Her kim gelip burnumuzun dibimde ülkemizi parçalamak için terör örgütleriyle iş birliği yaparsa külahları değişiriz. Terör örgütleri için Türkiye gibi bir ülkeyi karşısına alan her ülkeyi, aklına başına devşirmesi için uyarıyoruz. Bir taraftan NATO'da beraber olacağız. Bana silah vermeyecek, terör örgütüne silah verecek. Var mı böyle bir şey? Televizyon programlarında konuşanlara sesleniyorum; bu hesabı da iyi yapın. Dünyanın her yerinde kural aynıdır; terör örgütüne destek veren onlarla aynı saftadır."

"Ayağımızdaki prangadan kurtulup koşmaya başlamalıyız"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, 16 Nisan'da yapılacak halk oylaması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, 16 Nisan'da yapılacak halk oylaması ile ilgili, "Elimizdeki prangalardan kurtulduk, dik duruyoruz ama ayağımızda hala pranga var. Onlardan da kurtulup koşmaya başlamamız lazım." dedi.
Karaaslan, Samsun'un Terme ilçesinde sivil toplum örgütü temsilcileriyle buluştu. Terme Ticaret ve Sanayi Odasını da ziyaret eden Karaaslan, ardından fındık fabrikalarını gezerek kadın işçilerle bir araya geldi.
"Evet-hayır" kelimelerinin Türkiye'yi çok önemli bir yere götüreceğini belirten Karaaslan, "Elimizdeki prangalardan kurtulduk, dik duruyoruz ama ayağımızda hala pranga var. Onlardan da kurtulup koşmaya başlamamız lazım." diye konuştu.
Karaaslan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya yönelik Hollanda'nın skandal tavrına değinerek, şunları kaydetti:
"Bayan Bakanımızın Hollanda'da başına gelenleri gördünüz. Ben kendisiyle bir süre önce mesajlaşmıştım. Biraz sıkıntılı olduğunu ama henüz bir şey olmadığını söylemişti ama bir-iki saat içinde olayın rengi değişti. Bize insan hakları, özgürlükler, kadın hakları, basın özgürlüğü gibi konularda ders veren, tepeden bakan, parmak sallayan, yeri geldiğinde kriterler belirleyen, onlara uymaya zorlayan, uymadığımızda raporlar yayınlayan ülkelerin sadece tek derdi, elinde Türk bayrağı büyükelçiliğin önünde Bakan ve elçinin yerlerinden çıkmış olmasını istemek. Hiçbir taşkınlık yapmayan, cam çerçeve indirmeyen, hiç kimsenin sağlığına zarar vermeyen, sadece demokratik hakkını kullanan vatandaşlarımızı yerlere yatırıp köpekleri saldırttılar. O yüzden mesele büyük."
MHP ile uzlaşarak anayasanın 18 maddesini değiştirdiklerini anımsatan Karaaslan, "Tamamını değiştirmeye gücümüz yetmedi maalesef ama ilk kez anayasanın ruhuna dokunuyoruz. Anayasalar bütün dünyada toplumun yazdığı metinlerdir. Toplumun uzlaşma metinleridir fakat ülkemizde darbecilerin yazdığı, 1982 yılında darbeyi gerçekleştirenler tarafından düzenlenmiş bir anayasadır. Elimizdekilerden kurtulduk, gelin ayaklarımızdakilerden de kurtulalım. O yüzden gidip 'evet' oyu verelim." ifadesini kullandı.

Öğrencinin faturasını rektör ödedi
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünal, sosyal medyada kendisine ulaşan öğrencisinin cep telefonu faturasını ödemesi isteğini geri çevirmedi.

Öğrencinin faturasını rektör ödedi
 
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, sosyal medya hesabından kendisine ulaşan öğrencisinin cep telefonu faturasını ödemesi isteğini geri çevirmedi. Baran Elbir, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabından Rektör Ünal'ın kişisel hesabına, telefon faturasının fotoğrafını göndererek, "Sayın hocam, siz bu seferlik ödeseniz, bursum yatınca size veririm" mesajı attı.
Ünal da "Tabii ki ama geri ödeme istemiyorum." yazıp 92 lira 60 kuruşluk faturayı ödedi. Elbir daha sonra yine hesabından, "Hoca gibi hoca, rektör gibi rektör. Teşekkürler hocam." mesajını paylaştı. Rektör Prof. Dr. Mustafa Ünal, Twitter'daki mesajı görünce çok şaşırdığını ancak "Gerçekten ihtiyacı vardır" diye düşünerek faturayı ödediğini söyledi.
Öğrenciyle yüz yüze de görüşeceğini dile getiren Ünal, "Çocuklarımızın bütün sorunlarıyla ilgileniyoruz. Bu olay dikkati çekti. Normal şartlarda dersleri, bursları, konaklamalarıyla ilgili yaşadıkları her türlü sorunu, isteği bana sosyal medyadan ya da e-posta ile ulaştırıyorlar. Çoğuna cevap veriyorum. Üniversitede aile ortamı var, onlar bizim çocuklarımız" dedi.


 
AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye tarihi bir tercihte bulunacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye 16 Nisan'da tarihi bir tercihte bulunacak" dedi.Avrupa'ya sert sözlerle yüklenen Erdoğan, "Nazi deyince rahatsız oluyorlar. Siz Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' dedikçe size rahat olmayacak. Tayyip Erdoğan da size faşist de diyecek Nazi de diyecek" şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye tarihi bir tercihte bulunacak
 
Erken seçim tartışmalarına son noktayı koyan Erdoğan, "Yeni sisteme göre, seçimler ne zaman yapılacak, Kasım 2019'da. O zaman eğer partim beni kalkar da aday yaparsa milletim de teveccüh gösterirse o zaman beraber yürürüz" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli'ye geldi. Helikopterle il merkezine geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret etti. Erdoğan'ı belediye önünde Büyükşehir Belediye Başkanı  Osman Zolan karşıladı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ziyarette Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de  eşlik etti. Basına kapalı gerçekleşen ziyaret yaklaşık 25 dakika sürdü.Ziyaret sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Delikliçınar Şehitler Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde katıldı. 
HADDİNİ BİL...
Erdoğan törende konuştu. Almanya'nın İstihbarat Başkanı'nın açıklamalarına sert tepki gösteren Erdoğan, "Bir istihbarat başkanı açıklama yapamaz. Diyor ki; biz bu olayların arkasında FETÖ'yü görmedik diyor. Bunu önce muhatabına sor. Türkiye'nin milli istihbarat teşkilatına sor. Sen kimsin ya! Haddini bil!" dedi. Meydandan gelen 'İdam isteriz sloganlarına' karşılık veren Erdoğan, "İşte 16 Nisan kırılma noktasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, Yıldırım, Bahçeli varım diyorlar. 16 Nisan'dan sonra parlamentodan geçip bana gelirse onaylarım. Avrupa'nın ne dediği de beni enterese etmez" diye konuştu.
YORULMADINIZ MI?
 Cumhurbaşkanı Erdoğan,  iki yıllık bir aranın ardından bir kez daha Denizli'de olmanın memnuniyeti  içerisinde olduğunu ifade etti. Erdoğan, vatandaşlara, "Nassınız bakem? Dinelmekten yorulmadınız de  mi?" dedikten sonra sevgileri, coşkuları ve vefaları için teşekkürlerini iletti.  Denizli'nin bağımsızlığın, özgürlüğün ve hürriyetin kıymetini iyi  bildiğini dile getiren Erdoğan, Anadolu'nun işgaline karşı en güçlü tepkiyi veren  yerlerden birinin de Denizli olduğunu belirtti.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli'nin "Bu tecavüze karşı hareketsiz  kalmak din ve devlete ihanettir" diyen Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin çağrısıyla  Denizli'nin milli mücadeleye katıldığını aktararak, "Denizli düşman işgaline  uğramamıştır ama Milli Mücadelede en ön saflarda yer almıştır. Malazgirt  Zaferi'nden sonra bu toprakları bize vatan yapan Server Gazilerin, Mehmet  Gazilerin izinden giden Denizli halkı terörle mücadelede de yiğitliğini,  kahramanlığını açıkça ortaya koymuştur." değerlendirmesinde bulundu.  Denizli'nin son 1,5 yılda sınır içinde, dışında yürütülen terörle  mücadele operasyonlarında ve 15 Temmuz darbe girişimi sırasında toplam 16 şehit  verdiğini anımsatan Erdoğan, tüm şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına  başsağlığı diledi.
TÜRKİYE TARİHİ BİR TERCİHTE BULUNACAK 
Bu sırada vatandaşların "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" şeklinde  tezahürat yapması üzerine Erdoğan, "Evet, Rabbim öyle buyuruyor, 'Allah yolunda  öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler ancak siz bilemezsiniz'. Türkiye  16 Nisan'da tarihi bir tercihte bulunacak. Yapacağımız iş gayet basit, ülkemizin  eski yönetim sistemiyle mi devam edeceğinin yoksa yeni bir yönetim sistemine mi  geçeceğinin tercihini yapacağız, mesele bu. Eski mi, yeni mi?" şeklinde konuştu.
Eski yönetim sisteminde hükümetlerin Mecliste kurulduğuna dikkati  çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer Mecliste bir parti çoğunluğu elde edebilmişse mesele yok.  Başbakan belli olduğu için hükümet kuruluyor, güvenoyu alıyor ve çalışıyordu.  Şayet Mecliste bir parti çoğunluğu elde edememişse işte o zaman yandık demektir.  Çünkü bu durumda çeşitli partilerin bir araya gelip koalisyon kurması  gerekiyordu. Nerelerde kuruyorlardı bu koalisyonu? Otellerde, otellerde  milletvekili pazarlarının açıldığı, siyaset baronlarının, medya patronlarının  hükümet kurup, hükümet yıktığı günleri içimizde hatırlayanlar çoktur."   Erdoğan, 1970'li yıllarda hükümetlerin ortalama ömrünün 9 ay, 1990'lı  yıllarda 14 ay olduğunu, 1950'den bu yana her 16 ayda bir hükümet değiştiğini  dile getirdi.  Vatandaşların, "Dik dur eğilme Denizli seninle." şeklindeki  tezahüratlara Erdoğan, "Şüphem yok. Şunu bileceksiniz, biz beşer planında hiçbir  gücün önünde eğilmedik. Biz sadece Rabbimizin huzurunda rükuda eğildik, secdede  eğildik, başkası asla?" karşılığını verdi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böyle 9 ayda, 16 ayda hükümetlerin kurulup,  indiği bir ülkede istikrar olur mu? Güven olur mu?" diye sordu.
'ÇİFT BAŞLILIKTAN HERKES RAHATSIZDI'
Erdoğan,konuşmasında 1960 darbesinin ardından  kurulan sistemle, hiçbir sorumluğu olmayan ama çok geniş yetkilerle donatılmış  cumhurbaşkanları ile başbakanların "adeta birbirlerini yediklerini" söyledi. Hepsinin de bu çift başlılıktan rahatsız olduğunu belirten Erdoğan,  "Bakıyorsunuz Gazi Mustafa Kemal, İnönü ile kavgalıydı. İstifasını dahi  istemiştir. Bunları bu ülke yaşadı. Aynı şekilde İnönü kendi Başbakanı ile  kavgalıydı. Ne zaman ki rahmetli Menderes geldi, ondan sonra istikrar geldi."  diye konuştu.  Erdoğan, "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganlarına, "Biz sizlerle  gurur duyuyoruz. Gerçi ana muhalefet gençlerin parlamentoya girmesini istemiyor  ama varsın istemesin, biz istiyoruz. İnşallah genç, dinamik bir parlamentonun  nasıl olacağını 16 Nisan'da göstermeye hazır mıyız?" karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanın bir tarafa çektiği Başbakan'ın bir başka tarafa çektiği  Türkiye'nin "siyasi ve ekonomik krizlerden başını kaldıramadığını" dile getiren  Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:  "Hani ana muhalefetin başındaki zat soruyor ya; 'Herkes uzaya giderken  Türkiye ne yapıyordu?' diye. İşte o dönemlerde Türkiye koalisyonlarla,  Cumhurbaşkanı-Başbakan kavgalarıyla uğraşıyordu ey Kılıçdaroğlu. Bak, Türkiye 15  senedir nasıl kalkınıyor. Çünkü artık koalisyon diye bir şey olmadı. Bizler  ülkemizi sıçrattık. Soruyorum; Denizli 15 yıl önce neydi bugün ne oldu? Ben  Başbakan değildim, Sayın Gül Başbakandı, Aydın'a geldim. Aydın-Denizli arası 105  kilometrelik bir bölünmüş yol meselesi vardı. 14 sene öncesinden bahsediyorum.  Orada söz verdim: 'Burayı süratle yapacağız.' Aydın-Denizli arası bölünmüş yol  yaptık mı? Biz, buyuz. Biz 'yol medeniyettir' dedik, yolları yaptık. 'Havaalanı'  dedik, Çardak'ı yaptık mı? Bunların, herkes uzaya giderken meşgul oldukları şey,  Gezi Parkı'nda oynamaktı. Onlar, onlarla meşgul oluyordu. Biz ise acaba eğitim  sisteminde, üretimde ne yaptık...
4 temel direk dedik: Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. 75 üniversitemiz  varken sayısını 181'e çıkarttık. Şu anda üniversitesi olmayan il yok. Bununla  kalmadık, üniversitelerdeki öğrencilerimizi dilenci durumuna düşürüyorlardı.  Onlara ciddi rakamlarla burslar vermeye başladık. Burs ve kredi olarak kim  müracaat ederse eli boş dönmez ama bazı gençler 'illa da burs' diyor. 'İlla burs'  deme. Burs burs, kredi kredi. Çünkü krediyi, iş bulduğun zaman ödemeye  başlıyorsun. Üstelik faizsiz. Böyle bir imkan kaçırılır mı?
Türkiye'de bütün dersliklerin sayısını artırdık. 270 bin derslik ilave  ettik, ilk ve orta öğretimde. Çünkü yetmiyordu. 70-80 kişilik sınıflarda tahsil  yapıyorduk. Bunun ortalaması 30 olacak, aşağısı olur ama 60-70, o devir kapandı.  Milli bütçeden en fazla payı milli eğitime ayırdık, öğretmen sayısını arttıralım  diye. Şimdi yoğun şekilde öğretmen alıyoruz, yetiştiriyoruz. Derdimiz başka,  derdimiz insan. Her şey insan için, her şey Türkiye için, diğerleri boş. Benim  yaşımda olanlar iyi bilirler, kitap bulamazdık. Şimdi biz sıraların üzerine  kitapları koyuyoruz. Okullarımız açıldığı gün yavrularımız kitaplarını sıraların  üzerinde buluyor. Artık bilgisayar tabletleriyle, akılı tahtalarla sınıfları  donatılıyor."
'BUNLARDA DEMOKRASİ YOK'
Şu anda hastanesi olmayan il bulunmadığını; ilçelerde bile hastane  kurulduğunu, gün hastaneleri oluşturulduğunu anımsatan Erdoğan, şimdi yeni bir  adım attıklarını, şehir hastaneleri kurduklarını aktardı. Mersin Şehir Hastanesinin açılışını Başbakan Binali Yıldırım ile  birlikte yaptıklarını, Yozgat'ta açtıklarını, bugün Başbakan Yıldırım'ın Isparta  Şehir Hastanesinin açılışını yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü  biz sıçramak zorundayız. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak  durumundayız. Onun için çok çalışacağız ve 16 Nisan üretimi, süratle kalkınmayı  getirecek." diye konuştu.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin ekonomide nereden nereye gelindiğini  anlattığını belirten Erdoğan, "Bundan öncekiler neredeydi, biz nerdeyiz? Şu ana  muhalefetin bu ülkede terör estirdiği zamanı biliriz. Bunlar Menderes idama  götürüldüğü zaman alkışlayanlardır. İki arkadaşını idama götürüldüğü zaman  alkışlayanlardandır. Bunlarda demokrasi yok." dedi.
AP'YE SERT TEPKİ 
Erdoğan, Almanya'da, Hollanda'da, İsviçre'de, Belçika'da demokrasinin,  inanç özgürlüğünün olmadığını, bu ülkelerde özgürlük adına bir şeyin  bulunmadığını bildirdi.  Meydanı dolduran kalabalığın, "Vur vur inlesin, batı dinlesin"  sözlerine karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl dinlemenin 16 Nisan'da olacağını  kaydetti. Sabah Gazetesi'nin Avrupa baskısı Daily Sabah'ın Avrupa  Parlamentosu'na girmesinin yasaklandığını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:  "Hani sizde medya özgürlüğü vardı, hani basın özgürlüğü vardı. Niye  yasakladınız? Hesabını vereceksiniz. Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' de, Tayyip  Erdoğan 'faşist' dediği zaman, 'nazi' dediği zaman rahatla. Size rahat olmayacak.  Niye olmayacak? Siz Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' dediğiniz sürece bilesiniz ki  Tayyip Erdoğan da sizlere 'faşist de diyecek, nazi de'. Niye mi söyleyeyim: Bizim  Avrupa'daki mabetlerimizin duvarlarına bunlar gamalı haç yapıyor mu? Ey devlet  sen neredesin?  Niye bu gamalı haçların yapılmasına müsaade ediyorsun? Bizim  camilerimizin camları, çerçeveleri indiriliyor mu? Peki neden siz bunları takip  etmiyorsunuz, neden? Birçok vatandaşımız Avrupa'da öldürüldü, daha neticesi yok."
HALEP ORDAYSA ARŞIN DENİZLİ'DE 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tek parti hükümetleri döneminde  ortalama büyüme oranının yüzde 6, koalisyon dönemlerinde yüzde 4 olduğunu ifade  etti.  "Türkiye sadece 1990'ların başlarından beri tek parti iktidarıyla  yönetilseydi, bugünkünden iki kat daha zengin olacaktı." diyen Erdoğan, şu an  kişi başına düşen milli gelirin 11 bin dolar yerine, 22 bin dolara çıkacağını  vurguladı.  O günlerin de geleceğini belirten Erdoğan, cumhurbaşkanlığı sisteminin  devreye girmesiyle, 2023 hedeflerinin yakalanacağını anlattı.  Ulaşımda atılan adımların ortada olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı  Erdoğan, 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldığını, kendilerinin ise  14 yılda 19 bin kilometre bölünmüş yol inşa ettiklerini bildirerek, "Halep  oradaysa, arşın Denizli'de." dedi.
DAHA NELER OLACAK NELER 
Yurt genelinde 25 havalimanının olduğunu, bu sayıyı 59'a  çıkardıklarına vurgu yapan Erdoğan, şöyle konuştu:"Bu hayırcılar var ya çok enteresan. Herkes oyunda serbesttir, bunlar  ayrı mesele ama bunlar bir garip. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapılırken bunlar  'hayır' diyordu, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapılırken, bunlar 'hayır' diyordu,  Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün temelini atıyoruz buna da 'hayır' dediler. Bu  köprüler şimdi şakır şakır hizmeti veriyor. Kendileri de üzerinden rahatlıkla  geçiyor. Çünkü bunlar 'hayır' derken niye dediklerini bilmiyorlar. Şimdi de  'hayır' derken niye dediklerinin farkında değiller. Osman Gazi Köprüsü'nü yapıyoruz yine 'hayır' dediler. 'Ne olacak ya  körfezi dolaşsınlar' dediler. Bizim derdimiz başka. İstanbul-İzmir arasını 3 saat  15 dakikaya indirelim istiyoruz. Aynı şekilde şimdi 18 Mart Çanakkale   Köprüsü'nün temelini attık. İnşallah 2023'de açılışını yapacağız. Dünyanın bir  numaralı köprüsü olacak bu. İki kule arasındaki açıklık itibarıyla bir numara.  Türkiye yapar, çünkü iman öyle bir şeydir ki tekeden bile süt çıkartır. Onun için  azmedip yapacağız. 'Ekonomi çöktü' dediler. Ekonomi bitse... 11 milyar Türk  lirası bu köprünün maliyeti. Bunun yarısı Kore'den geliyor yarısı Türk sermayesi.  Bu köprünün temeli atıldı, daha neler olacak neler."
ŞİMDİ OTOMOBİLLERİYLE BEY BEY DOLAŞIYORLAR 
Önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde dünyanın bir numaralı havalimanın  açılışını yapacacaklarına değinen Erdoğan, bu havalimanın ilk etabında yıllık  yolcu kapasitesinin 90 milyon olacağını, 2023'de tamamı bittiğinde ise yolcu  kapasitenin 150 milyona ulaşacağını açıkladı. Hayırcı cephenin buna da "Hayır" diyeceğini anlatan Erdoğan, "Çünkü  hayırcı bunlar. Marmaray'ın temelini attığımızda da 'hayır' dedi bunlar. Niye?  Denizin altından geçiyor ya... İnanmadılar. 'Denizin altından nasıl böyle bir şey  yapacaklar?' dediler. 3 yıl oldu. 3 yılda Marmaray'dan geçenlerin sayısı 200  milyonu aştı. 'Şimdi insanlar raylı sistemden geçiyor ama bir de otomobillerin  geçeceği sistemi kurucağız denizin altından, Avrasya Tüneli' dedik. 'İstemezük'  dediler. Ve biz Avrasya Tünelini de yaptık. Şimdi otomobilleriyle bey bey  geçiyorlar." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Evet" diyene olduğu gibi "Hayır" diyene de  saygı gösterdiklerine ancak kimlerin "Hayır" dediğinin önemli olduğunu belirtti.  Kandil'deki PKK terör örgütünün başındaki kişinin "Hayır" dediğini,  İmralı'dakinin "Hayır" dediğini, Pensilvanya'daki FETÖ'cünün "Hayır" dediğini  hatırlatan Erdoğan, "Şimdi 'Hayır' diyenlerin iyi düşünmesi lazım. 'Ben hayır  derken acaba kimlerle beraberim.' diye düşünmesi lazım öyle mi? Kişi  sevdikleriyle beraberdir. Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu.  Mesele bu."
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARINA SON NOKTAYI KOYDU 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni  cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre seçimlerin Kasım 2019'da yapılacağını  belirterek, "Eğer o zaman milletim, partim kalkar da aday yaparsa, milletim de  teveccüh gösterirse, o zaman beraber yürürüz. Başka birine teveccüh gösterirse, o  kişi gelir ülkeyi yönetir." dedi.  Erdoğan, konuşmada, miting alanını dolduran  kalabalığa, dün akşam Kanal D ve CNN Türk ortak canlı yayınına çıktığını  anımsatarak, "İzlediniz mi?" diye sordu. Kalabalık, hep bir ağızdan "Evet" diye  bağırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Niye evet dediğimizi anladınız değil mi?"  sorusuna da "Evet" yanıtını veren kalabalık, "Şüphe kaldı mı?" sorusuna ise  "Hayır" karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizim ne içeride ne dışarıda kimseyle kavga etmek, kimseyle aramızı  bozmak gibi bir niyetimiz asla yok. Ama bizim milletimize karşı sorumluluğumuz  var. Biz 81 vilayetiyle bu ülkenin, 80 milyon vatandaşımızla bu milletin, yurt  dışındaki kardeşlerimizin, umudunu bize bağlamış tüm dostlarımızın,  soydaşlarımızın hakkını, hukukunu savunmak mecburiyetindeyiz. Çünkü biliyoruz ki  bu ülke ve bu millet varsa hep birlikte biz de varız. Şayet ülkemizin bütünlüğüne  halel gelirse, milletimizin birliğine, dirliğine zarar gelirse, o zaman kıyamet  hepimiz için kopmuş demektir.  Nasreddin Hoca'nın kıyamet hikayesini biliyorsunuz değil mi? Hoca'ya,  'Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sormuşlar. O da 'Karım öldüğünde küçük kıyamet,  ben öldüğümde büyük kıyamet kopacak.' demiş. Biz de diyoruz ki 'Ülkemizin ve  milletimizin başına kötü bir şey geldiği zaman, hep birlikte kıyameti yaşarız.'  İşte yakın çevremizde yaşananları görüyorsunuz. Suriye'deki yakılmış ve yıkılmış  şehirlerin fotoğraflarına bakıyorsunuz değil mi? Irak'ta yaşanan acıları takip  ediyorsunuz değil mi? Türkiye'yi de işte bu duruma düşürmek isteyenlere karşı en  büyük gücümüz birliğimizdir, beraberliğimizdir."
Erdoğan'ın, "Onun için, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız,  beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız." sözlerini,  alanı dolduran kalabalık hep birlikte tekrarladı. "İşte mesele bu, 16 Nisan bunun tescilidir, bunun teyididir."  ifadesini kullanan Erdoğan, 4,5 yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 12  yıl Başbakanlık, son 2,5 yıldır da Cumhurbaşkanlığı yaptığını söyledi.
YÜREĞİMİZ MİLLETİMİZİN TAMAMI İÇİN ATMIYOR MU?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Bugüne kadar ülkemizin, milletimizin, herhangi bir şehrimizin veya  vatandaşımızın aleyhine bir adımımız, kötülüğüne yol açacak bir tasarrufumuz  olmamıştır. Yaptığımız hizmetlerden, hayata geçirdiğimiz projelerden hangi  bölgeden, hangi kökenden, hangi mezhepten, meşrepten, görüşten olursa olsun  herkes yararlanmıyor mu? Yüreğimiz milletimizin tamamı için atmıyor mu? Alın  terimiz herkes için dökülmüyor mu? Bu anayasa değişikliğinde farklı olması için  herhangi bir sebep mi var?  Türkiye için, Türk milleti için, tüm kardeşlerimiz için iyi olacağına,  güzel olacağına, faydalı olacağına inanmasak böyle bir reformun arkasında niye  duralım? 14 yıldır ülkeyi yöneten, halen de Meclisiyle, hükümetiyle, Başbakanıyla  uyum içinde çalışmalarını yürüten bir Cumhurbaşkanı olarak, kendim için bir şey  istiyor olabilir miyim? Bizler faniyiz, 16 Nisan'a çıkmaya elimizde senet var mı?  Yok. Bazıları diyor ki 'Tayyip Erdoğan iyi de Tayyip Erdoğan'dan sonra ne  olacak?' Bu, Tayyip Erdoğan için yapılan bir sistem değil ki, bu farklı bir şey.  Biz eski köhne sistemi bir kenara koyalım, ortaya yeni bir sistem getirelim.  Rejim 1923, orada. Ama biz şimdi yeni bir yönetim sistemiyle bir adım atıyoruz.  Çünkü, Tayyip Erdoğan fani, bugün var yarın yok. Allahım böyle emrediyor. Değil  mi? Ne bir an ileri ne bir geri. Öyle ise yapmamız gereken, öyle bir sistem  kuralım ki kim gelirse gelsin bu sistemle ülkemizi çok daha ilerilere taşıyacak  bir yapıyı elinde bulsun. Bizim derdimiz bu."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek amacının ülkeye ve millete, gelecekteki  hedeflere ulaşmayı sağlayacak, birliği, beraberliği ve kardeşliği güçlendirecek  bir yönetim sistemini kazandırmak olduğunu ifade etti. 
'MİLLETİMİZİN YARISININ TEVCCÜHÜNÜ KAZANMAK...'
Yeni sisteme göre, seçimlerin Kasım 2019'da yapılacağını anımsatan  Erdoğan, "O zaman milletim, eğer partim beni kalkar da aday yaparsa, milletim de  teveccüh gösterirse, o zaman beraber yürürüz. Başka birine teveccüh gösterirse, o  kişi gelir ülkeyi yönetir. Bu sistemin işleyişi konusunda en büyük güvencem nedir  biliyor musunuz? En büyük güvencem sizsiniz, millettir millet. Çünkü bu milletin  yarısından fazlasının teveccühünü kazanmak öyle kolay bir iş değil. Bunun için  değerlerinizle, birikiminizle, samimiyetinizle, projenizle, programınızla  milletle bütünleşmeniz gerekiyor. Aksi takdirde o sandıktan çıkamazsınız."  sözlerini kullandı. Erdoğan, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkanların asıl  itirazının sistemin kendisine olmadığını, onların, bu sistemde milletin  kendilerine teveccüh etmeyeceğini bildiklerini belirterek, "Onun için meseleyi  başka taraflara çekmeye çalışıyorlar." dedi.
"Tek millet için evet mi, tek bayrak için evet mi, tek vatan için evet  mi, tek devlet için evet mi?" sözlerine, kalabalığın "Evet" yanıtını vermesi  üzerine Erdoğan, "İşte bu coşku, bu heyecan var olduğu sürece, Allah'ın izniyle  kimse Türkiye'ye diz çöktüremez. Biz Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle,  Gürcüsü'yle, Abhaza'sıyla, Roman'ıyla tek milletiz." diye konuştu.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bayrağımızın rengi, şehidimizin kanının  rengidir. Hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız şehidimizin ta kendisidir.  780 bin kilometrekare ile bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer  uğrunda ölen varsa vatandır. 780 bin kilometrekare ile tek vatan. Bu vatanda  kimse ne yapamaz? Herhangi bir operasyon yapamaz. İşte şu anda askerimizle,  polisimizle, bütünüyle Tendürek Dağları'nda, Gabar'da, Bestler Deresi'nde  inlerine kadar girdik, giriyoruz. Bu terörü Allah'ın izniyle bitireceğiz. Bu  ülkenin huzuruna, mutluluğuna, refahına kastedenlere oralarda inşallah yaşam  hakkı tanımayacağız." sözlerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AB değerleri,  Avrupa ülkelerinin kendi çıkarları söz konusu olduğunda rafa kaldırılacak ama  başka devletlere saygısızca dayatılacak araçlar haline dönüştürülemez. Eğer  Avrupa böyle bir yanlışa düşerse en büyük zararı kendisi görür. Ben bunları  söyleyince rahatsız oluyorlar, kendilerini tehdit ettiğimizi söylüyorlar. Bunun  neresi tehdit?" dedi.  Erdoğan, Denizli 15 Temmuz Delikliçınar Şehitler Meydanı'nda  düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, halk oylamasını  hatırlatarak, vatandaştan yükselen "evet" seslerinin istikbaline ve istiklaline  sahip çıkan bir milletin arşa yükselen sadası olduğunu ifade etti.
İDAM ÇIKIŞI 
Meydandan gelen "İdam isteriz" sözleri üzerine Erdoğan, şu karşılığı  verdi:  "İşte 16 Nisan. 16 Nisan bunun kırılma noktasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu,  'Ben varım' diyor, Sayın Bahçeli de aynısını söylüyor, Sayın Yıldırım da.  Parlamentodan 16 Nisan'dan sonra geçip onay için bana geldiğinde, ben bunu  onaylarım. Avrupa Birliği ne der, Beni enterese etmez. Biz George'a, Hans'a  bakmayız. Biz Ahmet'e, Mehmet'e, Ayşe'ye, Fatma'ya bakarız. Biz Rabb'imize  bakarız. Çünkü biz halk ve hak ile hareket etmek durumundayız. Çünkü aksi  takdirde şehitlerimizin hesabını veremeyiz. Onun için bunu yapacağız."
'YERLİ VE MİLLİ BAŞKANLIKTAN BAHSEDİYORUZ'
Türkiye'nin 1923 yılında rejimini cumhuriyet olarak belirlediğini,  milletin demokrasi, hak ve özgürlüklerin teminat altında olduğu hukuk devletini  benimsediğini vurgulayan Erdoğan, amaçlarının milli, yerli, demokrat, özgürlükçü,  müreffeh Türkiye'yi daha ileriye taşımak olduğunun altını çizdi. Erdoğan, "Onun için biz yerli, milli bir başkanlıktan bahsediyoruz.  Filanca şöyle yapmış, böyle yapmış. Hayır. Türk tipi bir başkanlık sistemi.  Bugünlere demokrasi ile geldik. Bundan sonra da yolumuza demokrasi ile devam  edeceğiz. Aksi yönde bir tehditle karşılaşırsak mücadelenin en ön safında, 15  Temmuz'da olduğu gibi, biz yer alırız. Tıpkı 15 Temmuz gecesi ülkeye silah  zoruyla el koymaya çalışan o FETÖ'cü ihanet çetesine yaptığımız gibi.  Milletimizle el ele verip ölümüne mücadele ederiz." diye konuştu.   Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin yaşandığı geceye  de değinen Erdoğan, kendisinin her zaman halkın gücüne inandığını ve milletin 15  Temmuz gecesi 81 ilde meydanlara dökülerek, darbe girişimine karşı koyduğunu  anlattı.  Erdoğan, şöyle devam etti:  "Biz de yanımda eşim, çocuklarım, damadım hep beraber birlikte  tereddütsüz atladık ve son ana kadar Ankara mı, İstanbul mu diye pilotum dahi  bilmiyordu. Son anda dedik ki İstanbul. Pist karanlık. Pilota sordum, 'sen  karanlık piste inmesini bilmiyor musun?' diye. 'İnerim ama tanklar, otobüsler  varsa...' 'Bir alçak uçuşla geç bakalım, yak farlarını' dedik. Ve pistin üzerine  gelindiğinde hiçbir şey yok. O zaman 'bu piste in' dedik. Ve İstanbul'a indik.  Alçak uçuşlar yaptılar üzerimizden. Ama bütün bunlara rağmen bizler orada  halkımızla kucaklaştık. Ve o andan itibaren, İstanbul'dan zaten işi yönetmeye  başladık. Elhamdülillah 16-17 saatte bu karşı operasyon neticesini verdi. Bunlar  çil yavrusu gibi dağıldı mı? Unutmayın, korkaklar zafer anıtı dikemez. Halbuki  bunların altında F-16'lar vardı. Bunlar helikopterlerle, tanklarla, modern  silahlarla saldırıyorlardı. Ama bizim gencimiz, hanım kardeşlerimiz,  yaşlılarımız, hiçbiri tereddüt etmediler. Niye? Çünkü onlar şuna inanıyordu,  şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda. Canı, cananı bütün varımı alsın da Huda,  etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Mesela bu." Türk milletinin FETÖ'nün darbe girişimi gecesi gövdesine siper ederek  vatanını savunduğuna işaret eden Erdoğan, 249 şehit verildiğini, 2 bin 193  kişinin gazi olduğunu ancak ülkenin, milletin kurtulduğunu belirtti.
YAKLAŞIK 1 MİLYAR LİRA OLAN 112 KAMU YATIRIMI
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Denizli'de çeşitli bakanlıklara ait yaklaşık  1 milyar lira olan 112 kamu yatırımının açılışını gerçekleştirdi. Bu kapsamda, açılışı yapılan yatırımlardan bazıları  şöyle:"Denizli İl Müdürlüğü Hizmet Binası, Engelsiz Yaşam Bakım ve  Rehabilitasyon Merkezi, 112 Acil Çağrı Merkezi İnşaatı, Emniyet Amirliği Hizmet  Binası, 18 okul, 750 öğrenci kapasiteli 4 pansiyon ve yurt binası, 1 otistik  çocuklar özel eğitim ve uygulama merkezi, 231 yataklı 3 devlet hastanesi ve 2  sağlık hizmetleri istasyonu, Denizli-Acıpayam Yeşilyuva Göleti ve Sulaması,  Denizli-Acıpayam ve Serinhisar Ovası Ana Tahliye Kanalı Sanat Yapıları, Dalaman  Çayı Islahı Yenilenmesi, Muhtelif Bölgelerde Park ve Mesirelik Alan Yapım ve  Onarım İşi, Fatih, Cumhuriyet, Deliktaş, Siteler Mehmetçik,  Alt Yapı Şebeke  İnşaatı ve Scada Sisteminin Kurulumu, kapalı pazar yerleri, düğün salonu, çarşı  dükkanları, çeşitli kamu kurumlarına ait hizmet binaları, 1 ilçe adalet sarayı, 1  gölet, 3 köprü, 1 kavşak, 1 huzurevi." 
AA


'YGS'ye alınmayan öğrencilerin durumunu değerlendireceğiz
'Kamu Başdenetçisi Malkoç, "(YGS'ye geç kaldıkları için giremeyen öğrenciler) Kuruma da müracaatlar var. Hukuk çerçevesinde bunları değerlendireceğiz." dedi.

YGSye alınmayan öğrencilerin durumunu değerlendireceğiz
 
Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) geç kaldıkları için giremeyen öğrencilerden kuruma şikayet geldiğini belirterek, "Hukuk çerçevesinde bunları değerlendireceğiz. 'Sınav saatinden 14 dakika erken geleni almıyorum' demekle anayasanın 42. maddesini ihlal etmiş olursun. Yazık günah değil mi?" dedi.
Malkoç, Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde düzenlenen "Ombudsmanlık Kurumu ve İşleyişi" konulu konferansta yaptığı konuşmada, Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) güzel bir kurum olduğunu söyledi.
Kurumun en zayıf tarafının, yeterince bilinmemesi ve tanınmaması olduğunu işaret eden Malkoç, şöyle konuştu:
"Biz de kurumun tanınması için gayret ediyoruz. Kurumun çok güzel özellikleri var. Her türlü yoldan kuruma başvurabilirsiniz. Mahkemelerdeki gibi vergi, harç, pul parası alınmıyor. KDK'ya yapılan başvurularda müracaattan sonra 6 ay içerisinde karar veriyoruz. Kanun öyle diyor. Mahkemelere gittiğinizde bile 6-8 ay sonraya gün veriliyor. Mahkemenin soğuk bir yapısı vardır. Bizimki dostane çözüm oluyor. Vatandaş idareyi bize şikayet ettiğinde denetçi ve uzman arkadaşlarımız şikayeti alarak idareye intikal ettiriyorlar. Bizim birinci görevimiz, vatandaşa sunulan kamu hizmetlerinin kalitesinin standardını yükseltmek. İkincisi dünyadaki iyi yönetim ilkelerini Türkiye'de yerleştirmeye çalışmak. Bu anlamda bütün kamu görevlilerine rehberlik, danışmanlık yapıyoruz. Vatandaşa da avukatlık yapıyoruz. Diğer görevimiz de Türkiye'deki hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmaya, hak arama kültürünü yaygınlaştırmaya çalışıyoruz."
"KDK kararlarına uyma oranı yüzde 24'lerden yüzde 40'lara çıktı"
KDK'nın kararlarının tavsiye kararı olduğuna, giremedikleri 4 alanın bulunduğuna ve bunlardan bir tanesinin askeri operasyonlarla ilgili kararlar olduğuna dikkati çeken Malkoç, şöyle devam etti:
"Örneğin Suriye'de El Bab operasyonuna karar verildiğinde bunu inceleyemiyoruz. Ama operasyon yürürken bir komutanın astlarına yaptığı fena muameleyi alıp inceleyebiliyoruz. İkinci giremediğimiz alan mahkemeye intikal etmiş olay. Bu bizim dışımızda. Üçüncüsü parlamentonun çalışmaları. Dördüncüsü de Cumhurbaşkanlığı ile alakalı alan. 16 Nisan'da yapılacak halk oylaması hak tarafından da geçerse bizim görev alanımız genişleyecek. AB ülkelerinde KDK kararlarına uyma oranı yüzde 80. Bizde ise yüzde 24'lerden yüzde 40'lara çıktı. Bizim alacağımız hukuka ve aslına uygun kararlara uymayan kurum ve yöneticileri hukuka uymadı diye ilan ediyoruz. Bir bakıma ifşa ediyoruz. Diğer bir müeyyidemiz ise karara uymayanları TBMM'ye çağırıyoruz ve orada hesap veriyorlar. Orada hesap vermek kolay iş değil." diye konuştu.
YGS'ye geç kaldıkları için giremeyen öğrenciler
Malkoç, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) geç kaldıkları için giremeyen öğrencilerden kuruma şikayet geldiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Verilen bu yetkiyi ölçülü kullanacaksın. Bir dakika geç kaldım diye, benim bir yılımı elimden alamazsın. Almaman gerekir. Efendim diğer öğrencilerin konsantresi bozuluyormuş. Geçmişte de bu oluyordu. Kaç tane şikayet geldi size. Veya bunun kaçı basına yansıdı. Ona göre düzenleme yap. Sınavdan 14 dakika önce geliyorum yanına, sen diyorsun ki ben seni sınava almıyorum. Kanaatimce böyle bir hak olmaması gerekir. Kuruma da müracaatlar var. Hukuk çerçevesinde bunları değerlendireceğiz. 'Sınav saatinden 14 dakika erken geleni almıyorum' demekle anayasanın 42. maddesini ihlal etmiş olursun. Yazık günah değil mi?" AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ’Nevruz’ mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nevruz'un ifade ettiği yeniden diriliş ruhuna sıkı bir şekilde sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ’Nevruz’ mesajı
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nevruz'un ifade ettiği yeniden diriliş ruhuna sıkı bir şekilde sahip çıkılması gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Mart Dünya Nevruz Günü münasebetiyle yayımladığı mesajda, "Medeniyet ve kültür havzamızı boğmaya çalışanlara karşı mücadeleyi, kendi tarihimizden ve geleneklerimizden aldığımız güçle vereceğiz" dedi. Erdoğan, mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Nevruz, geniş bir coğrafyada, hem toprağın uyanışının ve baharın gelişinin, hem de kardeşliğin, dostluğun, dayanışmanın sembolü olan bir gündür. Vatandaşlarımızın ve tüm kardeşlerimizin Nevruz Günü'nü kutluyorum. Yaşadığımız coğrafyanın her geçen gün biraz daha kıskaca alındığı bir dönemde, Nevruz'un ifade ettiği yeniden diriliş ruhuna sıkı bir şekilde sahip çıkmalıyız. Dünya, demokrasi, hak, özgürlük, hoşgörü gibi kavramların uygulamalarına, bizzat bu değerleri sistemleştirenler tarafından ihanet edildiği acı günler yaşıyor. Medeniyet ve kültür havzamızı boğmaya çalışanlara karşı mücadeleyi, kendi tarihimizden ve geleneklerimizden aldığımız güçle vereceğiz. ‘Yaratılanı severiz Yaratan'dan ötürü' diyen bir medeniyet anlayışının mensupları olarak bizler, bu yeni dönemin öncülüğünü ve taşıyıcılığını yapmak mecburiyetindeyiz. Coğrafyamızla birlikte dünyadaki tüm mazlum ve mağdur halklar için kutlu bir geleceğin sembolü olacak Nevruz ateşini inşallah Anadolu'dan yakacağız. Bu duygularla bir kez daha milletimizin ve tüm kardeşlerimizin Nevruz Günü'nü kutluyorum. Nevruz'un bölgemizle birlikte tüm dünya için barışın, huzurun, istikrarın, refahın müjdecisi olmasını diliyorum.
İHA

ÖSYM, KPSS ücretlerini açıkladı... İşte 2017 KPSS başvuru ücretleri
KPSS ücreti yeniden belirlendi, oturum başına 40 TL ödenecek. Genel Kültür, yetenek, alana bilgisi testi aynı oturumda yapılacak.

ÖSYM, KPSS ücretlerini açıkladı... İşte 2017 KPSS başvuru ücretleri
 
ÖSYM Yönetim Kurulunca, Kamu Personel Seçme Sınavı  (KPSS) Alan Bilgisi sınavlarında oluşan maliyet artışlarını önlemek amacıyla,  çoklu oturumlu sınav yapma yöntemi, test bazında zaman farklılaştırması ve  bağımsız test uygulamasıyla bunlara bağlı ücretlendirme yaklaşımından vazgeçilme  kararı alındı. 
Karara göre, KPSS alan bilgisi sınavı, 27-28 Mayıs 2017 tarihlerinde  üç oturum halinde yapılacak, her oturumda üç alan testi uygulanacak, oturum bazlı  ücretlendirme yapılacak, oturum başına ücret 40 lira olacak.
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruda, dün KPSS Alan Bilgisi  sınavında test bazlı ücretlendirmenin ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından yeniden  değerlendirileceğinin açıklandığı hatırlatıldı.
Bu kapsamda, ÖSYM Yönetim Kurulunun bugün toplandığı ve KPSS Alan  Bilgisi Sınavı ile ilgili karar aldığı bildirildi.
Duyuruda, adayların sınav konforunu yükseltmek amacıyla, çoklu oturum  ve sınav başlama saatleri farklı dokuz test şeklinde, 27-28 Mayıs 2017  tarihlerinde sabah ve öğleden sonra olmak üzere uygulanacağı belirtilen KPSS alan  bilgisi sınavlarında oluşan maliyet artışlarını önlemek amacıyla, çoklu oturumlu  sınav yapma yöntemi, test bazında zaman farklılaştırması ve bağımsız test  uygulamasıyla bunlara bağlı ücretlendirme yaklaşımından vazgeçildiği belirtildi.
Buna göre, KPSS Alan Bilgisi Sınavı, aynı tarihlerde üç oturum halinde  yapılacak, her oturumda üç alan testi uygulanacak, oturum bazlı ücretlendirme  yapılacak, oturum başına ücret, 40 lira olacak. Oturumlar, cumartesi sabah "kamu  yönetimi, uluslararası ilişkiler, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri",  cumartesi öğleden sonra "hukuk, iktisat, maliye", pazar sabah "işletme, muhasebe,  istatistik" olarak yeniden düzenlenecek.
Sabah oturumları, saat 10.00'da, öğleden sonra oturumları saat  14.30'da başlatılacak ve 2017 KPSS Lisans Kılavuzu bu doğrultuda yarın  güncellenecek.



Numan Kurtulmuş: Hollanda ile üst düzey ilişkiler askıya alındı
Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Hollanda'ya karşı uygulanacak siyasi yaptırımları açıklarken "Üst düzey ilişkiler askıya alındı" dedi.

Numan Kurtulmuş: Hollanda ile üst düzey ilişkiler askıya alındı
 
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş açıklama yaptı.
"Ne insan haklarına uygundur, ne demokrasiye uygundur, ne Avrupa'nın ortak değerleri denilenlere uygundur. Bakanımıza yapılan hadsiz tavır, sivil vatandaşlarımızın üzerine vahşice ve barbarca atlarla yapılan tavır kabul edilemez. Bu davranışı kabul etmediğimizi bir kere daha dile getirmek istiyoruz"
"Hollanda'da yaşadıklarımız Avrupa'nın birçok ülkesinde gelişen aşırı ırkçı, İslam ve göçmen karşıtı, Türkiye düşmanı zihin yapısının dışarı vurmuş şeklidir. Tesadüfi olmadığını görüyoruz. Bilinçli bir karşıtlığın sonucudur. Aşırı sağın ayak seslerinin yükseldiği bütün Avrupa ülkelerini etkisine aldığı dönemde Avrupa'nın siyasetçileri bu gidişe dur demezse korkarım ki birkaç sene sonra Avrupa'nın mutedil siyasetçileri kendi kampanyalarını yapamayacak duruma gelebilirler"
"BUNUN SORUMLUSU TÜRKİYE DEĞİLDİR"
"Hem Türkiye'nin hakkını, onurunu koruyacak kararlılığa sahibiz. Hem de bütün reaksiyonları devlet aklıyla ortaya koyuyoruz. Bu gerilim adına ne derseniz deyin bizim çıkardığımız bir kriz değildir. Ama Türkiye bu krizin sorumlusu olmamasına rağmen sorumlu ama kararlı bir şekilde hareket edecek, iki ülke halkının karşı karşıya kalmaması için gayret sarf edecektir"
"Dışişleri Bakanlığımız nota verdi. Bu notada yaşananları kabul etmediğimizi, davranışları kınadığımızı ve özür dilemeleri gerektiğini ifade ettik. Bu olayların ortaya çıkmasına neden olan yetkililer hakkında idari ve hukuki soruşturma başlatılması taleplerimizi ilettik. Türk diplomatlarının ve diplomatik misyonumuzun güvenliğinin garanti altına alınması gerektiğini söyledik. Bugünkü toplantımızda siyasi çerçevede kalmak şekliyle alınacak tedbirleri paylaşmak istiyorum"
HOLLANDA'YA KARŞI ALINAN TEDBİRLER
"İzinli olarak yurtdışında bulunan Hollanda Büyükelçisi'nin bizim söylediğimiz hususlar yerine getirilene kadar Türkiye'ye dönmesinin yasaklanmasına kararlaştırıldı. Hollanda yaptıklarını telafi edene kadar üst düzey ilişkilerin askıya alınması kararlaştırıldı. Resmi ziyaretler için Türkiye'ye gelecek diplomatların gelmesi engellenecektir. Türkiye, Hollanda'nın yaptıklarını telafi edene kadar diplomatik uçuşlara izin vermeyecek. Ayrıca TBMM ile Hollanda parlamentosu arasındaki dostluk grubunun Türkiye kısmının lağvedilmesinin TBMM'ye tavsiye edilmesi kararı alındı."
"HOLLANDALI VATANDAŞLARI İLGİLENDİREN HUSUS DEĞİLDİR"
"Geçen yıl, 27 Aralık 2016'da diplomatik uçuşlara toptan verilmiş olan yani Hollandalı resmi zevatı Türkiye'ye getirecek olan uçuşlara verilmiş olan izinler, bugün itibarıyla iptal edilmiştir. Bu yanlış anlaşılmasın, Hollandalı vatandaşları ilgilendiren bir husus değildir, resmi ziyaretler için Türkiye'ye gelecek ya da Türkiye hava sahasını kullanacak diplomatlarla ilgili bir kısıtlamadır. Hollanda, bu yaptıklarından vazgeçip yaptıklarını tamir edene kadar Türkiye, diplomatik uçuşlara izin vermeyecektir."
"AVRUPA'DA BÜYÜK BİR YIKIMIN SİNYALLERİDİR"
"Türkiye bundan zarar görmez. Türkiye kendi onurunu korur ama bundan en büyük zararı Hollanda başta olmak üzere Avrupa'daki birçok ülkenin göreceğini belirtmek isterim. Irkçılıktan, faşizmden hiç kimseye fayda gelmez. Avrupa'da büyük bir yıkımın sinyalleridir bunlar. Kendi içinde birkaç sene içerisinde çok çatışmalı bir hale gelebilir. Avrupalıların da bu durumu gözden geçirmelerini ve artan ırkçılığa karşı tedbir almaları gerektiğini dostça ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu akıl tutulması Hollandalı siyasetçilerin atacağı adımlarla sonlandırılmış olur."
MÜLTECİLER KONUSU
"Bizim için mülteciler meselesi insalık sorunuydu ama Batı için şark sorunuydu hala da öyledir. Ne zaman kendilerini rahatsız etmeye başladılar, Türkiye sizle anlaşalım onun karşılığında serbest dolaşımı verelim dediler. Müzakereler yapıldı sözleri yerine getirdik ancak AB yerine getirmedi. Kusura bakmasınlar, biz mültecilerin hepsini kardeşimiz olarak görür, her birisini Hazreti insan olarak görür, kimse görmese yardım etmeyi insanlık vazifesi biliriz. Batı ile bu konuşulacaksa bütün coğrafyanın ortak sorunudur. Mülteciler meselesinde takındığımız tavrı gözden geçiririz"
 
 
Türkiye'den çok sert açıklama "AB'nin basiretsiz açıklamaları değer taşımıyor"
Dışişleri Bakanlığı, yayınladığı açıklamada Avrupa Birliği'nin Hollanda'ya verdiği desteği eleştirdi: AB'nin Hollanda'nın arkasında durması vahimdir! Açıklamada, "AB'nin basiretsiz açıklamaları bir değer taşımıyor. Yabancı düşmanlığına prim veriliyor" denildi.

Türkiye'den çok sert açıklama 'AB'nin basiretsiz açıklamaları değer taşımıyor'
 
Dışişleri Bakanlığı'ndan Hollanda ile yaşanan diplomatik krize yönelik açıklama geldi. Krizde Hollanda'dan yana tavır alan Avrupa Birliği'ne yönelik yapılan açıklamada, "AB'nin korumacı bir tavırla üye ülke dayanışması arkasına saklanması ve insan hakları ile Avrupa değerlerini açıkça ihlal eden Hollanda'nın arkasında durması son derece vahimdir. AB'nin bu basiretsiz açıklaması ülkemiz için bir değer taşımamaktadır" denildi.
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile Avrupa Komisyonu'nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn tarafından bazı AB üye ülkeleriyle yaşanan gerilime ilişkin olarak yapılan basın açıklaması hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Basiretsiz olarak değerlendirilen AB açıklamasının, Türkiye için bir değer taşımadığı vurgulandı.
Dışişleri Bakanlığı'ndan konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle:
"Son günlerde ülkemiz ve bazı AB üyesi ülkeler arasında yaşanan gelişmelere ilişkin olarak AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu Komşuluk ve Genişleme Müzakerelerinden sorumlu Komiser Johannes Hahn tarafından dün (13 Mart) yapılan açıklamanın yanlış değerlendirmeler içerdiği ve farklı gündemleri birleştirip algı çarpıtması yapmaya çalıştığı görülmektedir.
AB'nin, yaşanan gerilimin daha fazla tırmandırılmaması için, diplomatik sözleşmeleri ve hukuku ihlal ederek bu duruma sebep olan ülkeler yerine, ülkemize aşırı söylemlerden ve adımlardan kaçınılması çağrısında bulunan açıklamasının, esasen yabancı düşmanlığı ve Türk karşıtlığı gibi aşırı uçlara prim verdiğinin farkına varması gerekmektedir. AB, gerek Anayasal düzenimizi ve demokrasimizi hedef alan 15 Temmuz hain darbe girişiminden gerek AB terör örgütleri listesinde yer alan PKK saldırılarından sonra yaptığı açıklamalarda olduğu gibi yine objektiflikten uzak ve gelişmeleri tam manasıyla değerlendirmeden hareket etmiştir.
1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi ile 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi'ni, temel insan haklarını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden kaynaklanan yükümlüklerini ve uluslararası sorumluluklarını ihlal eden ülkelere kuvvetli bir mesaj vermesi gereken AB'nin korumacı bir tavırla üye ülke dayanışması arkasına saklanması ve insan hakları ile Avrupa değerlerini açıkça ihlal eden Hollanda'nın arkasında durması son derece vahimdir.
AB'li muhataplarımız demokratik değerleri, temel hak ve özgürlükleri ancak seçici olarak uygulamakta ve sorunların çözümü için diyalog kanallarını tavsiye ederken, ülkemizin ciddi bir yaklaşımla Hollanda'nın aksine diplomasiden ve hukuktan sapmadan izlediği siyaseti görmezden gelmeyi tercih etmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı, AB'nin bu basiretsiz açıklaması ülkemiz için bir değer taşımamaktadır."
Kaynak f5haber
 
 
 
Bugün 4 ziyaretçi (141 klik) kişi burdaydı!
Copyright © 2010 - 2016 Brisin
Tüm Hakları Saklıdır | Bedava-Sitem
Tema: Tasarimkurdu


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=